bugün
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak6
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- erkeklerin giderek feminenleşmesi8
- kafanızdaki ses4
- yazarların çocukken en sevdiği çizgi film4
- bira cips6
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar4
- yalnizca deli yalnizca sair3
- laptop5
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek4
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- maden suyu4
- ismet'in çok hızlı entry girmesi3
- tarot bakabilen sözlük yazarları3
- oytun erbaş3
- aga be şarkılar5
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması6
- sözlük kızlarının kombinleri20
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- velvet vs nervio19
- bir zaman hatası2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- mezarlıkları sevmek5
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- özgür irade ve determinizm üzerine bir tartışma2
- alparslan türkeş in atatürk düşmanı olması2
- taksim'e ikinci eyfel kulesi3
- karanlık bir akşamüstü hüzünlü gezer olmak2
- ktç birader4
- allah6
- manyak olmaya karar verdim9
- lahmacun4
- yıllık izin2
- aylık 470 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- selam sözlük4
- slavko vincic15
- velvet12
- nervio11
- arkadaşlar neden bu kadar salaksınız5
- almanya da hangi partiyi seçerdiniz5
- alparslan türkeş kadir mısıroğlu ilişkisi2
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri5
- hayat2
- aşkın nur yengi2
olmasını istediğimiz olgular, iş, oluş, hareketlerdir.
Keşke dünya'daki herkes zeki olsaydı. (misal imkansız bi örnek)
Keşke dünya'daki herkes zeki olsaydı. (misal imkansız bi örnek)
keşkeler insanın erişemedikleridir.
örnek : keşke okuyup doktor olsaydım.
ya da keşkeler insanın pişmanlıklarıdır.
örnek: keşke seni hiç tanımasaydım.
örnek : keşke okuyup doktor olsaydım.
ya da keşkeler insanın pişmanlıklarıdır.
örnek: keşke seni hiç tanımasaydım.
genelde gerçek olmayan ancak gerçekleşmesi istenilen şeyler için kullanılan sözcük.Bazen sonuna üç nokta konularak daha derin anlamlar kazandırılabilir.
tahta kurusu gibi kemiren keşkelerim var sözlük!...
aklıma düşen her anıda ve varolan aşkı, başka surette yaşarken yine o ses...
kırrt
kırtt
kırtttt...
"kırt" ların mealleri genellikle şöyle:
*şimdi yaşadıklarımı onunla yaşasak nasıl olurdu acaba?
*tekrar bir araya gelsek şimdiki zamana ne renkler, ne kokular katardı aşk?
*olur muydu sahiden de?
*şimdi de saçma sapan şeylere kıkırdar mıydık?
*ve şimdi de içine profesör kaçmış edalarıyla havalı havalı tartışır mıydık otu boku?
*küllerinden doğan anka kuşu gibi güzel olur muydu hayat; o da küllerinden doğsa?
sonra beynimin kıvrımlarıyla tokat atıyorum zihnimdeki keşkelere. "gidin!" kovuyorum onları. kısa süreli gitseler de güçlenip geri geliyor ibneler!
tokatlıyorum yine:
olmaz saçmalama!
artık çok geç!
belki biraz daha umutlu baksan yine yaşarsın o duyguları!
kırttt!
bu "kırttt", "nah" demek.
o zamanki masumiyetin zirvesinde doğmuş, dile değen pembe pamuk şeker tadında hisler için fazlasıyla kabuğuna çekilmiş bir kalp taşıyorum. aynı pamuk şeker elimde olsa bile artık arsız bir çocuk gibi tadıyla ve cezbedici görüntüsüyle aklımı kaybedip heyecanlanamıyorum. son kullanma tarihi nedir, sağlık bakanlığı onaylamış mı, nerde üretilmiş gibi saçma salak detaylarda kaybolup, armudun sapı üzümün çöpü felsefesini yaşama geçirirken buluyorum kendimi. elimden düşüyor yeni pamuk şekerler. basıp geçiyorum içlenmeden. deneyimler o en derine girişleri dev ağır kayalardan kapılarla çoktan örttü...
elimde kalan sadece anılardaki o leziz şeker...
kandırma kendini diyor içses, artık sevmeler öyle derinden olamaz ki?
başka bedenlerin taşıdığı ona ait izleri farkettiğimde, ağzından köpükler çıkaran koca yanaklı şapşal bir bebek görmüş gibi oluyorum *
sonsuz benimsediğin ve ne bok yerse yesin kızamadığın bebeğin gibi oluyor, yıllarını almış fakat eskimeyi becerememiş sevgin.
hatta minik tahta kuruları da geliyor insanın aklına...
bacaklarımın arasında kedi gibi dolanan bir sureti olsaydı mesela? yarım yamalak kelimeler ağzında, ona ait taşıdığı parlaklık bakışlarında... ne şirin!
hiç bir zaman bitiremeyecek mi şu tahta kuruları ona ait mobilyayı?
bitirsinler artık.
onların sesinden gerçek yaşama adapte olmak güçleşiyor.
dev bir şatoda tiestoyu çağırmış parti verirken birden belirip ortalığı ayağa kaldıran hayaletler gibiler.
geçmişle şimdiki zaman kördüğüm.
ne onu yaşayabiliyorum tamamen, ne de diğerini...
kırtttttt....
aklıma düşen her anıda ve varolan aşkı, başka surette yaşarken yine o ses...
kırrt
kırtt
kırtttt...
"kırt" ların mealleri genellikle şöyle:
*şimdi yaşadıklarımı onunla yaşasak nasıl olurdu acaba?
*tekrar bir araya gelsek şimdiki zamana ne renkler, ne kokular katardı aşk?
*olur muydu sahiden de?
*şimdi de saçma sapan şeylere kıkırdar mıydık?
*ve şimdi de içine profesör kaçmış edalarıyla havalı havalı tartışır mıydık otu boku?
*küllerinden doğan anka kuşu gibi güzel olur muydu hayat; o da küllerinden doğsa?
sonra beynimin kıvrımlarıyla tokat atıyorum zihnimdeki keşkelere. "gidin!" kovuyorum onları. kısa süreli gitseler de güçlenip geri geliyor ibneler!
tokatlıyorum yine:
olmaz saçmalama!
artık çok geç!
belki biraz daha umutlu baksan yine yaşarsın o duyguları!
kırttt!
bu "kırttt", "nah" demek.
o zamanki masumiyetin zirvesinde doğmuş, dile değen pembe pamuk şeker tadında hisler için fazlasıyla kabuğuna çekilmiş bir kalp taşıyorum. aynı pamuk şeker elimde olsa bile artık arsız bir çocuk gibi tadıyla ve cezbedici görüntüsüyle aklımı kaybedip heyecanlanamıyorum. son kullanma tarihi nedir, sağlık bakanlığı onaylamış mı, nerde üretilmiş gibi saçma salak detaylarda kaybolup, armudun sapı üzümün çöpü felsefesini yaşama geçirirken buluyorum kendimi. elimden düşüyor yeni pamuk şekerler. basıp geçiyorum içlenmeden. deneyimler o en derine girişleri dev ağır kayalardan kapılarla çoktan örttü...
elimde kalan sadece anılardaki o leziz şeker...
kandırma kendini diyor içses, artık sevmeler öyle derinden olamaz ki?
başka bedenlerin taşıdığı ona ait izleri farkettiğimde, ağzından köpükler çıkaran koca yanaklı şapşal bir bebek görmüş gibi oluyorum *
sonsuz benimsediğin ve ne bok yerse yesin kızamadığın bebeğin gibi oluyor, yıllarını almış fakat eskimeyi becerememiş sevgin.
hatta minik tahta kuruları da geliyor insanın aklına...
bacaklarımın arasında kedi gibi dolanan bir sureti olsaydı mesela? yarım yamalak kelimeler ağzında, ona ait taşıdığı parlaklık bakışlarında... ne şirin!
hiç bir zaman bitiremeyecek mi şu tahta kuruları ona ait mobilyayı?
bitirsinler artık.
onların sesinden gerçek yaşama adapte olmak güçleşiyor.
dev bir şatoda tiestoyu çağırmış parti verirken birden belirip ortalığı ayağa kaldıran hayaletler gibiler.
geçmişle şimdiki zaman kördüğüm.
ne onu yaşayabiliyorum tamamen, ne de diğerini...
kırtttttt....
keşke ''keşke'' diye bir olgu olmasaydı.
ölüm döşeğindeyken listelemek istemeyeceğimiz ve bu nedenle bugün listelememek için bişeyler yapmamız gereken şeylerdir.
Herkesin en az bir kez bile keşke demesi ile oluşan; geçmişte, şimdi veya gelecekte olan ve olacak olaylar için kullanılan kelime. Örneğin, keşke kavga etmeseydik. Keşke şimdi yanıma gelse. Keşke sınavdan 100alsam. Vb.
Kişi sevdiği ile haşr olunacaktır.
daha düzgün insanları sevseydim daha iyi olacaktı.
daha düzgün insanları sevseydim daha iyi olacaktı.
Kimseyi takmadan yaşamak varken saçma bir ortama düşmek acı. annemi ve kardeşlerimi seçmek isterdim. en büyük keşkem bu.
O kadar fazlalar ki sayılarının bu kadar fazla olması artık onları etkisiz hale getiriyor. Yapacak bir şeyim yok uyuması için bakışlarımı üzerinden çekip ona gevşemesi için zaman tanıdım. Uyudu. Şimdi huzursuz bir uykunun içinde olduğunu belli eden nefesini dinliyorum. Öylece dinliyorum.
keşke dediğim çok şey olmasına rağmen keşkelerim olmasaydı şuan ki ben olamazdım. ne kadar keşke desek bile olması gereken oluyor.
Günden güne tüketir, kurutur, yaşanılası günlerin yerini felaketler alır; Geçmişi bitirir, geleceği yakar, insanı kül eder.
Bir iz olup sızlayandır, acıtandır keşkeler.
Mahveder.
Bir iz olup sızlayandır, acıtandır keşkeler.
Mahveder.
Olmazsa olmazlarımızdır.
keşke demek geçmişe takılı kalmaktır ve geçmişe takılı kalan biri geleceğini göremez.
geçmişin kalpte ve zihinde her yeni sabah acısını hissettiren pişmanlık yaralarıdır.
Bazen keşke dememek için, olmayacak işlere kalkisirsiniz ve kendi başınıza öyle bir çorap orersiniz ki,bunu size düşmanınız bile yapamaz. Bazen keşkeler kalmalı insanın hayatında, fazla zorlamamak gerek.
"...mahveder, en güzel günleri;
Solmasın bahçeler benimle."
Solmasın bahçeler benimle."
keşkelerle zihininde yaşatmaya çalışmak en büyük acizlik sanırım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar