bugün
- artık kürt sorunu yoktur14
- bir kıza alınabilecek en iyi hediye5
- yazarların kavga başlatmak için ilk sözleri7
- 2026 victoria s secret fashion show mankenleri9
- sözlükteki ilişki skandalı36
- ekrem imamoğlu10
- doktorluğu en zor tıbbi branş15
- sözlük yazarlarının kavgalık ayakkabıları6
- judas'ın ölmesi3
- hırt7
- yarın nikahı basarım denilebilen kadın özellikleri6
- kahvaltıda çilek dolgulu donut yemek3
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı37
- çok kötü ve kırgın hissettiğinizde ne yapıyorsunuz15
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak6
- filistin57
- tc kimlik numarası ile sigara almak12
- selam verme zorunluluğu6
- ak partili yahşihan belediyesine operasyon8
- ehliyetsiz araba kullanmak9
- bu milletin kedi merakı6
- bugün öğlen ne yesem anketi3
- sabah sabah 500g çikolatalı puding yemek15
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek7
- kışlıkları çıkartmak4
- zor günlerden geçenlerin bildiği en iyi şey7
- grup sekse davet eden sözlük yazarı6
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- öbür sözlükten gelen kız5
- suudi prensine dokunmak2
- yazarların sabah kahvaltıları7
- şarapçı simkobey2
- özel sektörde işçi olarak çalışmak2
- toby kebbell'a olan inanılmaz aşkım5
- trafikte kavga etmek5
- gece vakti 5 tane sigaranın kalması4
- ak parti mitingine gitmek6
- dayanabilirsen dayan ali cabbar3
- x tadında adamsın2
- boşanmış çocuklu kadınla evlenmek6
- karton toplayan piç5
- adamlık4
- keşke geri dönse dediğiniz yazarlar16
- bir insanın değişeceğine inanmak3
- laikliğin uygulanmasında koyu müslümanların rolü2
- ilk buluşmada hobeey dışdışdış bürrşş diyen kız3
- keko bir erkek tarafından sevilmek16
- pazartesi sabahi hasta uyanmak5
- her şey yolundaysa ve mutluysanız ne yapıyorsunuz8
- şato görmemiş yuzırlar6
neysen o olmak. fazla mı duygusalsın, çok mu küfürbazsın, çabuk mu parlıyorsun, zaafların mı var, arada tökezliyor musun, laf yetiştiremiyor musun, geveze misin, suskun musun, uysal mısın, eğlenceli misin, her neysen işte ol olmak. maske takmadan yüzüne ve asla başka bedenleri kuşanmadan üstüne.
zor olmayan ama inatla çok zor bişeymiş gibi gösterilen durumdur. kendi olmayı beceremeyen insanların, kendi gibi olan insanların hayatını zehir edebilme yetenekleri vardır.
kendisi olmayan insanların gerçek rengini seçemezsiniz, öyle kapatmışlar ki kendilerini.. oynuyorlar, seyirci gördükleri her yer onlar için sahne.. herkese karşı, hatta belki ailelerine bile. korkuyorum bu insanların gerçek kişiliklerini asla bulamamasından..
bazen komik oluyorlar, kendileri gibi davranmıyorlar ve kendi gibi davranan insanlara da kızıyorlar. egolarını tatmin edip kendilerini kandırmaktan başka yaptıkları bişey yok. hayatları sadece kadınlar ve erkekler üzerine kurulu, bunlar dışında konuşucak oldukları bi konuları bile yok. o kadar boşlar!
bişeyi savunuyorlar, neyi savunduklarını bile bilmeden.. çevredekilerin etkisiyle.. bu savundukları düşüncelere sahip olmayan insanları dışlıyorlar. bir olay onlara göre nasılsa başkalarına göre de öyle olmalıdır, aksini kabul etmezler.. onların yanında insanlar özgürce düşüncelerini ifade edemezler, çünkü hep at gözlüğüyle bakarlar hayata.. çok şey bildiklerini iddia ederler ama bildiklerini ifade etmekte nedense hep bi problem çıkar.
kapalılar hayata karşı..
*bu insanlar hayatmızın içindeler.. her an her yerde varlar ve olacaklar.. bu bazen en yakın arkadşımız da olabilir, tanımadığımız biri de.. onların gerçek yüzlerini gördüğümüz takdirde herşey normale döner ancak bunu farkedemezsek o zaman bizler de zarar görürüz. daha da önemlisi bizim onları farketmemizden çok onların kendilerini farketmeleri.. o zaman herşey hem böyle davranan insanlar için hem de bizim içn daha kolay olur.
(bkz: ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol)
kendisi olmayan insanların gerçek rengini seçemezsiniz, öyle kapatmışlar ki kendilerini.. oynuyorlar, seyirci gördükleri her yer onlar için sahne.. herkese karşı, hatta belki ailelerine bile. korkuyorum bu insanların gerçek kişiliklerini asla bulamamasından..
bazen komik oluyorlar, kendileri gibi davranmıyorlar ve kendi gibi davranan insanlara da kızıyorlar. egolarını tatmin edip kendilerini kandırmaktan başka yaptıkları bişey yok. hayatları sadece kadınlar ve erkekler üzerine kurulu, bunlar dışında konuşucak oldukları bi konuları bile yok. o kadar boşlar!
bişeyi savunuyorlar, neyi savunduklarını bile bilmeden.. çevredekilerin etkisiyle.. bu savundukları düşüncelere sahip olmayan insanları dışlıyorlar. bir olay onlara göre nasılsa başkalarına göre de öyle olmalıdır, aksini kabul etmezler.. onların yanında insanlar özgürce düşüncelerini ifade edemezler, çünkü hep at gözlüğüyle bakarlar hayata.. çok şey bildiklerini iddia ederler ama bildiklerini ifade etmekte nedense hep bi problem çıkar.
kapalılar hayata karşı..
*bu insanlar hayatmızın içindeler.. her an her yerde varlar ve olacaklar.. bu bazen en yakın arkadşımız da olabilir, tanımadığımız biri de.. onların gerçek yüzlerini gördüğümüz takdirde herşey normale döner ancak bunu farkedemezsek o zaman bizler de zarar görürüz. daha da önemlisi bizim onları farketmemizden çok onların kendilerini farketmeleri.. o zaman herşey hem böyle davranan insanlar için hem de bizim içn daha kolay olur.
(bkz: ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol)
içinden geldiği gibi yaşamak.
yaşamak...?
var olmak yani. var olan fark edilir.
fark edilmek...?
farklı olmak yani. farklı olan bilinir.
bilinmek...?
bilinen olmaktır yani. bilinen tanınadır.
tanınan...?
tanınan olmaktır yani. tanınan sayılandır.
sayılmak...?
"say"maktır yani. sayılan "var" olandır.
var olmak...?
var görülmektir yani. var görülen yaşayandır.
yaşamak...?
tekrarlar gider...
kendi gibi olmayan, farkedilmez, bilinmez, tanınmaz, sayılmaz, var olmaz...
yaşamak...?
var olmak yani. var olan fark edilir.
fark edilmek...?
farklı olmak yani. farklı olan bilinir.
bilinmek...?
bilinen olmaktır yani. bilinen tanınadır.
tanınan...?
tanınan olmaktır yani. tanınan sayılandır.
sayılmak...?
"say"maktır yani. sayılan "var" olandır.
var olmak...?
var görülmektir yani. var görülen yaşayandır.
yaşamak...?
tekrarlar gider...
kendi gibi olmayan, farkedilmez, bilinmez, tanınmaz, sayılmaz, var olmaz...
Duruşundan ödün vermemek. Kimse için, ne durumda olursan ol kendinden taviz vermemektir...
'' Özgür kızı oynamayı sevmedim hiç bir zaman. Oyunculuk nasıldır bilirim ama ben oyuncu olamadım. Ben kendim olma mücadelesi verdikçe, kendim olmaktan çıktım. Özgürdüm, baskılardan uzak, hayatın rahatlığı içinde yolunu bulmaya çalışan bir deli kızdım. Şimdi ise avuçlarımın arasından kayıyor benliğim... Biri tutsun istiyorum, ama tuttuğu anda bırakmayacaksa, beni daha fazla zedelemeyecekse tutsun. Bu sefer oldu diyorum, her tutunduğum dal yeniden batırıyor beni. insanların kendi hatalarını görmeyip, benimkiler için araştırmacı bir ruh hali içine bürünmeleri üzüyor beni. Üzerimdeki baskıyı daha bir arttırıyor, asıl o zaman yapmak istemediklerime sürüklüyor beni. Kimse bunu fark etmiyor, fark etseler yapmayacaklar, ya da fark ettiklerinde zaman çok geç ve ben kaybolmuş olacağım.
'' Birini çıkarıp bir kalıba sokabilmek mümkün mü ? '' diye düşünüyorum. Oysaki kalıplar; gerçek hayatın sıkıştırılmış gel gitlerini ifade ediyor benim için. Çünkü; biriyle gelirken, bir başkasıyla gidiyorlar. Hele ki kendin olabildiğin anda tamamen kayboluyorlar. işte ben en çok bunu seviyorum...
'' Özgür kızı oynamayı sevmedim hiç bir zaman. Oyunculuk nasıldır bilirim ama ben oyuncu olamadım. Ben kendim olma mücadelesi verdikçe, kendim olmaktan çıktım. Özgürdüm, baskılardan uzak, hayatın rahatlığı içinde yolunu bulmaya çalışan bir deli kızdım. Şimdi ise avuçlarımın arasından kayıyor benliğim... Biri tutsun istiyorum, ama tuttuğu anda bırakmayacaksa, beni daha fazla zedelemeyecekse tutsun. Bu sefer oldu diyorum, her tutunduğum dal yeniden batırıyor beni. insanların kendi hatalarını görmeyip, benimkiler için araştırmacı bir ruh hali içine bürünmeleri üzüyor beni. Üzerimdeki baskıyı daha bir arttırıyor, asıl o zaman yapmak istemediklerime sürüklüyor beni. Kimse bunu fark etmiyor, fark etseler yapmayacaklar, ya da fark ettiklerinde zaman çok geç ve ben kaybolmuş olacağım.
'' Birini çıkarıp bir kalıba sokabilmek mümkün mü ? '' diye düşünüyorum. Oysaki kalıplar; gerçek hayatın sıkıştırılmış gel gitlerini ifade ediyor benim için. Çünkü; biriyle gelirken, bir başkasıyla gidiyorlar. Hele ki kendin olabildiğin anda tamamen kayboluyorlar. işte ben en çok bunu seviyorum...
bir çok insanın gerçekleştiremediği durum.
(bkz: kendin olamamak)
(bkz: kendin olamamak)
elalem ne der, dememektir.
en büyük olmaya giden yol, kendin olmaktan geçer.
aslında çok zordur. zira önce insanın kendisini bulması gerekir.
Hayatın bir şeyler için var olması değil, hiç bir şeyi kendi hayatı için var etmek değil... ne hiç bir şey insanın malı, ne insan hiç bir şeyin...
birlikte yaşamak, birlikte var olabilmek, birlikte gelişebilmek, birlikte değişebilmek... hayatı paylaşmak, paylaşılan hayatı büyütmek, genişletmek, renklendirmek... bunu yapmadığında insan, bir şeyleri tüketiyor, azaltıyor, daraltıyor.... ve bunları yapmadığında insan, birbirinin sırtına biniyor, kendini birilerine taşıtıyor, ya da birilerini sırtında taşıyor... tükenmeler, yorulmalar, bıkmalar bu yüzden... asıl bulunması gereken insanın kendi kimliğidir. kendi kimliğini bulamadığında hep bir şeylerle var olmak durumunda kalıyor... gençlik anıları, eş-sevgili, çocuklar ve bunun gibi.... oysa anılarla yaşanmaz, sevdiklerimiz hep yanımızda olamayabilir... insan kendi kimliğiyle yaşar...
birlikte yaşamak, birlikte var olabilmek, birlikte gelişebilmek, birlikte değişebilmek... hayatı paylaşmak, paylaşılan hayatı büyütmek, genişletmek, renklendirmek... bunu yapmadığında insan, bir şeyleri tüketiyor, azaltıyor, daraltıyor.... ve bunları yapmadığında insan, birbirinin sırtına biniyor, kendini birilerine taşıtıyor, ya da birilerini sırtında taşıyor... tükenmeler, yorulmalar, bıkmalar bu yüzden... asıl bulunması gereken insanın kendi kimliğidir. kendi kimliğini bulamadığında hep bir şeylerle var olmak durumunda kalıyor... gençlik anıları, eş-sevgili, çocuklar ve bunun gibi.... oysa anılarla yaşanmaz, sevdiklerimiz hep yanımızda olamayabilir... insan kendi kimliğiyle yaşar...
bunu başarmaktır işte asl olan.
kendini, inancını, değerlerini, fikrini, zevkini, başkalarının beğenisine göre eğip bükmemektir.
kaygı taşınmadığı vakit kendiliğinden gelir-geliyor senelerdir durduramıyorum/durdurmaya yeltenmiyorum.
herkes yakınır kendi olamayan insanlardan. madem hepimiz çok düzgünüz, nedendir acaba bu kadar dert yanma diye merak edenimiz var mıdır diye merak etmekteyiz. *
kendi kişiliğini tanımayla başlayan ve oluşturma sürecine girmektir. birey, toplumun tercih ettiği kişiliği kendine yapıştırdığı an kendi gerçek kişiliğini yok etmiş olur. girdiği her toplumda değişik kişilik oluşturur.
günümüz şartlarında her geçen gün başarmanın biraz daha zorlaştığı beceri. insanın kendini olduğu gibi kabul edebilmesi ön koşulllarından biridir.
insanın en kolay yapabileceği şeydir. keyifli ve rahattır. orjinalliğinizi de korumanızı sağlar.
bütün gücüyle sizi diğerlerinden farksız yapmak için gece gündüz uğraşan dünyada kendiniz olabilmek ve kendiniz gibi kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. bu savaş bir başladı mı siz var olduğunuz sürece devam eder. ne mutlu bu savaşta muzaffer olanlara. kendi olanlara, kendini bulanlara.
Hayat acımasız bir paradoks aslında. Bütün hayatımız kendimiz adına birşeyler biriktirmekle geçiyor. Kariyer, ilişkiler ve sosyal çevre edinerek yeryüzündeki yerimizi sağlamlaştırmaya çalışıyoruz. Fakat yeryüzündeki yerimiz sağlamlaştıkça, yeryüzünde kendimizi evimizde hissetme duygumuz güçlendikçe, hayatı daha "donanımlı" yaşamaya başladığımızı farketmiyoruz. kendimizi var kılmak adına biriktirdiklerimiz arttıkça, dünyada bir yerimiz ve işimiz olduğunu düşünmeye daha bir alıştıkça, hayat elimizden kaçıp gidiyor. "Kendimiz" dediğimiz şey kendimizden çok başkalarına ait. Bu nedenle "kendimize" yakın olmak adına yaptıklarımız, kendimize değil başkalarına yaklaştırıyor bizi. "Kendimizden" uzağa düşmeyi göze almadan sığındığımız bireysellikler de bize ait değil. "ismimiz" bile belli bir ilişkiler ağını, belli bir etkileşim çerçevesini anlatıyor. Kendimize hangi sınırlılıklar içinde kalmamız gerektiğini telkin ettiğimiz bir şifre ismimiz, Puslu bir geceyi de, ışıltılı bir sabahı da aynı cendereye sokuyor bu ardına sinsice ve yıllar içinde gizlenenler. Görevlerimiz, sorumluluklarımız, sınırlılıklarımız, kendi kendimize telkin biçimlerimiz sayesinde varoluyor. Bunları üretiyoruz, çünkü dünyada bir yerimiz olsun istiyoruz, ama bunları ürettikçe, yani dünyada daha bir yerleşik hale geldikçe, hayat avuçlarımızın arasından kayıp gidiyor... Hayat bir paradoks olmaktan öte bir şekilde konuşmuyor bizimle, hayata ne kadar çok ait olursak, o kadar az yaşıyoruz.... hayatı hakkıyla yaşamak içinse o kadar az kendimiz oluyoruz...
insanın hiç bir zaman yapamayacağı bir şeydir. insan hiçbir zaman kendisi olamaz.
toplumsal şartlanmalar kaynaklı olarak hiçbirimizin başaramadığı/başaramayacağı durumdur.zor zanaatmiş vesselam.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar