bugün
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- gece yarısı çalan telefon7
- ayı saldırınca yapılması gerekenler12
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- geceye bir söz bırak3
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- uysaljakoben21
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- gammaz olmuşum13
- eski dizileri izlemek3
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- aquila bicipite8
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- reha muhtar25
- minyon kadın siniri5
- kel erkek3
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- death2
- kemal kılıçdaroğlu35
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- bizim delilere bakayım4
- gecenin şarkısı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- ses yakışıklılığı2
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- pazarda su satmak2
- gazlamak2
- semum3
- sevgiliyle kavga etmek2
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
entry'ler (739)
(#15126755) Yazmazdım, yazmazdım da denk gelince dayanamadım. Bir itirafın benim şu anki durumumla bu kadar örtüşeceğini düşünmezdim. Tek fark, ben aradaki binlerce, belki de onbinlerce kilometre yüzünden yanında olamıyorum, izleyemiyorum bile seni. Elim kolum bağlı, bir şey sormaya korkuyorum. Sadece bekliyorum, umut etmeye çalışıyorum karanlıklar boğdukça beni. inanmaya çalışıyorum bu savaşta senin galip geleceğine ve daha yolun başındayken beni bırakıp gitmeyeceğine. Seni ona emanet ediyorum. Lütfen pes etme. Çünkü seni seviyorum, çok seviyorum...
yaşadığımız acılar bizi hem olgunlaştırır, hem de aynı zamanda hissizleştirirken sabretmeyi öğreniyoruz bir yandan da boşvermenin engin rahatlığına sığınırken. ama geriye hep bir parça umut kalıyor, ondan vazgeçmeyi kabullenemiyoruz bir türlü. her ne kadar umursamaz görünsek de yine de hep bir şeyleri bekliyoruz farkında olmadan...
bir zamanlar dediğin gibi hoşuma gitmese de bakıyorum etrafıma, ayrılmadan önce hep bir şeyler kalsın aklımda istiyorum; iyi ya da kötü. ne olursa olsun bu küçücük bir parça umudu hep yanımda taşıyorum, biliyorum ki bütün o yazılara rağmen sen de vazgeçmiyorsun.
işte bütün bu karmaşanın içinde doğum günün kutlu olsun experimental, nice yıllara...
bir zamanlar dediğin gibi hoşuma gitmese de bakıyorum etrafıma, ayrılmadan önce hep bir şeyler kalsın aklımda istiyorum; iyi ya da kötü. ne olursa olsun bu küçücük bir parça umudu hep yanımda taşıyorum, biliyorum ki bütün o yazılara rağmen sen de vazgeçmiyorsun.
işte bütün bu karmaşanın içinde doğum günün kutlu olsun experimental, nice yıllara...
2 yılı geçmiş seni tanıyalı. garip bir tesadüftü galiba. sanırım hayatımın en şanslı günlerinden biriydi o gün, bunu sonradan fark ettim. ben giderek büyürken, sen daha çok olgunlaştın. sorgulamadan dinledin beni ilk zamanlarda, sonra da seni dinlememe izin verdin. beni içtenlikle dinlemeni, sonra da gülümsemeni seviyordum. konuştuklarımız basit, önemsiz şeyler gibi duruyordu, ama ikimiz de birbirimiz için oldukça değerli anılar paylaştık zaman geçtikçe. sanırım kimse beni senin gibi tanıyamadı. bense doğru tanınmayı beklemiyordum zaten. ama şaşırmıştım senin beni bu denli iyi anlaman karşısında. sonrasında sana daha çok bağlandım galiba, seninle sohbet ederken sabahlamayı, etrafta uykusuz, tıpkı bir salak gibi dolaşmayı bile sevdim. şimdi sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki; seni kahkahalara boğacak dalgınlıklarım, saçmalıklarım ve çocukluklarım... ama bu sefer de sen yoksun, kendime saklıyorum birçoğunu. gülümsemeni, açıkça söyleyememeni ve yazdığım her şeye yorum yapmanı öyle özledim ki... şarkılar, bana bunu kasıtlı yapıyor sanki, hepsi içinde senin olduğun başka bir anı hatırlatıyor. sana böyle seslendiğimi bilsen ne derdin acaba? bunu ve benzerlerini sana yazdığımı hiçbir zaman bilemeyeceksin. her şeyden öte, benden öte doğum günün kutlu olsun, koca adam. o, hep istediğin ve hak ettiğin mutluluğu en sonunda yakalamışsındır umarım hatırlarken her zaman gülümseyebildiğim yegane insan...
işin içinde olmayanların abartıkça abarttığı, davulun sesi uzaktan hos gelir durumu. sanırım öğretmenleri öğrencilerle karıştırıyorlar. 3 ay diye düşünülen yaz tatilinin seminerlerle, kurslarla, ortalama yükseltme, sorumluluk sınavlarıyla kırpıla kırpıla 2 aydan daha az bir süreye denk geldiğini bilmeyen, öğretmenlerin her dönem düzenli olarak hazırlayıp teslim etmek zorunda oldukları belgelerle boğuşmaktan kendilerine çok görülen o birkaç günlük tatilde bile kendilerine, ailelerine yeteri kadar vakit ayıramadıklarını hiçbir şekilde anlayamayacakları halde boş konuşmaya devam eden, insanla uğraşmanın en zor işlerden biri olduğunu göremeyen bünyelerin hayal dünyalarında oluşturduğu birtakım geçersiz önermelere dayanır.
we are born adlı bir süredir beklenen 5. albümünü piyasaya sürmüş ve yola you've changed ve clap your hands parçalarıyla yola çıkmıştır.
yeni albümü sabırsızlıkla beklenendir. heartbreak make me a dancer parçasıyla gelecek olan güzel şarkıların sinyalini vermiştir.
başta biraz kızsa da, sonradan ne kadar çok sevdiğinizi hatırlayınca, aç olduğunuzu fark edince yelkenleri suya indirip yemenize göz yuman annenin zamanla alıştığı klasik çocuk davranışlardan birisidir. *
sırf francis healy' nin muzip gülümsemesi için bile izlenebilecek bir klibe sahip, dinledikçe insanın içini ısıtan harika bir travis şarkısı.
"And when i see you then i know it will be next to me
And when i need you then i know you will be there with me..."
"And when i see you then i know it will be next to me
And when i need you then i know you will be there with me..."
reklamda kullanılan müzik Jónsi' nin Go Do adlı şarkısıdır. Merak edip izlemek isteyenler için:
http://vimeo.com/9289064
http://vimeo.com/9289064
zor zamanlarda ilaç gibi gelir annenin kollarında teselli bulmaya çalışmak. yalnız olmadığınızı yeniden anlarsınız sizi her zaman sevmiş ve sevecek olan tek kişinin yanında.
açmama ne gerek var derken can sıkıntısından dayanamayıp üye oldum:
http://www.formspring.me/aksioksidan
http://www.formspring.me/aksioksidan
normal yastıklara göre daha sert ve uzun olur genelde. ama anımsattıklarıyla hiçbir şekilde diğerlerine değişilmeyecek olan yastıktır, akla geldikçe özlenendir kimi zaman.
Hoşlanıyorsunuz belli, anlaşılıyor ama hoşlandığınız kişinin yanında otomatiğe bağlamış gibi her zaman garip garip şarkılar mırıldanmaktan vazgeçin, bir süre sonra o kişinin size yaklaşacağı varsa da sizden kaçarak uzaklaşıyor ona göre.
bu seferki tanımı farklıydı onun. yurtdışına çıkmıştım. orda telefondan aranma açısından sorunlu geçen bir hafta sonrasında ülkeye döndüğümde ne ailemdi, ne de en yakın arkadaşlarımdı ilk önce haber verdiğim. o çok az tanıdığım insandı "döndüm" gibi kısacık bir mesaj attığım, sonrasında sabah kalkacak olan diğer uçağı havalimanında beklemek zorunda kalıp uyumamamak için kendimi zor tutarken gecenin 2'sinde telefonda konuştuğum. ne olduğunu bilmiyordum, ama onunla konuşurken heyecanlanmıyordum telaşlı bir tip olmama rağmen. yine hasta olduğu için telefonda kızgınlıkla karışık çıkıştım ona, tavsiyeler vermeye başladım. neden bu kadar umursamazdı ki sağlığı konusunda, neden laftan anlamayıp burnunun dikine gidiyordu ki sanki? o da birden bana öğütler vermeye başladı işimle ilgili. sanki bilmiyordum ne yapmam gerektiğini. ama sesimi çıkarmadım, hoşuma gidiyordu belki de bu şekilde ilgilenmesi. "uyumazsan tekrar ara demişti", ama ben aradığımda o çoktan uyumuştu. nedenini anlayamıyordum bir türlü, ama onunla konuşurken heyecanlanmıyordum. o. o çok az tanıdığım insan...
kocaman bir yıl daha geçti. birkaç ay öncesine kadar düşünsen aklına gelemeyecek kadar güzel şeylerle karşılaştın. hayattaki gerçek sorunlarla yüzleşmeye, sorumluluk almaya başladın. yaşına yeni rakamlar eklendikçe tecrübelerin de biraz daha değişiyor ve artıyor her geçen yıl. arkana dönüp baktığında hepsinin üstünden sanki uzun yıllar geçmiş gibi geliyor. her geçen sene biraz daha olgunlaştığını hissediyorsun. tam pes ettiğin anlarda bir umut ışığı beliriyor ve hayallerinin peşinden koşmaya yöneliyorsun yeniden. öylesine istiyorsun ki birbiriyle bağlantısı olmayan olaylar zinciri seni istediğin noktaya götürüyor. şanslı hissediyorsun kendini. okyanuslar kadar uzak görünen şeylerin gerçekleşmesi, istemek ne güzel bir şeymiş, bunu anlıyorsun.
küçük kız çok hızlı büyüyorsun, farkında mısın? hayatının akışına yetişemiyorsun bazen. senin kontrolün dışında öyle şeyler oluyor ki farkına vardığın an afallayıp kalıyorsun. kendine kızıyorsun arada böylesine iyi niyetli ve sabırlı yaklaştığın için, insanları düşünmekten vazgeçemediğin için. keşke değişebilsem, diğerleri gibi vurdumduymaz, kendini düşünen, kendinden başkalarını ezip geçen, küçük oyunların peşinde koşan biri olabilsem diyorsun. yastığa başını koyduğunda hiçbir derdi tasası olmayan, umursamaz ve acımasız insanlara benzemek istiyorsun ama bilmiyorsun ki bu yönün seni onlardan ayırıyor, bu özelliklerin sayesinde herkesin karşılaşamayacağı fırsatlar çıkıyor önüne, en umutsuz anlarında bile bir güç sana yardım elini uzatmaktan hiç çekinmiyor; aradığın şeyi geç de olsa yanıbaşında buluyorsun.
evet, büyüyorsun. daha önce hiç gitmediğin bir ülkede, hiç bilmediğin insanlarla tanışıyorsun. gerçek sevgiyi farklı milletten, farklı dili konuşan insanların sıcacık bir gülümsemesinde, içten bir sarılışında, seni koruyan, gözeten ve takdir eden sözlerinde, el emeği hediyelerinde yeniden, bir kez daha buluyorsun. özlüyorsun kısacık zamanda tanıdığın bu insanları, sana karşı ne kadar içten olduklarını hatırlayınca ve ne kadar şanslı olduğunu düşünüyorsun bütün bunlar senin başına geldiği için. işte o zaman hiç değişme diyorsun kendi kendine, onlara benzemeye çalışma. çünkü sen busun, sen bu halinle gerçek bir insansın ve gerçek sevgiyi, yaşamayı hak ediyorsun. doğum günün kutlu olsun küçük kız, güzelliklerle karşılaşacağın nice yıllara...
küçük kız çok hızlı büyüyorsun, farkında mısın? hayatının akışına yetişemiyorsun bazen. senin kontrolün dışında öyle şeyler oluyor ki farkına vardığın an afallayıp kalıyorsun. kendine kızıyorsun arada böylesine iyi niyetli ve sabırlı yaklaştığın için, insanları düşünmekten vazgeçemediğin için. keşke değişebilsem, diğerleri gibi vurdumduymaz, kendini düşünen, kendinden başkalarını ezip geçen, küçük oyunların peşinde koşan biri olabilsem diyorsun. yastığa başını koyduğunda hiçbir derdi tasası olmayan, umursamaz ve acımasız insanlara benzemek istiyorsun ama bilmiyorsun ki bu yönün seni onlardan ayırıyor, bu özelliklerin sayesinde herkesin karşılaşamayacağı fırsatlar çıkıyor önüne, en umutsuz anlarında bile bir güç sana yardım elini uzatmaktan hiç çekinmiyor; aradığın şeyi geç de olsa yanıbaşında buluyorsun.
evet, büyüyorsun. daha önce hiç gitmediğin bir ülkede, hiç bilmediğin insanlarla tanışıyorsun. gerçek sevgiyi farklı milletten, farklı dili konuşan insanların sıcacık bir gülümsemesinde, içten bir sarılışında, seni koruyan, gözeten ve takdir eden sözlerinde, el emeği hediyelerinde yeniden, bir kez daha buluyorsun. özlüyorsun kısacık zamanda tanıdığın bu insanları, sana karşı ne kadar içten olduklarını hatırlayınca ve ne kadar şanslı olduğunu düşünüyorsun bütün bunlar senin başına geldiği için. işte o zaman hiç değişme diyorsun kendi kendine, onlara benzemeye çalışma. çünkü sen busun, sen bu halinle gerçek bir insansın ve gerçek sevgiyi, yaşamayı hak ediyorsun. doğum günün kutlu olsun küçük kız, güzelliklerle karşılaşacağın nice yıllara...
kesinlikle yeteri kadar olgun olmak. olgunluk, anlayışı, sabrı, sadakati ve saygıyı beraberinde getirecektir zaten.
