bugün
- filistin in ermeni soykırımını tanıması34
- mustafa kemal atatürk10
- türklerin soykırımdaki ustalığı15
- yazarların özlü sözleri10
- ona bir cümle bırak5
- sözlüğün troll kaynaması4
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor15
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı11
- kız gruplarının yükselmesi3
- türklerin pis olması3
- onur yürüyüşüne katılanların chpye oy vermesi7
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- 29 haziran 2026 almanya paraguay maçı7
- 104 artı 5 oynanırken feci bastıran uyku3
- deniz göktaş12
- gödlek2
- günlerin artık kısalıyor olması5
- ölüm6
- sözlükten maaş almak3
- diyarbakır kürt dili konferansı5
- pandela12
- anın görüntüsü26
- yapay zeka ile kod yazmak2
- 2026 dünya kupası38
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- insan sevdiği adama şans verir5
- sözlüğe güzel bir kız bırak5
- bir günde 10 defa otuz bir çekmek5
- seksting5
- diamond bey birader koştursun kampanyası4
- iphone pil ömrünü uzatmanın etkili yolları4
- velvet45
- aşk8
- hastanedeyim ful kadınlar hasta8
- futbol32
- okuyacak askere gidecek iş bulacak evleneceksin2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- sözlüğün aptal kaynaması15
- anadolu dilleri2
- sözlükten giden yazarlar4
- iyi gelen ne varsa hep sensin işte4
- evde makarna yapmanın maliyeti8
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar3
- her evde bulunan efes pilsen bardağı10
- araba kovalamayan köpek6
- iyi geceler sevgilim2
- ziya gökalp5
- cumhuriyetin intikamı8
- sosyoloji okunur mu sorunsalı7
özellikle türkiyede yaşıyorsa ve binlerce barzoyla aynı oksijeni soluduğuna ikna olmuşsa başkaldırması haklarını savunması gereken kişidir. ne kadar ekonomik özgürlüğüde olsa kendisini toplumda birey olarak değil ''türkiyede kadın '' olarak düşünmelidir.
bir toplumun kurtuluşu köklü değişimlerin tek adresidir ''erkek okur kendini kurtarır kadın okur aileyi kurtarır''.
erkeğin felsefe yapmasının sebebidir.
erkeğin vazgeçilmezi.
bir kadına ne verirseniz verin, onu daha da büyük hale getirir...
-ona sperm verirseniz, size bir çocuk verir;
-ona bir ev verirseniz, size bir yuva verir;
-ona sebze verirseniz, size yemek verir;
-ona bir gülücük verirseniz, size kalbini verir;
-ona bir sarki soyleyin, size konser verir;
-kendisine verileni, çarpıp çoğaltarak geri verir...
bu yüzden ona çamur atarsanız, karşılığında bir bataklıkta boğulmaya
hazır olun...
(ç)alıntıdır.
-ona sperm verirseniz, size bir çocuk verir;
-ona bir ev verirseniz, size bir yuva verir;
-ona sebze verirseniz, size yemek verir;
-ona bir gülücük verirseniz, size kalbini verir;
-ona bir sarki soyleyin, size konser verir;
-kendisine verileni, çarpıp çoğaltarak geri verir...
bu yüzden ona çamur atarsanız, karşılığında bir bataklıkta boğulmaya
hazır olun...
(ç)alıntıdır.
cabbar ve gözü kara olanlarından imtina etmek gerekir.
--spoiler--
VAN da evlere güneş enerjisi sistemi takarak geçimini sağlayan 2 çocuk babası 32 yaşındaki Fırat Çakar, dullara ev verildiği sözü üzerine eşinin kendisine boşanma davası açtığını iddia etti.
" 23 Ekim depreminde kaldığımız çadırda yangın çıktı.
6 yaşında kızım Tuana yangında vücudunun yarısı yandı.
45 gün Erzurum da hastanede kaldık. Daha sonra Erciş e geldik.
Ardından Adapazarı na yerleştik.
Ben orada iş buldum 8 ay kaldık. Eşim dullara ev verileceğini duymuş olacak ki, Erciş'e geri dönelim diye tutturdu.
Geri geldik ve 4 gün sonra boşanma davası ile ilgili mahkeme davetiyesi aldım.
Beynimden vuruldum. Eşim sırf dullara devlet ev veriyor diye benden boşanmaya karar vermiş.
Ben ağır hasarlı camide yatıyorum. "
--spoiler--
http://www.dha.com.tr/fir...ye-esi-bosadi_371854.html
(bkz: böylesi düşman başına)
--spoiler--
VAN da evlere güneş enerjisi sistemi takarak geçimini sağlayan 2 çocuk babası 32 yaşındaki Fırat Çakar, dullara ev verildiği sözü üzerine eşinin kendisine boşanma davası açtığını iddia etti.
" 23 Ekim depreminde kaldığımız çadırda yangın çıktı.
6 yaşında kızım Tuana yangında vücudunun yarısı yandı.
45 gün Erzurum da hastanede kaldık. Daha sonra Erciş e geldik.
Ardından Adapazarı na yerleştik.
Ben orada iş buldum 8 ay kaldık. Eşim dullara ev verileceğini duymuş olacak ki, Erciş'e geri dönelim diye tutturdu.
Geri geldik ve 4 gün sonra boşanma davası ile ilgili mahkeme davetiyesi aldım.
Beynimden vuruldum. Eşim sırf dullara devlet ev veriyor diye benden boşanmaya karar vermiş.
Ben ağır hasarlı camide yatıyorum. "
--spoiler--
http://www.dha.com.tr/fir...ye-esi-bosadi_371854.html
(bkz: böylesi düşman başına)
nazım hikmet anlatmıştır herşeyi.
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Kimi der ki çocuk doğuran,
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.
Kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir.
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Kimi der ki çocuk doğuran,
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır.
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
harman yerinde dokuz zilli
köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Ne o,ne bu,ne döşek,ne köçek,
Ne ayal,ne vebal
O benim kollarım,bacaklarım
Yavrum,annem,Kız kardeşim,
Hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet Ran
Uzun kış gecelerinde
yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir
harman yerinde dokuz zilli
köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran,
Ne o,ne bu,ne döşek,ne köçek,
Ne ayal,ne vebal
O benim kollarım,bacaklarım
Yavrum,annem,Kız kardeşim,
Hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet Ran
ikiye ayrilirlar.
bir kale olup feth edilmeyi bekleyenler.
bir liman olup siginacak gemisini bekleyenler.
bir kale olup feth edilmeyi bekleyenler.
bir liman olup siginacak gemisini bekleyenler.
anne, dişi kuş, yuvayı yapan.
Gorumce, hemcinsine zigon sehpa cekip burma bilezik takan.
zerafetin yeryüzündeki yansımasıdır. *
kadın olarak doğmak, erkeklerin mülkiyetinde olan özel, çevrelenmiş bir yerde doğmak demektir. kadınların toplumsal kişilikleri, böylesine sınırlı, böylesine koşullandırılmış bir yerde yaşayabilme ustalıklarından dolayı gelişmiştir. ne var ki bu, kadının öz varlığının ikiye bölünmesi pahasına olmuştur. kadın hiç durmadan kendisini seyretmek zorundadır. hemen hemen her zaman kendi imgesiyle birlikte dolaşır. bir odada yürürken ya da babasının ölüsünün başucunda ağlarken bile ister istemez kendisini yürürken ya da ağlarken görür. çocukluğunun ilk yıllarından başlayarak hep kendi kendisini gözlemesi, bunun gerekli olduğu öğretilmiştir.
böylece kadın içindeki gözleyen ve gözlenen kişilikleri, kadın olarak onun kimliğini oluşturan ama birbirinden ayrı iki öğe olarak görmeye başlar.
kadın, olduğu ve yaptığı her şeyi gözlemek zorundadır. erkeklere nasıl göründüğü, onun yaşamında başarı sayılan şey açısından çok önemlidir. kendi varlığını algılayışı, kendisi olarak bir başkası tarafından beğenilme duygusuyla tamamlanır.
erkekler kadınlara karşı belli bir tutum edinmeden önce onları gözlerler. bu yüzden bir kadının bir erkeğe görünüşü, kendisine nasıl davranılacağını belirler. bu süreci bir ölçüde denetleyebilmek için kadın bunu kabul etmelidir. kadın benliğiyle başkalarından nasıl bir tutum beklediğini gösterir. böylece kadın, bir eşi daha bulunmayan bu kendi kendini etkileme süreci onun kişiliğini oluşturur. her kadının varlığı, kendi içinde 'nelere izin verilip nelere verilmeyeceğini' düzenler. eylemlerin her biri -amacı ya da dürtüsü ne olursa olsun- o kadının kendisine nasıl davranılmasını istediğini gösteren birer simgedir. bir kadın tutup bardağı yere atarsa bu o kadının kendi kızgınlığını nasıl ele aldığımı, bu yüzden başkalarından nasıl bir davranış beklediğini gösterir. erkek aynı şeyi yaparsa bu, yalnızca onun öfkesii dışavurmasıdır. kadın güzel bir fıkra anlatırsa bu, onun kendi içindeki fıkracıya nasıl davrandığını, elbette fıkracı bir kadın olarak başkalarından ne beklediğini gösteren bir örnektir. fıkra anşlatmak için fıkra anlatmak ancak erkeğin ypacağı iştir.
bunu şöyle yalınlaştırabiliriz: erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidir. erkekler kadınları seyrederler. kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. böylece kadın kendisini bir nesneye -özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüşmüş olur.
işte kadın olmak budur.
böylece kadın içindeki gözleyen ve gözlenen kişilikleri, kadın olarak onun kimliğini oluşturan ama birbirinden ayrı iki öğe olarak görmeye başlar.
kadın, olduğu ve yaptığı her şeyi gözlemek zorundadır. erkeklere nasıl göründüğü, onun yaşamında başarı sayılan şey açısından çok önemlidir. kendi varlığını algılayışı, kendisi olarak bir başkası tarafından beğenilme duygusuyla tamamlanır.
erkekler kadınlara karşı belli bir tutum edinmeden önce onları gözlerler. bu yüzden bir kadının bir erkeğe görünüşü, kendisine nasıl davranılacağını belirler. bu süreci bir ölçüde denetleyebilmek için kadın bunu kabul etmelidir. kadın benliğiyle başkalarından nasıl bir tutum beklediğini gösterir. böylece kadın, bir eşi daha bulunmayan bu kendi kendini etkileme süreci onun kişiliğini oluşturur. her kadının varlığı, kendi içinde 'nelere izin verilip nelere verilmeyeceğini' düzenler. eylemlerin her biri -amacı ya da dürtüsü ne olursa olsun- o kadının kendisine nasıl davranılmasını istediğini gösteren birer simgedir. bir kadın tutup bardağı yere atarsa bu o kadının kendi kızgınlığını nasıl ele aldığımı, bu yüzden başkalarından nasıl bir davranış beklediğini gösterir. erkek aynı şeyi yaparsa bu, yalnızca onun öfkesii dışavurmasıdır. kadın güzel bir fıkra anlatırsa bu, onun kendi içindeki fıkracıya nasıl davrandığını, elbette fıkracı bir kadın olarak başkalarından ne beklediğini gösteren bir örnektir. fıkra anşlatmak için fıkra anlatmak ancak erkeğin ypacağı iştir.
bunu şöyle yalınlaştırabiliriz: erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidir. erkekler kadınları seyrederler. kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. böylece kadın kendisini bir nesneye -özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüşmüş olur.
işte kadın olmak budur.
tek dişi kalmış canavar.
"doğal aşağılıklığı, dünyaca aşikar olandır." demiş, marki de sade.
"erkeğin şaşkınlığıdır." diye yunan ve latin atasözü olsada, "mutfakta bir şirret, kilisede bir azize, sokakta bir melek, yatakta bir maymun." olarak kadını tarif eder, 16.yy. ingilteresi.
günümüzden daha da eskilere, 2350 sene öncesine gider isek; aristo "bir aşağılık erkek" diyerek, kadını yaratılan ilk insan olan erkeğin defolu hali gibi görür.
papa alexandre ise "yumuşak erkek" diyerek, günümüzden 280 sene önce aynı algının başka bir penceresinden kadına bakar.
sanatçılar, biraz daha duygusal kadına yaklaşır.
fransız şair paul claudel "tutulmayan söz" demesi altında, kadını günahların anası olarak gören hıristiyan dogmasının izini belli eder.
tabi ki; yunan-ingiliz-latin-sloven atasözleri de kadını "lüzümlu şeytan" görür.
kadın duygusallığını,
zorluklarda ve acılarda-aldatılmışlıklarda, yüzünde hüzün ve gözyaşı olan kadını "sırrı olmayan sifenks" diye dillendirir, oscar wilde.
ya erkeğin aldatılmışlığını yaşatan kadın?
acısı erkeğin içini sönmez kor gibi yakar.
verdiği değerlere acıyan erkek; "içine altın elmalar koyduğumuz gümüş tabak" der, goethe gibi.
bazen erkeğin en çaresiz kaldığı anlara, hep kadınlar etkendir.
isyan eder erkek, "kadın, başka ne olabilir ki?
dostluğa bir düşman,
gökten gelmiş bir ceza,
bir doğal baştan çıkarıcı,
bir cazibeli bela,
bir dahili tehlike,
bir boyalı hasta!..
bu yaratığı din izin vermiyor diye boşamak günah ise, o zaman kadın zorunlu bir işkencedir.
o zaman ya dine karşı gelerek onu boşayacaksınız ve zina işleyeceksiniz, ya da hayatınızın sonuna kadar onun dırdırına tahammül edeceksiniz." der, tıpkı; aziz john chrysostom un 1700 sene önce söylediği gibi.
belki de kiliseye bağlılık ve engisizyon korkusu ile eşlerinin işkencelerine katlanan insanların çektiği çileye tercüman olduğu için aziz chrysostom için "altın ağız" yakıştırması yapılmıştır,
kimbilir?
"erkeğin şaşkınlığıdır." diye yunan ve latin atasözü olsada, "mutfakta bir şirret, kilisede bir azize, sokakta bir melek, yatakta bir maymun." olarak kadını tarif eder, 16.yy. ingilteresi.
günümüzden daha da eskilere, 2350 sene öncesine gider isek; aristo "bir aşağılık erkek" diyerek, kadını yaratılan ilk insan olan erkeğin defolu hali gibi görür.
papa alexandre ise "yumuşak erkek" diyerek, günümüzden 280 sene önce aynı algının başka bir penceresinden kadına bakar.
sanatçılar, biraz daha duygusal kadına yaklaşır.
fransız şair paul claudel "tutulmayan söz" demesi altında, kadını günahların anası olarak gören hıristiyan dogmasının izini belli eder.
tabi ki; yunan-ingiliz-latin-sloven atasözleri de kadını "lüzümlu şeytan" görür.
kadın duygusallığını,
zorluklarda ve acılarda-aldatılmışlıklarda, yüzünde hüzün ve gözyaşı olan kadını "sırrı olmayan sifenks" diye dillendirir, oscar wilde.
ya erkeğin aldatılmışlığını yaşatan kadın?
acısı erkeğin içini sönmez kor gibi yakar.
verdiği değerlere acıyan erkek; "içine altın elmalar koyduğumuz gümüş tabak" der, goethe gibi.
bazen erkeğin en çaresiz kaldığı anlara, hep kadınlar etkendir.
isyan eder erkek, "kadın, başka ne olabilir ki?
dostluğa bir düşman,
gökten gelmiş bir ceza,
bir doğal baştan çıkarıcı,
bir cazibeli bela,
bir dahili tehlike,
bir boyalı hasta!..
bu yaratığı din izin vermiyor diye boşamak günah ise, o zaman kadın zorunlu bir işkencedir.
o zaman ya dine karşı gelerek onu boşayacaksınız ve zina işleyeceksiniz, ya da hayatınızın sonuna kadar onun dırdırına tahammül edeceksiniz." der, tıpkı; aziz john chrysostom un 1700 sene önce söylediği gibi.
belki de kiliseye bağlılık ve engisizyon korkusu ile eşlerinin işkencelerine katlanan insanların çektiği çileye tercüman olduğu için aziz chrysostom için "altın ağız" yakıştırması yapılmıştır,
kimbilir?
kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
kimi der ki ayalimdir,
boynumda taşıdığım vebalimdir.
kimi der ki hamur yoğuran.
kimi der ki çocuk doğuran.
ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal...
o benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
hayat arkadaşımdır.
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
kimi der ki kadın
yeşil bir harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
kimi der ki ayalimdir,
boynumda taşıdığım vebalimdir.
kimi der ki hamur yoğuran.
kimi der ki çocuk doğuran.
ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal...
o benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
hayat arkadaşımdır.
kadınının tek erkeğe değil hem oğula hem kıza lutfedilmişliğini saymazsak, toplum içinde her kesimden sahiplendiği egosuyla mekanik bir zafere koşan, yüce değil, yüceltilmiş bir olgudur
ya da kısaca...
tüm insanlığın duş alma sebebidir...
ya da kısaca...
tüm insanlığın duş alma sebebidir...
zamanında üniversitenin birisinde cevaplanmış soru. hoca, kadın nedir diye sormuş, öğrenci de kadın budu demiş, sınavı geçmiş.
sevdiğin, hayaller kurduğun, güven verdiğin, sonunda da pat diye ayrıldığın karşı cins.
olmazsa olmazdır.
onlar olmasa ne yapardık biz? düşünmesi bile kötü.
onlar olmasa ne yapardık biz? düşünmesi bile kötü.
buzluktaki dondurma kabında mercimek bulmaktır.
istedikten sonra elde edemeyeceği şey olmayandır.
2 şekilde tanımlanır. kadın erkeğe göre nedir, kadın kadına göre nedir.
kadın kadına göre ana, eş, çalışan bir emekçi, bazen bir sırdaş, bazen de aldatılıp dayak yiyen bir zavallı, kimi zaman deli kimi zaman dahidir. kadın hep varolma mücadelesi verendir. kadın kadın olmk isteyendir seks objesi değil, üzerinden para kazanılan değil para için emek vermek isteyendir. kadın anlaşılmayı isteyerek anlayanla bir hayat sürmek isteyendir. dünyanın en kolayıdır, karmaşıktır, anahtar kelimeyi bulduğunda kadın çözülüverendir.
kadın kadındır....
kadın kadına göre ana, eş, çalışan bir emekçi, bazen bir sırdaş, bazen de aldatılıp dayak yiyen bir zavallı, kimi zaman deli kimi zaman dahidir. kadın hep varolma mücadelesi verendir. kadın kadın olmk isteyendir seks objesi değil, üzerinden para kazanılan değil para için emek vermek isteyendir. kadın anlaşılmayı isteyerek anlayanla bir hayat sürmek isteyendir. dünyanın en kolayıdır, karmaşıktır, anahtar kelimeyi bulduğunda kadın çözülüverendir.
kadın kadındır....
erkeğin aleti olmayanı.
Güncel Önemli Başlıklar