bugün
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- yassı şeftali2
- türklerin soykırımdaki ustalığı15
- yazarların özlü sözleri10
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor15
- mustafa kemal atatürk10
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı11
- onur yürüyüşüne katılanların chpye oy vermesi7
- ona bir cümle bırak5
- sözlüğün troll kaynaması4
- 2026 dünya kupası38
- anın görüntüsü26
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- deniz göktaş12
- ölüm6
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- günlerin artık kısalıyor olması5
- pandela12
- kız gruplarının yükselmesi3
- diyarbakır kürt dili konferansı5
- velvet45
- türklerin pis olması3
- 29 haziran 2026 almanya paraguay maçı7
- 104 artı 5 oynanırken feci bastıran uyku3
- insan sevdiği adama şans verir5
- futbol32
- sözlüğe güzel bir kız bırak5
- sözlükten maaş almak3
- bir günde 10 defa otuz bir çekmek5
- seksting5
- hastanedeyim ful kadınlar hasta8
- sözlüğün aptal kaynaması15
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- diamond bey birader koştursun kampanyası4
- gödlek2
- iphone pil ömrünü uzatmanın etkili yolları4
- aşk8
- evde makarna yapmanın maliyeti8
- her evde bulunan efes pilsen bardağı10
- yapay zeka ile kod yazmak2
- cumhuriyetin intikamı8
- sosyoloji okunur mu sorunsalı7
- sözlükten giden yazarlar4
- iyi gelen ne varsa hep sensin işte4
- eski nickimi özlüyor olmam7
- araba kovalamayan köpek6
- ziya gökalp5
- herkesle iyi anlaşan insan18
- en son ne yediniz6
"doğal aşağılıklığı, dünyaca aşikar olandır." demiş, marki de sade.
"erkeğin şaşkınlığıdır." diye yunan ve latin atasözü olsada, "mutfakta bir şirret, kilisede bir azize, sokakta bir melek, yatakta bir maymun." olarak kadını tarif eder, 16.yy. ingilteresi.
günümüzden daha da eskilere, 2350 sene öncesine gider isek; aristo "bir aşağılık erkek" diyerek, kadını yaratılan ilk insan olan erkeğin defolu hali gibi görür.
papa alexandre ise "yumuşak erkek" diyerek, günümüzden 280 sene önce aynı algının başka bir penceresinden kadına bakar.
sanatçılar, biraz daha duygusal kadına yaklaşır.
fransız şair paul claudel "tutulmayan söz" demesi altında, kadını günahların anası olarak gören hıristiyan dogmasının izini belli eder.
tabi ki; yunan-ingiliz-latin-sloven atasözleri de kadını "lüzümlu şeytan" görür.
kadın duygusallığını,
zorluklarda ve acılarda-aldatılmışlıklarda, yüzünde hüzün ve gözyaşı olan kadını "sırrı olmayan sifenks" diye dillendirir, oscar wilde.
ya erkeğin aldatılmışlığını yaşatan kadın?
acısı erkeğin içini sönmez kor gibi yakar.
verdiği değerlere acıyan erkek; "içine altın elmalar koyduğumuz gümüş tabak" der, goethe gibi.
bazen erkeğin en çaresiz kaldığı anlara, hep kadınlar etkendir.
isyan eder erkek, "kadın, başka ne olabilir ki?
dostluğa bir düşman,
gökten gelmiş bir ceza,
bir doğal baştan çıkarıcı,
bir cazibeli bela,
bir dahili tehlike,
bir boyalı hasta!..
bu yaratığı din izin vermiyor diye boşamak günah ise, o zaman kadın zorunlu bir işkencedir.
o zaman ya dine karşı gelerek onu boşayacaksınız ve zina işleyeceksiniz, ya da hayatınızın sonuna kadar onun dırdırına tahammül edeceksiniz." der, tıpkı; aziz john chrysostom un 1700 sene önce söylediği gibi.
belki de kiliseye bağlılık ve engisizyon korkusu ile eşlerinin işkencelerine katlanan insanların çektiği çileye tercüman olduğu için aziz chrysostom için "altın ağız" yakıştırması yapılmıştır,
kimbilir?
"erkeğin şaşkınlığıdır." diye yunan ve latin atasözü olsada, "mutfakta bir şirret, kilisede bir azize, sokakta bir melek, yatakta bir maymun." olarak kadını tarif eder, 16.yy. ingilteresi.
günümüzden daha da eskilere, 2350 sene öncesine gider isek; aristo "bir aşağılık erkek" diyerek, kadını yaratılan ilk insan olan erkeğin defolu hali gibi görür.
papa alexandre ise "yumuşak erkek" diyerek, günümüzden 280 sene önce aynı algının başka bir penceresinden kadına bakar.
sanatçılar, biraz daha duygusal kadına yaklaşır.
fransız şair paul claudel "tutulmayan söz" demesi altında, kadını günahların anası olarak gören hıristiyan dogmasının izini belli eder.
tabi ki; yunan-ingiliz-latin-sloven atasözleri de kadını "lüzümlu şeytan" görür.
kadın duygusallığını,
zorluklarda ve acılarda-aldatılmışlıklarda, yüzünde hüzün ve gözyaşı olan kadını "sırrı olmayan sifenks" diye dillendirir, oscar wilde.
ya erkeğin aldatılmışlığını yaşatan kadın?
acısı erkeğin içini sönmez kor gibi yakar.
verdiği değerlere acıyan erkek; "içine altın elmalar koyduğumuz gümüş tabak" der, goethe gibi.
bazen erkeğin en çaresiz kaldığı anlara, hep kadınlar etkendir.
isyan eder erkek, "kadın, başka ne olabilir ki?
dostluğa bir düşman,
gökten gelmiş bir ceza,
bir doğal baştan çıkarıcı,
bir cazibeli bela,
bir dahili tehlike,
bir boyalı hasta!..
bu yaratığı din izin vermiyor diye boşamak günah ise, o zaman kadın zorunlu bir işkencedir.
o zaman ya dine karşı gelerek onu boşayacaksınız ve zina işleyeceksiniz, ya da hayatınızın sonuna kadar onun dırdırına tahammül edeceksiniz." der, tıpkı; aziz john chrysostom un 1700 sene önce söylediği gibi.
belki de kiliseye bağlılık ve engisizyon korkusu ile eşlerinin işkencelerine katlanan insanların çektiği çileye tercüman olduğu için aziz chrysostom için "altın ağız" yakıştırması yapılmıştır,
kimbilir?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar