bugün
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey10
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- sözlüğün yeni tasarımı22
- tinto brass12
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- samsak döveci8
- aponun villası8
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- opel vectra b2
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- galatasaray amed operasyonu3
- kötü bir insan mıyım ben5
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- paranın mutluluk getirmemesi7
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- açık beğen2
- sözlüğün en ılık yazarı3
- hababam sınıfı3
- uludede ile hacca gitmek2
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- kaçak akım rölesi3
- küfürlü atasözleri4
- kasım ayı indirimleri2
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- günaydın kızlar4
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- ajan berber2
- terhis oluyorum sözlük21
- aşk16
- ucuz atlatmak2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- gece gelen yemek yapma isteği8
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- süvari kahvesi3
- kaçak akım2
- kendi popona şaplak atmak2
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- bebeksi cilt için tavsiyeler2
samurai champloo serisinin sessiz sakin, yaşantısını bir samurai 'a yakışır şekilde belirlemiş karizmatik gözlüklü karakteridir. serinin son bölümlerinde right hand of god ile çarpışması tam seyirlik. kim kimin eline vermiştir orasını spoiler 'a girmesin diye yazmıyorum.
dün izleyip delik deşik olduğum film. reha erdem filmi.
kendisi bu filmi benzetmek değil de illa ilişkilendirmek gerekirse a ay 'ın yanına koyarım dese de ben hayat var sularına gittim nedense.
hakikaten mükemmel bir çalışmaya imza atmış erdem. gene sinemasındaki kendisini tekrar etmeme eğilimi bu filmde de ziyadesiyle beliriyor. farklı hikayeler,doğanın tasviri, farklı filmler, birçok filmi için ortak payda üstün görsellik tandansı ve özellikle erkeklerin kadın üzerinde şiddet ve güç göstergesi geçmişte de tanık olduğumuz argümanlardı. farklılıkları ve ortak kalıplarıyla erdem'in sinema dilini oturttuğunu düşünmemek ne mümkün.
filmi klasik bir kürt meselesi yaklaşımıyla ele almamak lazım. bence jin'in izini sürüp mümkün olduğunca odur, şudur, budur gibi kati tanımlamalarla politik raya girmeden film başarıyla akıp gidiyor.
--spoiler--
jin'in bu kişisel mücadelesi sırasında doğa'nın kendisine yardımcı olup insanların olmaması ilgiye namzetti. hayatına bir şekilde müdahil olan erkekler jin'i kendi istedikleri şekilde görüyorlar. hani atıf yılmaz hoca adı vasfiye 'de kadının erkek egemen dünyada nasıl görüldüğüne dair bir kompozisyon çıkarmıştı ya buna benzer bir durum var. üniforma giyildiğinde bacı, çıkarılıp çalınan elbiseler giyildiğinde hatun seni yerim tavrına bürünülebiliyor. jin burda doğaya aynı dersu uzala vari adapte olmuş insanı resimliyor. karşısına çıkan erkeklerden birisi ona kamyonlara binme öğüdünü verip, babacan bir tavır sergilerken kızıyla aynı ismi taşıdığını söylüyor. tabii kendi evinden hırsızlık yapıldığından bihaber. yani jin yeri geliyor hırsızlık yapıyor bir şekilde hayata kanalize ve çokta masum olmayan bir kişilik çizimiyle doğru tasvir edilmiş. doğada tutunma mücadelesini iyi bilmesi, adaptasyonu, bir tehlike olduğunda ağaca jet hızıyla çıkması genel olarak başının çaresine bakması ki hele kendisine saldıran herifi en sonunda taşla benzetmesi, çaldığı eşeği iyileştirme tavrı, jin'in nasıl yaşaması gerektiğini net bildiğini de gösteriyordu.
--spoiler--
--spoiler--
filmin en büyük başarısı, şu yaşanılan çatışma ortamından doğa'nın ne derece etkilendiğini göstermesi. jin'in elmasını paylaştığı ayı da ve bir yığın hayvan da (sürüsüne bereket bir çeşitlilik sunuluyor, belgesel vari) bu vahim tablo karşısında ürküp, korkup, geri adım atıyorlar. doğadaki canlılar hiçbir suçları olmadığı halde muzdarip ve ötesiler.
--spoiler--
yaralı askerin korkusu, annesine hakkını helal et demesi falan da jin'in yardım edip başının çaresine bak deyip onu göndermesi belki çok daha değişik ortamlarda da görüşürüz mutabakatı bence müthiş ara sahnelerdi. gözden kaçmış olabilecek türden ara sahneler olur ya. (biri de selam söyle leyla'ya ben de onunla akran sayılırım aslında temelindeki güzel deyiş) ama gözden kaçmayı hak etmez. belki, bir çay bahçesinde de görüşürüz bir zaman lafı gibi. kulaklardan kaybolmuyor. şu onur ünsal 'ın oyunculuğunu ezelden beridir severim, kısa bir rol. ama hakkını vermiş. erdem'in genç oyuncularla alıp veremediği olduğunu düşünüyorum hayat var'daki elit işcan'dan sonra, jin'deki deniz hasgüler'deki en az o kadar başarılı... (hele jin'in o doğaya kendini teslim ettiği kayıtsız şartsız uzandığı sahneler hayat var' dakine benzer mükemmelikte)
sonuç, en beğendiğim reha erdem filmi. finalini de müthiş bulduğumu söyleyeyim. bu hikayeye pardon masala bu tarz bir son yakışırdı.
10 üzerinden 8,5!
not: sözlük açısından bakarsak, uludağ sözlük genel yazar portföyünü ve konulara yaklaşımını(kırmızı çizgilerini) düşününce, bu filmin hiçbir zaman bu ortam da hakkını bulamayacağını düşünüyorum. onun için izleyin, izletin demeyeceğim. şunu diyebilirim belki. ön yargılardan arınmak insana hayata dair bir şeyler katar.
kendisi bu filmi benzetmek değil de illa ilişkilendirmek gerekirse a ay 'ın yanına koyarım dese de ben hayat var sularına gittim nedense.
hakikaten mükemmel bir çalışmaya imza atmış erdem. gene sinemasındaki kendisini tekrar etmeme eğilimi bu filmde de ziyadesiyle beliriyor. farklı hikayeler,doğanın tasviri, farklı filmler, birçok filmi için ortak payda üstün görsellik tandansı ve özellikle erkeklerin kadın üzerinde şiddet ve güç göstergesi geçmişte de tanık olduğumuz argümanlardı. farklılıkları ve ortak kalıplarıyla erdem'in sinema dilini oturttuğunu düşünmemek ne mümkün.
filmi klasik bir kürt meselesi yaklaşımıyla ele almamak lazım. bence jin'in izini sürüp mümkün olduğunca odur, şudur, budur gibi kati tanımlamalarla politik raya girmeden film başarıyla akıp gidiyor.
--spoiler--
jin'in bu kişisel mücadelesi sırasında doğa'nın kendisine yardımcı olup insanların olmaması ilgiye namzetti. hayatına bir şekilde müdahil olan erkekler jin'i kendi istedikleri şekilde görüyorlar. hani atıf yılmaz hoca adı vasfiye 'de kadının erkek egemen dünyada nasıl görüldüğüne dair bir kompozisyon çıkarmıştı ya buna benzer bir durum var. üniforma giyildiğinde bacı, çıkarılıp çalınan elbiseler giyildiğinde hatun seni yerim tavrına bürünülebiliyor. jin burda doğaya aynı dersu uzala vari adapte olmuş insanı resimliyor. karşısına çıkan erkeklerden birisi ona kamyonlara binme öğüdünü verip, babacan bir tavır sergilerken kızıyla aynı ismi taşıdığını söylüyor. tabii kendi evinden hırsızlık yapıldığından bihaber. yani jin yeri geliyor hırsızlık yapıyor bir şekilde hayata kanalize ve çokta masum olmayan bir kişilik çizimiyle doğru tasvir edilmiş. doğada tutunma mücadelesini iyi bilmesi, adaptasyonu, bir tehlike olduğunda ağaca jet hızıyla çıkması genel olarak başının çaresine bakması ki hele kendisine saldıran herifi en sonunda taşla benzetmesi, çaldığı eşeği iyileştirme tavrı, jin'in nasıl yaşaması gerektiğini net bildiğini de gösteriyordu.
--spoiler--
--spoiler--
filmin en büyük başarısı, şu yaşanılan çatışma ortamından doğa'nın ne derece etkilendiğini göstermesi. jin'in elmasını paylaştığı ayı da ve bir yığın hayvan da (sürüsüne bereket bir çeşitlilik sunuluyor, belgesel vari) bu vahim tablo karşısında ürküp, korkup, geri adım atıyorlar. doğadaki canlılar hiçbir suçları olmadığı halde muzdarip ve ötesiler.
--spoiler--
yaralı askerin korkusu, annesine hakkını helal et demesi falan da jin'in yardım edip başının çaresine bak deyip onu göndermesi belki çok daha değişik ortamlarda da görüşürüz mutabakatı bence müthiş ara sahnelerdi. gözden kaçmış olabilecek türden ara sahneler olur ya. (biri de selam söyle leyla'ya ben de onunla akran sayılırım aslında temelindeki güzel deyiş) ama gözden kaçmayı hak etmez. belki, bir çay bahçesinde de görüşürüz bir zaman lafı gibi. kulaklardan kaybolmuyor. şu onur ünsal 'ın oyunculuğunu ezelden beridir severim, kısa bir rol. ama hakkını vermiş. erdem'in genç oyuncularla alıp veremediği olduğunu düşünüyorum hayat var'daki elit işcan'dan sonra, jin'deki deniz hasgüler'deki en az o kadar başarılı... (hele jin'in o doğaya kendini teslim ettiği kayıtsız şartsız uzandığı sahneler hayat var' dakine benzer mükemmelikte)
sonuç, en beğendiğim reha erdem filmi. finalini de müthiş bulduğumu söyleyeyim. bu hikayeye pardon masala bu tarz bir son yakışırdı.
10 üzerinden 8,5!
not: sözlük açısından bakarsak, uludağ sözlük genel yazar portföyünü ve konulara yaklaşımını(kırmızı çizgilerini) düşününce, bu filmin hiçbir zaman bu ortam da hakkını bulamayacağını düşünüyorum. onun için izleyin, izletin demeyeceğim. şunu diyebilirim belki. ön yargılardan arınmak insana hayata dair bir şeyler katar.
--spoiler--
Jîn, bir nedenle, dağdaki silâhlı örgütten kaçmaktadır. Dağlarda yapayalnız günler ve geceler geçirir. Amacı bir büyük şehre ulaşmaktır. Ona en büyük gücü hayvanlar verir. Bir ayıyla bir ini paylaşır, yaralı bir eşeği tedavi eder, sonunda dağdan iner. Ancak ova dağdan daha tehlikelidir. Büyük bir hayal kırıklığıyla dağlara, yalnızlığına geri döner. Ağaçlar ve hayvanlardan başka kimsesi yoktur.
--spoiler--
Jîn, bir nedenle, dağdaki silâhlı örgütten kaçmaktadır. Dağlarda yapayalnız günler ve geceler geçirir. Amacı bir büyük şehre ulaşmaktır. Ona en büyük gücü hayvanlar verir. Bir ayıyla bir ini paylaşır, yaralı bir eşeği tedavi eder, sonunda dağdan iner. Ancak ova dağdan daha tehlikelidir. Büyük bir hayal kırıklığıyla dağlara, yalnızlığına geri döner. Ağaçlar ve hayvanlardan başka kimsesi yoktur.
--spoiler--
Kadın yaşam özgürlük
Jin jiyan azadi
Gin gyank azadutyun.
Jin jiyan azadi
Gin gyank azadutyun.
buludlar adlı şarkısı ile her gün dinlenilmesi gereken azerbaycan türkü şarkıcı.
ayın 12'sinde yani cuma günü kızılay büyülü fener sinemasında gösterime girecek reha erdem filmi. hele şükür izleyebileceğiz sonunda.
ankara'da gösterime girmemiş reha erdem filmi. altın portakal ödülü almış bir yönetmenin filmi, ülkenin başkentinde nasıl gösterime girmez anlamak mümkün değil.
reha erdem'in fragmanıyla fazlasıyla merak uyandıran filmi. görüldüğü kadarıyla epey gürültülü bir filme benziyor. kürtçe olması ayrı bir heyecan vesilesi zaten. kürt sorununa dair filmler genellikle kürt ya da kürtlerle kurumsal ilişki gerçekleştirmiş sinemacılardan gelirdi. reha erdem'in siyasal pozisyonu bunlara çok uzak değil ama bambaşka filmler yapmış bir yönetmenin bu alana girmesi türkiye sineması için önemli bir eşiktir.
film ilk bakışta pkk'li bir kadın militanın hikâyesi gibi duruyor. vizyona girdiğinde daha derinlikli bir analiz de yaparız umarım.
film ilk bakışta pkk'li bir kadın militanın hikâyesi gibi duruyor. vizyona girdiğinde daha derinlikli bir analiz de yaparız umarım.
siyasi anlamda yanlı bir film sayılmaz. hem nalına hem mıhına derler ya. tam bi taraf yok. lakin görsellik müthiş. keyifle izledim. hatta bir zamanlar anadoluda kadar tad aldım. taa ki;
-şu çapa sahnesine kadar. bazı kadınlar hiç toprağa ellemiyodu. olmuş mu reha? koskoca yönetmensin sen.
-terörist kızda hiç şive yoktu. hayır dışarda yaşamış, kendini yetiştirmiş falan desen o da yok. eksikti çok eksik.
-hasta kadın "yavrum şu ilaçlarımı veriver" diye hönkürüyodu. o bölgede asla "veriver" gibi bir ifade kullanılmaz.
-bi de o son sahne ne kadar yapaydı la reha. o hayvanlar neydi öyle. hiç mi montajda falan buna gülen olmadı be yönetmenim.
ama yine de sevdim.
-şu çapa sahnesine kadar. bazı kadınlar hiç toprağa ellemiyodu. olmuş mu reha? koskoca yönetmensin sen.
-terörist kızda hiç şive yoktu. hayır dışarda yaşamış, kendini yetiştirmiş falan desen o da yok. eksikti çok eksik.
-hasta kadın "yavrum şu ilaçlarımı veriver" diye hönkürüyodu. o bölgede asla "veriver" gibi bir ifade kullanılmaz.
-bi de o son sahne ne kadar yapaydı la reha. o hayvanlar neydi öyle. hiç mi montajda falan buna gülen olmadı be yönetmenim.
ama yine de sevdim.
reha erdem'in yakında vizyona girecek filmi. öncelikle if istanbul kapsamında gösterilecek.
fragmanı bugün yayınlanmış.
https://www.facebook.com/...96&type=2&theater
fragmanı bugün yayınlanmış.
https://www.facebook.com/...96&type=2&theater
kürtçe kadın.
(bkz: jin saotome)
Asıl adı Jin Au-Yeung olan 1982 Amerika doğumlu Çinli rapçi, sözyazarı ve aktördür. Miami / Florida'da büyümüş ve şimdilerde Hong Kong'ta yaşamaktadır. Kendisi büyük bir plak şirketi ile imzalayan ilk Asyalı rapçidir. Free style battle'ları kazanarak ismini duyurmuş ve Ruff Ryders gibi büyük bir plak şirketi ile anlaşma imzalamıştır. 5 adet albümü, 1 adet toplama albümü ( Ruff Ryders grubu ile ) , 1 adet EP'si , 5 adet mixtape'i, 1 adet de ortaklaşa albümü bulunmaktadır. En sıkı şarkıları ; 'Peel Off' ( 2 Fast 2 Furious filminin soundtrack albümünde yer alır ) , ' F.Y.I.' ve 'C'mon'dur.
lost'taki koreli arkadaş. sun'ın kocası.
japonca'da ülke ismine eklenerek vatandaşı anlamını vermek için kullanılan sonek.
örnek vermek gerekirse..
amerika-jin, afrika-jin, toruko-jin.
örnek vermek gerekirse..
amerika-jin, afrika-jin, toruko-jin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com