bugün
- silik sayınız7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- gece 2 de yatıp sabah 6 da kalkmak5
- yanıyorum diye mesaj atan sözlük kızı4
- gece gelen yemek yapma isteği6
- ilk sıra arkadaşınız ne yapıyor6
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- online yazarlar nasıl görünür4
- daha favlamadan zaten favladınız uyarısı4
- terhis oluyorum sözlük21
- kale3112'nin çalıştığı binaya saldırı düzenlemek6
- fon vurgununu eleştiren imama erişim engeli5
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- emecek bor çift göğüs bile bulamamak7
- fon vurgunu nedir3
- erecto bilader bilader bey2
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- nasıl açık oylarız4
- ne bu fon vurgunu3
- trafikte korna çalmanın işlevi7
- kombiler açıldı mı arkadaşlar8
- uyudunuz mu arkadaşlar10
- fatma betül sayan kaya28
- acıktım ne yesem3
- bizde arkadaşın karısına yanlış olmaz4
- gecenin şarkısı4
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından6
- sözlük üzerinden alınan son dm2
- akıllı telefon kullanan erkek9
- sözlükten buluştuğu kızın göğüslerini çalan adam5
- 20078
- vajinanın tatsız tuzsuz olması6
- en güzel geçen yıllar4
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi6
- levent yüksel4
- hediyeleşme kültürü2
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi12
- camilerdeki ayak kokusu11
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- tablacı köftesi3
- gece vardiyası yazarlar3
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- victor osimhen9
- münafık11
- olgun erkek vs şakacı erkek3
- damar patlatan hemşire uyuzluğu2
- deveciolpeyy4
dün izleyip delik deşik olduğum film. reha erdem filmi.
kendisi bu filmi benzetmek değil de illa ilişkilendirmek gerekirse a ay 'ın yanına koyarım dese de ben hayat var sularına gittim nedense.
hakikaten mükemmel bir çalışmaya imza atmış erdem. gene sinemasındaki kendisini tekrar etmeme eğilimi bu filmde de ziyadesiyle beliriyor. farklı hikayeler,doğanın tasviri, farklı filmler, birçok filmi için ortak payda üstün görsellik tandansı ve özellikle erkeklerin kadın üzerinde şiddet ve güç göstergesi geçmişte de tanık olduğumuz argümanlardı. farklılıkları ve ortak kalıplarıyla erdem'in sinema dilini oturttuğunu düşünmemek ne mümkün.
filmi klasik bir kürt meselesi yaklaşımıyla ele almamak lazım. bence jin'in izini sürüp mümkün olduğunca odur, şudur, budur gibi kati tanımlamalarla politik raya girmeden film başarıyla akıp gidiyor.
--spoiler--
jin'in bu kişisel mücadelesi sırasında doğa'nın kendisine yardımcı olup insanların olmaması ilgiye namzetti. hayatına bir şekilde müdahil olan erkekler jin'i kendi istedikleri şekilde görüyorlar. hani atıf yılmaz hoca adı vasfiye 'de kadının erkek egemen dünyada nasıl görüldüğüne dair bir kompozisyon çıkarmıştı ya buna benzer bir durum var. üniforma giyildiğinde bacı, çıkarılıp çalınan elbiseler giyildiğinde hatun seni yerim tavrına bürünülebiliyor. jin burda doğaya aynı dersu uzala vari adapte olmuş insanı resimliyor. karşısına çıkan erkeklerden birisi ona kamyonlara binme öğüdünü verip, babacan bir tavır sergilerken kızıyla aynı ismi taşıdığını söylüyor. tabii kendi evinden hırsızlık yapıldığından bihaber. yani jin yeri geliyor hırsızlık yapıyor bir şekilde hayata kanalize ve çokta masum olmayan bir kişilik çizimiyle doğru tasvir edilmiş. doğada tutunma mücadelesini iyi bilmesi, adaptasyonu, bir tehlike olduğunda ağaca jet hızıyla çıkması genel olarak başının çaresine bakması ki hele kendisine saldıran herifi en sonunda taşla benzetmesi, çaldığı eşeği iyileştirme tavrı, jin'in nasıl yaşaması gerektiğini net bildiğini de gösteriyordu.
--spoiler--
--spoiler--
filmin en büyük başarısı, şu yaşanılan çatışma ortamından doğa'nın ne derece etkilendiğini göstermesi. jin'in elmasını paylaştığı ayı da ve bir yığın hayvan da (sürüsüne bereket bir çeşitlilik sunuluyor, belgesel vari) bu vahim tablo karşısında ürküp, korkup, geri adım atıyorlar. doğadaki canlılar hiçbir suçları olmadığı halde muzdarip ve ötesiler.
--spoiler--
yaralı askerin korkusu, annesine hakkını helal et demesi falan da jin'in yardım edip başının çaresine bak deyip onu göndermesi belki çok daha değişik ortamlarda da görüşürüz mutabakatı bence müthiş ara sahnelerdi. gözden kaçmış olabilecek türden ara sahneler olur ya. (biri de selam söyle leyla'ya ben de onunla akran sayılırım aslında temelindeki güzel deyiş) ama gözden kaçmayı hak etmez. belki, bir çay bahçesinde de görüşürüz bir zaman lafı gibi. kulaklardan kaybolmuyor. şu onur ünsal 'ın oyunculuğunu ezelden beridir severim, kısa bir rol. ama hakkını vermiş. erdem'in genç oyuncularla alıp veremediği olduğunu düşünüyorum hayat var'daki elit işcan'dan sonra, jin'deki deniz hasgüler'deki en az o kadar başarılı... (hele jin'in o doğaya kendini teslim ettiği kayıtsız şartsız uzandığı sahneler hayat var' dakine benzer mükemmelikte)
sonuç, en beğendiğim reha erdem filmi. finalini de müthiş bulduğumu söyleyeyim. bu hikayeye pardon masala bu tarz bir son yakışırdı.
10 üzerinden 8,5!
not: sözlük açısından bakarsak, uludağ sözlük genel yazar portföyünü ve konulara yaklaşımını(kırmızı çizgilerini) düşününce, bu filmin hiçbir zaman bu ortam da hakkını bulamayacağını düşünüyorum. onun için izleyin, izletin demeyeceğim. şunu diyebilirim belki. ön yargılardan arınmak insana hayata dair bir şeyler katar.
kendisi bu filmi benzetmek değil de illa ilişkilendirmek gerekirse a ay 'ın yanına koyarım dese de ben hayat var sularına gittim nedense.
hakikaten mükemmel bir çalışmaya imza atmış erdem. gene sinemasındaki kendisini tekrar etmeme eğilimi bu filmde de ziyadesiyle beliriyor. farklı hikayeler,doğanın tasviri, farklı filmler, birçok filmi için ortak payda üstün görsellik tandansı ve özellikle erkeklerin kadın üzerinde şiddet ve güç göstergesi geçmişte de tanık olduğumuz argümanlardı. farklılıkları ve ortak kalıplarıyla erdem'in sinema dilini oturttuğunu düşünmemek ne mümkün.
filmi klasik bir kürt meselesi yaklaşımıyla ele almamak lazım. bence jin'in izini sürüp mümkün olduğunca odur, şudur, budur gibi kati tanımlamalarla politik raya girmeden film başarıyla akıp gidiyor.
--spoiler--
jin'in bu kişisel mücadelesi sırasında doğa'nın kendisine yardımcı olup insanların olmaması ilgiye namzetti. hayatına bir şekilde müdahil olan erkekler jin'i kendi istedikleri şekilde görüyorlar. hani atıf yılmaz hoca adı vasfiye 'de kadının erkek egemen dünyada nasıl görüldüğüne dair bir kompozisyon çıkarmıştı ya buna benzer bir durum var. üniforma giyildiğinde bacı, çıkarılıp çalınan elbiseler giyildiğinde hatun seni yerim tavrına bürünülebiliyor. jin burda doğaya aynı dersu uzala vari adapte olmuş insanı resimliyor. karşısına çıkan erkeklerden birisi ona kamyonlara binme öğüdünü verip, babacan bir tavır sergilerken kızıyla aynı ismi taşıdığını söylüyor. tabii kendi evinden hırsızlık yapıldığından bihaber. yani jin yeri geliyor hırsızlık yapıyor bir şekilde hayata kanalize ve çokta masum olmayan bir kişilik çizimiyle doğru tasvir edilmiş. doğada tutunma mücadelesini iyi bilmesi, adaptasyonu, bir tehlike olduğunda ağaca jet hızıyla çıkması genel olarak başının çaresine bakması ki hele kendisine saldıran herifi en sonunda taşla benzetmesi, çaldığı eşeği iyileştirme tavrı, jin'in nasıl yaşaması gerektiğini net bildiğini de gösteriyordu.
--spoiler--
--spoiler--
filmin en büyük başarısı, şu yaşanılan çatışma ortamından doğa'nın ne derece etkilendiğini göstermesi. jin'in elmasını paylaştığı ayı da ve bir yığın hayvan da (sürüsüne bereket bir çeşitlilik sunuluyor, belgesel vari) bu vahim tablo karşısında ürküp, korkup, geri adım atıyorlar. doğadaki canlılar hiçbir suçları olmadığı halde muzdarip ve ötesiler.
--spoiler--
yaralı askerin korkusu, annesine hakkını helal et demesi falan da jin'in yardım edip başının çaresine bak deyip onu göndermesi belki çok daha değişik ortamlarda da görüşürüz mutabakatı bence müthiş ara sahnelerdi. gözden kaçmış olabilecek türden ara sahneler olur ya. (biri de selam söyle leyla'ya ben de onunla akran sayılırım aslında temelindeki güzel deyiş) ama gözden kaçmayı hak etmez. belki, bir çay bahçesinde de görüşürüz bir zaman lafı gibi. kulaklardan kaybolmuyor. şu onur ünsal 'ın oyunculuğunu ezelden beridir severim, kısa bir rol. ama hakkını vermiş. erdem'in genç oyuncularla alıp veremediği olduğunu düşünüyorum hayat var'daki elit işcan'dan sonra, jin'deki deniz hasgüler'deki en az o kadar başarılı... (hele jin'in o doğaya kendini teslim ettiği kayıtsız şartsız uzandığı sahneler hayat var' dakine benzer mükemmelikte)
sonuç, en beğendiğim reha erdem filmi. finalini de müthiş bulduğumu söyleyeyim. bu hikayeye pardon masala bu tarz bir son yakışırdı.
10 üzerinden 8,5!
not: sözlük açısından bakarsak, uludağ sözlük genel yazar portföyünü ve konulara yaklaşımını(kırmızı çizgilerini) düşününce, bu filmin hiçbir zaman bu ortam da hakkını bulamayacağını düşünüyorum. onun için izleyin, izletin demeyeceğim. şunu diyebilirim belki. ön yargılardan arınmak insana hayata dair bir şeyler katar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com