bugün
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- burun karıştırmak4
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz22
- terhis oluyorum sözlük25
- çay koydum sen anlat diyen psikolog3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- sabah soğuğu3
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- felsefe öğretmenin ironisi2
- londra devlet hastanesindeki hamile erkek figürü3
- flörtün ilkesel reddi5
- erkek dünyanın en dürüst varlığıdır3
- yazarların işlediği günahlar14
- cimbom baba2
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi8
- yüzü siyaha boyayıp gezmek3
- cem karaca dinleyip dusuncelere dalmak2
- şamil tayyar'ın fatma betül sayan kaya tweeti3
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- amedspor31
- kim beğeniyor sorunsalı2
- the odyssey2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- toplu taşımada yer verme ahlakı6
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- ipkis3
- günlük tutmak7
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- korkudan patır patır altına yapmak6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- yazarların fotoğrafları9
- aleksey batrakov29
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu2
- caminin yolunda öleyim2
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- bu ne hal yahu9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- akşama ne yemek yapsam10
- sözlüğün yeni tasarımı23
- şimdi ne yapsam acaba7
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
eskidendi..
bir on yıl öncesine kadar toplanıp elemanlarla internet cafeye gidilirdi, koca sınıfta bilgisayara sahip kişi sayısı bir elin parmağını geçmezdi. fifa 2000 de kaleci ile gol atılırdı.. nfs* de ekran yatay bir çizgi ile ikiye bölünür büyük bir hırsla iki kişilik yarışılırdı, pionerr yazılır araç hızlandırılır, ferrari şifresi ile mclaren sollanırdı.. fifa 2002 world cup'ta çekilen şut ile toptan ateş çıkarılırdı.. minik ergenler gta vice city de sevişme şifresi yazar tommy'nin ve hatunun bindiği araba deprem vari sallanırdı..
dedim ya eskidendi..
bir on yıl öncesine kadar toplanıp elemanlarla internet cafeye gidilirdi, koca sınıfta bilgisayara sahip kişi sayısı bir elin parmağını geçmezdi. fifa 2000 de kaleci ile gol atılırdı.. nfs* de ekran yatay bir çizgi ile ikiye bölünür büyük bir hırsla iki kişilik yarışılırdı, pionerr yazılır araç hızlandırılır, ferrari şifresi ile mclaren sollanırdı.. fifa 2002 world cup'ta çekilen şut ile toptan ateş çıkarılırdı.. minik ergenler gta vice city de sevişme şifresi yazar tommy'nin ve hatunun bindiği araba deprem vari sallanırdı..
dedim ya eskidendi..
hay layf ve cafer 2 oynayan veletlerle karşılaşmaktır.. ara sıra insanın işi düşebiliyor.. ama şimdinin çocukları tam bir mal.. valla..
yan masada oturan Çocuğun sürekli sizin masanıza bakma durumudur.
çok heycan verici aiiiyyy inanılmaz müthiş bir duygu diyecek değilim tabi.evde internetin olmadığı durumlarda gidilecektir.
Fakirlik alametidir diyenlerin olduğu eylemdir.
Lan dingil kullandığın internete ayda 69 tl veriyorsun
Cafeye giden kişi 3-5 saatine 10 tl veriyor.
Sen hala cafeye giden fakirdir edebiyatı yapıyorsun.
Evindeki adam akıllı hiç bir oyunu kaldırmayan sikko bilgisayarın topu topu ayda 60 lira ödediğin internet faturasiyla kendini zengin saniyorsun.*
Lan dingil kullandığın internete ayda 69 tl veriyorsun
Cafeye giden kişi 3-5 saatine 10 tl veriyor.
Sen hala cafeye giden fakirdir edebiyatı yapıyorsun.
Evindeki adam akıllı hiç bir oyunu kaldırmayan sikko bilgisayarın topu topu ayda 60 lira ödediğin internet faturasiyla kendini zengin saniyorsun.*
internet cafe dediğin şey bizim için sadece bilgisayar olan yer değildi. sosyalleşme alanıydı, stres atma merkeziydi, küçük çaplı ergenlik laboratuvarıydı. evde 256 mb ram’li, kasası tekme yiyince çalışan bilgisayar varken; internet cafedeki o tüplü monitörler bile saray gibi gelirdi.
kapıdan girince suratımıza vuran karışık bir koku vardı; tost, sigara, ter ve plastik sandalye. masaların üstünde çizilmiş msn adresleri, kalpli isimler, “burak + ayşe = sonsuza kadar” yazıları… sonsuza kadar sürmeyen aşklar ama saatlik 1 liraya sonsuz gelen oyunlar.
counter atarken kulaklıkların bir teki çalışmazdı, mikrofon cızırtılıydı ama taktik yapardık: “long bende, rush atma lan!”
pes’te kazanınca ayağa fırlayıp “kol var kol!” diye bağıran tipler olurdu.
msn’e girip nick yazmak ayrı bir sanattı:
“ali – canım sıkkın (y)”
kişisel mesaj kısmına imalı sözler, durum kısmına tripler. biri çevrimdışı olunca “bilerek mi kapattı lan?” paranoyası.
internet yavaşlasa görevli abiye bağırırdık:
“abi net gitti!”
adam kablolara bakar gibi yapar, aslında modemi resetler, biz de teknik servis görmüş gibi rahatlarız.
en güzel tarafı neydi biliyor musun? zamanın yavaş akmasıydı. 2 saat alırdık, bir bakmışız 5 saat olmuş. anneden gelen “neredesin sen?” telefonu ise boss fight gibi en korkulan andı.
şimdi herkesin cebinde sınırsız internet var ama o heyecan yok. o LAN kokusu, o kasa fanının uğultusu, o “son maç” deyip 3 maç daha atmalar… başka bir çağdı resmen.
çocukluğumuzun avm’siydi internet cafeler. fakir ama mutlu olduğumuz dönemlerin dijital mabediydi.
şimdi kapısından geçerken içeri bakıyorum da, sanki içerde hâlâ bir yerde 13 yaşındaki halimiz oturuyor gibi.
Okuldan kaçıp nete gitmek büyük olaydı. Hele ki işleten abi de kafaysa sigara falan içerdik, arka masalardan pornoya girerdik vs hey gidi günler hey..
Bir de en güzel özellikleri bu cafelerin, sürüyle şarkı, wallpaper, program, yama ne ararsan milyon tane olurdu.
kapıdan girince suratımıza vuran karışık bir koku vardı; tost, sigara, ter ve plastik sandalye. masaların üstünde çizilmiş msn adresleri, kalpli isimler, “burak + ayşe = sonsuza kadar” yazıları… sonsuza kadar sürmeyen aşklar ama saatlik 1 liraya sonsuz gelen oyunlar.
counter atarken kulaklıkların bir teki çalışmazdı, mikrofon cızırtılıydı ama taktik yapardık: “long bende, rush atma lan!”
pes’te kazanınca ayağa fırlayıp “kol var kol!” diye bağıran tipler olurdu.
msn’e girip nick yazmak ayrı bir sanattı:
“ali – canım sıkkın (y)”
kişisel mesaj kısmına imalı sözler, durum kısmına tripler. biri çevrimdışı olunca “bilerek mi kapattı lan?” paranoyası.
internet yavaşlasa görevli abiye bağırırdık:
“abi net gitti!”
adam kablolara bakar gibi yapar, aslında modemi resetler, biz de teknik servis görmüş gibi rahatlarız.
en güzel tarafı neydi biliyor musun? zamanın yavaş akmasıydı. 2 saat alırdık, bir bakmışız 5 saat olmuş. anneden gelen “neredesin sen?” telefonu ise boss fight gibi en korkulan andı.
şimdi herkesin cebinde sınırsız internet var ama o heyecan yok. o LAN kokusu, o kasa fanının uğultusu, o “son maç” deyip 3 maç daha atmalar… başka bir çağdı resmen.
çocukluğumuzun avm’siydi internet cafeler. fakir ama mutlu olduğumuz dönemlerin dijital mabediydi.
şimdi kapısından geçerken içeri bakıyorum da, sanki içerde hâlâ bir yerde 13 yaşındaki halimiz oturuyor gibi.
Okuldan kaçıp nete gitmek büyük olaydı. Hele ki işleten abi de kafaysa sigara falan içerdik, arka masalardan pornoya girerdik vs hey gidi günler hey..
Bir de en güzel özellikleri bu cafelerin, sürüyle şarkı, wallpaper, program, yama ne ararsan milyon tane olurdu.
ot yoksa cafeye niye gidilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com