bugün
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı9
- bik bik'in kraliçe olması11
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- sarı tekerin yazar olamaması9
- kolye142
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi4
- uzun süre bir uçuruma bakmak4
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- hacker saldırısı gazileri8
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- peynir dolgulu jalapeno3
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak5
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası5
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- fransa8
- cep telefonu22
- arkadaşınızın sizi övmesi3
- nokia20
- usualsuspectsin mod olması6
- her boku yiyip suçu şeytana atmak2
- yılmaz erdoğan2
- zall'ın makara yapması6
- usualsuspects'in ayağı4
- araba3
- meltem hendem2
- antalya2
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- kuzey kıbrıs ta öğrenci olmak2
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması4
- fenerbahçe organize troll örgütü3
- bilim3
- ay3
- uzay3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- esaretin bedeli5
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- fon vurgunu24
- konya denilince akla gelenler7
- son parti4
- jagermeister3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- istersem sozlugu hacklerim5
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- asansörde susma zorunluluğu3
ins'ten gelir. arapça kökenli bir kelimedir.
öldürdüğü karıncalardan habersiz yolda yürüyendir.
çeşit çeşitlerdir. iyi olanlarını al, sev. lakin kötü olanları insana hayatı zehir eder abartısız.
mesela takıntılı olanlar.. bir şeye takıntısı vardır bunun. size olabilir örneğin.. çıldırtır. git dersiniz, gitmez. defol dersiniz defolmaz. bir süre hayatınızı zindan eder size. mesaj atar, arar.. bunaltır yani. önce gayet normal karşılarken sonra karşınızdakinin hasta olduğunun farkına varırsınız. sizi korkutmaya başlar bu. yine aynı eylemleri gerçekleştirdiği bir gün, siz çıldırırsınız. karşınızdaki sizin nasıl yıprandığınızı anlar, susar. umarım devam eder.
bir diğeri ezik olanlar.. bunların kişilikleri oturmamıştır daha. sizin hiçbir kötü düşünce taşımadan gerçekleştirdiğiniz eylemi bunlar kendi cinlikleri doğrultusunda farklı yorumlarlar. cin olmadan adam çarpma durumu yani. hatta bir de tutup sizin kötülük yaptığınızı düşünüp, kendilerince karşılık vermeye çalışırlar. bunların kafasından kıvılcım çıkartılmalıdır.
en sevdiğim tipe geldik: bencil olanlar. senin gerektiği anda canını verebileceğin insan, dostum dediğin insanın seni hayalkırıklığına uğrattığı andır bencil olduğunu anladığın an. neyse onu da öyle kabullenmek lazım sanırım.
bu yazının sonuna geldiğimde az önce o 3 gruptan birine soktuğum arkadaşım benle konuştuktan sonra, affettim mesela. çok da iyidir ayrıca insanlar.*
mesela takıntılı olanlar.. bir şeye takıntısı vardır bunun. size olabilir örneğin.. çıldırtır. git dersiniz, gitmez. defol dersiniz defolmaz. bir süre hayatınızı zindan eder size. mesaj atar, arar.. bunaltır yani. önce gayet normal karşılarken sonra karşınızdakinin hasta olduğunun farkına varırsınız. sizi korkutmaya başlar bu. yine aynı eylemleri gerçekleştirdiği bir gün, siz çıldırırsınız. karşınızdaki sizin nasıl yıprandığınızı anlar, susar. umarım devam eder.
bir diğeri ezik olanlar.. bunların kişilikleri oturmamıştır daha. sizin hiçbir kötü düşünce taşımadan gerçekleştirdiğiniz eylemi bunlar kendi cinlikleri doğrultusunda farklı yorumlarlar. cin olmadan adam çarpma durumu yani. hatta bir de tutup sizin kötülük yaptığınızı düşünüp, kendilerince karşılık vermeye çalışırlar. bunların kafasından kıvılcım çıkartılmalıdır.
en sevdiğim tipe geldik: bencil olanlar. senin gerektiği anda canını verebileceğin insan, dostum dediğin insanın seni hayalkırıklığına uğrattığı andır bencil olduğunu anladığın an. neyse onu da öyle kabullenmek lazım sanırım.
bu yazının sonuna geldiğimde az önce o 3 gruptan birine soktuğum arkadaşım benle konuştuktan sonra, affettim mesela. çok da iyidir ayrıca insanlar.*
einstein meşhur denklemine göre (e=mc2), bedeninde, ortalama otuz tane hidrojen bombasına eş değer enerji taşıyan varlık.
hissedilen her duydu ona hastır.bu kocaman kainat içinde barındırdığı en küçük ayrıntıyla beraber ona aittir.ama insan kıymetini bilmemektedir.
evrimleşen canlı veya öyle iddia edilir. ve tabi evrimleşmeye devam eden canlı. bu fark değildir elbette.
bazi inanışlara göre yaratilmişların en şereflisi, bazılarına göre tapınılacak zat, bazılarına göreyse bir hic.
engels e göre insan sosyal bir hayvandır. peki insanın diger hayvanlardan farki nedir diye düşündüm hep. şuur mu, konuşma yeteneği mi yoksa ruh mu ? hayvanlar da insanlar kadar acı ceker. onlarda da yavruya sahiplenme güdüsü vardır. ve tabi iletişim. hayvanlar da birbiyle iletişime gecer. biz anlamıyorsak o yoktur demek son derece haksızlık olur. ya ruh ? muamma...
bundan sonra da acaba evrimleşip daha üst düzey, mükemmel ve daha yaratıcı bir canlıya dönüşe bilir mi diye merak ettiğim mahlukat.
ben (K)a(M)o.
bazi inanışlara göre yaratilmişların en şereflisi, bazılarına göre tapınılacak zat, bazılarına göreyse bir hic.
engels e göre insan sosyal bir hayvandır. peki insanın diger hayvanlardan farki nedir diye düşündüm hep. şuur mu, konuşma yeteneği mi yoksa ruh mu ? hayvanlar da insanlar kadar acı ceker. onlarda da yavruya sahiplenme güdüsü vardır. ve tabi iletişim. hayvanlar da birbiyle iletişime gecer. biz anlamıyorsak o yoktur demek son derece haksızlık olur. ya ruh ? muamma...
bundan sonra da acaba evrimleşip daha üst düzey, mükemmel ve daha yaratıcı bir canlıya dönüşe bilir mi diye merak ettiğim mahlukat.
ben (K)a(M)o.
gördüğüm içi en boşaltılmış kelime. bazılarının düşüncesi insan olamayacak kadar hastalıklı da olsa düşünebilen her canlıya söylenebilmesi ne kötü. içimizde insanlıktan çıkmış o kadar çok insan! varki...
geçmişini anılarda, geleceğini hayallerde yaşatan.
insan üç beş damla kan.
(bkz: üstad necip fazıl kısakürek)
(bkz: üstad necip fazıl kısakürek)
ruh ve bedenden oluşan akıl sahibi varlık.
en byük özelliklerinden biri aklıyla hareket edebilme yeteneğidir.
konuşa konuşa anlaşa(maya)n canlılardır.
doğadaki herşeyi kendi isteğine göre şekillendirebilen dünya gezegeninin en zararlı canlısı.
aklını ve ellerini kullanabilen dil gibi bir olguyu yaratmış hayvanlar aleminin en ilerlemiş canlısı.
her şeyi kendine hak gören, ayrıcalıklı olduğu yanılgısını hayatının merkezinde tutan varlık.
tarihin ilk günlerinden beri dünyaya geliş amacını sorgulayan, buldukları itibariyle okyanusta damla olan canlıdır.
tabiatından ve kimyasından ötürü beni benden alan hayattan soğutan yaratıktır. biraz daha açacak olursak aslında her şey bitmiş bütün mesele bacakları ayırmaktan ibaret hale gelmiştir. iğrenmekteyim.
not: ayırmak kelimesinden midem bulanır oldu sözlük yaşamak istemiyorum.
not: ayırmak kelimesinden midem bulanır oldu sözlük yaşamak istemiyorum.
2/3 ü sudan oluştuğu söylenen canlı.
külliyen yalan... aslında hepimiz karpuzuz!
peşinen edit: kafam 1500
külliyen yalan... aslında hepimiz karpuzuz!
peşinen edit: kafam 1500
annen, baban, kardeşin, sevgilin, dostun... şuyun buyun, hepsinin ortak özelliği bir noktada nankör oluşlarıdır. başka bir şey değil.
nüfusu acilen -hangi yollarla olursa olsun!- 2 milyar seviyelerine çekilmesi gereken zararlı, parazitik tür.
insan yıkılırken bile "Lamelif" gibi devrilmeli bükülmeden.
insan sevdiğine atılan kurşunları "Cim" gibi alabilmeli bağrına.
insan sırtına dağlar yüklendiğinde "Elif" gibi dimdik durabilmeli. ( l ).
insan bir ömür "Kef" gibi sevdiğini kucağında taşıyabilmeli.
insan sevdiğine ölürken bile "Te" gibi tebessüm edebilmeli.
insan bir tek RABB karşısında "Mim" gibi secdeye koymalı başını...
insan sevdiğine atılan kurşunları "Cim" gibi alabilmeli bağrına.
insan sırtına dağlar yüklendiğinde "Elif" gibi dimdik durabilmeli. ( l ).
insan bir ömür "Kef" gibi sevdiğini kucağında taşıyabilmeli.
insan sevdiğine ölürken bile "Te" gibi tebessüm edebilmeli.
insan bir tek RABB karşısında "Mim" gibi secdeye koymalı başını...
sevildiğinde, gıdığı okşandığında, götü kalkan canlı!
insan üç beş damla kan ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek;
Siz hayat süren leşler,sizi kim diriltecek?
(bkz: Necip Fazıl Kısakürek)
Bir hayata çattık ki hayata kurmuş pusu
Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek;
Siz hayat süren leşler,sizi kim diriltecek?
(bkz: Necip Fazıl Kısakürek)
samimiyetine inanırken durup bir kez daha düşünülecek varlık.
boşuna dememiş m.akif ersoy;
"aldanma insanların samimiyetine,menfaatleri gelir her şeyden önce..
vaad etmeseydi allah cenneti,ona bile etmezlerdi secde.."
boşuna dememiş m.akif ersoy;
"aldanma insanların samimiyetine,menfaatleri gelir her şeyden önce..
vaad etmeseydi allah cenneti,ona bile etmezlerdi secde.."
insan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmıyacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.
Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.
Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güçbela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler için kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sayarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola
Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.
Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
(bkz: ismet özel), amentü
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmıyacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.
Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.
Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güçbela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler için kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere
Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde
Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sayarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola
Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.
Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.
Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
(bkz: ismet özel), amentü
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar