bugün
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması11
- gelecek partisi'nin kapanması10
- üşüyen erkek8
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı7
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması4
- japonya20
- ahmet davutoğlu6
- selçuk bayraktar'ın siyasete atılması7
- ketçap aromalı ruffles3
- sağa sinyal verip sola dönmek6
- mal varlıklarınız nelerdir4
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- battal gazi4
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin14
- gürcistan25
- aslan gibi adam2
- klima çarpması4
- sabahın köründe entry giren işsizler3
- ağlamamak için kendini tutmak12
- ctrlx22
- silah çekildiği zaman patlar3
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması7
- kırgızistan8
- günaydın sözlük uyanın artık2
- prensesler gibi uyanmak3
- yazarlara gelen son mesaj2
- kuran da namaz yok21
- hewal ebo18
- sabaha bir şiir bırak2
- geceniz nasıl geçiyor7
- aslında hayatta yapayalnız olmamız8
- çin8
- latin atasözleri6
- geceye bir şarkı bırak17
- lahmacunu elle yiyen kız14
- ilgi isteyen kız16
- sözlük yazarlarının çocukları olsa ne yaparlardı6
- sözlüğün aniden sessizleşmesi5
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması8
- 35 bin lira maaşı beğenmeyen sevgili9
- yeni yazarlara öneriler3
- erkeklerden hayır gelmeyeceğinin anlaşıldığı an4
- antalya şu an 28 derece4
- tez yazmak4
- hikayeyi devam ettir52
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- cep telefonu4
- içim yanıyor be sözlük7
- suca suruklenen cocuk8
- nickten isim tahmini yapmak71
Charles Bukowski'nin senaryosunu yazdığı Barfly filminin yazım ve çekilme sürecini anlattığı romanı.
Film, genç Chinaski'nin hayatının en büyük aşklarından birisini yaşadığı döneme dairdir. Mickey Rourke ve Faye Dunaway filmin iki başrol oyuncusuyken, kitapta film ve edebiyat dünyasına ait birçok önemli kişiyi bulabiliyoruz. Bukowski, her zamanki alaycılığıyla tüm bu kişilerle inceden dalgasını geçmeyi bilmiş. Oyuncu ve yönetmenlere verilen isimler bile başlı başına eğlencelik.
Barfly ın yazılma aşamalarında bir otel odasında yapılan ciddi! Bir görüşmeden parçalar aşağıdadır:
Jon-Luc Modard aniden ayağa kalkıp yanımıza geldi.
"Şu kahrolası şaraptan bir bardak versenize", dedi.
Bardağı ağzına kadar doldurdum. Bir dikişte içti. Tekrar doldurdum.
"Yazdıklarını okudum", dedi. "En iyi tarafın yalınlığın, beyin zedelenmesi falan oldu mu sende hiç?"
"Mümkün, 1957 senesinde neredeyse tamamen kansız kaldım. Merhametli bir hademe beni bulana kadar, hastanenin sefillere ait bölümünün bodrumunda iki gün kaldım. Sanırım orada birçok şeyimi yitirdim, zihinsel ağırlıklı bir kayıp... "
Ardından iskemlelerimizi yaklaştırıp içmeye devam ettik ve jon-Luc konuşmaya başladı. Sadece bana bakarak aralıksız konuştu. Önceleri gururlandım ama bir süre sonra hissettiklerim azaldı(...)
Jon-Luc durmuyordu(... )
Jon-Luc konuşmayı sürdürdü. Tek hatırladığım bu.
Ama Jon-Luc havaya girmişti.
Söylediklerini anlayamıyordum artık. Hareket eden dudaklar görüyordum. Can sıkıcı değildi, orada duruyordu. Sakal tıraşına ihtiyacı vardı(... )
Şarap aktı ve Jon-Luc konuştu.
Kendime özgü o marazi kopukluk haline geçtim. (Böyle durumlarda) beynim duruverir. Dinlerim. Tepki veririm ve onlar orada olmadığımı fark edemeyecek kadar aptaldırlar.
Şişeler boşaldı ve Jon-Luc konuşmayı sürdürdü. Bir alay şaşırtıcı şey söylediğinden eminim. Ben kaşlarını izliyordum (...)
Ertesi sabah yatağımızdaydık, on bir sularında telefon çaldı.
"Alo?"
Pinchot'ydu.
"Dinle, sana söylemem gereken bir şey var!"
"Evet?"
"Modard asla konuşmazdı. Şimdiye kadar hiç kimse, hiç kimse onu senin gibi konuşturamadı! Saatlerce konuştu! Herkes hayret etti!"
"Eyvallah." (s.24 ve devamı)
Film, genç Chinaski'nin hayatının en büyük aşklarından birisini yaşadığı döneme dairdir. Mickey Rourke ve Faye Dunaway filmin iki başrol oyuncusuyken, kitapta film ve edebiyat dünyasına ait birçok önemli kişiyi bulabiliyoruz. Bukowski, her zamanki alaycılığıyla tüm bu kişilerle inceden dalgasını geçmeyi bilmiş. Oyuncu ve yönetmenlere verilen isimler bile başlı başına eğlencelik.
Barfly ın yazılma aşamalarında bir otel odasında yapılan ciddi! Bir görüşmeden parçalar aşağıdadır:
Jon-Luc Modard aniden ayağa kalkıp yanımıza geldi.
"Şu kahrolası şaraptan bir bardak versenize", dedi.
Bardağı ağzına kadar doldurdum. Bir dikişte içti. Tekrar doldurdum.
"Yazdıklarını okudum", dedi. "En iyi tarafın yalınlığın, beyin zedelenmesi falan oldu mu sende hiç?"
"Mümkün, 1957 senesinde neredeyse tamamen kansız kaldım. Merhametli bir hademe beni bulana kadar, hastanenin sefillere ait bölümünün bodrumunda iki gün kaldım. Sanırım orada birçok şeyimi yitirdim, zihinsel ağırlıklı bir kayıp... "
Ardından iskemlelerimizi yaklaştırıp içmeye devam ettik ve jon-Luc konuşmaya başladı. Sadece bana bakarak aralıksız konuştu. Önceleri gururlandım ama bir süre sonra hissettiklerim azaldı(...)
Jon-Luc durmuyordu(... )
Jon-Luc konuşmayı sürdürdü. Tek hatırladığım bu.
Ama Jon-Luc havaya girmişti.
Söylediklerini anlayamıyordum artık. Hareket eden dudaklar görüyordum. Can sıkıcı değildi, orada duruyordu. Sakal tıraşına ihtiyacı vardı(... )
Şarap aktı ve Jon-Luc konuştu.
Kendime özgü o marazi kopukluk haline geçtim. (Böyle durumlarda) beynim duruverir. Dinlerim. Tepki veririm ve onlar orada olmadığımı fark edemeyecek kadar aptaldırlar.
Şişeler boşaldı ve Jon-Luc konuşmayı sürdürdü. Bir alay şaşırtıcı şey söylediğinden eminim. Ben kaşlarını izliyordum (...)
Ertesi sabah yatağımızdaydık, on bir sularında telefon çaldı.
"Alo?"
Pinchot'ydu.
"Dinle, sana söylemem gereken bir şey var!"
"Evet?"
"Modard asla konuşmazdı. Şimdiye kadar hiç kimse, hiç kimse onu senin gibi konuşturamadı! Saatlerce konuştu! Herkes hayret etti!"
"Eyvallah." (s.24 ve devamı)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar