bugün
- nervio tarzı entry girmek17
- arda güler16
- jaws filmindeki sikko balik24
- kolye10
- doğubank8
- sevda türküsev3
- sözlükteki yazarların beni kız zannetmesi11
- atatürk ün hataları14
- muhafazakar tatil seçenekleri6
- orta çağda gece yolculuğu yapmak7
- sevgiliyle araya mesafe koymak2
- saatten anlayan yazarlar bi bakabilir mi5
- sözlüğe veda eden yazara kızan yazar4
- sakarya üniversitesi3
- azerizm2
- norveç3
- sana köyden kız bulacağım diyen anne3
- ülken için savaşır mısın5
- nev antalya konseri2
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- simiago erkek mi kadın mı5
- horny meydan6
- danimarka2
- bugün galatasaray fenerbahçe maçı var4
- yemene asker gönderilme meselesi8
- 28 bin lira veriyor diye köle gözüyle bakan patron5
- iltica20
- fransa6
- organize işler karun hazinesi2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı25
- yetkisi alınan yetkili8
- behzat ç.4
- duşa giriyorum kimi düşüneyim5
- oktay saral'ın istifası2
- haftanın gammazlarında birinci olan user7
- oktay saral9
- sözlüğün kralı9
- flört etmeme ilkesi2
- sözlüğü kurtaracak tek yazar4
- bir şey söyle2
- oktay saral'ın görevden alınması4
- insan sevmemek6
- pakiler afganlar gibi entari ile gezmek3
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı5
- sandalet ayak bikinisidir6
- hintliler zenci midir4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- fon vurgunu46
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak6
- idrija2
adam gibi adam, aslan gibi yazardır. eli öpülesidir.
en dobra yazar.sakınmadan dileğini yazar.muhalifleri çıldırır o yine yazar.
türkiyenin sayılı köşe yazarlarından biridir.
medyamızın şoven kemalist kanadını temsil eden "dinazor"lardan biri.
milliyet gazetesi köşe yazarı hasan pulur'un eski dönemlerden terör ile alakalı bir yazı.
---burus vilis ölüymüş---
15 ağustos 1984... emirgân'da, abdullah efendi lokantası'nda öğle yemeği...
gazeteciler cemiyeti yönetim kurulu başbakan özal'ı ağırlıyor, bakanlardan mustafa kalemli de var.
korumalardan biri, yemeğin ortasında başbakan'ın yanına geliyor, eğiliyor, bir şeyler söylüyor. özal hemen kalkıyor, müdüriyet odasındaki telefona gidiyor, o günlerde cep telefonu filan yok.
başbakan biraz sonra geliyor, belli etmemeye çalışsa da canı sıkılmışa benziyor.
* * *
bir süre sonra özal'a gelen telefon anlaşılıyor, pkk eruh ve şemdinli'yi basmış, adeta ilçeyi esir almış, herkesi sindirmiş, bazı görevlilerin silahlarını alarak çekip gitmiş...
özal da bir açıklama yapıp, güneyde bir yere tatile gidiyor:
'birkaç çapulcu eşkıyanın işi!'
* * *
özal'ın 'birkaç çapulcu eşkıya' dedikleri, yani pkk bir süre sonra o hale geliyor ki!
çapulcu eşkıya dediğine, dep milletvekilleri orhan doğan, mahmut alınak, selim sadak'la haber yolluyor.
ne mi diyor?
orhan doğan anlatıyor:
'çocuklar gidin ona söyleyin, ateşkesi uzatsın, ateşkesi uzatsın ki, generalleri de ikna etme şansı bulabileyim. dağda ne yapıyor bu adam? gelsin ankara'da siyaset yapsın, gelsin seçimlere girsin, arkasında halk varsa bakan da milletvekili de olsun. artık türkiye bu savaşı taşıyamıyor, size de büyük iş düşüyor.' (faruk bildirici, 23 şubat 2005, hürriyet)
* * *
yillar yılları kovalıyor, 'pkk bitti/pkk çöktü/pkk perişan' manşetleri eşliğinde (!) bakın nereye geliniyor.
hakkâri'de valinin odasında, içişleri bakanı mustafa kalemli'ye brifing veriliyor, en büyük rütbelisinden bölgenin en ulu makam sahibine kadar...
onlara anlatılıyor ki 'pkk etkisiz hale getirilmiştir/bölge huzur içindedir/endişe edilecek bir şey yoktur.'
* * *
birden bir ses:
'yalan!'
sesin sahibi tuğgeneral altay tokat'tır.
arkaya dönen korgeneral, kaşıyla, gözüyle işaret ederek, tuğgeneral'e susmasını söylemektedir.
tuğgeneral susmaz:
'susmam komutanım, burada bakan'a yalan söyleniyor, hiçbir şey sona ermedi. mevsim kış, her yer kar, eşkıya mağaralara kapandı, kar eriyince her şey eskisinden kötü olacak.'
yavuz donat, o toplantıyı hatırlıyor musun? o tuğgeneral'in akşam söylediklerini de:
'herkes birbirini kandırıyor!'
* * *
ve gelinir yarına...
pkk, eruh ve şemdinli baskınının 25. yıldönümünde abdullah öcalan'ın yapacağı açıklamaya...
herhalde imralı'da mahkemede söylediklerini tekrar edecek.
anayasa değiştirilmeli, bu cumhuriyetin iki uluslu ve iki dilli bir devlet olduğu kabul edilmelidir.
bakalım öcalan ne diyecek?
yüz kere de olsa, bin kere de olsa tekrarlayacağız:
'terörle bir yere varılamaz diyenler görsünler nereye varıldı.'
öcalan'ın ağzına bakar hale gelindi.
---burus vilis ölüymüş---
---burus vilis ölüymüş---
15 ağustos 1984... emirgân'da, abdullah efendi lokantası'nda öğle yemeği...
gazeteciler cemiyeti yönetim kurulu başbakan özal'ı ağırlıyor, bakanlardan mustafa kalemli de var.
korumalardan biri, yemeğin ortasında başbakan'ın yanına geliyor, eğiliyor, bir şeyler söylüyor. özal hemen kalkıyor, müdüriyet odasındaki telefona gidiyor, o günlerde cep telefonu filan yok.
başbakan biraz sonra geliyor, belli etmemeye çalışsa da canı sıkılmışa benziyor.
* * *
bir süre sonra özal'a gelen telefon anlaşılıyor, pkk eruh ve şemdinli'yi basmış, adeta ilçeyi esir almış, herkesi sindirmiş, bazı görevlilerin silahlarını alarak çekip gitmiş...
özal da bir açıklama yapıp, güneyde bir yere tatile gidiyor:
'birkaç çapulcu eşkıyanın işi!'
* * *
özal'ın 'birkaç çapulcu eşkıya' dedikleri, yani pkk bir süre sonra o hale geliyor ki!
çapulcu eşkıya dediğine, dep milletvekilleri orhan doğan, mahmut alınak, selim sadak'la haber yolluyor.
ne mi diyor?
orhan doğan anlatıyor:
'çocuklar gidin ona söyleyin, ateşkesi uzatsın, ateşkesi uzatsın ki, generalleri de ikna etme şansı bulabileyim. dağda ne yapıyor bu adam? gelsin ankara'da siyaset yapsın, gelsin seçimlere girsin, arkasında halk varsa bakan da milletvekili de olsun. artık türkiye bu savaşı taşıyamıyor, size de büyük iş düşüyor.' (faruk bildirici, 23 şubat 2005, hürriyet)
* * *
yillar yılları kovalıyor, 'pkk bitti/pkk çöktü/pkk perişan' manşetleri eşliğinde (!) bakın nereye geliniyor.
hakkâri'de valinin odasında, içişleri bakanı mustafa kalemli'ye brifing veriliyor, en büyük rütbelisinden bölgenin en ulu makam sahibine kadar...
onlara anlatılıyor ki 'pkk etkisiz hale getirilmiştir/bölge huzur içindedir/endişe edilecek bir şey yoktur.'
* * *
birden bir ses:
'yalan!'
sesin sahibi tuğgeneral altay tokat'tır.
arkaya dönen korgeneral, kaşıyla, gözüyle işaret ederek, tuğgeneral'e susmasını söylemektedir.
tuğgeneral susmaz:
'susmam komutanım, burada bakan'a yalan söyleniyor, hiçbir şey sona ermedi. mevsim kış, her yer kar, eşkıya mağaralara kapandı, kar eriyince her şey eskisinden kötü olacak.'
yavuz donat, o toplantıyı hatırlıyor musun? o tuğgeneral'in akşam söylediklerini de:
'herkes birbirini kandırıyor!'
* * *
ve gelinir yarına...
pkk, eruh ve şemdinli baskınının 25. yıldönümünde abdullah öcalan'ın yapacağı açıklamaya...
herhalde imralı'da mahkemede söylediklerini tekrar edecek.
anayasa değiştirilmeli, bu cumhuriyetin iki uluslu ve iki dilli bir devlet olduğu kabul edilmelidir.
bakalım öcalan ne diyecek?
yüz kere de olsa, bin kere de olsa tekrarlayacağız:
'terörle bir yere varılamaz diyenler görsünler nereye varıldı.'
öcalan'ın ağzına bakar hale gelindi.
---burus vilis ölüymüş---
Gizli bir Hüseyin Üzmez potansiyeli taşıyan adam.
17 yaşında bir veletken, Milliyet Gazetesi binasındaki kısa iş tecrübem sırasında, kendisiyle uygun olduğu bir zamanda kısa bir sohbet gerçekleştirmek istediğimi söylemiştim. Amacım kendisinin iş tecrübelerinden faydalanmak, belki de hayata dair birkaç nasihat almaktı. Ancak bu ricama karşılık üzerimde sapıkça bakışlar yakalayınca bu düşüncemden hemen vazgeçtim. Bunu izleyen günlerde adamın gözünü sürekli üzerimde yakaladım; hatta birkaç gün sonra dayanamayıp sordu bana "niye gelmedin?" diye. Ben de fırsat bulamadığımı söylemiştim.
O günden sonra kimseyi gereksiz yere gözümde büyütmemem, aslında insanların kendilerini şişirdikleri kadar "insan" ve "aydın" olmadıkları gerçeğini kavradım.
17 yaşında bir veletken, Milliyet Gazetesi binasındaki kısa iş tecrübem sırasında, kendisiyle uygun olduğu bir zamanda kısa bir sohbet gerçekleştirmek istediğimi söylemiştim. Amacım kendisinin iş tecrübelerinden faydalanmak, belki de hayata dair birkaç nasihat almaktı. Ancak bu ricama karşılık üzerimde sapıkça bakışlar yakalayınca bu düşüncemden hemen vazgeçtim. Bunu izleyen günlerde adamın gözünü sürekli üzerimde yakaladım; hatta birkaç gün sonra dayanamayıp sordu bana "niye gelmedin?" diye. Ben de fırsat bulamadığımı söylemiştim.
O günden sonra kimseyi gereksiz yere gözümde büyütmemem, aslında insanların kendilerini şişirdikleri kadar "insan" ve "aydın" olmadıkları gerçeğini kavradım.
zamanında susup şimdi aynı durum başına geldiğinde gazeteci dost(!)larından eylem bekleyen gazeteci yazar.
umur talu'nun 13 mart 2013 tarihli son yazısını okuduğunuzda durumu daha iyi anlayacaksınız. çünkü milliyet gazetesinden uzaklaştırıldığında hasan pulur susmustu, şimdi de pişman !!. ama umur talu istifini bozmadan cümlelerine devam ediyor.
umur talu'nun 13 mart 2013 tarihli son yazısını okuduğunuzda durumu daha iyi anlayacaksınız. çünkü milliyet gazetesinden uzaklaştırıldığında hasan pulur susmustu, şimdi de pişman !!. ama umur talu istifini bozmadan cümlelerine devam ediyor.
Vefat etmiştir.
Köşe yazarlarının halk yararına çalıştığı günlerden kalan, maaşını sadece çalıştığı gazeteden alan yazarlardandı.
Huzur içinde yatsın.
Huzur içinde yatsın.
Gerçek bir duayendi. Organ yetmezliği yüzünden vefat etmiştir. Bu adamlar gazetecilik mesleğinin en şerefli ve en bilgili kalemleri idiler, yerleri dolmuyor maalesef; yerlerini deli mısırlı kadir gibi zerzevatlar alıyor.
garip bir şekilde sevilir hasan pulur.. mahalledeki hep o sözüne çok iltimas edilmeyen, ama orada olmasi, yaşıyor olmasi mutluluk veren akşamcı amcadır hasan pulur.
1961'den başlayarak "Olaylar ve insanlar" yazılarında ve gazetecilik yaşantısında yaptığı eleştirilerinde kırıcı olmadan, başarıları, övünülecek yanlarını okurlarına ulaştırmıştır. (d. 1932, ö. 2015, istanbul)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar