bugün
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması5
- gece denize girmek9
- vazo ve saksı arasındaki farkı bilen erkek3
- anın görüntüsü13
- her entrysi eksilenen yazar3
- kadın iftirasıyla hayatı kararan erkekler3
- melabaa diye mesaj atan erkek2
- oscar alma yontemleri4
- mutsuzluğun en büyük nedeni4
- nickten isim tahmini yapmak25
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- erdoğan'ın milli görüş gömleğini çıkarması3
- burç zehrinin erkeklere de sıçramış olması3
- kas yığını sözlük erkekleri4
- akrep burcu6
- as maca6
- kaos show2
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası17
- başlıkları tutmayan sözlük yazarı3
- aylık 398 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- kim bu gizli artıcı4
- yüzme yarışları2
- kıl erkeğin süsüdür14
- geceye bir şarkı bırak11
- müslüman cinler5
- nick vermeden bir yazara seslen14
- ioçk14
- haluk levent yarın konser verse kaç kişi gider3
- kedi3
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- on layn listesi3
- yeni parti46
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- taze ekmek3
- grup seksin mantığı10
- dünyaya çocuk getirmek10
- yazarların imrendiği kişi4
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- travesti sesi çekiciliği6
- kavgacı bir insan olmak2
- kalkın be3
- on layn listesü isterük2
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- nervio burak demirbilek evliliği13
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak4
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- yorgun mermi vs nervio12
- gammazı ispiyoncu sanmak15
adam gibi adam, aslan gibi yazardır. eli öpülesidir.
en dobra yazar.sakınmadan dileğini yazar.muhalifleri çıldırır o yine yazar.
türkiyenin sayılı köşe yazarlarından biridir.
medyamızın şoven kemalist kanadını temsil eden "dinazor"lardan biri.
milliyet gazetesi köşe yazarı hasan pulur'un eski dönemlerden terör ile alakalı bir yazı.
---burus vilis ölüymüş---
15 ağustos 1984... emirgân'da, abdullah efendi lokantası'nda öğle yemeği...
gazeteciler cemiyeti yönetim kurulu başbakan özal'ı ağırlıyor, bakanlardan mustafa kalemli de var.
korumalardan biri, yemeğin ortasında başbakan'ın yanına geliyor, eğiliyor, bir şeyler söylüyor. özal hemen kalkıyor, müdüriyet odasındaki telefona gidiyor, o günlerde cep telefonu filan yok.
başbakan biraz sonra geliyor, belli etmemeye çalışsa da canı sıkılmışa benziyor.
* * *
bir süre sonra özal'a gelen telefon anlaşılıyor, pkk eruh ve şemdinli'yi basmış, adeta ilçeyi esir almış, herkesi sindirmiş, bazı görevlilerin silahlarını alarak çekip gitmiş...
özal da bir açıklama yapıp, güneyde bir yere tatile gidiyor:
'birkaç çapulcu eşkıyanın işi!'
* * *
özal'ın 'birkaç çapulcu eşkıya' dedikleri, yani pkk bir süre sonra o hale geliyor ki!
çapulcu eşkıya dediğine, dep milletvekilleri orhan doğan, mahmut alınak, selim sadak'la haber yolluyor.
ne mi diyor?
orhan doğan anlatıyor:
'çocuklar gidin ona söyleyin, ateşkesi uzatsın, ateşkesi uzatsın ki, generalleri de ikna etme şansı bulabileyim. dağda ne yapıyor bu adam? gelsin ankara'da siyaset yapsın, gelsin seçimlere girsin, arkasında halk varsa bakan da milletvekili de olsun. artık türkiye bu savaşı taşıyamıyor, size de büyük iş düşüyor.' (faruk bildirici, 23 şubat 2005, hürriyet)
* * *
yillar yılları kovalıyor, 'pkk bitti/pkk çöktü/pkk perişan' manşetleri eşliğinde (!) bakın nereye geliniyor.
hakkâri'de valinin odasında, içişleri bakanı mustafa kalemli'ye brifing veriliyor, en büyük rütbelisinden bölgenin en ulu makam sahibine kadar...
onlara anlatılıyor ki 'pkk etkisiz hale getirilmiştir/bölge huzur içindedir/endişe edilecek bir şey yoktur.'
* * *
birden bir ses:
'yalan!'
sesin sahibi tuğgeneral altay tokat'tır.
arkaya dönen korgeneral, kaşıyla, gözüyle işaret ederek, tuğgeneral'e susmasını söylemektedir.
tuğgeneral susmaz:
'susmam komutanım, burada bakan'a yalan söyleniyor, hiçbir şey sona ermedi. mevsim kış, her yer kar, eşkıya mağaralara kapandı, kar eriyince her şey eskisinden kötü olacak.'
yavuz donat, o toplantıyı hatırlıyor musun? o tuğgeneral'in akşam söylediklerini de:
'herkes birbirini kandırıyor!'
* * *
ve gelinir yarına...
pkk, eruh ve şemdinli baskınının 25. yıldönümünde abdullah öcalan'ın yapacağı açıklamaya...
herhalde imralı'da mahkemede söylediklerini tekrar edecek.
anayasa değiştirilmeli, bu cumhuriyetin iki uluslu ve iki dilli bir devlet olduğu kabul edilmelidir.
bakalım öcalan ne diyecek?
yüz kere de olsa, bin kere de olsa tekrarlayacağız:
'terörle bir yere varılamaz diyenler görsünler nereye varıldı.'
öcalan'ın ağzına bakar hale gelindi.
---burus vilis ölüymüş---
---burus vilis ölüymüş---
15 ağustos 1984... emirgân'da, abdullah efendi lokantası'nda öğle yemeği...
gazeteciler cemiyeti yönetim kurulu başbakan özal'ı ağırlıyor, bakanlardan mustafa kalemli de var.
korumalardan biri, yemeğin ortasında başbakan'ın yanına geliyor, eğiliyor, bir şeyler söylüyor. özal hemen kalkıyor, müdüriyet odasındaki telefona gidiyor, o günlerde cep telefonu filan yok.
başbakan biraz sonra geliyor, belli etmemeye çalışsa da canı sıkılmışa benziyor.
* * *
bir süre sonra özal'a gelen telefon anlaşılıyor, pkk eruh ve şemdinli'yi basmış, adeta ilçeyi esir almış, herkesi sindirmiş, bazı görevlilerin silahlarını alarak çekip gitmiş...
özal da bir açıklama yapıp, güneyde bir yere tatile gidiyor:
'birkaç çapulcu eşkıyanın işi!'
* * *
özal'ın 'birkaç çapulcu eşkıya' dedikleri, yani pkk bir süre sonra o hale geliyor ki!
çapulcu eşkıya dediğine, dep milletvekilleri orhan doğan, mahmut alınak, selim sadak'la haber yolluyor.
ne mi diyor?
orhan doğan anlatıyor:
'çocuklar gidin ona söyleyin, ateşkesi uzatsın, ateşkesi uzatsın ki, generalleri de ikna etme şansı bulabileyim. dağda ne yapıyor bu adam? gelsin ankara'da siyaset yapsın, gelsin seçimlere girsin, arkasında halk varsa bakan da milletvekili de olsun. artık türkiye bu savaşı taşıyamıyor, size de büyük iş düşüyor.' (faruk bildirici, 23 şubat 2005, hürriyet)
* * *
yillar yılları kovalıyor, 'pkk bitti/pkk çöktü/pkk perişan' manşetleri eşliğinde (!) bakın nereye geliniyor.
hakkâri'de valinin odasında, içişleri bakanı mustafa kalemli'ye brifing veriliyor, en büyük rütbelisinden bölgenin en ulu makam sahibine kadar...
onlara anlatılıyor ki 'pkk etkisiz hale getirilmiştir/bölge huzur içindedir/endişe edilecek bir şey yoktur.'
* * *
birden bir ses:
'yalan!'
sesin sahibi tuğgeneral altay tokat'tır.
arkaya dönen korgeneral, kaşıyla, gözüyle işaret ederek, tuğgeneral'e susmasını söylemektedir.
tuğgeneral susmaz:
'susmam komutanım, burada bakan'a yalan söyleniyor, hiçbir şey sona ermedi. mevsim kış, her yer kar, eşkıya mağaralara kapandı, kar eriyince her şey eskisinden kötü olacak.'
yavuz donat, o toplantıyı hatırlıyor musun? o tuğgeneral'in akşam söylediklerini de:
'herkes birbirini kandırıyor!'
* * *
ve gelinir yarına...
pkk, eruh ve şemdinli baskınının 25. yıldönümünde abdullah öcalan'ın yapacağı açıklamaya...
herhalde imralı'da mahkemede söylediklerini tekrar edecek.
anayasa değiştirilmeli, bu cumhuriyetin iki uluslu ve iki dilli bir devlet olduğu kabul edilmelidir.
bakalım öcalan ne diyecek?
yüz kere de olsa, bin kere de olsa tekrarlayacağız:
'terörle bir yere varılamaz diyenler görsünler nereye varıldı.'
öcalan'ın ağzına bakar hale gelindi.
---burus vilis ölüymüş---
Gizli bir Hüseyin Üzmez potansiyeli taşıyan adam.
17 yaşında bir veletken, Milliyet Gazetesi binasındaki kısa iş tecrübem sırasında, kendisiyle uygun olduğu bir zamanda kısa bir sohbet gerçekleştirmek istediğimi söylemiştim. Amacım kendisinin iş tecrübelerinden faydalanmak, belki de hayata dair birkaç nasihat almaktı. Ancak bu ricama karşılık üzerimde sapıkça bakışlar yakalayınca bu düşüncemden hemen vazgeçtim. Bunu izleyen günlerde adamın gözünü sürekli üzerimde yakaladım; hatta birkaç gün sonra dayanamayıp sordu bana "niye gelmedin?" diye. Ben de fırsat bulamadığımı söylemiştim.
O günden sonra kimseyi gereksiz yere gözümde büyütmemem, aslında insanların kendilerini şişirdikleri kadar "insan" ve "aydın" olmadıkları gerçeğini kavradım.
17 yaşında bir veletken, Milliyet Gazetesi binasındaki kısa iş tecrübem sırasında, kendisiyle uygun olduğu bir zamanda kısa bir sohbet gerçekleştirmek istediğimi söylemiştim. Amacım kendisinin iş tecrübelerinden faydalanmak, belki de hayata dair birkaç nasihat almaktı. Ancak bu ricama karşılık üzerimde sapıkça bakışlar yakalayınca bu düşüncemden hemen vazgeçtim. Bunu izleyen günlerde adamın gözünü sürekli üzerimde yakaladım; hatta birkaç gün sonra dayanamayıp sordu bana "niye gelmedin?" diye. Ben de fırsat bulamadığımı söylemiştim.
O günden sonra kimseyi gereksiz yere gözümde büyütmemem, aslında insanların kendilerini şişirdikleri kadar "insan" ve "aydın" olmadıkları gerçeğini kavradım.
zamanında susup şimdi aynı durum başına geldiğinde gazeteci dost(!)larından eylem bekleyen gazeteci yazar.
umur talu'nun 13 mart 2013 tarihli son yazısını okuduğunuzda durumu daha iyi anlayacaksınız. çünkü milliyet gazetesinden uzaklaştırıldığında hasan pulur susmustu, şimdi de pişman !!. ama umur talu istifini bozmadan cümlelerine devam ediyor.
umur talu'nun 13 mart 2013 tarihli son yazısını okuduğunuzda durumu daha iyi anlayacaksınız. çünkü milliyet gazetesinden uzaklaştırıldığında hasan pulur susmustu, şimdi de pişman !!. ama umur talu istifini bozmadan cümlelerine devam ediyor.
Vefat etmiştir.
Köşe yazarlarının halk yararına çalıştığı günlerden kalan, maaşını sadece çalıştığı gazeteden alan yazarlardandı.
Huzur içinde yatsın.
Huzur içinde yatsın.
Gerçek bir duayendi. Organ yetmezliği yüzünden vefat etmiştir. Bu adamlar gazetecilik mesleğinin en şerefli ve en bilgili kalemleri idiler, yerleri dolmuyor maalesef; yerlerini deli mısırlı kadir gibi zerzevatlar alıyor.
garip bir şekilde sevilir hasan pulur.. mahalledeki hep o sözüne çok iltimas edilmeyen, ama orada olmasi, yaşıyor olmasi mutluluk veren akşamcı amcadır hasan pulur.
1961'den başlayarak "Olaylar ve insanlar" yazılarında ve gazetecilik yaşantısında yaptığı eleştirilerinde kırıcı olmadan, başarıları, övünülecek yanlarını okurlarına ulaştırmıştır. (d. 1932, ö. 2015, istanbul)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar