bugün

/129
"Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin;
Su olsan kimse içmez,
Yol olsan kimse geçmez,
Elin adamı ne anlar senden?
Çıkarsın bir dağ başına;
Bir ağaç bulursun
Tellersin pullarsın gelin eylersin
Bir de bulutları görürsün,
Köpürmüş gelen bulutları.
Başka ne gelir elden?
Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
Şu dünyanın ıssızlığı,
Tanrı kimsenin başına vermesin
Böyle bir yalnızlığı."
Derdini söylemeyen... diye zırva bir laf var,
Kuzum; o söz iflas edeli çok oldu,
Hayal edilen kuru meşgale, o kadar,
Ümitler kaldı yarına, arzular papazı buldu.
sere serpe bir yağmur gelir üstüne
ne kadar gamsız bu adam
sırtında pardösü, yüzünde sakal
ayağında postal adam.

bana gelir bana gider bende güler bu adam
Hep mi ağlayacak bu adam?
Çaresi ben, umudu ben, her şeyi ben bir adam
Hep mi ağlayacak bu adam.
Sen bana
Sen desen de, demesen de olur.
Ama ben sana sen deyeceğim.
Düşün dur.
bana canımsın
diyorsun ya
gerçekten de canımsansa
canını
verecek kadar
seviyor musun
beni
eğer
canını vermeyecek kadar
canımsansa
bana
canım deme
cicim de
Yürür gün doğmadan yollarda her gün

Sakat, sessiz ve aksak bir hayalet...

içerden: Bir ziyan olmuş ömürdür;

Dışardan: Neymiş artık var, hayal et...
Bir yanda yumruk
bir yanda şiir
bir yanda gül
bir yanda bıçak!

Bıraksam sadece fikre
bıraksam eyleme akacak
hasreti yeni nizâm!

Karmakarışık yumak
çöz ha çöz
ömrün yeterse
hasreti yeni nizâm!

Salih Mirzabeyoğlu / Münşeat
Yine aklımda bugün sen varsın,
Yine derdinle hayalim hasta.
Bürüsün kalbimi derdin sarsın;
Bir ümit var bu tükenmez yasta.

Bir yaram var! Ona merhem vurman,
Bir hayaldir ki gönülden taşıyor.
Ayırırken bizi yollar ve zaman,
Sana kalbim daha çok yaklaşıyor.

Nerde bilmem o geçen günlerimiz?
Artık onlar yeniden gelmeyecek.
Nerde kırlar, uzayan yol ve deniz,
O öten kuş, o güzel pembe çiçek

Göklerin ziyneti mes’ut kuşlar
Ötüşürlerdi yağarken yağmur.
Şimdi onlar da melül olmuşlar,
Çünkü artık ne ışık var, ne de nur

Dinledik rüzgârı sessiz sessiz
Okuyorken bize bir gamlı kitap.
Suya çizmişti gümüşten bir iz,
Yükselirken gece dağdan mehtap.

Şimdi hülyaya gömülmüş ölüyüm;
Ne gelen var, ne giden var, ne soran.
Istırap yaylasıyım, gam çölüyüm;
Esiyor sadece gönlümde boran.

Bir hayal âlemi ardında; uzak,
Sisli iklimlere sürdüm, gittim.
Varlığım burada sönüp kaybolacak…
Belki ben şimdiden öldüm.. Bittim..
Dudağında yangın varmış dediler,
Tâ ezelden yayan koşarak geldim.
Alev yanaklara sarmış dediler,
Sevdâ seli oldum; taşarak geldim.

Kapılmışım aşk od'una bir kere,
Katlanırım her bir cefâya, cevre
Uğraya uğraya devirden devre
Bütün kâinatı aşarak geldim.

Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü.
Ben gönlümü sana verdim götürü.
Sana meftûn olduğumdan ötürü
Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim.
bu soğuk tırmalıyor uyuyan duyguları
sigaramın dumanı kardan adam çekici
geçit resminde biri çarçabuk deldi zarı
demir atmış gemiden firâr eden o genci
Yükünden tanıyorum sırtındaydı mezarı.

salih mirzabeyoğlu / Kayan Yıldız Sırrı
Sırat’tan incedir sevda köprüsü
Beraber geçelim tut ellerimden.
Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
Beraber uçalım tut ellerimden.

Gönüldeki birlik kalkandır dışa
Aldırma ayaza, yele, yağışa
Giden ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.

Birleşmek üzredir şafakla gurûp
Korku beklenilmez kapıda durup
ister zehir olsun, isterse şurup
Beraber içelim tut ellerimden.

Çağır hayallerin en ötesini
Yakından duyarsın aşkın sesini
Sonsuz mutluluğun penceresini
Beraber açalım tut ellerimden.

Hatırla kaybolan hatıraları
Elmastan ışıklı, altundan sarı
Zaman tortusundan işte onları
Beraber seçelim tut ellerimden.

Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
Zamanı zamana etme şikayet
Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
Beraber kaçalım tut ellerimden.
"Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım."
Oruca çatan köpek, hırlasın ve zırlasın,
Mezarda böceklere ziyafet hazırlasın!

necip Fazıl Kısakürek - öfke ve hiciv
BALZAMiN

Sen el kadar bir kadınsındır
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
Bazı ağaçlara kapı komşu
Bazı çiçeklerin andırdığı
iş bu kadarla bitse iyi
Bir insan edinmişsindir kendine
Bir şarkı edinmişsindir, bir umut
Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli
Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
Sevgili

Cemal SÜREYA
Nasıl taşta çeliğin izi kalırsa derin,
Üstüme satır satır öyle nakşoldu yerin,
Üzülme, senden sonra kalbime girenlerin,
Yalnız senin aks'indir orda görecekleri..
görsel
Bir kitap okuyordun dalgın..
içinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
O ölen ben değildim..
"Ram ol bana, ruhun yeni bir aleme girsin...
Yazmış kaderin: Aşkıma ömrünce esirsin!
Aklınla, şuurunla, hayalinle bilirsin.
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın..."
`mahmud derviş'ten geliyor.

https://youtu.be/UonfY32yFeU?si=XN1oMH0dAYlePppR
s okayım senin aklına
t akır tukur
a mına gireyim
n amussuz mal
l ime lime
e deyim seni
y arram.
w hat the fuck
h arıl hurul
i bne seni
t akır tukur
e zeyim.
uyu benim yalnızlığım gözler uçuşan şeylerle doludur
hava uzaklaşan kaçan şeylerle
uyu benim yalnızlığım hiç örtme kapıları
biliyorsun ki sevilen şeyler nasıl olsa uzaklaşıp gidecekler
anılar da öyle, bir gölün kıyısından geçip gidiyorsun da sanki
dokunulmuyor bile gölün sessizliğine
göl anlamaz sessiz geçişleri, onun olmayan sesleri
uyu benim yalnız gözüm, gözler terkedilen şeylerle doludur
onların bize baktıklarını görür gibi oluruz
bizim onlara baktığımız gibi oradan
uyu benim defne aynam bırak onları
bırak onları girip çıksınlar yarı açık pencerelerden
gölde kayan dolaşıcı sazlar gibi

(bkz: Lale müldür)
görsel
pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı
pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü
Pencereyi aç
Soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye
Pencereyi aç
Sesin sarsın dünyayı
Duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır.

(bkz: arkadaş Zekai özger)
Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
aslı saklıyor delil
Sesin sözden bir başka
Bahanede sarhoş dil
Hizmet ederken aşka.

isimsiz doku gibi
Tarifsiz koku gibi
Gözümden oku gibi
Yanılıyorsam başka.

salih Mirzabeyoğlu - Kayan Yıldız sırrı
© copyright 2005 - 2026