bugün
- sözlüğe gelince alınan koku6
- 20 li yaşların çabuk geçmesi11
- yaşadım demek için ne yapmalı8
- türklerin yunan adalarına tatile gitme nedeni7
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi6
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın5
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması8
- insanın bu hayattaki amacı5
- murat kurum3
- ab'nin türkiye'deki terör örgütlerini beslemesi4
- beşiktaş gain fenerbahçe beko maçı3
- akademisyen egosu2
- teoman duralı2
- milli takımın 6 puanla grubu lider bitirmesi2
- ortamda herkesi birbirine dolduran kadın2
- yeni sevgilide olması istenen özellikler4
- mel mel bakan gibson abazanlığı2
- ona bir şey söyle20
- ketçapla güzel giden yiyecekler12
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi4
- altılı masa diye kıçını yırtıp sonra dama çıkmak2
- anın görüntüsü18
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak12
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi2
- zamanda yolculuk5
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi11
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik12
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- sigarayı tersten yakmak9
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu8
- çocuğa yabancı isimler vermek9
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı9
- 12 saat çalışmak7
- hep kendini suçlamak12
- insan sanatsal bir varlıktır7
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- türkiye nin en güzel kızlarına sahip şehirleri6
- eşek sucuğu7
- ölen porno yıldızlarının ahiretteki durumu6
- türk müslümanlığı6
- eşini aldatan birini görünce yapılması gereken şey7
- milli maçı izlemeyen erkek25
- insan vahşi bir hayvandır6
- çekyat kanepe kaplatma7
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet9
- ekmek arası peyniri bir üst noktaya taşıyan detay5
- lgs de 5 yanlış yapan kızı annesinin zorbalaması8
- havalar da ısındı10
bir emile zolayapıtıdır.maden işçilerinin daha insanca çalışabilmek için verdikleri mücadeleyi ( bu mücadelenin etrafında dönen aslında tüm emekçilerin derdini) anlatmaktadır.
emile zola'nın "meyhane"sinde çocukluğuna az çok değindiği küçük çocuğun annesinden ayrı bir yaşam sürmeye başlayıp işçi olmasıyla başlayan süreci anlatan kitaptır.içerdiği politik anlatımları göze sokmadan alttan alta veren klasik bir emile zola şahaseridir.
edit:küçük çocuğun adı etienne idi yanlış hatırlamıyorsam.
edit:küçük çocuğun adı etienne idi yanlış hatırlamıyorsam.
ing.insan tohumuyla,germ hücreleriyle alakalı.
zola'nın en iyi kitaplarından biridir. fransız maden işçilerinin sefaletini anlatır. hikayeyi o kadar akıcı anlatır ki sanki o madende çalışır, o barakalarda kahve-ekmekle yaşarsınız siz de.
kitabın acımasız olduğunu düşünenler yazarın realizm akımının iyi bir temsilcisi olduğunu unutmamalıdır. zola kitabı süper bağlar ayrıca. *
kitabın acımasız olduğunu düşünenler yazarın realizm akımının iyi bir temsilcisi olduğunu unutmamalıdır. zola kitabı süper bağlar ayrıca. *
düngece üçüncü kere izlediğim belçika,fransa,ingiltere ortak yapım olan bir claude berri flimi.romandaki tadı bulacağınıza eminim.ayrıca gérard depardieu oyunculuğu ile birkez daha devleşmiştir gözümde...
fransiz devrim takvimi'ne göre, ilk ilkbahar ayı, yani fransiz devrim takvimi'nin yedinci ayı.
(bkz: tohum yeşerince)
Emile zola'nın naturalizmini en somut olarak görebileceğimiz eserdir.Kitabın ana karakteri etienne lantier adlı kişidir.Proletarya ve burjuvazinin arasında olan büyük uçurum ustalıkla aktarılmıştır.
(bkz: naturalizm)
(bkz: naturalizm)
yoksul madencilerin karılarının ayaklanma sonrası kendilerini taciz eden simsarın cinsel organını kesmeleri en sarsıcı sahnelerden birini oluşturur... film bu anlamda politik metaforlarla da yüklü bir görsel bir şölene dönüşmektedir. zola'nın dehası öylesine kuşatıcıdır ki, modernizmin şekillenişine tanıklık etmek isteyen herkes, emek ve sömürü denklemini görünür kılan bu romanı okumalı ve sinemaya uyarlanan bu büyük yapıtı izlemelidir. ve tabii zola'nın politik kimliğini, ödünsüz bir entelektüelin duruşunu anlamak adına özyaşam öyküsünü de...
Suvarin karakteri ile okuyucuyu buyuleyen,fransız edebıyatının bas yapıtları arasına girmiş emile zola'nın eşsiz romanı.
Emile Zola'nın okunduğunda unutulamayacaklar listesine girecek kitabı. Germinali okurken eğer ki ruhunuzda devrim ateşi varsa çılgına döneceksiniz!!Romanın baş kahramanı Etienne olduğunuzu sandığınız andan itibaren madende terleyecek, öfkelenecek, içinizdeki kitleleri yerinden oynatma hissinin alevlendiğini göreceksiniz..işçi halkını daha yakından iredeleyebilme şansına sahip olacak, belki de fikirlerinizi gözden geçirmeniz için güzel bir serüven olacak bu kitap. ilk 50 sayfasında biraz sıkılma duygusu geliverse de bu fırtına öncesi sessizliğin habercisidir!
filminde besili, tosun, semirmiş gerard depardieunun oynaması romanın hatırasını bok etmiştir.
terminal sözünün karadeniz şivesiyle söylenişi.
(bkz: he uşağum valla)
(bkz: kaynağın nerem olduğunu biliyorsun)
(bkz: he uşağum valla)
(bkz: kaynağın nerem olduğunu biliyorsun)
devrim ancak bu şekilde anlatılabilir dediğim romandır.
aslinda gelecegi anlatmis romandir.
kapitalizm karsisinda eriyen komunizme dem vurmustur. grev ya da devrim sadece baskaldiri, kirip dokmek ve dayatma ile yapilmayacagini, etraflica incelenip uygun acilimlarla politize edilmedi gerektigini vurgulamistir.
gfilmin ortasinda daha fazla ucret icin baskaldiri yani grev yapan madenciler, eninde sonunda kapitaliz duzeni yansitan maden ocagi sahiplerinin ucretlerini arttiracagini, yeni ise alimlarini da engelleyerek baski olusturacaklarini dusunmuslerdi. halbuki zengin sinif gerekli onlemleri alarak onlari bogmustur. grev yapanlar sig dusuncelerle yapilabilcekleri tartisa dursun yavas yavas kapana kisilmaya baslamislardi bile.
sonunda grev bitti ve herkes yasamina devam etmeye basladi. grevde olenler de niyazi oldu.
kazanim sifir. eski sefaleta devam.
kapitalizm karsisinda eriyen komunizme dem vurmustur. grev ya da devrim sadece baskaldiri, kirip dokmek ve dayatma ile yapilmayacagini, etraflica incelenip uygun acilimlarla politize edilmedi gerektigini vurgulamistir.
gfilmin ortasinda daha fazla ucret icin baskaldiri yani grev yapan madenciler, eninde sonunda kapitaliz duzeni yansitan maden ocagi sahiplerinin ucretlerini arttiracagini, yeni ise alimlarini da engelleyerek baski olusturacaklarini dusunmuslerdi. halbuki zengin sinif gerekli onlemleri alarak onlari bogmustur. grev yapanlar sig dusuncelerle yapilabilcekleri tartisa dursun yavas yavas kapana kisilmaya baslamislardi bile.
sonunda grev bitti ve herkes yasamina devam etmeye basladi. grevde olenler de niyazi oldu.
kazanim sifir. eski sefaleta devam.
bir adana demirspor fanatiği arkadaşımın, "kutsal kitabımız" dediği kitap.
filmde kitaptaki kadar ayrıntıya girilmemiştir, izleyenlere kitabı da okumaları şahsımca tavsiye edilir. bir yandan insanlar ne kadar yırtınsa da savaşı kazananın yine para olacağını anlatır bu kitap.
kitabı okurken içiniz içinize sığmaz, dünyaya lanet eder, siz de bir maheude kadın olup onları taşlamak, parçalamak istersiniz. günümüzde de bu olaylardan çok farklı bir şey olmamaktadır aslında, kapitalizm her yerde, ezilenler yine işçiler, yine kazanacakları 5 kuruş para için grizu patlamasında ölen, hayatlarını o kömür madenlerinde, fabrikalarda çürütenler. bir tarafta oturdukları yerde paralara boğulan burjuva takımı.
denildiği gibi:
böyle gelmiş böyle gidecek,
korkarım valla.
kitabı okurken içiniz içinize sığmaz, dünyaya lanet eder, siz de bir maheude kadın olup onları taşlamak, parçalamak istersiniz. günümüzde de bu olaylardan çok farklı bir şey olmamaktadır aslında, kapitalizm her yerde, ezilenler yine işçiler, yine kazanacakları 5 kuruş para için grizu patlamasında ölen, hayatlarını o kömür madenlerinde, fabrikalarda çürütenler. bir tarafta oturdukları yerde paralara boğulan burjuva takımı.
denildiği gibi:
böyle gelmiş böyle gidecek,
korkarım valla.
tıpkı 1984 gibi romanı filminden daha güzel olan eser.
kuzey fransa'da yer alan maden ocaklarında emeğiyle geçinen insanların gündelik yaşantıları tasvir edilir ve onların vahşi kapitalizmden nasıl zarar gördükleri konu edinilir. maden işletmelerinin sahipleri, mallarını eskisi gibi satamamakta ve bir krize doğru sürüklenmektedir. karlarının düşmesini, işçilerden sudan sebepler üreterek kestikleri ücretlerle dengelemeyi amaçlayan işletme sahiplerine verilen cevap grev olur. grevde öne çıkan isimler mahue ailesinin reisi ve grevin asıl örgütleyicisi etienne lantier'dir. roman boyunca anarşist suvarin'in görüşleride olaya dahil edilir. romanın sonunu söylemek gibi olmasın ama suvarin'e dikkat.
ayrıca 1880 öncesi kapitalizminde geçen romanda işçilerin sınıf bilinciyle hareket etmedikleri veya buna henüz başladıkları da unutulmamalıdır. grev sırasında burjuvalara yönelik saldırıları "makine kırıcılık" şekline zühur etmiştir.
kuzey fransa'da yer alan maden ocaklarında emeğiyle geçinen insanların gündelik yaşantıları tasvir edilir ve onların vahşi kapitalizmden nasıl zarar gördükleri konu edinilir. maden işletmelerinin sahipleri, mallarını eskisi gibi satamamakta ve bir krize doğru sürüklenmektedir. karlarının düşmesini, işçilerden sudan sebepler üreterek kestikleri ücretlerle dengelemeyi amaçlayan işletme sahiplerine verilen cevap grev olur. grevde öne çıkan isimler mahue ailesinin reisi ve grevin asıl örgütleyicisi etienne lantier'dir. roman boyunca anarşist suvarin'in görüşleride olaya dahil edilir. romanın sonunu söylemek gibi olmasın ama suvarin'e dikkat.
ayrıca 1880 öncesi kapitalizminde geçen romanda işçilerin sınıf bilinciyle hareket etmedikleri veya buna henüz başladıkları da unutulmamalıdır. grev sırasında burjuvalara yönelik saldırıları "makine kırıcılık" şekline zühur etmiştir.
mükemmel bir emile zola şaheseri. özellikle kitabın son 30 sayfası çoğu kitapda olmayan bir tat verir. kitabın sonlarındaki duygusallık insanı bile ağlatacak cinstendir.
ölüm lambaya üfledi.
tanrı yoksa bile onların intikamını almak için yeni bir tanrı doğacaktı,
yaşamak iyi şeydi, ihtiyar dünya bir ilkbahar daha geçirmek istiyordu.
ölüm lambaya üfledi.
tanrı yoksa bile onların intikamını almak için yeni bir tanrı doğacaktı,
yaşamak iyi şeydi, ihtiyar dünya bir ilkbahar daha geçirmek istiyordu.
sosyalizmi anlatan mükemmel bir kitaptır.
sosyalizmi anlatan bir kitap değildir. emile zola'nın sosyalizm, kapitalizm ve anarşizm arasındaki gelgitlerini ortaya koyan, kararsız ve şüpheci yaklaşımlar sergilediği dönemin eseridir.
emile zola'nın 1860'da kuzey fransa'da aç kalmayı göze alıp uzlaşmaya yanaşmayan maden işçilerinin gerçek grev öyküsünü konu alan mükemmel bir romandır ve ülkemizde madencinin kaderi ölümdür diyen başkanında mutlaka okuması gereken bir kitaptır. 1993 yılında clauda berri tarafından sinemaya uyarlanan filmde Miou Renaud, Jean Carmet, Judith Henry, gerard depardieu gibi isimleri görmek mümkündür...
herkese renkli günler
herkese renkli günler
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar