bugün

/889
(bkz: açmayın dedeler)

not: kar kış demeden olimpiyat yolu arşınlamışların takımını tutuyorum.
görsel
Gs li olmayan bir başkana sahip külup. Gs li olsa güzel klübümüzü borç içinde bırakıp danimarkaya gitmeyi planlamazdı.
başkanı herkesten daha çok galatasaraylıdır. sadece gerizekalılar fanatik'in fotomaç'ın gazına gelirler. neymiş efendim passolig yetkililerine bizim taraftardan 50 lira alın demiş. bi siktirin gidin afedersiniz.
bize kibar ve kaliteli isim lazım değil. iş yapacak adam lazım.
son iki sezondur kaos ortamına bilerek ve isteyerek sokulan kulüptür. Her sezon başı bir olay her sezon belirsizlik..
görsel
gerçek sorunu ne paralı başkan ne vizyoner başkan ne derin gs ne mali durumdur. galatasaray'ın tek sorunu pivot santrafordur. tarihine bakarsanız sırtı dönük oynayıp pas dağıtan uzun bir forveti olduğunda rüzgar galatasaray'dan tarafa olmuştur. ilk etapta aklıma gelenler: hakan şükür , elmander , drogba.
terim giderken insanlara olmayan beyinleriyle 'taraftarlık' dersi verenlerin aysal'ın bıraktığını beyan etmesiyle 'benim işim olmaz artık galatasaray ile' gibi komik ve acınası tavırların içine girdiği sevdamız.

terim gider, aysal gider, kimler gitti amk galatasaray hep olacak.

biz de hep galatasaray ile beraber olacağız, nefes alacağız, yaşayacağız. galatasaray ile galatasaray için yaşamaya devam edeceğiz. isteyen siktir olup gidebilir.
bundan yıllar yıllar evveliydi. 96 falan olması lazım. aşağı yukarı 20 sene.

adamın biri geldi.

büyük bir oluşumun başına geçip çok başarılı olmak istedi.

büyük dediysem, türkiye standartlarında. avrupa içinse ortalamanın üstünde taraftar sahibi diyeceğin bir serie b takımı kadar falan.

adam en büyük rakibine hep yenildi.

moshoeu geldi, yenildi.

baliç geldi, yenildi.

dimas geldi, yenildi.

moldovan geldi, beter oldu.

adam hep yenildi. hep ezildi. yenildikçe hırslandı. ezildikçe de kinlendi.

bir gün adam en büyük rakibini ne yapsa sahada yenemeyeceğini. yense de son tahlilde şampiyonun onlar olacağını anladı.

futbolun sahada kazanılamayacağı gibi bir çıkarım yaptı.

ve ''değişti.''

''değiştiğinde'' en yakın rakibine üst üste dört lig şampiyonluğu, 1 uefa şampiyonluğu ve 1 süper kupa şampiyonluğu uzaktan bakıyordu.

bunlar türk futbol tarihinin en büyük başarılarıydı.

hemen kolları sıvadı ve işe küçük bir takımı satın alarak başladı. küçük takımı satın almasıyla 1 şampiyonluğu cebine koyup ezikliğini attı.

ancak kazanma hırsı kaybetmenin ötesindeydi. daha hırslı ve kinliydi adam. herşeyin acısını çıkaracaktı.

o küçük takım gibi onlarca takımı, yüzlerce insanı satın aldı.

taraftar, gazeteci, hakem, oyuncu... hepsi, hepsini satın aldı.

''kendi alanında'' çok başarılı oldu.

hasbelkader şampiyonluklar kazansa da rakibi hala çok büyüktü ve bıraktığı gibiydi.

bu durum onu delirtiyordu.

her şey günün birinde satın aldıklarından birinin ufacık bir sms'inin basına yansımasıyla başladı.

sms'i televizyon programları, televizyon programlarını soruşturmalar, meydana çıkan tapeler ve nihai karar takip etti.

tarihler 3 temmuz 2011'i gösterdiğinde adama hapis yolu göründü.

aynı tarihlerde en büyük rakibe başka bir adam geldi.

adam hep çalıştı. sıfırdan kadro kurdu, yönetim kurdu, hoca buldu, para buldu, 5 bin liraya bilet alacak taraftar bile buldu.

adam hep en iyisini istedi.

muslera'yı buldu, melo'yu kavga dövüş aldı, selçuk'u tuttu getirdi.

sneijder'i, drogba'yı aynı takımda oynattı.

uzun zamandır avrupa'da görülen en başarılı türk takımıydı yarattığı.

ilk yıl şampiyon oldu.

ikinci yıl şampiyon oldu.

süper finalle şampiyon oldu.

hapisteki adamın mabedinde kupa kaldırdı.

yetmedi çeyrek final oynadı, real madrid'i yendi.

3 defa üst üste şampiyonlar ligine gitti, 1 çeyrek final oynayıp, 1 defa da tur atlamış oldu.

3 senede büyük kulübüm diye ortada dolaşanların 100 senelik tarihlerindeki başarıların üstüne çıktı.

gelgelelim sonra ''rüzgar'' ters esmeye başladı.

rüzgar aleyhimize dedi, hoca gitti.

drogba gitti.

taraftar isyan etti.

mancini geldi, baktı olmayacak... çok durmadı, o da gitti.

şampiyonluk da gitti.

taraftar yine isyan etti.

adam ''değişmedi.''

sonunda adamın karşısına kulübü de dikildi.

sonra adamı nedensiz ezmeye başladılar, yalanlar söylediler.

vergi kaçırdı dediler, kulübü batırdı dediler, borç taktı dediler, hisseden para aldı dediler...

karısı evi terk etti bile dediler.

değiştireceğiz bile dediler ulan... bir topluluk artık kim olduğunu ne olduğunu daha nasıl anlatabilirdi?

adam bir gün televizyona çıktı.

helallik aldı.

anlamayanlar için tekrar ''ben değişmem.'' dedi.

ve gitti.

isteyen okusun, isteyen evinin güzel bir yerine assın.

birisi değişecekse o sizin adamınız olur, bizim değil.

(bkz: biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu)
Rekor sayılacak Türkiyenin en borca batık takımıdır şuan için. Ünal aysal yeniden aday olmayacağını açıklamış kulübün altın hisselerini satmaya bile kalkışmıştır. Belçika dan sonra galatasarayı da dolandırmış sayılır nazarımda.
anlayan anlar galatasaray.
Emek hırsızlarını içerisinde barındıran takım.
Yasin sülün, Mert Nobre ve Gökhan gönül' ün atlayışlarını unutanların eleştirdiği kulüp.
çocukluk aşkım. ilk göz ağrım.
tek büyük.
bugün arsenal'dan en az 4 gol yiyecek takım. daha az yerse bıyığımı keserim.
ezeli rakiplerinden her zaman her yönden bir adım önde olan spor kulübümüzdür.
bu akşam futbol şöleni beklediğim takım. umarım yanıltmaz.
türkiyenin en iyi klubü.
şahısların kabullenmesi mühim değil fakat gerçek şu ki ; Türkiyenin en başarılı futbol kulübüdür.
şu sıralar welbeck tarafından okşanmakla meşgul takım.
Bu sezon batan takımım. Böyle devam ederse ligin ortasına veya dibine düşer. Bir kendine gel ve kükre aslanım.
çare alman ekolü.
tarihini stadına doldurup satan ve üzerine residance diktiren, bunun karşılığında para alıp dağa taşınan kulüp.

uefa kupaları var.
© copyright 2005 - 2026