galatasaray

beşiktaş ve fener'in bu kadar rezil top oynadığı yerde potadan kolay kolay uzaklaşmaz, kimse beynine kaldırabileceğinden fazla yük atfetmesin.

galatasaray iyi oyunculardan kurulu bir takım. bunu rakip de biliyor kendi de biliyor. ama galatasaray'da disiplin yok.

bu bağlamda galatasaray'ın alması gereken radikal önlemler var.

diziliş-şablon

bir kere şu modernist diziliş sevdasını bırakıp efendi gibi 4-4-2 oynamalı takım. bunu prandelli'nin de er ya da geç farkedeceğini düşünüyorum. yok farketmedi, zaten millet başını yemenin peşinde. bence doğru yolu bulacaktır.

burak ve selçuk kesinlikle dinlenmeliler. iyi adam, kötü adam, gitsinler, kalsınlar, kaptanlık vs.. bunların hepsi sezon sonuna bırakılmalı. gerçek olan bir şey varsa bu adamlar kafa olarak aşırı yorulmuşlar. özellikle burak'ın bittiği çok belli. selçuk daha farklı ama o da dinlendirilmeli diye düşünüyorum.

mevcut durumda pandev-umut veya başka bir varyasyonun şimdikinden bir gömlek bile olsa üstte olacağı kanaatindeyim. balıkesir ve anderlecht maçlarından görünen odur ki burak bir süre dinlendirilip akabinde ikili bir kombinasyonda yer almalı. umutla da gayet güzel olacağı kanaatindeyim. ama buna en az 2-3 maç var.

orta saha

3 hafta ve bilhassa anderlecht maçı gösterdi ki bu takımın en kilit oyuncusu felipe melo. melo'ya twitter'ı veya en azından rt yapmayı yasaklasınlar. bunda da çok samimiyim. çünkü galatasaray yıllar itibariyle öyle bir hale gelmiş ki melo'suz galatasaray, alex'siz fenerbahçe gibi bir şey olmuş.

orta sahaya dönecek olursak yine selçuk'tan bahsetmek lazım. selçuk iyiden iyiye futbolculuk hikayesini tugay'dan, tarık daşgün'e çevirme yoluna girmiş durumda.

ne yapsa önce kendine, sonra galatasaray'a yapıyor aslında. farkında bile değil. kendi oynamıyor, takımı da oynatmıyor. kısacası holdingin devamlı zarar eden maliyetli şirketi gibi.

onun da, burak'ın da biraz futbolu, futbolculuğu özlemesi; formalarının değerini anlaması gerekiyor.

ortada melo'nun yeri garanti olduğuna göre yanına da sneijder'i yazacaksın, korkmayacaksın. 2 maç daha bocalayıp seneyi kurtarırsın. adam oyun kurucu. teknik de var, mücadele de var. ver orta sahayı melo'yla ikisine, bak keyfine.

kanatta da türkiye'yi gayet iyi taşıyacak adamların var. yapacağın sadece ölümüne ofansif, sadece içe kat eden adamlar yerine oyunu orta sahada çevirebileceğin kanatlar kullanmak.

mesela tarık. koy sağ kanada, hem bekin yükünü hafifletsin, hem de ilerde işine baksın. sol tarafta balta'dan yana rahatsın. oraya da bruma-pandev rotasyon yap. şıkır şıkır.

defans

defans için fazla söylenecek bir şey yok. balta solda, veysel sağda götürürler. zaten haldır huldur top şişirmezse kolay kolay gol de yemezsin. tandem de belli.

işin teknik kısmı böyle. idari ve disiplinel kısmı apayrı bir konu ama oyuncuların kafası teknik açıdan rahatlatılıp kolay anlaşılır bir şablona alıştırılırsa yüksek verim alınır.

amerika'yı baştan keşfetmenin manası yok.

kısacası her topu selçuk'un burak'A şişirmesi, kanatların rasgele içeri doldurmasının yerine, takım oyunu -eskiden olduğu gibi- orta sahada kazanmayı öğrenmeli.

ilaveten, bu tespitlerimi lig için yapmış bulunuyorum. şampiyonlar liginden ümitsiz olmaktan ziyade bu sezon mevcut konjonktüre göre davranılıp önce ligin cebe konması gerektiğini düşünüyorum. nitekim 1-2 takım harici herkes önce ligdeki selametini düşünür... prandelli de tatavayı bırakıp bunu yapmalı.
© copyright 2005 - 2026