bugün
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği43
- from gold from dust32
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- arkadaşlar çok sıkıcısınız11
- queen ravenna ifşası15
- bir erkek adam kadınlara yükselmez10
- 50 kilo üstü kız tripleri8
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- pudra kokusu6
- saat12
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- kol saati8
- kolye143
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- akepe dönemi15
- tavuklu pilav8
- fırın sütlaç8
- crystal palace8
- la loba21
- bu saatte uyumama sebebi3
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek5
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi4
- beşiktaş18
- futbol20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı4
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- izmirin en güzel semtleri10
- engineer2820
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- ben geldim naneler12
- avrupa11
- nickin yanında yaş da yazsın16
- ayaklara fısıldayan adam5
- kelebek3
- nervio'nun ayakları16
- true'nun çaylak olması5
- ioçk'nın ifşası4
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- fransa da sokağa çıkma yasakları10
kız nişanlısına ;
- yarın pazar. bir araba bul da beni gezdir demiş .
oğlan aramış taramış kimseden araba bulamamış. aklına belediyede çelışan arkadaşı gelmiş. ondan bir araba istemiş. bir tek cenaze arabası müsaitmiş. arabayı almış kızın evine gelmiş kapıyı çalmış. kıza ;
-hadi hayatım araba hazır demiş. kız bir bakmış ki ,cenaze arabası.
-defol git beni bu arabayla mı gezdireceksin ? deyince oğlan ;
-sen bilirsin. binmezsen binme . herkes buna binmek için ölüyo,ölüyo..!
- yarın pazar. bir araba bul da beni gezdir demiş .
oğlan aramış taramış kimseden araba bulamamış. aklına belediyede çelışan arkadaşı gelmiş. ondan bir araba istemiş. bir tek cenaze arabası müsaitmiş. arabayı almış kızın evine gelmiş kapıyı çalmış. kıza ;
-hadi hayatım araba hazır demiş. kız bir bakmış ki ,cenaze arabası.
-defol git beni bu arabayla mı gezdireceksin ? deyince oğlan ;
-sen bilirsin. binmezsen binme . herkes buna binmek için ölüyo,ölüyo..!
öbür dünyada tüm erkekleri tek sıra yapmışlar. melek emretmiş ;
- karılarını aldatanlar bir adım öne çıksın.
erkeklerin hepsi bir adım öne çıkmış. biri hariç. melek ona bağırmış;
- sen de çık ulan sağır..!
- karılarını aldatanlar bir adım öne çıksın.
erkeklerin hepsi bir adım öne çıkmış. biri hariç. melek ona bağırmış;
- sen de çık ulan sağır..!
melek adem'e demiş ki;
- sana bir iyi bir de kötü haberim var. söyle demiş adem.
- sana iki organ veriyoruz. birinin adı beyin. bununla havva ile sohbet edeceksin, problem çözeceksin, yaratıcı olacaksın. diğer organın adı daha belli değil ama onunla da havva ile hoş ve zevkli anlar yaşayacaksın, çocuklarınız olacak.
adem;
- peki kötü haber nedir ki ?
melek;
- bu iki organı aynı anda kullanamıycaksın.
- sana bir iyi bir de kötü haberim var. söyle demiş adem.
- sana iki organ veriyoruz. birinin adı beyin. bununla havva ile sohbet edeceksin, problem çözeceksin, yaratıcı olacaksın. diğer organın adı daha belli değil ama onunla da havva ile hoş ve zevkli anlar yaşayacaksın, çocuklarınız olacak.
adem;
- peki kötü haber nedir ki ?
melek;
- bu iki organı aynı anda kullanamıycaksın.
Köyün birinde teyyo emmi tarzında çok sallayan bir avcı varmış. Yine kahvede oturduğu bi gün yine başlar anlatmaya:
-Yine sisli bi gün çıktık ava, ormanda gezerken bi geyik gördüm ama nasıl bi geyik ben diyim 2 metre siz deyin 3 metre. Çektim tek kırmayı alnının ortasından vurdum.
-ee abi
-e geyik büyük şimdi ben bunun hepsini taşıyamam kestim sağ bacağını attım omzuma devam ettim.
Derken bi geyik daha. Böylesini ne gördüm ne duydum 3-4 metre var boyu
-abii
-Valla lan,
çektim yine tek kırmayı alnından vurdum bunuda. Gittim yanına, e buda büyük kestim bununda sol bacağını attım öbür omzuma devam ettim.
Derken avcının telefonu çalar kahvenin dışına çıkar, konuşmasını yapınca girer içeri tekrar
-eee nerde kalmıştık
-abi bacakları omuzuna almıştın
-sonra verdim ya..ğı verdim ya...ğı
Gibi belden aşşağı fıkraları herkese anlatmayın sözlük.
-Yine sisli bi gün çıktık ava, ormanda gezerken bi geyik gördüm ama nasıl bi geyik ben diyim 2 metre siz deyin 3 metre. Çektim tek kırmayı alnının ortasından vurdum.
-ee abi
-e geyik büyük şimdi ben bunun hepsini taşıyamam kestim sağ bacağını attım omzuma devam ettim.
Derken bi geyik daha. Böylesini ne gördüm ne duydum 3-4 metre var boyu
-abii
-Valla lan,
çektim yine tek kırmayı alnından vurdum bunuda. Gittim yanına, e buda büyük kestim bununda sol bacağını attım öbür omzuma devam ettim.
Derken avcının telefonu çalar kahvenin dışına çıkar, konuşmasını yapınca girer içeri tekrar
-eee nerde kalmıştık
-abi bacakları omuzuna almıştın
-sonra verdim ya..ğı verdim ya...ğı
Gibi belden aşşağı fıkraları herkese anlatmayın sözlük.
bir iş için bir gün fransız, alman ve türk uçağa binmişler, son anda alman'ın işi çıkmış fıkrayı iptal etmişler.
nasrettin hoca'ya sormuşlar:
kimsin?
hiç demiş hoca, hiç kimseyim.
dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş hoca:
sen kimsin?
mutasarrıf demiş adam kabara kabara.
sonra ne olacaksın? diye sormuş nasrettin hoca.
herhalde vali olurum diye cevaplamış adam.
daha sonra? diye üstelemiş hoca.
vezir demiş adam.
daha daha sonra ne olacaksın?
bir ihtimal sadrazam olabilirim.
peki, ondan sonra?
artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
hiç.
daha niye kabarıyorsun be adam. ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "hiçlik makamında!
nasrettin hoca büyüksün.
kimsin?
hiç demiş hoca, hiç kimseyim.
dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş hoca:
sen kimsin?
mutasarrıf demiş adam kabara kabara.
sonra ne olacaksın? diye sormuş nasrettin hoca.
herhalde vali olurum diye cevaplamış adam.
daha sonra? diye üstelemiş hoca.
vezir demiş adam.
daha daha sonra ne olacaksın?
bir ihtimal sadrazam olabilirim.
peki, ondan sonra?
artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
hiç.
daha niye kabarıyorsun be adam. ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "hiçlik makamında!
nasrettin hoca büyüksün.
biri muşlu diğeri bursalı iki travesti tem otoyolunda sohbet eder.
bursalı olan muşluya sorar
"sizin oralarda bu işler nasıl oluyor."
muşlu
"ararlar sonra otelde buluşulur, ilk önce bir güzel döverler, sonra sikerler, sonra yine döverler, sonra dağın başında bırakırlar" der.
muşlu bursalıya sorar
"peki sizin orda nasıl oluyor bu işler?"
bursalı
"önce ararlar, bir bar ya da kafede buluşulur, bir şeyler içilir ya da yenir, sonra en az 4 yıldızlı bir otele gidilir, duşlar alınır, sevişilir sonra istediğimiz yere bırakırlar." der
muşlu şaşırır, fırsat kaçırmış gibi elinin tersiyle avucuna vurur ve der ki
" bu imkanlar muşta olsa herkes ibne olurdu anasını satim" der...
bursalı olan muşluya sorar
"sizin oralarda bu işler nasıl oluyor."
muşlu
"ararlar sonra otelde buluşulur, ilk önce bir güzel döverler, sonra sikerler, sonra yine döverler, sonra dağın başında bırakırlar" der.
muşlu bursalıya sorar
"peki sizin orda nasıl oluyor bu işler?"
bursalı
"önce ararlar, bir bar ya da kafede buluşulur, bir şeyler içilir ya da yenir, sonra en az 4 yıldızlı bir otele gidilir, duşlar alınır, sevişilir sonra istediğimiz yere bırakırlar." der
muşlu şaşırır, fırsat kaçırmış gibi elinin tersiyle avucuna vurur ve der ki
" bu imkanlar muşta olsa herkes ibne olurdu anasını satim" der...
Temel'le Dursun, istanbul'da minibüsle bir yere gidiyorlarmış. neyse Şoför Levent, Fatih, Eyüp diyormuş.
Dursun sıkılmış temel biz ne zaman ineceğiz demiş.
temel de dur oğlum acele etme, kaptan ismimizi okusun ineriz. demiş. komik ama?
Dursun sıkılmış temel biz ne zaman ineceğiz demiş.
temel de dur oğlum acele etme, kaptan ismimizi okusun ineriz. demiş. komik ama?
Erzurumlu amcaya sormuşlar: küresel ısınma hakkında ne düşünüyorsunuz?
Amca cevap vermiş: hiçbiri sobanın yerini tutmir.
Amca cevap vermiş: hiçbiri sobanın yerini tutmir.
1960'lı yıllarda SSCB lideri Kruşçev'in Küba'yı ziyaret etmesi gündeme gelmiş. Kübalı yöneticiler bu önemli ziyaret öncesinde hazırlıklara girişmişler ve hatta bu ziyaretin anısına Kruşçev Küba'da konulu bir resim yapması için bir ressama talimat da vermişler.
Nihayet ressam Kruşçev Küba'da resmini tamamlayıp geldiğinde bir de ne görsünler? Resimde bir yatak var, yataktaysa sevişen bir çift.
"Nedir bu böyle? Kimdir bu resimdekiler?"
"Efendim bu resimdeki kadın, Kruşçev'in karısı. Sevgilisini eve almış, sevişiyorlar..."
"Bu ne rezalet! Peki Kruşçev nerede?"
"Kruşçev Küba'da..."
Nihayet ressam Kruşçev Küba'da resmini tamamlayıp geldiğinde bir de ne görsünler? Resimde bir yatak var, yataktaysa sevişen bir çift.
"Nedir bu böyle? Kimdir bu resimdekiler?"
"Efendim bu resimdeki kadın, Kruşçev'in karısı. Sevgilisini eve almış, sevişiyorlar..."
"Bu ne rezalet! Peki Kruşçev nerede?"
"Kruşçev Küba'da..."
Bir gün sarışın kadının biri süslenmiş püslenmiş sokağa çıkmış gidiyor. ilerlerken beyaz eşya satan bir dükkana giriyor.
Havalı bir şekilde dükkanda biraz turladıktan sonra genç kasiyer yaklaşıp;
-Şurdaki 37 Ekran Tvnin fiyatını öğrenmek istiyorum.
Kasiyer;
-Kusura bakmayın hanımefendi ama sarışınlara satış yapmıyoruz, der.
Bunun üzerine kadın sinirlenir ve dükkanı terkeder. Bir hafta sonra kadın saçlarını siyaha boyatır ve koyu bir makyaş yaparak kendini esmerleştirir. Aynı dükkana gene gelir. Dükkanı yine turlar ve kasiyere sorar;
-37 ekran Tv satın almak istiyorum. Fiyatı ne durumda acaba?
Kasiyer;
-Çok üzgünüm sarışınlara satışımız yoktur.
Kadın bunu duyunca çok sinirlenir ve ayrıca çok merak eder kasiyerin kendisini nasıl tanıdığını. Bu merakla sorar.
-Beyefendi bu gelişimde saçımı boyattım makyajımı değiştirdim ama siz beni tanıdınız. Nasıl oldu bu?
Kasiyer cevap verir;
-Çok basit hanımefendi, o baktığınız 37 ekran Tv değil, mikrodalga fırın *
Havalı bir şekilde dükkanda biraz turladıktan sonra genç kasiyer yaklaşıp;
-Şurdaki 37 Ekran Tvnin fiyatını öğrenmek istiyorum.
Kasiyer;
-Kusura bakmayın hanımefendi ama sarışınlara satış yapmıyoruz, der.
Bunun üzerine kadın sinirlenir ve dükkanı terkeder. Bir hafta sonra kadın saçlarını siyaha boyatır ve koyu bir makyaş yaparak kendini esmerleştirir. Aynı dükkana gene gelir. Dükkanı yine turlar ve kasiyere sorar;
-37 ekran Tv satın almak istiyorum. Fiyatı ne durumda acaba?
Kasiyer;
-Çok üzgünüm sarışınlara satışımız yoktur.
Kadın bunu duyunca çok sinirlenir ve ayrıca çok merak eder kasiyerin kendisini nasıl tanıdığını. Bu merakla sorar.
-Beyefendi bu gelişimde saçımı boyattım makyajımı değiştirdim ama siz beni tanıdınız. Nasıl oldu bu?
Kasiyer cevap verir;
-Çok basit hanımefendi, o baktığınız 37 ekran Tv değil, mikrodalga fırın *
işsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez "Küçükistan Ceza Kanunu" diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay" kitabı ve gözlerini kapattı.
"Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye düşündü.
Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı.
- ibne başbakan, ibne başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı.
- Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir.
Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı :
- itiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte !
Hakim acıyan gözlerle adama baktı ;
- Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene.
not: alıntıdır.
"Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye düşündü.
Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı.
- ibne başbakan, ibne başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı.
- Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir.
Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı :
- itiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte !
Hakim acıyan gözlerle adama baktı ;
- Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene.
not: alıntıdır.
Küçük bir kız abisinin sevgilisine bakar ve masumca sorar:
''Her gün abimle görüşmeye geliyorsun, senin kendi abin yok mu(?)
''Her gün abimle görüşmeye geliyorsun, senin kendi abin yok mu(?)
içeriği kadar anlatanı da önemli olandır. keza iyi bir fıkra kötü anlatıldığında hiç komik olmayabilir. sonuç: anlatım konusunda kendinden emin olmayanların, dinleyici olmayı seçmesi makuldur.
güldürme yeteneği olmayan insanlar da güldürebilsin diye sıralanmış kötü esprilere fıkra denir.
Temel'i asker de komutan çağırıii ve diyi oğlum söyle islamın şartı kaçdır.
Temel; diyi komutanım 40,
Komutan basdı ona dayaği, ağzı burni kana boşanii.
Çıkdı dışarı Dursun diyor oğlum n'oldi saa.
Temel; Komutan sordu bana islamın şartı kaçdır 40 dedim basdı bana dayaği.
Dursun ; Oğlum sen manyakmısın git komutanın elini öp ve deki islamın şartı 5 dir.
Temel; Oğlum sen manyakmısın adam 40'ı kabul etmiyi 5'i nasıl kabul etsin.
Temel; diyi komutanım 40,
Komutan basdı ona dayaği, ağzı burni kana boşanii.
Çıkdı dışarı Dursun diyor oğlum n'oldi saa.
Temel; Komutan sordu bana islamın şartı kaçdır 40 dedim basdı bana dayaği.
Dursun ; Oğlum sen manyakmısın git komutanın elini öp ve deki islamın şartı 5 dir.
Temel; Oğlum sen manyakmısın adam 40'ı kabul etmiyi 5'i nasıl kabul etsin.
Bir güzel kadın, 50'sinin üzerinde bir erkeğe gülümserse, o erkek NE anlar? http://galeri.uludagsozluk.com/r/f%C4%B1kra-344075/
uludağ sözlükteki trollerin beynine kurşun sıkmışlar. hepsi 2 saat sonra ölmüş. neden: çünkü mermi 2 saat beyin aramış.
temel ve dursun un genelde başrollerini paylaştığı kısa ve güldürücü öğedir.
edebiyatımızın güzel köşelerinden bir tanesidir. ülkenin 7 rengi de bu küçük yazılarda canlanmıştır. ayrıca şu adresten de bolca okunabilir. http://www.fikrapark.com
ibretlik olanları vardır.
"Bir hocaefendi camideki vaazında demiş ki:
islâm kadına öylesine geniş haklar vermiş ki, bir hanım dilerse evinde beyinin
çamaşırını yıkamaz, yemeğini pişirmez, ev temizliğine bakmaz, bey bunları
yapması için hanıma ısrarda bulunamaz
Hanımefendinin biri de bu bilgiden son derece memnun olmuş. Akşam eve
gelince beyine fikrini söylemiş:
Efendi demiş, islâm bana haklar tanımış. Ben bu haklarımı kullanmak
istiyorum. Yarından itibaren ne çamaşır yıkama, ne de yemek yapmak var.
Bey bakmış ki, itiraz mümkün değildir. Gerçekten de hanımın bu işleri yapması,
diyaneten vazifesidir, hukuken değil, Yani kadıya gidilse bunları yapması için
sadece nasihat eder; ama ceza veremez. Çünkü bunlar hukuki mecburiyet
değildir. Bey düşünmeye başlar. O da karşı teklifini yapar. Der ki:
Hanımefendi madem öyle. Bu hizmetleri yapmamaya hakkın var. O hakkın
ı kullanmak istiyorsun. Şu orta odayı da boşalt, orası bana lazım olacak.
Ne için lazım olacak?
Sen islâmın sana tanıdığı hakkı kullanmak istiyorsun. Ben de bana tanıdığı
hakkı kullanmayı düşünüyor ikinci bir hanım nikahlayarak o odaya getirmek
istiyorum. Senin yapmadığın hizmetleri o hanım yapsın.
Hanımefendi bakmış ki işler sarpa sarıyor. Hemen zekasını kullanmış:
Yahu, demiş, sen de hiç şakadan anlamıyorsun?"
"Bir hocaefendi camideki vaazında demiş ki:
islâm kadına öylesine geniş haklar vermiş ki, bir hanım dilerse evinde beyinin
çamaşırını yıkamaz, yemeğini pişirmez, ev temizliğine bakmaz, bey bunları
yapması için hanıma ısrarda bulunamaz
Hanımefendinin biri de bu bilgiden son derece memnun olmuş. Akşam eve
gelince beyine fikrini söylemiş:
Efendi demiş, islâm bana haklar tanımış. Ben bu haklarımı kullanmak
istiyorum. Yarından itibaren ne çamaşır yıkama, ne de yemek yapmak var.
Bey bakmış ki, itiraz mümkün değildir. Gerçekten de hanımın bu işleri yapması,
diyaneten vazifesidir, hukuken değil, Yani kadıya gidilse bunları yapması için
sadece nasihat eder; ama ceza veremez. Çünkü bunlar hukuki mecburiyet
değildir. Bey düşünmeye başlar. O da karşı teklifini yapar. Der ki:
Hanımefendi madem öyle. Bu hizmetleri yapmamaya hakkın var. O hakkın
ı kullanmak istiyorsun. Şu orta odayı da boşalt, orası bana lazım olacak.
Ne için lazım olacak?
Sen islâmın sana tanıdığı hakkı kullanmak istiyorsun. Ben de bana tanıdığı
hakkı kullanmayı düşünüyor ikinci bir hanım nikahlayarak o odaya getirmek
istiyorum. Senin yapmadığın hizmetleri o hanım yapsın.
Hanımefendi bakmış ki işler sarpa sarıyor. Hemen zekasını kullanmış:
Yahu, demiş, sen de hiç şakadan anlamıyorsun?"
doğu, teatral ilişkiler cenneti. alim şöyle davranır, kadın böyle yürür.. roller bellidir, bu yüzden huzurludur.
fıkra da, teatral dünyamızın bir parçası. anlatıcı heyecanla anlatır, bize düşen gülmektir. evet, gülmeliyiz. bir çeşit zorunluluk. gülmezsen, ayıp olur. ya da espriyi anlamadığını düşünürler. hayır kabul ediyorum, çok komik fıkralar var. ama 21. yüzyılda yaşıyoruz lan. yani olur da sözlükten birileriyle tanışırsak, anlatmayın. rica ediyorum.
fıkra da, teatral dünyamızın bir parçası. anlatıcı heyecanla anlatır, bize düşen gülmektir. evet, gülmeliyiz. bir çeşit zorunluluk. gülmezsen, ayıp olur. ya da espriyi anlamadığını düşünürler. hayır kabul ediyorum, çok komik fıkralar var. ama 21. yüzyılda yaşıyoruz lan. yani olur da sözlükten birileriyle tanışırsak, anlatmayın. rica ediyorum.
üniversite yıllarımda ingilizce öğretmenimizden işittiğim bir fıkrayı paylaşmak isterim. bazen de tebessüm etmek gerekir.
eski zamanlarda ticaret yapan bir gemi ve onun meşhur bir de kaptanı varmış. günlerden bir gün geminin gözcüsü kaptana seslenmiş:
- kaptaaan! korsan gemisi...
- kaç tane?
- 1 tane!
- tamam endişe etmeyin. getirin benim kırmızı gömleğimi!
korsan gemisi yaklaşmış ve çarpışma neticesinde ticari gemi zaferle ayrılmış. yine günlerden bir gün gözcü seslenmiş:
- kaptaaan! korsan gemisi...
- kaç tane?
- 2 tane!
- endişeye mahal yok. getirin benim kırmızı gömleğimi!
korsan gemileri yine yaklaşmış ve zafer yine ticari geminin olmuş. bu olaylar sıkça tekrar edince mürettebat bir meraka düşmüş. ve hep beraber kaptanının yanına gitmişler. ve kaptana:
- kaptan, her seferinde iyi hoş galip geliyoruz da, bu kırmızı gömlek neyin nesi? demişler.
- çatışma esnasında bir kılıç darbesi alır da mürettebatım beni kanlar içinde görürse şevkleri kırılır diye
düşündüm. o yüzden hep kırmızı gömlek giyerim ki yaralansam da belli olmasın.
bu cevap üzerine mürettebatın hayranlığı bir kat daha artmış kaptanlarına karşı. tam o sırada gözcü yeniden seslenmiş:
- kaptaaan! korsan gemisi...
- kaç tane?
- tam 10 tane!
- getirin benim kahverengi pantolonumu!
eski zamanlarda ticaret yapan bir gemi ve onun meşhur bir de kaptanı varmış. günlerden bir gün geminin gözcüsü kaptana seslenmiş:
- kaptaaan! korsan gemisi...
- kaç tane?
- 1 tane!
- tamam endişe etmeyin. getirin benim kırmızı gömleğimi!
korsan gemisi yaklaşmış ve çarpışma neticesinde ticari gemi zaferle ayrılmış. yine günlerden bir gün gözcü seslenmiş:
- kaptaaan! korsan gemisi...
- kaç tane?
- 2 tane!
- endişeye mahal yok. getirin benim kırmızı gömleğimi!
korsan gemileri yine yaklaşmış ve zafer yine ticari geminin olmuş. bu olaylar sıkça tekrar edince mürettebat bir meraka düşmüş. ve hep beraber kaptanının yanına gitmişler. ve kaptana:
- kaptan, her seferinde iyi hoş galip geliyoruz da, bu kırmızı gömlek neyin nesi? demişler.
- çatışma esnasında bir kılıç darbesi alır da mürettebatım beni kanlar içinde görürse şevkleri kırılır diye
düşündüm. o yüzden hep kırmızı gömlek giyerim ki yaralansam da belli olmasın.
bu cevap üzerine mürettebatın hayranlığı bir kat daha artmış kaptanlarına karşı. tam o sırada gözcü yeniden seslenmiş:
- kaptaaan! korsan gemisi...
- kaç tane?
- tam 10 tane!
- getirin benim kahverengi pantolonumu!
bır cuma gunu bır genc adamın babası ölür. Defin işlemleri tamamlandıktan sonra solugu cenaze namazını kıldıran mahallenın hocasının yanında alır genc adam ve sorar:
- Hocam malum babam cuma gunu öldü cennete gider mi? Hoca cevap verir:
- Evladım ben senın babanı ıyı tanırım o camının yolunu bılmezdı.
- Ama hocam cuma günü öldü...
-Cocugum bıldıgım kadarıyla senın baban içki de içerdi.
- Hocam ama cuma günü yani...
- Senın baban faız de yerdı.
- E insaf hocam cuma günü ya...
- Bak evladım tamam cuma gününü bilmem ama cumartesi senın babanın anasını bellerler orda.
- Hocam malum babam cuma gunu öldü cennete gider mi? Hoca cevap verir:
- Evladım ben senın babanı ıyı tanırım o camının yolunu bılmezdı.
- Ama hocam cuma günü öldü...
-Cocugum bıldıgım kadarıyla senın baban içki de içerdi.
- Hocam ama cuma günü yani...
- Senın baban faız de yerdı.
- E insaf hocam cuma günü ya...
- Bak evladım tamam cuma gününü bilmem ama cumartesi senın babanın anasını bellerler orda.
KOCAN NEREDE
Genc bir kadin sol gozu mosmor bir halde evine gelmis.
- aman allahim kim yapti bunu kizim?
- kocam.
- peki ama o londra da degil miydi?
- bende oyle zannediyordum anne.
Genc bir kadin sol gozu mosmor bir halde evine gelmis.
- aman allahim kim yapti bunu kizim?
- kocam.
- peki ama o londra da degil miydi?
- bende oyle zannediyordum anne.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar