bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı26
- aleksey batrakov25
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar3
- okan buruk3
- nükleer bomba4
- tanımadığı kadına tokat atan adam15
- hayvan düşmanı2
- galatasaray 2 vfb stuttgart 02
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- yagmurcu çık açıkla10
- the elder scrolls vi3
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak3
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- dedenize sahip çıkar mısınız5
- son talika2
- atatürk düşmanı5
- futbol14
- sözlük dedeleri6
- durkheimın intihar teorisi6
- değişik meslekler2
- türkiye10
- kablosuz mouse13
- uefa şampiyonlar ligi4
- vfb stuttgart2
- galatasaray3
- arap götü9
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı2
- cevheri güven4
- istanbul13
- ismet gürbüz'ün almanyada doğması2
- öylesine bir şeyler yaz4
- iskilipli atıf hoca20
- gördüğü rüyayı anlatan mezhebi geniş erkek3
- melis babadağ'ın ayakları2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- arda güler'in ankara da doğması2
- ormanda orman kebabı yemek2
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- belözoğlu'nun fenerbahçe teknik direktörü olması2
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- susualsuspects4
- yazarların akşama dair planları7
- kale3112 tarzı entry girmek8
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- sözlük kürdü55
- fenerbahçe11
avare gezgin ya da gezinen/yürüyen.
"nasıl ki kuş havada, balık suda yaşarsa, o da kalabalıklarda var olur. aşkı, işi, gücü kalabalıklardır. kusursuz flaneur için, tutkulu gözlemci için, ahalinin tam orta yerini, hareketin gel-git noktasını, gelip geçici ile sonsuzun arasını mesken tutmak müthiş bir keyiftir. evden uzak kalmak ama her yerde evinde hissetmek; dünyanın merkezinde olmak, dünyayı gözlemek ama dünyadan saklı kalmak."
- charles baudelaire
(üstteki tekstte kaplumbağa ya da salyangoz metaforu yapılmaktadır. dostoyevski beyaz geceler adlı romanında bu konuya değinir)
flaneur tam anlamıyla bir kent gezginidir. şehrin en ücra ve bilinmedik yerlerine varıncaya kadar metropolü arşınlar ve modern hayatın yansımalarını gözlemler, ayrıştırır ve daha sonra ondan yararlanmak için hafızasının bir köşesine kaydeder.
gezme sanatının bizatihi önde gelen erbabıdır. onun işi aylaklık ve avareliktir. flaneur'e göre aylaklık yaparak kazandığı şey para kazanmak için çalıştığı bir işten daha değerli ve özeldir. bu fikriyatı andre breton şu sözleri ile destekler:
"insan çalışmak zorundaysa hayatta kalmak neye yarar?"
flaneur olmak, insan sarraflığı da gerektirir. bir kent ne kadar tekinlikten uzaksa, o tekin olmayan kentte yaşayabilmek için o derece insan sarrafı olmak gerekir.
insanı tanımayı, insana inmeyi gerektirir. gönüllü avarelik de zor iş vesselam...
"nasıl ki kuş havada, balık suda yaşarsa, o da kalabalıklarda var olur. aşkı, işi, gücü kalabalıklardır. kusursuz flaneur için, tutkulu gözlemci için, ahalinin tam orta yerini, hareketin gel-git noktasını, gelip geçici ile sonsuzun arasını mesken tutmak müthiş bir keyiftir. evden uzak kalmak ama her yerde evinde hissetmek; dünyanın merkezinde olmak, dünyayı gözlemek ama dünyadan saklı kalmak."
- charles baudelaire
(üstteki tekstte kaplumbağa ya da salyangoz metaforu yapılmaktadır. dostoyevski beyaz geceler adlı romanında bu konuya değinir)
flaneur tam anlamıyla bir kent gezginidir. şehrin en ücra ve bilinmedik yerlerine varıncaya kadar metropolü arşınlar ve modern hayatın yansımalarını gözlemler, ayrıştırır ve daha sonra ondan yararlanmak için hafızasının bir köşesine kaydeder.
gezme sanatının bizatihi önde gelen erbabıdır. onun işi aylaklık ve avareliktir. flaneur'e göre aylaklık yaparak kazandığı şey para kazanmak için çalıştığı bir işten daha değerli ve özeldir. bu fikriyatı andre breton şu sözleri ile destekler:
"insan çalışmak zorundaysa hayatta kalmak neye yarar?"
flaneur olmak, insan sarraflığı da gerektirir. bir kent ne kadar tekinlikten uzaksa, o tekin olmayan kentte yaşayabilmek için o derece insan sarrafı olmak gerekir.
insanı tanımayı, insana inmeyi gerektirir. gönüllü avarelik de zor iş vesselam...
'' Nasıl ki kuş havada, balık suda yaşarsa, o da kalabalıklarda var olur. Aşkı, işi, gücü kalabalıklardır. Kusursuz flâneur için, tutkulu gözlemci için, ahalinin tam orta yerini, hareketin gel-git noktasını, gelip geçici ile sonsuzun arasını mesken tutmak müthiş bir keyiftir. Evden uzak kalmak ama her yerde evinde hissetmek; dünyanın merkezinde olmak, dünyayı gözlemek ama dünyadan saklı kalmak... ''
(bkz: charles baudelaire)
ülkemizden çıkmış en önemli flaneurlardan birisi (bkz: sait faik abasıyanık)' dır . o kendisine özgü daha halkçı ve insansever bir flaneurdur .
(bkz: charles baudelaire)
ülkemizden çıkmış en önemli flaneurlardan birisi (bkz: sait faik abasıyanık)' dır . o kendisine özgü daha halkçı ve insansever bir flaneurdur .
dostoyevski'nin "hayalperest"iyle çok benzerlerdir. aylak aylak sokaklarda pasajlarda dolanır, insanlara bakınırlar.
bunun yanında kadıköy'de ufak tefek inanılmaz tatlı ve samimi bir kitapçıdır. çizgi roman, alternatif müzik cdleri bulabilirsiniz. sahipleri hakikaten çok şekerdir. gidilesi, bakılası bir mekandır.
http://www.flaneurkadikoy.com/
http://www.facebook.com/#!/flaneurkadikoy?sk=wall
bunun yanında kadıköy'de ufak tefek inanılmaz tatlı ve samimi bir kitapçıdır. çizgi roman, alternatif müzik cdleri bulabilirsiniz. sahipleri hakikaten çok şekerdir. gidilesi, bakılası bir mekandır.
http://www.flaneurkadikoy.com/
http://www.facebook.com/#!/flaneurkadikoy?sk=wall
"kent aylakgezerliği" şeklinde türkçeleştirilmiş fransızca kavram.
bodler (baudlaire) atmıştır kendisini ilk kez kalabalıkların arasına bir sessiz/yalnız olarak.. kamusal insan çökmeden daha, şehirler pırıl pırıl camekanları, cafelerden gelen akordeon sesleri, kötü kadınların şuh kahkahaları ve serseri erkeklerin sarhoş sesleri, tütün ve içki kokuları ile yıkanan sokakların cazibesine tutulmuş bir cezbesever, yalnız gezerin aylaklık gündüz/gece düşleri, görüp anlattığı, sanırsın bir çokkatmanlı rüya, van gogh renklerinde, sarı ve mor çokça, bir de gece kara mavisinda yıldızlar ağaçlarda, kalabalıktan beslenen bir/i/cik ve tek/il bir ruh.
flanör, muhakkak ki şehrin kalbindeki dev planör..
bodler (baudlaire) atmıştır kendisini ilk kez kalabalıkların arasına bir sessiz/yalnız olarak.. kamusal insan çökmeden daha, şehirler pırıl pırıl camekanları, cafelerden gelen akordeon sesleri, kötü kadınların şuh kahkahaları ve serseri erkeklerin sarhoş sesleri, tütün ve içki kokuları ile yıkanan sokakların cazibesine tutulmuş bir cezbesever, yalnız gezerin aylaklık gündüz/gece düşleri, görüp anlattığı, sanırsın bir çokkatmanlı rüya, van gogh renklerinde, sarı ve mor çokça, bir de gece kara mavisinda yıldızlar ağaçlarda, kalabalıktan beslenen bir/i/cik ve tek/il bir ruh.
flanör, muhakkak ki şehrin kalbindeki dev planör..
düşünür gezer en beğendiğim türkçe karşılığıdır. işte o, çemberin ne içinde ne dışında olma hali. 1850 li yıllarda mor saçlarıyla paris sokaklarında gezen, aynı zamanda paris sıkıntısı adlı şahaseri yaratabilecek kadar kentin içinden gelen bir baudelaire in dünyadaki ve çemberdeki yeri.
gezerken seyreden, kosnul ve karamsar tabiatini sinirsiz sorumluluga lehimleyerek ya$amdan gerekli hazzin alinmasi gerektigini du$unen ama bunu yaparken de ozundeki bilgelik vasfindan uzakla$madan, atavik dogmalardan arinmi$ bir ozbenlik ile kutsal sirri-insan nedir ki?- kozmopolise aciklama derdine du$mu$ ya$am acemileri icin soylenegelmi$tir cogu kez.
les fleurs du mal gibi kult bir eserin yaraticisi charles baudelaire icin bir onad olmaktan cok bir altkimliktir flaneur; allen ginsberg, gary snyder, william seward burroughs, jack kerouac, neal cassady gibi beat generation azaları icin de soylenegelse de, en cok arthur rimbaud'ya yara$ir nezdimde. oyle ki; daginik saclarla "dunyanın anasini ben siktim, babasi da ayakta alki$ladi" minvalinde adimlamak ya$ami, oyle kolay i$ değil. en tâbi haklardan biri olan "tembellik hakkı"nın kullanim limitini geni$ tutmak gerek en ba$ta; pervasiz olmak ama kopuk kalmamak, bilmek-yorumlamak ama irdelememek gerek.. birazcik dünyanın anasini sikmek lazim sozum ona.
gelgelelim; walter benjamin yazin literaturune bu sozcugu kazandirdiginda yusuf atilgan'in aylak adam'indan bihaberdi elbet... on the road, her ne kadar bir flanor miti olsa da benim gozumde turist omer kadar etkili olamadi. ama yine de bu, "turkten flanor planor olmaz ulan, ne o oyle, karı gibin" fikriyatindan uzakla$mam icin bir neden olamazdi elbette: haksiz olmadigimin farkindalıgina nailim, çunku bizden flanor cikmaz.
-cok $ukur- delikanlimiz, aylağimiz, serserimiz var bizim. ucuz $arap $i$elerinde balık olan ayya$larimiz, zom gezen delilerimiz, ucurtmalari elektrik tellerine takilan cocuk(luk)larimiz falan var. zaten aylaklik bizim icimizde her zaman var: seviyoruz gezmeyi dola$mayi, "uyumuyoruz ulan" demeyi, "ilk uyuyan ibnedir"leri, "alkolizm engellenmez"leri unutamiyoruz. unutmak icin hatira defterlerimizi yakali cok oldu.
cunku biz, icimizdeki serserinin sigarasini hâlâ yakamadik. yakamadik.
les fleurs du mal gibi kult bir eserin yaraticisi charles baudelaire icin bir onad olmaktan cok bir altkimliktir flaneur; allen ginsberg, gary snyder, william seward burroughs, jack kerouac, neal cassady gibi beat generation azaları icin de soylenegelse de, en cok arthur rimbaud'ya yara$ir nezdimde. oyle ki; daginik saclarla "dunyanın anasini ben siktim, babasi da ayakta alki$ladi" minvalinde adimlamak ya$ami, oyle kolay i$ değil. en tâbi haklardan biri olan "tembellik hakkı"nın kullanim limitini geni$ tutmak gerek en ba$ta; pervasiz olmak ama kopuk kalmamak, bilmek-yorumlamak ama irdelememek gerek.. birazcik dünyanın anasini sikmek lazim sozum ona.
gelgelelim; walter benjamin yazin literaturune bu sozcugu kazandirdiginda yusuf atilgan'in aylak adam'indan bihaberdi elbet... on the road, her ne kadar bir flanor miti olsa da benim gozumde turist omer kadar etkili olamadi. ama yine de bu, "turkten flanor planor olmaz ulan, ne o oyle, karı gibin" fikriyatindan uzakla$mam icin bir neden olamazdi elbette: haksiz olmadigimin farkindalıgina nailim, çunku bizden flanor cikmaz.
-cok $ukur- delikanlimiz, aylağimiz, serserimiz var bizim. ucuz $arap $i$elerinde balık olan ayya$larimiz, zom gezen delilerimiz, ucurtmalari elektrik tellerine takilan cocuk(luk)larimiz falan var. zaten aylaklik bizim icimizde her zaman var: seviyoruz gezmeyi dola$mayi, "uyumuyoruz ulan" demeyi, "ilk uyuyan ibnedir"leri, "alkolizm engellenmez"leri unutamiyoruz. unutmak icin hatira defterlerimizi yakali cok oldu.
cunku biz, icimizdeki serserinin sigarasini hâlâ yakamadik. yakamadik.
(bkz: aylak adam)
walter benjamin'in ortaya attığı bir mefhum olmakla beraber; "gezgin dü$ünür" anlamına gelir.
charles baudelaire, jack kerouac, arthur rimbaud gibiler. gerçek aylaklardır onlar; gezerler, öğrenirler ve yorumlarlar.
bizim turist ömer gibiler i$te.. hatun olanlara da flaneuse denir.
charles baudelaire, jack kerouac, arthur rimbaud gibiler. gerçek aylaklardır onlar; gezerler, öğrenirler ve yorumlarlar.
bizim turist ömer gibiler i$te.. hatun olanlara da flaneuse denir.
2. nesil çaylak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar