bugün

(bkz: feminist)
-anlamının "erkek düşmanlığı",
-sloganının "erkeklere ölüm",
-dahil olan kişilerin "erkek katili" olduğu sanılan ve büyük yanılgıya düşülen,kadın haklarını ve kadın-erkek eşitliğini savunan fikir akımı.
(#27183)
ilk savunucusunun lilith olduğu ileri sürülen ideoloji.
Halk arasında erkek düşmanlığı' anlamına geldiği zannedilen feminizmintoplumda, çalışma yaşamında ve ailede kadına yönelik baskıcı tutumların farkında olmak ve kadın emeğinin, iş gücünün, doğurganlığının ve cinselliğinin sömürülmesine karşı durmak biçiminde tanımlanabileceğini söyleyen Feminizm bir ideoloji, bir politikadır`, toplumsal bir tavır alıştır. Felsefeyse genel olarak bir sorgulamadır. Ben neden kadınım?', Kadınlığım bana neden bu sorumlulukları yüklüyor?' sorularını sordurarak toplumsal cinsiyet rollerini sorgulatır dedi.

ataerkilbir aile içinde yetişen ve bu yapıyı içselleştiren kadınların öznel birer kimlik oluşturamamalarının tüm eşitlikçi yasal düzenlemelere karşın sorunların çözümünü geciktirdiğini belirterek Erkeklerle kadınların birey olma, öznel kimlik geliştirme süreçleri açısından farklı yönlendirildiklerini çocuk oyunlarında gözlemleyebiliriz.Kız çocukları daha paylaşımcı, uzlaşmacı olan evcilik gibi oyunları tercih ederken, erkek çocukları daha rekabetçi, bireyci, yarış içeren oyunları seçerler diye konuştu.


eski türklerde islamiyetten önceki,Anaerkildönemde kadına üstün bir statü sağlayan doğurganlığı, yerleşik yaşamın ve özel mülkiyetin ortaya çıkışıyla geçilen ataerkil dönemde onu eve hapseden bir dezavantaja dönüşmüş. Sanayi Devrimi'yle birlikte ortaya çıkan modern felsefenin kadın-erkek eşitsizliğinin felsefi zeminini pekiştirdiğini ifade ediyor: Kant ve Descartestan beslenen modern felsefe, dualizm yani ikili karşıtlıklar üzerine kuruludur ve bedene karşı aklı, zihni kutsar. Akılcılığı yücelterek duyguları dışlar. bedene karşı aklın, doğaya karşı kültürün, duyguya karşı mantığın, öznele karşı nesnelin ve kadına karşı akıl, kültür ve mantıkla özdeşleştirdiği erkeğin üstünlüğünü savunur.
Modern anlamda bir felsefe ve bir hareket olarak feminizmin kökeni kadının eğitimi hakkını savunan Lady Mary Wortley Montagu ve Marquis de Condorcet gibi özgür düşünürlerin de içinde yer aldığı Aydınlanma dönemine götürülmektedir. Kadınlar için ilk bilimsel topluluk Hollanda Cumhuriyetinin güneyinde yer alan bir şehir olan Middelburg'de 1785 tarihinde kurulmuştur. ingiliz kadın yazar Mary Wollstonecraft'ın feminist olarak adlandırılabilen A Vindication of the Rights of Woman (Kadın Haklarının Müdafaası) (1792) adlı eseri bu konuda ilk çalışmalardan biridir. Feminizm 19.yüzyılda kadınlarda adaletsiz davranıldığına ilişkin inanç arttıkça organize bir hareket haline geldi. Feminist hareketin kökleri ilerlemeci hareket özellikle de 19.yüzyıldaki reform hareketi içinde yer almaktadır. Harekete féminisme adını veren kişi ütopyacı sosyalist Charles Fourier'dir(1837). Forier, 1808 gibi erken bir tarihte kadın haklarının genişletilmesini tüm tüm toplumsal ilerlemenin genel prensibi olduğunu öne sürmüştür. ilk kadın hakları toplantısı New York, Seneca Falls'da 1848 yılında yapılmıştır. 1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır. Adı geçen kitabında Mill, "bir cinsin diğer bir cinse hakimiyeti yanlış....ve....insanoğlunun gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biridir.." demiştir.
Farklı tür feminizmlerden bazıları:

Eşitlikçi Formlar:
Eşitlikçi Feminizm - Önde gelen feminist liderleri de içeren çoğunluk bunun feminizmin gerçek bir formu oldmadığını öne sürmektedir.
Bireyci Feminizm - (Libertarian Feminizm olarak da bilinir) Yukarıdakiyle aynıdır.
Liberal Feminizm

Kadın Merkezli (Gynocentric) Formlar:
Kültürel Feminizm
Cinsiyet Feminizmi
Pop Feminizm
Radikal Feminizm

Baskının Ataerkillikten Kaynaklandığını Kabul Edenler:
Anarko-Feminizm
Radikal Feminizm
Fransız Feminizm
Seks Radikal Feminizm

Baskının Kapitalizmden Kaynaklandığını Kabul Edenler:
Marksist Feminizm
Sosyalist Feminizm
Ayırımcı (Segregationalist):
Lezbiyen Feminizm (Lezbiyen Ayrıkçılığı/Lesbian separatism) )
Ayrılıkçı Feminizm/Seperatist Feminizm
Afrikan-Amerikan
Siyah Feminizm / Black Feminism
Kadıncılık/Womanism
Batı-Dışı :
Üçüncü Dünya Feminizm
Sömürge Sonrası Feminizm

ALT TÜRLER

Ekofeminizm
Fransız Feminizmi
Radikal Feminizm
Liberal Feminizm
Lezbiyen Feminizm
Marksist Feminizm
Sosyalist Feminizm
Pop Feminizm
islamcı Feminizm
Ruhsal Feminizm
Maddi Feminizm
Postmodern Feminizm
Varoluşçu Feminizm
Pro-seks Feminizm(seksüel açıdan liberal feminizm, seks-pozitif feminizm diye de bilinir)
Post-Kolonyal Feminizm
Amazon Feminizm
Kültürel Feminizm
Anarko-Feminizm
Üçüncü Dalga Feminizm
Kadınizm/Kadıncılık (Womanism)
Feminizmin Etkisi

Sivil Haklar Üzerindeki Etkisi

Feminizmin batı toplumlarında kadınlara oy hakkı, daha eşit ücret, "hata aranmayan" boşanma hakkı, çocukları babalarından uzak tutma hakkı, güvenli kürtaj elde etme hakkı, kadınların kendilerini tecavüzle suçladıkları erkeklerden uzak tutma hakkı, Amerika'da herhangi bir üniversiteye kabul edilme hakkı gibi hakların yürürlüğü koyulmasında büyük etkisi olmuştur.

Din Üzerindeki Etkisi

Feminizmin dinin çeşitli yönleri üzerinde büyük etkisi olmuştur. Protestanlığın liberal kollarında kadın din günümüzde din adamı olabilmektedir ve reform içindeki muhafazakar ve yeniden yapılanmacı Yahudilikte kadın, rabbi ve cantor olabilmektedir. Bu Hristiyan ve Yahudi gruplarında kadın gittikçe daha fazla iktidar sahibi olup erkekle eşit duruma gelmekte, bakış açıları inanca ait yeni ifadelerin ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. islam ülkelerinde de çoğu kadın alim her iki cins tarafından kendilerine yöneltilen islamiyetle ilişkili soruları Arap televizyonlarında yanıtlamaktadırlar. içinde bulunduğumuz günlerde islam ülkelerinde kadınların imamlık sorunu tartışılmakta, müftü yardımcısı (Türkiye) olabilmektedir.

Feminizm aynı zamanda yeni dini formların doğuşunda da önemli bir role sahiptir. Neopagan dinler özellikle Tanrıça ruhsallığının önemini vurgulamaya meyil göstermekte ve kadına ve kutsal dişiye yönelik geleneksel dinlerin düşmanca tutumlarını sorgulamaktadırlar. Dianik Cadılık (Dianic Wicca) kaynağı radikal feminizmde olan bir dindir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Feminizm
2006 yılına gelindiğinde var olmayı bırak,
bahis konusu dahi olmaması gereken akım..
feminizm talepleri çoktan kabul edilmiş olmalıydı..
hala var olması üzücü..
erkeklerin bilimum şeylerde kendini üstün görmeye çalıştıklarında haklı bulduğum görüş.
mide bulandırıcı liberalizmin bir başka panzehiri olan insancıl düşünüş şekillerinden biridir.
hem kadin hayrani hem kadin dusmani olmak
Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmayı pek seven toplumumuz; feminizmi;erkek düşmanlığı; olarak biliyor.Feminizmin asıl amacı kadın-erkek eşitliğini savunmaktır. Kadınların erkeklerle eşit olduğunu ve aynı haklara sahip olduğunu savunmaktır. Yani bu durumda, aklı başında tüm kadınlarımız feministtir.
Ne erkekleri ne de kadınları aşağılamaya kimsenin hakkı yok. Çünkü kimse kimseye; cinsiyetiyle, ırkıyla, diniyle, rengiyle, mezhebiyle ve benzer özelliklerle üstünlük kuramaz.
hatalarından ya da tutumlarından dolayı yalnız kalmış kadınların ortaya attıkları abuk sabuk görüşlerdir. örneğin benim üniversitede bir hocam şöyle demişti. "dünyadaki malların kayıtlarının 100de 70 i erkeklerin üstüne" . bir an ona "lan gerizekalı sen kocanın üstüne kayıtlı evde oturmak için baskımı görüyosun" demek geldi. demedim ama demiş kadar oldum ona gönderdiğim negatif enerjiyle. neticede kirası alınan bir arsanın kadın ya da erkeğin üzerine kayıt olması pek birşeyi değiştirmez.

bu, başlıkta belirtilen saçmalıklara sadece bir örnek. kadın görsel olarak erkekten güzel olduğu için sömürülür. kadın olduğu için değil dikkat ederseniz sokakta taciz edilen kadınlar gibi erkekler de vardır. yani neticede mevzu güzel olanı elde edememenin verdiği tutarsız ruh halidir.

feminist kısmısı, ezilenlerin kadın olduğu için ezildiğini iddia eder. evet böyle örnekler vardır. kadın olduğu için ezilen insanlara rastlanılabilir. örneğin kadın olduğu için okula gönderilmeyen kız çocukları varıdır. ama aynı kız çocuğunun 15 abisinden 10 ununda aynı şekilde okula gönderilmediği kalan beşininde okuma yazma öğrendikten sonra okuldan alındığı göz ardı edilir. üstelik kadınları ezdiği iddia edilen bu toplum bu cahil erkeklere aile kurma ve onlara bakma yükümlülüğünüde yüklemiştir.

peşin olarak: o çocuklara hiç bir sorumluluk yüklenmemiş kadında çalışsın diye çemkirecek feministleri gerçekçi olmaya davet ediyorum

günümüz kolpa feministlerine ithafen yazılmıştır.
feminizim fenomeni feminen farkındalıktır...*
feminizm ne kadınların üstün olduğunun ileri sürüldüğü ne de erkeksiz bir dünya hayal edenlerin söyleyip durduğu bir düşüncedir, feminizm; savunucularının büyük kısmını kadınların oluşturduğu kadın erkek eşitliğini savunan bir fikir akımıdır. lakin feminizme göre bu eşitlik hukuksal anlamdadır, kadın erkek eşit değildir zira insanlar eşit değildir. bir ali ve ahmet aynı cinsiyetten olmalarına rağmen eşit değillerdir hangi aklıbaşında insanoğlu tutup ''kadın erkek eşittir'' ''herkes eşittir'' gibisinden cümleler kurabilir ki?
hesabı erkeğe ödeten, sandelyesinin tutulmasını isteyen, tuvalete götürülmesi gereken, gece yalnız evine gönderilmeyen zihniyet neden, nasıl eşitlik ister anlamak mümkün değil.
feminist kadın kendi sorumluluklarını toplum içinde yerine getirir yapması gerekeni erkeklere bırakıp geri planda kalmaz. hesabı erkeğe ödeten, sandelyesinin tutulmasını isteyen, tuvalete götürülmesi gereken, gece yalnız evine gönderilmeyen zihniyet aynı zamanda toplum içinde ikinci planda tutulan, zaman zaman dayak yiyen,laf atılan, hukuksal açıdan yeterli özgürlüğe kavuşamamış zihniyettirde. feminist kadın toplumsal hakları için sandalyesinin çekilmesinden vazgeçeli çok olmuştur.
kromozomları bile erkekten gelişkin olanların, kendi güçlerinin farkına varmasının tarihsel sürecinin adı;

aslında erkeklerin zayıflığının ifadesi biçimindeki erkek iktidarının tarihsel ürünü olan erkek egemen toplumunu, kendini değiştirmeye zorlayan, "tarihte zorun rolü"ne yeni bir örnek oluşturan, gelecek eşitlikçi toplumun ebesi konumunu kavramaya çalışan bütünsel eylemin adı;

yalnız kadınların değil erkeklerin de özgürleşmesi anlamına gelen, gelecek olan denge arayışı.
erkekler dayanır birbirine de, kadınların omzu yok mu ? gibi saçma soru akla getiren dayanışma. hakkıdır hakka tapan kadınlarımızın mor çatı demek gerekir. insanlıktan nasibini almamış öküzlere karşı verdikleri tek yürek, tek sestir. çok abartılmadığı sürece her kadının femine yanı ve hemcins sempatisi desteklenmenlidir.
hala ne ıstedıklerı bellı olmayan ve tarıhının ıncelendıgı zaman hangı ulkenın bu kavramı atacagı ılk tahmınde bellı olan dusunce kavramı.bır laf vardır cıcekler su ve sevgı yada gunes ısıgı ıster.
feminizm deyince akla gelen erkeğe düşmanlık kavramı aslında haklarını savunmaya çalışan kadının karşılaştığı zorluklar dolayısıyla ortaya çıkmıştır. yani feminizme erkek düşmanlığından tamamen uzaktır demek çok da doğru olmaz. elbette amaç; erkek ve kadının toplumda eşit imkan ve haklara sahip kılınmasıdır. fakat bu tamamiyle laylaylom bir ortam yaratmamıştır günümüzde. ne kadar çok feminist eylem varsa, o kadar çok da karşı erkek görüşü vardır.* buna paralel olarak da, özellikle iş ve bilim hayatında, feminist kadınların içinde erkeklere karşı, onları daha üretken ve aktif yapan az ya da çok bir hırs duygusu varlığını sürdürmektedir.
feminizm kavramı toplumda ikinci planda kalan ya da ikinci plana atılan "kadın" ın kavgası değil midir? peki ya geçmişten günümüze kadını insan grubundan bile saymayan, mankind* ya da businessman* gibi kavramları yalnızca erkek cinsine mal eden zihniyet yine erkek değildir ne nedir?
toplumda kadın için " çok konuşan varlık" yakıştırması yapılır. * hayır efendim, kadınlar çok konuşmazlar. bu tamamiyle saçmalıktır. bu, kadından beklenen sözcük sayısıyla ilgili bir meseledir. kadını yalnızca sex ve çocuk yapan, yuvayı düzenleyen şahıs olarak adlandıran kokuşmuş zihniyetler, onun herhangi bir konu üzerindeki düşünce ve duygularını açığa vurarak ifade etmesini fazladan bir eylem olarak yorumluyorlar. dolayısıyla, belki de yanındaki erkekle aynı sayıda sözcük sarfeden kadın, konuşunca " çeneci" oluyor. bu açıdan feminizm, temelde, erkeğin kadına bakışını değiştirmeye yönelik olmalıdır.
akıllı kadın feministtir de.
genel olarak iki ana akımı olan siyasi hareket. ilk akım 20. yüzyılın başına rastlar. dünya kadınlarina eşit oy hakkı istemiştir. yani siyasi haklara odaklanmıştır.
ikinci akım ise 1960'lara rastlar. burada daha çok marxist-fenimizmi görüyoruz. bu sefer, erkeklerle eşit iş - maaş olanağı istemişlerdir. yani odaklandığı nokta ekonomik haklardır.
1980'lerin başında bir üçüncü akimdan bahsederler bazıları. ama bu pek de genel kabul görmemektedir. yine de, son 20 yıllik feminizmin özel alana daha çok odaklandığını görmekteyiz.
feminizmin erkek düşmanlığı ile alakası yoktur ama malesef bazı feministler özellikle de başarılı erkeklerden pek haz etmez.
ateşli bir taraftarı olmaktan gurur duyduğum düşünce biçimi ve hayat felsefesidir.
(bkz: kadın hareketi)
sanildigi erkek düsmanligi olmayan görüs.
aslında bir bakıma erkeklerin de hoşgörü gösterip desteklemesi gerektiğini düşündüğüm, sonra baktılar çok güçlendiler, işte ortalık darmadağın oldu falan, o zaman suskunluklarını üzerine bozmalarını isteyeceğim hembeledir. türkiye' de kadın hakları tam anlamıyla olmadığından, desteklememiz gerekendir bu aslında. nitekim, tüm dünyadaki kadınlar(erkek düşmanı olanlar) bir araya gelseler de erkek neslini kırmaya yönelik saldırı yapsalar;
1. diğer kadınlar önler. *
2. biz neciyiz?
anlaşıldığı gibi, son 4 satır kurmacadır, asıl niyetim desteklenmesi yolundadır.
bir yandan kadınların erkeklerle eşit olduğunu savunan, bir yandan da kadınların tabiyatları gereği erkeklerden farklı birtakım haklara (imtiyaz değil; zira bu eşitsizlik olur) sahip olması gerektiğini ileri süren felsefik akımdır. tanım ilk okunduğunda eleştirel nitelikte olduğu düşünülse de doğru değildir; tanımdan anlaşılması gereken feminizmin pozitif ayrımcılıkla-eşitlikle ilgili yapısıdır. gerçekten de feminizmin, çeşitleri olsa da, ağırlıkla üstünde durduğu nokta budur. pozitif eşitliği örnekle netleştirirsek: kadınların erkekler gibi devlet kademelerinde memur olabilmeleri eşitlikle alakalıdır, kadınların erkeklerden farklı olarak doğum izni kullanabilmeleri ise pozitif eşitlikle ilgilidir. kadınların tabiyatlarının bu farklı yapısı pozitif eşitliği gerekli kılmaktadır.
feminizmin toplumda erkek düşmanlığı olarak bilinmesi ise tamamen bir yanılgıdan ibarettir. bilgi sahibi olmayan, önyargılı kitle, biraz da işi mizaha vurarak böyle metodik bir inanış geliştirmiştir. elbetteki feminizmin değişik dalları arasında erkek cinsine düşmanca yaklaşan sexistler de vardır ama bu feminizm akımı hakkında genel bir yargıya varılmasına neden olamaz.
(bkz: kapitalizm in gayrimeşru çocukları)
Hakkında girilen 38 entrynin yarısında "erkek düşmanlığı" olmadığı anlatılmaya çalışılan konu veya ideoloji. Fakat bir nokta var ki, feministlere uyuz olan biri olarak feminizmi asla erkek düşmanlığı olarak düşünmemekle birlikte, bu şekilde tanımlayan birini de duymamış olmam. Neyse, demek ki önce ne olmadığını bilmemiz gerekiyormuş.
kölelikten kurtulmak için başka yöntemler varken, dikkat, dikkaaat diye bağırarak sopayı var gücüyle kendi kafasına vurmanın bir anlamı olsa gerek!
(bkz: bugun feminizm varsa bu vibratorun sayesindedir) *
vurdumduymaz, sorumluluk bilmez, saygısız, sevgisiz, vefasız, sadakatsiz, yüzsüz, hem suçlu hem güçlü erkeklerin ortada bıraktıkları sevgililerini göz göre göre yönelttikleri fikir akımı şeysi. bahsettiğim tamamen halkın ne halkı ya çoğunluğun bildiği kadarıyla feminizmdir. apaçık erkek düşmanlığıdır. sayın okurlar yazarlar, sorarım size, başta peşinde dolanılan, el üstünde tutulan kızlar sonradan ilgisizliğe, acımasızlığa, umursamazlığa mahkum ediliyorsa ve aynı kızlar malesef tüm bu vicdansızlığa rağmen seviyorlarsa ne yapmalılar? çıkış yolu yok ki! bekleyecek acısının geçmesini bu arada da nefret edecek erkeklerden. feminizm her ne ise doğru bir şey, tüm feministler savunduklarında haklıdır. *
sevgili bulamayacağı kesinleşen insanların oluşturdukları gruptur.
en az erkeklerin kadınlara yaptıkları kadar kadınların kadınlara yaptıklarına karşı da savaş veren ve bir erkek olarak bu mücadeleden alınlarının akıyla çıkmasını dilediğim toplumsal (evet sadece kadınarı ilgilendirmez; erkekleri de ilgilendirir) hareket.
en tanınmış sloganı "bir balığın bir bisiklete ne kadar ihtiyacı varsa, bir kadının da bir erkeğe o kadar ihtiyacı vardır." olan akım.
http://img128.imageshack....hbikewomanraytrolljm6.jpg
(bkz: ece temelkuran)
zamanla erkekler yararına çalışır hale gelen şekilden şekle giren düşünce akımı.
(bkz: türk karı kuvvetleri)
kadınları erkeklerden eksik görmemeye feminizm denir.
sacmaliktir. Bir kere kadin ve erkegin esit olmasi esyanin tabiatina aykiridir. Fizyolojik farkliliklar kadin ve erkegin esit olmalarina engeldir. bu bir doga kanunudur. degistirmeye kalkan uluslarin sonu yok olmaktir. Zira guclu bir devlet yapisi erkek egemen bir toplumla mumkun olabilecektir.
çözemediğim terim. kardeşim her zaman şunu diyorum hiç bir bayan gecenin bir saati tek başına uludağ'a gidemez gitse bile iyi olmaz.. ee erkek elini kolunu sallaya sallaya gider gelir mi ? gelir.. nokta.
saçmalık değil bir noktada gerekliliktir. feminizm, düşünsel olarak, bir cinsiyetin, bir diğer cinsiyetten farklılıklarını vurgulamaz. tabii ki de kadının da, erkeğin de, farklı farklı fizyolojik özellikleri vardır, bunda şüphe yok. feminizm'le amaçlanansa eşit hak ve özgürlükler'in sağlanabilmesi yönündedir. insana sadece ve sadece insan olduğu için değer verilen bir sistem, bu işin anahtarı niteliğindedir. bir bireyin bir diğer bireyden elbetteki farklılıkları olacaktır; çünkü her birey özgündür ve fakat bu fark cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanmayacaktır der; feminizm. erkek egemen toplum yapısı'nın sadece kadına değil aynı zamanda erkeğe de zulm olduğunun görüldüğü gün yerini bir başka hak arayışına bırakacaktır elbet. feminizm'in, doğal değil sosyal ayrımlar üzerinden hareket ettiğini bilmek gerek tabii bu durumda "saçmalıktır" dememek için.
(bkz: güzelliğin cinsiyeti)
duygu asena' nın hayattayken gerçekleştirmek istediği olaydır.
(bkz: pozitif ayrimcilik)
erkek kadın ayrımcılığını ortadan kaldırmak gibi bir amacı kalamamıştır artık ne yazık ki. sadece bu ayrımcılığı en verimli düzeye getirmek bir amaçtır şimdi.
kadınların isyan karmaşalarının tepe noktasında bulunan akım tarzı birşey. bu noktada elmanın diğer yarısı olan erkekle çatışmalarının hikayesi barınmakta. kadınla erkeğin çatışması çocuklar duymasında bile o derece yüksek prim yapmışken, gerçek hayatta nasıl kapalı gişe oynamasın. kadın tarafı feministlik hikayesinin başrol oyuncusu, erkeğin hikayeden haberi yok. ama yine de hikayenin hatları tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamıştaki kadar keskin değil. erkek olayın içinde ama pek umursadığı söylenemez. futbol muhabbetleri dururken kadınların sorunlarını mı düşünecekler. bir sonu yok bu hikayenin. kadın isyan edecek sonsuza kadar, erkek oralı olmayacak. değnek, iki uçlu , reçelli.
kadınların kendilerine yaptıkları en büyük kötülüktür. sizin yaptığınız herşeyi biz de yapabiliriz mantığıyla ve erkekle kadın arasında hiç bir fark olmadığını ateşli savunmaları nedeniyle centilmen erkeği yok etmişlerdir. artık erkekler, bir yerden içeri girerken kapıyı kendilerine açmaz, paltolarını giyerken paltoyu tutmaz olmuşlardır. bunlar tabii ki çok küçük jestler olmasına rağmen önemli ve değerli noktalardır.