bugün
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
- seni severken valizini hazır tutan kadın5
- etli ekmek abartılmış balon bir yiyecektir5
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- karınız için boş senete imza atar mısınız5
- sucuk döner4
- true silik olsun7
- etli biber dolması yapan erkek2
- akepeli olmak karakter meselesidir6
- platon un mağara alegorisi12
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- ismail kartal30
- sözlüğün kırbacı5
- haşlanmış yumurta9
- istanbul da kiralık sosyal konut başvuruları3
- okula uyum sürecinde ebeveynlere uyarılar4
- anın görüntüsü29
- islamda kadın6
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- rick sanchez3
- gammaz diye diye başımızın etinin yenmesi3
- gocunun entry başına 1 tl para aldığı iddiaları4
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası18
- gammazların yetkiyi kötüye kullanması3
- tavuk döner2
- iskender2
- bıçak arası2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- bugün uludağ sözlük için ne yaptın2
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler7
- prometheus'un hırsız olduğu gerçeği5
- gocu34
- çok eşlilik olsaydı3
- arkadaşlar öğlen ne yesem2
- hah şöyle yola gelin3
- yeralti edebiyatcisi9
- mansur yavaş'ın idare'i maslahatçılığı5
- 11 eylül saldırılarından çıkarılan dersler3
- jahrein2
- yazarların beğendiği kadın tipleri7
- am meme ve göt üçgenindeki favori organınız12
- milyonlarca insan deccal'in peşinden gidecek15
- lastik değiştirmeyi bilmeyen erkek3
- şu an dinlenen şarkı2
- isa aras mersinli2
- aşk6
- kiraz cicegi kolonyasi28
- 2000 yılında dünya nasıl olacak3
- güne iyi başlamak3
film değil yönetmenin kafası. (bkz: gaspar noe)
izlediğiniz şeyin ilk yarım saati falan film. gerisi yönetmenin yaşadığı kafaların somutlaştırılmış hali. film bittiğinde sağlam kafa diyorsunuz.
dmt, datura, salvia karışımı bir kafa çıkmış ortaya.
uyuşturucu sağlığa zararlıdır. kullanmayın, kullandırtmayın.
izlediğiniz şeyin ilk yarım saati falan film. gerisi yönetmenin yaşadığı kafaların somutlaştırılmış hali. film bittiğinde sağlam kafa diyorsunuz.
dmt, datura, salvia karışımı bir kafa çıkmış ortaya.
uyuşturucu sağlığa zararlıdır. kullanmayın, kullandırtmayın.
Mükemmel başlayan,mükemmel ilerleyen ama ikinci yarıda vites küçülten,müziklerin tam yerinde kullanıldığı,irreversible kadar sert olmayan,sert olmadan da iyi işler yapabileceğini gösteren gaspar noe eseri.
Saykodelik klasik bir gaspar noe filmi.
yıllardır neredeyse her gün birkaç posta introsunu izleyip "keşke bunu ben yapsaydım" diye gözyaşlarımı içime içime akıttığım bir gaspar noe filmidir.
https://www.youtube.com/watch?v=dL0lNGXoP8E
https://www.youtube.com/watch?v=dL0lNGXoP8E
çoğu kişinin anlayamadığı, trip filmdir.
dmt ile başlıyordu sanırsam.
dmt ile başlıyordu sanırsam.
Sonunda izleyebilecek kafa yapısına ulaştım diyip izlemeye başladığım film.
Dur bakalım.
Dur bakalım.
Birazdan izleyeceğim film.
Merak içindeyim.
Bitince editlerim.
Merak içindeyim.
Bitince editlerim.
filmde insanı içine sürükleyen, son derece başarılı kasvetli bi hava var. hani hem bunalırsınız hem de daha çok içine girmek istersiniz ya, işte öyle bir şey. işlediği tema zaten seyirciyi etkileme konusunda son derece elverişli; fakat bu tema daha iyi işlenebilir miydi, pek sanmıyorum.
dmt ve benzeri konulara ilgi duyanların mutlaka izlemesi gereken bir başyapıt, gastar noe filmi.
izlediğim en saykodelik filmlerden biri Enter The Void.Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Gaspar Noe'nin tarzını bilmiyorsanız bu film sizin için anlamsız bir film olarak gelebilir,fakat Gaspar Noe'nin tarzına aşina olanlar bu filmin neden böyle bir film olduğunu sorgulamayacaklardır bile.Ben Irreversible'yi bu filme göre daha çok beğendiğimi ve etkilendiğimi söylemeliyim,fakat Enter The Void'in daha önce izlemediğim ve tatmadığın adeta bir sinemasal deneyim olduğunu da belirtmem gerekir.Ben filmin içeriğini yani senaryosunu pek beğendiğimi söyleyemem,fakat filmin teknik yönünü çok beğendim;özellikle filmdeki kamera kullanımlarını ve ışıklandırmaları çok beğendim ve etkilendim.Bana göre filmin en büyük handikapı süresinin gereğinden fazla uzun olması,evet çok uzun süresi olmasına rağmen nerdeyse bir anı bile klişe kokmuyor film,fakat hem izlenebilirlik hem de tahammül eşiği bakımından film keşke şöyle bir 15-20 dakika daha kısa olsaymış,açık söylemek gerekirse ben yer yer sıkıldım izlerken,bazen de kısır döngüye girdiği için film yer yer bayabiliyor.Fazlasıyla karmakarışık,bünyede uyuşturucu etkisi yaratan,neler olduğu kolay kolay kavranamayan bir film Enter The Void,yani izlerken izleyeni şok eden,baş döndüren ve vuran bir gücü var.Filmin atmosferinin de çok başarılı olduğunu söylemeliyim sürekli karanlıklar içerindeki durmaksızın yanıp sönen rengarenk ışıklar,dönen kameralar adeta seyirciyi bitmek bilmeyen bir uyuşturucu tribine sokmuş hissi yaratabiliyor.Her ne kadar teknik yönden beğensem bile dediğim gibi içerik olarak pek beğenmedim,keşke bu teknikler daha başarılı bir senaryo ve olay örgüsü ile birleştirilseymiş.Ayrıca filmin giriş jeneriği bugüne kadar ki izlediğim -bana göre- en etkileyici jenerik.Son olarak Enter The Void; sarsıcı,baş döndürücü,daha önce eşine benzerine belki de hiç rastlamadığınız bir film ve bir deneyim adeta.Eğer normal bir film izlemekten ziyade sıradışı bir deneyim yaşamak istiyorsanız veya kendi dünyanızdan soyutlanmak istiyorsanız Enter The Void'i size tavsiye edebilirim.
7/10
7/10
izlenmesi gereken, kendine has çekimlere sahip, rahatsız edici ve merak uyandıran film.
etkileyici bir film. herhalde en uygun tanım bu olur. herkesin beğeneceğini düşündüğüm bir film değil, ama etkileyici bir film. hani öyle çok zeka isteyen, uzun uzun hakkında düşünmenizi gerektiren bir film de değil. ama etkiliyor işte.
dmt, epifiz ve benzeri mevzularla ilgili bayağı bir araştırma yaptıktan sonra izlediğim için midir(o da şans eseri oldu biraz) bilemem ama gerçekten baştan sona ilgimi bir an olsun kaybetmedim. çekim tarzının rahatsız edici olması ise gayet normal. normal bir şeyler yaşayan bir karakteri izlemiyorsunuz neticede. ayrıca sahneler arası geçişleriyle de çok derin hisler bırakıyor insanda.
dmt, epifiz ve benzeri mevzularla ilgili bayağı bir araştırma yaptıktan sonra izlediğim için midir(o da şans eseri oldu biraz) bilemem ama gerçekten baştan sona ilgimi bir an olsun kaybetmedim. çekim tarzının rahatsız edici olması ise gayet normal. normal bir şeyler yaşayan bir karakteri izlemiyorsunuz neticede. ayrıca sahneler arası geçişleriyle de çok derin hisler bırakıyor insanda.
uyuşturucu gibi film, film gibi uyuşturucu. yalnız bir demeci unutmamak lazım; dmt uyuşturucu değil, bütün uyuşturucuların allahı. (bkz: kafa yapan filmler)
detaylara girdiğinizde filmi alttan ve üstten çeken, izleyeni yoran bir kamera olursunuz. sizi takip eden oscar ise tanrısı gaspar ile paralel evrende hayata dik daireler çizer. sonsuz renkli daireler.
gaspar noe'nin dans ettiği filmdir.
dans edip, şarkı söylemiş bize.
--spoiler--
filmin içinde bir uyuşturucu madde kullanıcısının ince mi ince detaylarını görüyoruz. film detaycılık konusunda başarılı.
örnek vermek gerekirse, ana karakterimiz, kardeşi linda'nın oynaşı mario'dan çocuğu olursa "o çocuğu öldürürüm diyor" akabinde ve detayında kürtaj ile o çocuk aldırılıyor.
kafasını budizm reenkarnasyonuna takıyor ve filmin sonu enteresan bir şekilde bir bebek doğumu ile bitiyor.
vurulduğu sahnede ölüm anında salgılanan salgının dmt'nin salgısı ile aynı olduğunu bildiği için, dmt ve ölüm arasında arafta kalıyor daha önceden tecrübe ettiği bilgilere göre 6 dakika etkili olan o salgı çok uzunmuş gibi sürüyor, dolayısıyla ölümünden sonra rpg şeklinde gördüğümüz ana karakterimiz aslında dmt ve ölüm arasında arafta kalmış bir insanın tripleri.
karakter filmin başında tokyo'yu yukarıdan merak ettiğini söylüyor, ayrıca arkadaşına "duvarların içlerini görebilsek keşke ne güzel olur" ayarında bir şey söylüyor ve filmin son anlarına kadar tokyo'yu binaların içlerine ve dışlarına gire çıka yukarıdan izliyoruz.
anneden süt emen bir bebeğin dünya'nın en güzel şeylerinden biri olduğunu düşünen karakterimizin kafasında iki anne modelimiz var, birisi kendi annesi -ki muhtemelen filmin sonunda doğan bebek linda'nın değil annesinin doğumu-, diğeri arkadaşının annesi gibi, kirli bir anne. takdir edersiniz ki o kirli anneyi zaten kendi çapında acıma duygusu ile cezalandırıyor.
--spoiler--
dans edip, şarkı söylemiş bize.
--spoiler--
filmin içinde bir uyuşturucu madde kullanıcısının ince mi ince detaylarını görüyoruz. film detaycılık konusunda başarılı.
örnek vermek gerekirse, ana karakterimiz, kardeşi linda'nın oynaşı mario'dan çocuğu olursa "o çocuğu öldürürüm diyor" akabinde ve detayında kürtaj ile o çocuk aldırılıyor.
kafasını budizm reenkarnasyonuna takıyor ve filmin sonu enteresan bir şekilde bir bebek doğumu ile bitiyor.
vurulduğu sahnede ölüm anında salgılanan salgının dmt'nin salgısı ile aynı olduğunu bildiği için, dmt ve ölüm arasında arafta kalıyor daha önceden tecrübe ettiği bilgilere göre 6 dakika etkili olan o salgı çok uzunmuş gibi sürüyor, dolayısıyla ölümünden sonra rpg şeklinde gördüğümüz ana karakterimiz aslında dmt ve ölüm arasında arafta kalmış bir insanın tripleri.
karakter filmin başında tokyo'yu yukarıdan merak ettiğini söylüyor, ayrıca arkadaşına "duvarların içlerini görebilsek keşke ne güzel olur" ayarında bir şey söylüyor ve filmin son anlarına kadar tokyo'yu binaların içlerine ve dışlarına gire çıka yukarıdan izliyoruz.
anneden süt emen bir bebeğin dünya'nın en güzel şeylerinden biri olduğunu düşünen karakterimizin kafasında iki anne modelimiz var, birisi kendi annesi -ki muhtemelen filmin sonunda doğan bebek linda'nın değil annesinin doğumu-, diğeri arkadaşının annesi gibi, kirli bir anne. takdir edersiniz ki o kirli anneyi zaten kendi çapında acıma duygusu ile cezalandırıyor.
--spoiler--
hiç bir zaman sonunu izlemenin nasip olmadığı film. *
Kesinlikle sarhoşken veyatta ot etkisindeyken izlenmesi gereken filmdir. Sizi bambaşka diyarlara götürür. Gaspar Noe' ye tapmanızı sağlar.
Benzer tarz' da yine gaspar amcanın yönetmenliğini yaptığı bir film daha isterseniz,o da şudur:
(bkz: irreversible)
Not: Giriş gelişme ve sonuçtan oluşan filmleri seven tayfa, koşarak uzaklaşsın. Yeniliklere açık olan tayfa için;
Welcome to the dark world of the void.
Benzer tarz' da yine gaspar amcanın yönetmenliğini yaptığı bir film daha isterseniz,o da şudur:
(bkz: irreversible)
Not: Giriş gelişme ve sonuçtan oluşan filmleri seven tayfa, koşarak uzaklaşsın. Yeniliklere açık olan tayfa için;
Welcome to the dark world of the void.
biçimini bulamayanların filmi. güzelken izlenildiğinde ilk dakikadan itibaren içine girer ve çıkamazsınız. sürekli ve sürekli başa döner bütünlüğü de tam olarak çözemezsiniz. boşluktan fazlası mıdır ölüm bilmem ama bu film kesinlikle izlenmelidir.
ilahtır; biz saykodelik sevenler için.
reenkarnasyonu konu alması yönüyle sıradışıdır. Zira bu konuya başka bir filmde denk gelmedim. Film yavaş ilerlerken sizin düşünmenize fırsat veriyor. Dikkatli izlenirse zevk verir ve kafa yapabilir.
5 defa izledim ve her izlediğimde bir kere daha aşık olduğum, tapılası film.
massive attack angel parçası iyi gider bu filme. her neyse yarım yamalak izlemiş olsamda beğendim.
fazla sert olmasına rağmen gerçekçi. dmt ve reenakarne işlenmiş. fakat biraz fazla uzun olmuş gibi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar