bugün
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak13
- uludede'nin cenaze eventi6
- uludede'yi karıya götürmek7
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- 3 kere üst üste 31 çekmek10
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- gecenin köründe aniden gelen türklük atakları6
- sürekli özür dileyen insan5
- mini şortla kapıya gelen hanım komşu6
- yaygın olmayan bir isme sahip olmak5
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- bana ayrılan sürenin sonuna geldik4
- queen ravenna olarak aranızdan kopuyorum3
- ekmeğe çikolata sürmek7
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı5
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması3
- arkadaşlar3
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek6
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- aniden gelen titreme3
- ağzı mantarlı ayak fetişisti3
- kızlar başlığa gelin bi sorum olacak5
- robotların insanlara baş kaldırması5
- eyeliner çekme yöntemleri7
- nervio yu mancınıkla avrupaya fırlatmak3
- aniden ayağa kalkınca oluşan baş dönmesi2
- gece kapıya dayanan zombilere lahmacun ısmarlamak3
- 82 musul 83 kerkük4
- kömbe6
- kahverengi göz kalemi6
- yasin kol4
- makyajın ciltte pütür durması5
- yarragi olan adam4
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- inci sözlük8
- sivas kokan kolonya3
- fatma betül sayan kaya64
- ciğer yiyen midesizler10
- ters yönden gelen tuğralı doblo4
- ciğer vs kokoreç8
- kürtjütsu3
- gece sindirella ve 7 cücelerce takip edilmek2
- amazon2
- çiçekli mükremin donu giyen sözlük erkeği2
- game of thrones taki kerhaneci4
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- yunan adalarına gitmek20
- dinci ahlaksızlığı19
entry'ler (98)
ben sana erken geldim.
on sekiz defa dövme yaptırmış olduğumdan lanetlenmiş bulunmaktayım.
siyasetle ilk karşılaşmam evde babamın kitapları ve haberleri yorumlayış biçiminde oldu. ve bu zamanlar ben yedi sekiz yaşlarındaydım.
lisedeyken duvara siyasetle ilgili yazılar yazdığımda on beş yaşındaydım ve uzaklaştırma aldım.
ilk sokağa çıkıp yumruğumu havaya kaldırdığımda ise on altı.
üniversitede kollektif partilerin hangisinin bana hitap edeceğini merak ettiğimden bir yıl araştırdım. aileme ise daha iyi bir üniversite için tekrar hazırlandığımı söyledim.
bir yıl sonra kendimi bulacağım üniversitedeydim: odtü. günlerim sokakta elimde broşürler ile gectiginde on dokuz yaşındaydım. insanların en güzel yaşaması, sömürülmemesi için toplantılara katıldığımda ise yirmi.
okudum, en siktiriboktan kitabı. okudum, en ağır kitabı. okumaktan beynim ağrıyordu. bir şeyleri değiştirmek için çeşitli grevlerde bulunduğumda hep en son yalnız dönüyordum.
ve artık anladım. siyaset, özgürlük, mutluluk. o kadar saçma ki o kadar boş ki. bizler olmayını, varmış bir zamanlar ama kaybetmişız gibi davranıyorduk.
okulu bırakıyorum, daha çok kitap ve içki için çalışıyorum sadece. artık siyaset adına hiçbir bok duymak ya da görmek istemiyorum. bu yüzden gözümü gökyüzüne, kulağımı müziğe veriyorum. ölen insanlar ise dolabın arkasında isimleri hep var olacak. ama onlar için sokağa çıkıp, bağırmayacağım. ve inanın dostlar ne kadar toplanırsanız toplanın, bu dünyanın sizi dağıtacak kirli elleri vardır.
hiç bir insan ölmesin ve sömürülmesin diye verdiğim bedenimi toparlayıp siktirip gideceğim.
ha soğuktu bizi tıkıp dövdükleri odalar, ailemin artık ailem gibi olmadığını anladığım zamanlar. kaç arkadaşımı kaybettiğimi artık saymıyorum.
bu dünya sizin, istediğiniz yerde yaşarsınız fakat anladım ki en sonunda yaşam, insanlığa en uzak ve en son.
siyasetin olmadığı, belki de soyut olan her şeyin, hiçbir zaman somutlaştırılmayacağı yerde.
lisedeyken duvara siyasetle ilgili yazılar yazdığımda on beş yaşındaydım ve uzaklaştırma aldım.
ilk sokağa çıkıp yumruğumu havaya kaldırdığımda ise on altı.
üniversitede kollektif partilerin hangisinin bana hitap edeceğini merak ettiğimden bir yıl araştırdım. aileme ise daha iyi bir üniversite için tekrar hazırlandığımı söyledim.
bir yıl sonra kendimi bulacağım üniversitedeydim: odtü. günlerim sokakta elimde broşürler ile gectiginde on dokuz yaşındaydım. insanların en güzel yaşaması, sömürülmemesi için toplantılara katıldığımda ise yirmi.
okudum, en siktiriboktan kitabı. okudum, en ağır kitabı. okumaktan beynim ağrıyordu. bir şeyleri değiştirmek için çeşitli grevlerde bulunduğumda hep en son yalnız dönüyordum.
ve artık anladım. siyaset, özgürlük, mutluluk. o kadar saçma ki o kadar boş ki. bizler olmayını, varmış bir zamanlar ama kaybetmişız gibi davranıyorduk.
okulu bırakıyorum, daha çok kitap ve içki için çalışıyorum sadece. artık siyaset adına hiçbir bok duymak ya da görmek istemiyorum. bu yüzden gözümü gökyüzüne, kulağımı müziğe veriyorum. ölen insanlar ise dolabın arkasında isimleri hep var olacak. ama onlar için sokağa çıkıp, bağırmayacağım. ve inanın dostlar ne kadar toplanırsanız toplanın, bu dünyanın sizi dağıtacak kirli elleri vardır.
hiç bir insan ölmesin ve sömürülmesin diye verdiğim bedenimi toparlayıp siktirip gideceğim.
ha soğuktu bizi tıkıp dövdükleri odalar, ailemin artık ailem gibi olmadığını anladığım zamanlar. kaç arkadaşımı kaybettiğimi artık saymıyorum.
bu dünya sizin, istediğiniz yerde yaşarsınız fakat anladım ki en sonunda yaşam, insanlığa en uzak ve en son.
siyasetin olmadığı, belki de soyut olan her şeyin, hiçbir zaman somutlaştırılmayacağı yerde.
şu sıralar hep finaller.
tanrı diye bir kavrama inanmak.
kitaplara dalmaktır. içlerine girip bir süre sonra dünyanı bulamamaktır. franz, sartre, paul, joyce. bunlar bu süreci daha da hızlandırır, daha da sancı çekersiniz nefes almak için.
şu sıralar tüm param, tüm zamanım ona gidiyor. hatta sırf bu yüzden borca girdik. şu hayatı çekilebilir kılan tek şey gözümde.
geçen muho yine plan yapmış kafasına göre. telwede oturulup muhabbet, içme olacakmış. bu sıralar çıkmadığım odamdan onun zoru ile götürülüyorum, gidiyoruz masa tanıdık sonra bir kaç arkadaş gelecek deniliyor. ve iki kız geliyor. ikiside farklı bir dünya ama belli diyorum anlaşırız. sonra ikiside güzel. konuşuyoruz muhabbet muhabbeti açıyor biri sanki yaşadıklarımın diğer hayatta karşılığı. sonra bir öğreniyorum aynı sözlükte yazıyormuşuz, hatta ben bunu bir kaç yazısını o kadar beğenmişim ki (#22357917) takibe başlamışım.
heh işte o yazar, selam olsun sana.
yüzün kadar güzel yazdıklarında. selam olsun.
heh işte o yazar, selam olsun sana.
yüzün kadar güzel yazdıklarında. selam olsun.
doğruluk, bizim bedenimizde doğup büyüyen ve ölen bir yapıdır.
ve tektir, beni, seni oluşturur buda. ve farklılıklar ile ayrılırız bu durumda benim doğru gördüğüm bilgi diyalektiliğin esiri olan doğada doğru kabul edilmez. hep bir değişim içinde olan yapılarda gelip geçiciliği yüzünden mümkün görülmez.
bu durumda doğru yoktur ve.yine bu durumda bizler yokuz. doğa durdugu zaman doğru bilgi ve biz var olacağız.
ve tektir, beni, seni oluşturur buda. ve farklılıklar ile ayrılırız bu durumda benim doğru gördüğüm bilgi diyalektiliğin esiri olan doğada doğru kabul edilmez. hep bir değişim içinde olan yapılarda gelip geçiciliği yüzünden mümkün görülmez.
bu durumda doğru yoktur ve.yine bu durumda bizler yokuz. doğa durdugu zaman doğru bilgi ve biz var olacağız.
düşünceler ağır bastığı vakit, sıraya koyamıyoruz zamanı gece güneş doğunca da gece oluyor dünyamızda.
bir çok kişinin kaybettiği insanlığı onlara geri alırdım.
"hayat denen orospuyu yenmek için ne yaptın?
ne yaptın kırmak için bu demirden çemberi-...
ve hüzünle cevap verdi kendi kendine:
-bu sefer her şeyi yaptım."
ne yaptın kırmak için bu demirden çemberi-...
ve hüzünle cevap verdi kendi kendine:
-bu sefer her şeyi yaptım."
cristal castles: air war, baptism.
ahlak evrensel olmadığı için kişiye göre pek tabii değişebilir. ama bu değişimi dizginleyen hep bir şeyler vardır toplum gibi. bu durumda evrensel olmayan ahlak, tam anlamıyla kişiye görede belirlenemez. diyalektik olmadığı zaman sorun ortadan kalkacaktır. ve diyalektik hep olağandır.
cehennemde egemenlik yeğdir
cennette uşaklığa.
cennette uşaklığa.
ne kadar sahtesiniz.
gündüz vassaf- cehenneme övgü.
james joyce-ulysses.
ezilenler pedagojisi-paulo freire.
james joyce-ulysses.
ezilenler pedagojisi-paulo freire.