bugün

kayıtsız, şartsız milletin olan hakimiyet.
çeşitli zamanlarda -koşullar gereği- farklı yerlerde toplanan, hükmetme yeteneği.

egemenlik ilk zamanlarda, yerleşik düzene geçen toplumlarda, üretim fazlası olan çiftçi sınıfı tarafından sahiplenmekteydi. bu sınıf, gerek duyduğu çeşitli sebeplerden ötürü -büyük coğrafi alanlarda asayişin sağlanması, su yollarının korunması, ürütim kanallarının devamlılığı gibi- sbürokrasi gibi "yönetimsel" sınıfları yaratarak onları besledi.

yani egemenlik, üretim fazlasına sahip olmakla, kendine yetmekle ve daha da iyi bir yetkinliğe sahip olma güdüsüyle ilişkilidir -en azından doğuşunda.

günümüzde ise çarklar biraz daha farklı dönmektedir. dünya, "sermaye" denen, üretim gücünden ziyade, elde edilmiş haklar çerçesindeki odaklarca egemenlik altında tutulmaktadır.
iktidarın sahip olduğu gücün ülke sınırları içinde kullanılabilmesidir.
yönetme hakkı ve otoriteye sahip olmak; herhangi bir kişinin veya kurumun mandası alında olmadan kendi kendini denetleyebilme işidir.
ülkenin sokaklarında silahıyla hangi askerin dolaştığına göre var ya da yok olan.

(bkz: ırak)
bir devletin oluşabilmesi için gerekli ögelerden biri. ülke içindeki ulustan çıkan, bir kişiye, gruba ve ya tüm ulusa ait olabilen yönetme gücü.
Sadece halkın sahip oluğu özgürlüktür ve ayırıca egemnlik verilmez alınır.
gerçek anlamı tam olarak;
-yasama
-yürütme
-yargı gücünü elinde bulundurmak egemenliktir.
rte nin ye göre egemenlik kayıtsız şartsız allahındır pardon ya sonrada egemenlik kayıtsız şartsız milletindir kafam karıştı !
Egemenlik ya da hâkimiyet, bir toprak parçası ya da mekân üzerindeki kural koyma gücü ve hukuk yaratma kudretidir. Bu güç siyasi erkin dayattığı yasallaşmış bir üst iradeyi ifade etmektedir.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.