bugün
- clemence baptista16
- antipanik'in sözlüğe vedası15
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak13
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi11
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası33
- s'i l v'e r m'i s t15
- spor salonu kokusu3
- öğle yemeğinde 3 lahmacun yiyip 2 büyük ayrn içmek3
- kahvaltım güzel mi7
- fake hesaplara göz yuman uludağ sözlük moderasyonu5
- ojeli el fotoğrafı3
- gençlere tavsiyelerim4
- ismet gurbuz 20249
- iltica28
- mermerin edepsiz yarığı3
- refah'ın vakti geldi3
- kale3112 ifşa9
- siz neden böylesiniz2
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker4
- mısır daki haladan miras kalması6
- sinek as5
- arkadaşlar kavga etmeyin3
- sabah kahve demleyip müzik açarak güne başlamak2
- arkadaşlar slm falıma bakın4
- masklavi ile çay içmek5
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi4
- 15 yaş altına sosyal ağ yasağı2
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- eve jobs4
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı20
- kolye140
- zorda kalsanız penguen siker miydiniz3
- cüneyt arkın'ın bizans ta savaş suçu işlemesi3
- felsefe dersinin zorunluluğu2
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi4
- trabzonspor4
- kötü adamın kahkaha atarak suçunu itiraf etmesi3
- kötü adamın iyi adamı öldürmek yerine konuşması3
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- fon vurgunu29
- saçını topuz yapan erkek3
- kim jong'un bir türlü ölmemesi4
- fakirliğin kuşaktan kuşağa aktarılması2
- zenginlerin de geçinemiyoruz demeye başlaması2
- bizanslılıktan soğumak2
- ayak3
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- pasifik okyanusuna gay demek2
entry'ler (571)
Bir anekdot:
30 temmuz 1938... atatürk'ün o çok sevdiği savarona yatından dolmabahçe sarayı'na nakledildiği gün. dışarıdan bakıldığında hastanın rahat etmesi için daracık bir gemiden serin bir saraya geçiş gibi makul dursa da, işin perde arkası insanın boğazına koca bir yumruk gibi oturuyor.
yıllarca cepheden cepheye koşan, bir ulusu tek başına ayağa kaldıran o koca irade, yattan saraya sedyeyle taşınıyor o gün. doktoru o anı notlarına düşerken, "artık kendi kendine yürümek ve hareket etmek imkânından tamamıyla mahrum bir duruma gelmişti" diyerek hastalığın vahametinin odadaki herkesin yüzüne nasıl tokat gibi çarptığını anlatıyor. nitekim o günden sonra atatürk'ün serbest bir halde yatak dışında kalması bir daha hiç mümkün olmuyor.
tarihin akışını değiştiren o ihtişamlı yaşamın ardından; sessiz, vakur ve acı dolu bir vedaya bir hekimin gözünden şahitlik etmek çok ağır bir his. resmi tarihin ezberlerinden sıyrılıp, o son günlerdeki insani hüznü ve bir liderin en kırılgan anlarını hissetmek, sarayın o soğuk koridorlarındaki çaresizliği ve yaklaşan vahim sonun ayak seslerini yakından duymak isteyenler için sarsıcı bir kaynak:
(bkz: Son Günlerinde Atatürk) (bkz: Asım Arar)
30 temmuz 1938... atatürk'ün o çok sevdiği savarona yatından dolmabahçe sarayı'na nakledildiği gün. dışarıdan bakıldığında hastanın rahat etmesi için daracık bir gemiden serin bir saraya geçiş gibi makul dursa da, işin perde arkası insanın boğazına koca bir yumruk gibi oturuyor.
yıllarca cepheden cepheye koşan, bir ulusu tek başına ayağa kaldıran o koca irade, yattan saraya sedyeyle taşınıyor o gün. doktoru o anı notlarına düşerken, "artık kendi kendine yürümek ve hareket etmek imkânından tamamıyla mahrum bir duruma gelmişti" diyerek hastalığın vahametinin odadaki herkesin yüzüne nasıl tokat gibi çarptığını anlatıyor. nitekim o günden sonra atatürk'ün serbest bir halde yatak dışında kalması bir daha hiç mümkün olmuyor.
tarihin akışını değiştiren o ihtişamlı yaşamın ardından; sessiz, vakur ve acı dolu bir vedaya bir hekimin gözünden şahitlik etmek çok ağır bir his. resmi tarihin ezberlerinden sıyrılıp, o son günlerdeki insani hüznü ve bir liderin en kırılgan anlarını hissetmek, sarayın o soğuk koridorlarındaki çaresizliği ve yaklaşan vahim sonun ayak seslerini yakından duymak isteyenler için sarsıcı bir kaynak:
(bkz: Son Günlerinde Atatürk) (bkz: Asım Arar)
gençlik günlerinde çokça düşülen/düşülebilecek hatadır *
'bir şeyler olacak yarın
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin toprağı'
-Karaoğlan .
duruşundan belli
kırdaki atların
bulutların koşuşundan belli
kazışından köstebeklerin toprağı'
-Karaoğlan .
sözlük günden güne bitiyor ne olacak bu sözlüğün hali ?
mevzulardakilerin aynısını ben de anlatıyorum. Nutuk'tan alıp alıp geliyor. Bırakın bu işleri.
'hadi canım sen de ' diye cevap verdiğimdir. Sahaf deposuna kitlenebilir.
(bkz: Neyzen Dergisi) yakın zamanda çıktığını düşündüğüm bir edebiyat dergisi instagram üzerinden erişebilirsiniz.
pamuk gibi olmuşlardır. Randevu aldık bakalım ne kadar daha bekleyeceğiz. ( Randevuyu iptal mi etsem ? edeyim edeyim hijyenik değildir * )
Edremit'e bağlı bir köydür.
Tahtakuşlar, 10302 Edremit/Balıkesir
ayrıca Buraya birçok ziyaretçinin gelmesinin bir diğer nedeni de Tuncel Kurtiz'in mezarının burada bulunmasıdır.
Tahtakuşlar, 10302 Edremit/Balıkesir
ayrıca Buraya birçok ziyaretçinin gelmesinin bir diğer nedeni de Tuncel Kurtiz'in mezarının burada bulunmasıdır.
Türkiye’nin en köklü tarih dergisi (bkz: Türk Dünyası Araştırmaları vakfı) tarafından çıkarılan Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisini takip etmiyorsanız takip etmenizi öneririm.
Türkiye’nin en köklü tarih dergisi Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisini takip etmiyorsanız takip etmenizi öneririm
Tüm yayınlarına ulaşmak için: https://www.tdavyayinlari.com/
Dergiye ulaşmak için: https://www.tdavyayinlari...asi-tarih-kultur-dergisi/
Tüm yayınlarına ulaşmak için: https://www.tdavyayinlari.com/
Dergiye ulaşmak için: https://www.tdavyayinlari...asi-tarih-kultur-dergisi/
iğrenç bir davranıştır. Toplum sağlığı açısından olumlu sonuç asla doğurmaz .
Ankara'da dayın yoksa her zaman kaybedersin bu sınavı...
ismail Saymaz'ın yürek burkan araştırma kitabıdır...
“Diyarbakır’ın Karaağaç Köyü Kuran Kursu’nda can veren altı çocuk; tarikat şeyhleri tarafından kutsanmış ‘imansız’ bir piyasanın ve bu kuralsız piyasada bozdurulmuş kör bir inancın kurbanlarıydı. Karaağaçlı çocukları; anayasasında yazıldığı üzere demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olması beklenen Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer kimsesizleri izledi: Konya Taşkent’te doğalgaz patlamasında yiten on sekiz ve Adana Aladağ’da köze dönmüş on iki kız çocuğu, Karaman’da tecavüze uğrayan on erkek çocuk, Kütahya’da bir kolunu kıyma makinesinde bırakan on iki yaşındaki Nurettin ve Adıyaman’da bir ortaokul pansiyonunda ırzına geçilen erkek çocuklar...”
12 Eylül’den itibaren uygulanmaya başlanıp AKP iktidarlarında tamamlanan neo-liberal ekonomik politikalar sonucu Türkiye’de yoksulluk ve yoksunluk, tarikat ve cemaatlerin istismar alanına dönüştü.
ismail Saymaz, tarikat ve cemaatlere terk edilen eğitim alanındaki ihmalleri, kamu görevlilerinin dinî gruplara yol vermesini ve nihayet yoksul aile çocuklarının dramını gözler önüne seriyor.
Kimsesizler Cumhuriyeti, tarikatların “endişelerini” gidermek için kaçak eğitim kurumu açmanın ve bu kuruluşlarda çalışmanın suç olmaktan çıkarılmasının sonuçlarına ışık tutuyor. Ölen, sakat kalan, cinsel saldırılarla hayatları kararan bu çocukları kader kurbanı ilan eden zihniyetin somut suç ortaklığını gösteriyor.
Bunun üzerine (bkz: şehvetiye tarikatı)
“Diyarbakır’ın Karaağaç Köyü Kuran Kursu’nda can veren altı çocuk; tarikat şeyhleri tarafından kutsanmış ‘imansız’ bir piyasanın ve bu kuralsız piyasada bozdurulmuş kör bir inancın kurbanlarıydı. Karaağaçlı çocukları; anayasasında yazıldığı üzere demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olması beklenen Türkiye Cumhuriyeti’nin diğer kimsesizleri izledi: Konya Taşkent’te doğalgaz patlamasında yiten on sekiz ve Adana Aladağ’da köze dönmüş on iki kız çocuğu, Karaman’da tecavüze uğrayan on erkek çocuk, Kütahya’da bir kolunu kıyma makinesinde bırakan on iki yaşındaki Nurettin ve Adıyaman’da bir ortaokul pansiyonunda ırzına geçilen erkek çocuklar...”
12 Eylül’den itibaren uygulanmaya başlanıp AKP iktidarlarında tamamlanan neo-liberal ekonomik politikalar sonucu Türkiye’de yoksulluk ve yoksunluk, tarikat ve cemaatlerin istismar alanına dönüştü.
ismail Saymaz, tarikat ve cemaatlere terk edilen eğitim alanındaki ihmalleri, kamu görevlilerinin dinî gruplara yol vermesini ve nihayet yoksul aile çocuklarının dramını gözler önüne seriyor.
Kimsesizler Cumhuriyeti, tarikatların “endişelerini” gidermek için kaçak eğitim kurumu açmanın ve bu kuruluşlarda çalışmanın suç olmaktan çıkarılmasının sonuçlarına ışık tutuyor. Ölen, sakat kalan, cinsel saldırılarla hayatları kararan bu çocukları kader kurbanı ilan eden zihniyetin somut suç ortaklığını gösteriyor.
Bunun üzerine (bkz: şehvetiye tarikatı)
Gazeteci yazar ismail Saymaz'ın din istismarı yapan sahte şeyhleri bir bir anlatıyor.
ismail Saymaz, ilkokul mezunu, Arapça ve Kur’an bilmeyen, hatta namaz ve oruç gibi ibadetleri yerine getirmeyen, bazılarının yüzlerce müridi olan, haklarında dava açılmış altı sahte şeyh vakasını inceliyor. Bir kısmının Kur’an kursu da işlettiği, tekke sahibi olduğu bu şeyhler, şehvet ile servet edinme arzusunun iç içe geçtiği bir dünyada, yüzlerce kadın ve erkeğin iradesini teslim alıyorlar. Haklarında şikâyet veya ihbarda bulunulmadıkça, faaliyetlerini yıllarca sürdürebiliyorlar. Esas olarak, devlet tarafından “gerçek şeyhlere” tanınmış resmî hoşgörüden, koruma zırhından ve dokunulmazlıktan yararlanıyorlar.
Şehvetiye Tarikatı, kısa yoldan servet edinme hırsının ve bastırılmış cinsel arzuların dinî inançlar temelinde kışkırtılıp, kullanıldığı bir dünyaya ışık tutuyor.
ismail Saymaz, ilkokul mezunu, Arapça ve Kur’an bilmeyen, hatta namaz ve oruç gibi ibadetleri yerine getirmeyen, bazılarının yüzlerce müridi olan, haklarında dava açılmış altı sahte şeyh vakasını inceliyor. Bir kısmının Kur’an kursu da işlettiği, tekke sahibi olduğu bu şeyhler, şehvet ile servet edinme arzusunun iç içe geçtiği bir dünyada, yüzlerce kadın ve erkeğin iradesini teslim alıyorlar. Haklarında şikâyet veya ihbarda bulunulmadıkça, faaliyetlerini yıllarca sürdürebiliyorlar. Esas olarak, devlet tarafından “gerçek şeyhlere” tanınmış resmî hoşgörüden, koruma zırhından ve dokunulmazlıktan yararlanıyorlar.
Şehvetiye Tarikatı, kısa yoldan servet edinme hırsının ve bastırılmış cinsel arzuların dinî inançlar temelinde kışkırtılıp, kullanıldığı bir dünyaya ışık tutuyor.
Rüyama girdiklerinde rüya bitmesin diye ümit ettiklerimdir..
(bkz: Mustafa Kemal Atatürk)
(bkz: Enver Paşa)
(bkz: Alparslan Türkeş)
(bkz: Elçibey)
(bkz: Mustafa Kemal Atatürk)
(bkz: Enver Paşa)
(bkz: Alparslan Türkeş)
(bkz: Elçibey)
Israrla MHP de kalmalıyız, kalıyoruz diyenlerdir...
Biz istanbul'dan bile etkisini hissediyoruz.
Allah başımızdan eksik etmesin..
Allah başımızdan eksik etmesin..