bugün
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi9
- ya bi siktirin gidin13
- ulu sözlük telegram grubu12
- şapka takar mısınız13
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi9
- nick vermeden bir yazara seslen11
- istanbul11
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum9
- 2026 lisans kpss sonuçları4
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı7
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- mehdilik iddiasında bulunanların ortak özelliği3
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- özelden aktifim ben diyen yazar4
- berna laçin'in gözaltına alınması40
- sezen taş6
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- friedrich hegel la bi cay icek6
- sevilme duygusu2
- yemek yedikten sonra kusmak9
- en güzel reçel3
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- arkadaşlar sizce neyimi düşüreyim14
- atilla taş'ın kızı sezen taş'ın ölümü2
- roman karakteri olsaydınız hangisi olurdunuz16
- nervionun beni engellemesi10
- vladimir ilyiç lenin2
- toplumun feminizasyonu2
- ucan tekme atan hipopotam43
- ölümlü dünya diyerek affedip heba olmak4
- arkadaşlar buldum9
- arkadaşlar hesap sil butonu çalışmıyor2
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak2
- kemalizmin çöküşü8
- arkadaşlar ben de hesabımı sileceğim2
- takip edilesi discord sunucuları2
- danimarka birası2
- şükürcülük9
- büyük oyunu görmek9
- popüler bir yazar olmanın zorlukları6
- kremalı tavuklu makarna vs salçalı makarna7
- tarihçi kimliğini kullanıp tarihçi olmayanlar3
- maltepe'deki çöken binanın kaçak katları13
- boğaz ağrısına iyi gelecek şeyler8
- kafayı parayla bozmuş kadınlar5
- kemalizm neden çöktü5
- karamelize soğanlı mantarlı makarna4
- sözlük yazarlarının kullandıkları tarayıcılar3
- sarapci koala hatayi7
- orijinalinden güzel olan cover lar2
Türkan Şoray hem yönetmen olduğu hem de başrolünü oynadığı film.son sahne ve seha okuş sesinden hasretinle yandı gönlüm yorumu yüreğinize dokunur.
filmde ki gülcan iffetin vücut bulmuş halidir. bu filmin üstüne dram çıkabilmiş midir ayrı bir tartışma konusu.
ikinci kez almanya’ya giden ibrahim , Gülcan’ın onca mektubuna rağmen artık gülcana’a mektup yazmaz. Köy’ün muhtarı gülcan’ın hasretini dinderebilmek adına kendisine ibrahim’in ağzından mektup yazar.
Gülcan koşa koşa eve gider ve ağzından şu cümleler dökülür.
Hani şu kağıdın yanmış bükülmüş ucu, kan damlayan yüreğin nerde ?
Ayrıca hasretinle yandı gönlüm türküsü süha okay’ın sesinden dinlenmeli...
Gülcan koşa koşa eve gider ve ağzından şu cümleler dökülür.
Hani şu kağıdın yanmış bükülmüş ucu, kan damlayan yüreğin nerde ?
Ayrıca hasretinle yandı gönlüm türküsü süha okay’ın sesinden dinlenmeli...
Alamanya vs anadolu arasındaki rekabettir.
Film müziği için seha okuş out artıktay in diyemeyiz ama alternatif olarak bu yorum da güzel olmuş.
https://youtu.be/3iqapzwt6NM
https://youtu.be/3iqapzwt6NM
Fabris konuşmaya başlamadan önce onların uzaklaşmasını bekledi. "Marta, olanları sana nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. Şimdi de bilmiyorum, o an da bilmiyordum. Son buluşmamızda, gösteriler sırasında seni korumaya çalıştım ama kaybettim. Birbirimizi kaybettik. insanlar dört yöne koşuyordu, hiçbir şey göremiyorduk, atların soluklarını ensemizde hissediyorduk, kılıçların şakırtısını duyuyorduk, düşenlerin çığlıklarını. Sonra seni aradım, hiç kimse senin nerede olduğunu bilmiyordu. insanların çoğuyla konuşamıyordun, çok tehlikeliydi. Ne yapacağımı, nereye gideceğimi bilmiyordum. Biri bana seni alıp güneye götürdüklerini, orada birine âşık olduğunu söyledi. Annem babam beni Roma’ya gönderdi. Senden yıllarca haber alamadım. Sonra bir gün senden bir mektup aldım, oğlunun vaftiz babası olmamı istiyordun. O gönderdiğin mektup sen gönderdikten aylar sonra elime geçti. O mektup sen gönderdikten aylar sonra elime geçti. O mektup bana nasıl ya da kimin sayesinde ulaştı bilmiyorum. Kâğıdı eski ve buruşuktu, zarfı pis ve yırtık. Mektup benim gözümde paha biçilmez bir şeydi, Roma’daki antikacı dükkanımda sattığım antikalardan biri değerindeydi; birinin topraktan çıkardığı, bir zamanlar kime ait olduğunu ya da ne anlama geldiğini öğrenme girişiminde bulunmadan, hayasızca, utanmazca meydana çıkardığı bir şey. Mektubunu ezberleyinceye kadar okudum. Değerli bir şeymiş gibi onu sakladım, senden bana kalan tek şeydi o. O mektuptan sonra sana ne olduğunu öğrenmeye çalışmadım, belki de birinin bana bunu söyleyeceğinden korktuğum için.”
Sonunda Marta konuştuğu zaman çok alçak, neredeyse duyulmayacak bir sesle konuştu, yerleri süpüren salkımsöğüdün dallarının çıkardığı yüksek seste boğulan sözcüklerimi duyabilmek için Fabris kulaklarını dikti.
“Kaçtığını gizlemeye çalıştın, tek söz söylemeden ayrılmak istedin. Uzun süre, bütün o kış boyu o yolculuğu planlamıştın, biliyorum. Kaçmaya mı çalışıyordun? Beni arkanda bırakman umurunda değil miydi, birbirimize verdiğimiz sözleri tutmamak umurunda değil miydi, seni onca mutlu ettiğini söylediğin varlıktan yoksun kalacak olmak? Ben seninle birlikte olduğum için ötekiler beni aşağıladılar, beni düşmanları bildiler. Beni kimlerin eline bıraktığını sanıyordun, beni, ölmek üzere olan beni?"
“Böyle olmasını istemedim, gitmeyi ben seçmedim, Roma’da kalmayı ben seçmedim. Bana inanmalısın,” dedi Fabris.
“Yalan. Tanıştığımız zaman yıkkın biriydin, zavallı, yoluna kaybetmiş biri, sana bizimle gel, bize katıl diyen bendim. Daha sonra gideceğini anlayınca, dua ettim, yalnız kaldığında, nerede olursan ol, benim adımı tekrarla, umutsuzluk içindeyken benim adımı tekrarla diye. Ne kadar uzağa gidersen git belleğimin senin peşini bırakmaması için dua ettim. Öldüğün zaman benim gölgem seni rahatsız etmeye devam edecekti. Ben öldüğüm zamansa, senin başına gelen felaketlerin öyküsü mezarımın dibinde yatarken bana ulaşacak, ben o öyküyü duyacak ve sevinecektim."
“Marta, farkında değildim."
“Beni ne kadar az tanıyordun. Beni şimdi de ne tanıyorsun." *
Sonunda Marta konuştuğu zaman çok alçak, neredeyse duyulmayacak bir sesle konuştu, yerleri süpüren salkımsöğüdün dallarının çıkardığı yüksek seste boğulan sözcüklerimi duyabilmek için Fabris kulaklarını dikti.
“Kaçtığını gizlemeye çalıştın, tek söz söylemeden ayrılmak istedin. Uzun süre, bütün o kış boyu o yolculuğu planlamıştın, biliyorum. Kaçmaya mı çalışıyordun? Beni arkanda bırakman umurunda değil miydi, birbirimize verdiğimiz sözleri tutmamak umurunda değil miydi, seni onca mutlu ettiğini söylediğin varlıktan yoksun kalacak olmak? Ben seninle birlikte olduğum için ötekiler beni aşağıladılar, beni düşmanları bildiler. Beni kimlerin eline bıraktığını sanıyordun, beni, ölmek üzere olan beni?"
“Böyle olmasını istemedim, gitmeyi ben seçmedim, Roma’da kalmayı ben seçmedim. Bana inanmalısın,” dedi Fabris.
“Yalan. Tanıştığımız zaman yıkkın biriydin, zavallı, yoluna kaybetmiş biri, sana bizimle gel, bize katıl diyen bendim. Daha sonra gideceğini anlayınca, dua ettim, yalnız kaldığında, nerede olursan ol, benim adımı tekrarla, umutsuzluk içindeyken benim adımı tekrarla diye. Ne kadar uzağa gidersen git belleğimin senin peşini bırakmaması için dua ettim. Öldüğün zaman benim gölgem seni rahatsız etmeye devam edecekti. Ben öldüğüm zamansa, senin başına gelen felaketlerin öyküsü mezarımın dibinde yatarken bana ulaşacak, ben o öyküyü duyacak ve sevinecektim."
“Marta, farkında değildim."
“Beni ne kadar az tanıyordun. Beni şimdi de ne tanıyorsun." *
6 yıl sonra hesabıma dönüşüm.
*6 yıldır değişmeyen tek şey gececi oluşum*
*6 yıldır değişmeyen tek şey gececi oluşum*
Bulunduğun yer üzerine oturmaz, ruhun daralır bir süre sonra. Bir yerlerde geçici bulunuyorsan mutlaka bir dönüş olacaktır. Eğer orası artık kalıcı yuvan olmamışsa.
yönetmenliğini türkan şoray'ın yaptığı, başrollerinde türkan şoray, kadir inanır ve bilal inci'nin oynadığı 1972 yapımı yerli film.
--spoiler--
türkan şoray'a henüz 27 yaşında bu filmin yönetmenliğini yapıp başrol oynaması nedeniyle saygı duyarım ama hayatımda izlediğim en zorlama, en kötü senaryoya sahip yeşilçam filmlerinden biri. şeytansı kötü ağa bilal inci'nin durdurulamaması, gülcan'ı çaresizliğinin detaylıca aktarılmaması, bu köyde jandarma-polis yok mu arkadaş dedirten zulüm sahneleri, almanya'dan dönüp tek derdi volkswagen araba almak olan hiçbir halttan anlamayan ahraz koca modeli. kadının evini yaktılar, hayvanlarını kestiler, tarlasını yaktılar, çocuğunu öldürdüler. bir allah'ın kulu sahip çıkmadı, bir kez yasal yollara başvurmadı. güya sevdiği adam da böyle çıktı. can sıkıcı ve iç karartıcı bir film. vakit kaybı.
--spoiler--
--spoiler--
türkan şoray'a henüz 27 yaşında bu filmin yönetmenliğini yapıp başrol oynaması nedeniyle saygı duyarım ama hayatımda izlediğim en zorlama, en kötü senaryoya sahip yeşilçam filmlerinden biri. şeytansı kötü ağa bilal inci'nin durdurulamaması, gülcan'ı çaresizliğinin detaylıca aktarılmaması, bu köyde jandarma-polis yok mu arkadaş dedirten zulüm sahneleri, almanya'dan dönüp tek derdi volkswagen araba almak olan hiçbir halttan anlamayan ahraz koca modeli. kadının evini yaktılar, hayvanlarını kestiler, tarlasını yaktılar, çocuğunu öldürdüler. bir allah'ın kulu sahip çıkmadı, bir kez yasal yollara başvurmadı. güya sevdiği adam da böyle çıktı. can sıkıcı ve iç karartıcı bir film. vakit kaybı.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar