bugün
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- tutmayan başlık açma rehberi7
- kalabalık umumi tuvalette penislerin çarpışması4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- sırrı süreyya önder28
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- cabrio araçla takla atmak3
- askerlik anıları6
- eylül 2026 şanslı burçları3
- avokadonun turkçesinin taşak olması4
- dün eski sevgilimin evinde neyse boşver diyen kız3
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması4
- hristolojiye göre kıyamet alametleri5
- sözlüğe yalan söylemek yalandan sayılır mı4
- erecto dos andreas biraderitos2
- elinin içine hapşıran insan5
- silver ile evlenecek erkek53
- arap eli öpmek dudak karartmaz4
- dünyanın yuvarlak olması saçmalığı4
- kendisini iten müşteriye saldıran robot2
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- sözlükteki linç tayfa6
- sözlükteki linç kültürü12
- az veren candan cok veren maldan5
- popüler olanı eleştiren ezik entel3
- usual bay bey biraderdir2
- deccaliyet çağı6
- dün gece ne oldu12
- bizim uygulamamız bu şekilde4
- akçomarlara gerizekalı muamelesi yapmak2
- keçiören belediyesindeki yasaklı madde testi2
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- ek hizmet binası2
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- arkadaşlar fasfakirim ya6
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- ismet gürbüz ile 81 günde 81 ili dolaşmak2
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- herkesin kendini zeki sanması4
- melih gökçek11
- yazarlar şuan ne yapıyor4
- göz rengi değiştirme ameliyatı2
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- sarapci koala59
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- keşm adası2
- uykusuzluk2
osmanlida cikartilan ilk mizah dergisi.
sinoplu feylesof(m.ö. 413 - 327).
(bkz: Romen Diyojen)
fıçısının içinde yaşayıp gündüzleri elinde fenerle neden dolaştığını soranlara " adam arıyorum, adam." yanıtını veren, şu meşhuur "gölge etme başka ihsan istemem senden." sözünün de sahibi sinoplu filozof.
dünyanın nimetlerine ve yaşayışına zerre kadar önem vermeyen filozofun filozofluğuna da yakışır biçimde verdiği yanıtlar da pek ünlüdür.
Zenginliğinden ve kibrinden başka bir şeyi olmayan bir adamla, birinin yol vermeden geçemeyeceği dar bir sokakta karşılaştıklarında adamın:"ben bir serseriye yol vermem." demesi üzerine: "ben yol veririm." yanıtıyla da lafını sokmuştur rivayete göre.
dünyanın nimetlerine ve yaşayışına zerre kadar önem vermeyen filozofun filozofluğuna da yakışır biçimde verdiği yanıtlar da pek ünlüdür.
Zenginliğinden ve kibrinden başka bir şeyi olmayan bir adamla, birinin yol vermeden geçemeyeceği dar bir sokakta karşılaştıklarında adamın:"ben bir serseriye yol vermem." demesi üzerine: "ben yol veririm." yanıtıyla da lafını sokmuştur rivayete göre.
"gölge etme başka ihsan istemem" lafını büyük iskendere söylediği rivayet edilse de diyojen iskender den bir yüzyıl sonra yaşamıştır.
Milattan önce 412 ve 320 yıllan arasında Sinop'ta yaşamış olan yoksulluk içinde yaşadığı, halka açık yerlerde yatıp kalktığı ve yiyeceğini dilenerek topladığı halde, herkesin aynı şekilde yaşaması gerektiğini savunmamış bir filozoftur. en büyük amacı kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermek olmuştur. cumhuriyet bayramı öncesi sinop a sinop un tanıtımına destek olur fikriyle dikilen heykeli tartışmalara da yol açmıştır.
fıçının içinde yaşayan romalı ünlü filozof.nası gidiyo ve türevi sorulara yuvarlanıp gidiyoruz demesi olası ve kinaye ötesinde kalan, büyük iskendere verdiği ayarla (bkz: gölge etme başka ihsan istemez) beni benden alan karizmatik insan.
kanımca en büyük ayarlarından biri,
bir gece vakti atina sokaklarını elinde kandille adımladığı sırada kendisine yöneltilen, " ne arıyorsun ? " sorusuna, " adam arıyorum! " yanıtını vermesidir..
felsefe aleminde kendilerine köpek olarak hitap edilen kynik'lerdendir diogenes.. ona göre asıl erdem, dünyevi zevk ve ihtiraslardan arınıp, doğayı sahiplenmek ve pejmürde ya$amaktır.
tahtadan bir bakraç kullanırmı$ baba su içmek için; bir gün avcuyla su içen bir çocuk görmü$ ve onu da kırmı$ !
bir gece vakti atina sokaklarını elinde kandille adımladığı sırada kendisine yöneltilen, " ne arıyorsun ? " sorusuna, " adam arıyorum! " yanıtını vermesidir..
felsefe aleminde kendilerine köpek olarak hitap edilen kynik'lerdendir diogenes.. ona göre asıl erdem, dünyevi zevk ve ihtiraslardan arınıp, doğayı sahiplenmek ve pejmürde ya$amaktır.
tahtadan bir bakraç kullanırmı$ baba su içmek için; bir gün avcuyla su içen bir çocuk görmü$ ve onu da kırmı$ !
Evinin kapısının önünde '' Bu kapıdan içeri kötülük girmesin'' yazan birinin evine bakarken, ev sahibine '' Peki evin sahibi nasıl buradan girecek o halde?'' diyerekten sağlam ayar vermiş adamdır. Ayrıca agoranın ortasında mastürbasyon yaptıktan sonra ''Keşke açlık da mideyi böyle ovuşturunca geçse'' diyen akıllı mıdır ahlaksız mıdır belli olmayan aşmış bilgedir. * (Kaynak k dergi)
hayatını bir küfe içinde geçiren, güneşlenirken önünde duran sonra da dile benden ne dilersen yollu şov yapan iskender'e "gölge etme başka ihsan istemem" diyerek kaşınan ipne budur.ayrıca bir nevi eski çağ anarşizmi olan sinizmin önde gidenlerinden, bayrak sallayanlarından birisidir.abimizin atina sokaklarında gündüz vakti fenerle "dürüst bir adam arıyorum" diyerek bağırmışlığı bile vardır.ilginç bir köle-filozoftur vesselam.
sinizm'i hakkıyla yaşayan filozof.
''memlektini güzel bulan insan daha yolun başındadır, her yeri kendi yurdu gibi gören insan güçlüdür ama bütün dünyayı yabancı olarak gören insan mükemmeldir'' diyen, st. victor'lu hugo'nun pek sevdiği filozof..
platon "çılgın sokrates" demiş ona.. her mevsimde yalınayak dolaşmış, harmanisine sarınıp tapınak kapılarında yatmış ve fıçıda yaşamış filan işte.. seviyorum, hastasıyım!
platon "çılgın sokrates" demiş ona.. her mevsimde yalınayak dolaşmış, harmanisine sarınıp tapınak kapılarında yatmış ve fıçıda yaşamış filan işte.. seviyorum, hastasıyım!
diyojen'e bir gün sormuşlar:
+ üstad, bir insanın akıllı olduğunu nasıl anlarsın?
bilgin cevap verir:
- konuşmasına bakarım.
+ ya hiç konuşmuyorsa?
cevap çok gecikmez:
-o kadar akıllısına hiç rastlamadım.
+ üstad, bir insanın akıllı olduğunu nasıl anlarsın?
bilgin cevap verir:
- konuşmasına bakarım.
+ ya hiç konuşmuyorsa?
cevap çok gecikmez:
-o kadar akıllısına hiç rastlamadım.
öldüğü zaman yüzüstü gömülmek istemiş kinik filozof. sebebiniyse, ' aşağıdakiler yukarı çıkacak. ' diye açıklamıştır. aşağıdakilerden kastı makedon krallığıdır.
dostum olsun, kankam olsun, abim olsun, kardeşim olsun, bişeyim olsun, bizim mahallede yaşasın ne bileyim dirilsin gelsin. oda olmassa ben gidicem yanına. ahirette herkes birbirini görecekmiş ya o zaman ilk yanına gideceğim adamlardan birisi.
(bkz: diogenes)
M.Ö. 411, 412 veya 413 yılında, Sinop'ta dünyaya geldiği bilinen tarihte Sinoplu Diogenes(Diyojen) diye ün yapan bu Kinik filozof, asıl mesleği kuyumculuk olan ve parayı çok sevdiği için kalp para basan bir kalpazanın oğludur. Babası kalp para bastığı için Sinop'tan sürülmüş, baba oğul Atina'ya gelip yerleşmişlerdir.
Diogenes, Atina'da umduğunu bulamamıştır. Babası ile birlikte çok sıkıntı çekmiş, sefalet içinde yaşamıştır. Antishene'i tanımadan önceki hayati sefalettir, açlık, rezillik ve korkunç sıkıntılarla ilgili günlerin anıları içindedir; dostsuz, arkadaşsız ve himayesiz kalan bu kişi farelere imrenecek kadar yokluklar içinde kalmış, bir gün yiyecek bulmak için koşturan bir fareyi görünce: " Hele bak bu hayvan Atinalıların mutfağına girmeyi biliyor da ben onların sofralarına oturamamak talihsizliğindeyim" diye bağırmıştır. Ve o andan itibaren hayvanların yaşamını doğaya daha uygun bularak onların yaşamına özenmiştir. Bu arada Antisthene'in doğaya uygun yaşama çağrısını işitmiş ve ona koşmuştur. Bu inatçı adamın inadı ve ısrarına dayanamayan Antisthene yeminini bozmuş ve yeniden öğretmenliğe başlayarak Diogenes'i yetiştirmiştir.
Diyojen bir sürgündü, kötü bir suçla suçlanmış bir adamın oğlu idi, her yerde ve herkes tarafından itilmiş, terzil edilmiş, hakaret ve istihkarla karsılaşmış; sefaletin her çeşidini tatmıştır. Onda güçlü bir irade, kararlılık ve cesaret vardı. Üstelik çok iyi konuşuyordu, üstün ve pırıl pırıl bir zekaya sahipti. Bütün bunlar Antishene'in bu öğrencisine kendi felsefe ve öğretisini telkin, onu eğitmek için yeterlidir.
Özel hayatında fakirlikten başka bir şey yoktu. Çok zaman kirli ve pis elbisesi ile ayrıca köpek derisine benzeyen mantosu ile dolaşır, geceleri heykel diplerinde ve sokak köşelerinde yatardı. Bir keşkülü, bir fıçısı ve bir sopası vardı. Fıçının içinde yasaması herkesi şaşırtıyor, kendisine sual soranlara da köpek olduğunu söylüyordu. Fıçısından başka bir de çanağı vardı, başka eşya kullanmıyordu. Fakat bir gün bir çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu görünce, elindeki masrafa çanağı kırıp attı ve "Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti" diye söylene söylene uzaklaştı.
Diyojen aşırı gururlu bir insandı ve herkesi küçümserdi. (!) Sıradan insanlardan nefret eder ve hepsini o derece küçük görürdü ki, bir öğle vakti elinde fener "bir adam arıyorum" diye bağırarak Atina sokaklarında dolaşmış, böylece Atina'da adam görmediğini anlatmak istemiş. Her şeye rağmen Atina'da sayılan bir insandı, krallar bile onun ilmine, zekasına ve kişiliğine hürmet ederlerdi. Corinth'e gelen Büyük iskender, Diyojen'i ziyaret etti ve bir dileği olup olmadığını sordu. O ise bu soruya "Evet var, gölge etme başka ihsan istemem." yanıtını verdi.
Kış günleri çıplak ayaklarla karlar üzerinde dolaşır, donmuş heykelleri kucaklar, vücuduna zulüm ederdi. Eflatun (Plato), ona Çılgın Sokrat (Sokrates) derdi. Servet ve varlık düşmanı idi ve bunların erdeme (ahlakin övdüğü iyilikçilik, acıma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk gibi niteliklerin adi, fazilet - virtue) ters düştüğünü iddia ederdi. Zamanın felsefe (madde ve yaşamayı ve bunların dünya, toplum, ruh gibi türlü belirtilerini neden, ilke, amaç bakımından inceleyen zihin çalışması ve bu çalışmanın verimi. 2. Görüş, düşünce sistemi - philosophy) okullarına da dokunmaktan çekinmeyen çekinmeyen bir tabiata sahipti. Günün hatiplerine "zamanın uşakları" tabirini uygun görür, Eflatun'un öğretimine "zaman kaybettirme" derdi. Eflatun ona "Çılgın Sokrat" demiştir. Servet ve varlık düşmanı olan Diogenes bunların erdeme ters düştüğünü iddia etmiştir. O'nun felsefesine göre iki disiplin vardır.
1-Ruh disiplini, 2-Beden disiplini.
Çok güzel konuşan, üstün zekası ile herkesi etkileyebilen bu ünlü Kinik filozof bütün gariplik ve anormal hal ve tavırlarına rağmen saygı görmüş, ölümünden sonra Onun adına Korintoslular bir sütun, Sinoplular da bir heykelini dikmişler, adını ve anısını yaşatmışlardır.
Diyojen, MÖ. 324 yılında Korintkos'ta ölmüş.
Kaynak: http://www.sinop.gov.tr/S_unluler.asp
Diogenes, Atina'da umduğunu bulamamıştır. Babası ile birlikte çok sıkıntı çekmiş, sefalet içinde yaşamıştır. Antishene'i tanımadan önceki hayati sefalettir, açlık, rezillik ve korkunç sıkıntılarla ilgili günlerin anıları içindedir; dostsuz, arkadaşsız ve himayesiz kalan bu kişi farelere imrenecek kadar yokluklar içinde kalmış, bir gün yiyecek bulmak için koşturan bir fareyi görünce: " Hele bak bu hayvan Atinalıların mutfağına girmeyi biliyor da ben onların sofralarına oturamamak talihsizliğindeyim" diye bağırmıştır. Ve o andan itibaren hayvanların yaşamını doğaya daha uygun bularak onların yaşamına özenmiştir. Bu arada Antisthene'in doğaya uygun yaşama çağrısını işitmiş ve ona koşmuştur. Bu inatçı adamın inadı ve ısrarına dayanamayan Antisthene yeminini bozmuş ve yeniden öğretmenliğe başlayarak Diogenes'i yetiştirmiştir.
Diyojen bir sürgündü, kötü bir suçla suçlanmış bir adamın oğlu idi, her yerde ve herkes tarafından itilmiş, terzil edilmiş, hakaret ve istihkarla karsılaşmış; sefaletin her çeşidini tatmıştır. Onda güçlü bir irade, kararlılık ve cesaret vardı. Üstelik çok iyi konuşuyordu, üstün ve pırıl pırıl bir zekaya sahipti. Bütün bunlar Antishene'in bu öğrencisine kendi felsefe ve öğretisini telkin, onu eğitmek için yeterlidir.
Özel hayatında fakirlikten başka bir şey yoktu. Çok zaman kirli ve pis elbisesi ile ayrıca köpek derisine benzeyen mantosu ile dolaşır, geceleri heykel diplerinde ve sokak köşelerinde yatardı. Bir keşkülü, bir fıçısı ve bir sopası vardı. Fıçının içinde yasaması herkesi şaşırtıyor, kendisine sual soranlara da köpek olduğunu söylüyordu. Fıçısından başka bir de çanağı vardı, başka eşya kullanmıyordu. Fakat bir gün bir çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu görünce, elindeki masrafa çanağı kırıp attı ve "Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti" diye söylene söylene uzaklaştı.
Diyojen aşırı gururlu bir insandı ve herkesi küçümserdi. (!) Sıradan insanlardan nefret eder ve hepsini o derece küçük görürdü ki, bir öğle vakti elinde fener "bir adam arıyorum" diye bağırarak Atina sokaklarında dolaşmış, böylece Atina'da adam görmediğini anlatmak istemiş. Her şeye rağmen Atina'da sayılan bir insandı, krallar bile onun ilmine, zekasına ve kişiliğine hürmet ederlerdi. Corinth'e gelen Büyük iskender, Diyojen'i ziyaret etti ve bir dileği olup olmadığını sordu. O ise bu soruya "Evet var, gölge etme başka ihsan istemem." yanıtını verdi.
Kış günleri çıplak ayaklarla karlar üzerinde dolaşır, donmuş heykelleri kucaklar, vücuduna zulüm ederdi. Eflatun (Plato), ona Çılgın Sokrat (Sokrates) derdi. Servet ve varlık düşmanı idi ve bunların erdeme (ahlakin övdüğü iyilikçilik, acıma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk gibi niteliklerin adi, fazilet - virtue) ters düştüğünü iddia ederdi. Zamanın felsefe (madde ve yaşamayı ve bunların dünya, toplum, ruh gibi türlü belirtilerini neden, ilke, amaç bakımından inceleyen zihin çalışması ve bu çalışmanın verimi. 2. Görüş, düşünce sistemi - philosophy) okullarına da dokunmaktan çekinmeyen çekinmeyen bir tabiata sahipti. Günün hatiplerine "zamanın uşakları" tabirini uygun görür, Eflatun'un öğretimine "zaman kaybettirme" derdi. Eflatun ona "Çılgın Sokrat" demiştir. Servet ve varlık düşmanı olan Diogenes bunların erdeme ters düştüğünü iddia etmiştir. O'nun felsefesine göre iki disiplin vardır.
1-Ruh disiplini, 2-Beden disiplini.
Çok güzel konuşan, üstün zekası ile herkesi etkileyebilen bu ünlü Kinik filozof bütün gariplik ve anormal hal ve tavırlarına rağmen saygı görmüş, ölümünden sonra Onun adına Korintoslular bir sütun, Sinoplular da bir heykelini dikmişler, adını ve anısını yaşatmışlardır.
Diyojen, MÖ. 324 yılında Korintkos'ta ölmüş.
Kaynak: http://www.sinop.gov.tr/S_unluler.asp
ermeni asıllı osmanlı aydını teodor kasap'ın 1870'de çıkardığı ilk mizah dergisidir. yazar kadrosunda; teodor kasap, ali bey , ebüzziya tevfik, namık kemal, ahmet mithat gibi isimler yer alıyordu.
malazgirt meydan muharabesi'nde sultan alparslan'ın karşısındaki bizans hükümdarı.
(bkz: roman diyojen)
(bkz: roman diyojen)
Diyojen, istanbul'da Teodor Kasap tarafından 1870 yılında haftada üç gün olarak yayınlanmaya başlayan dergi ilk Türk mizah dergisidir.
Türkçe yayımından önce bir süre Fransızca, Rumca çıkan dergi Ermenice olarak da yayınlanmıştır. Türkiye'de modern mizahın ilk örneklerinin yayınlandığı dergi, Ali Bey, Ebüzziya Tevfik ve Namık Kemal'in imzasız yazılarına yer verdi.
Yayın yaşamını 1873 yılına kadar sürdürmüş olan dergi 183 sayı çıkmıştır ve üç kez geçici olarak kapatılmıştır. Ancak son sayısı olan 183. sayısında siyasal içerikli mizah yazıları nedeniyle 9 Ocak 1873 tarihinde yönetimce yayımına son verilmiştir.
Türkçe yayımından önce bir süre Fransızca, Rumca çıkan dergi Ermenice olarak da yayınlanmıştır. Türkiye'de modern mizahın ilk örneklerinin yayınlandığı dergi, Ali Bey, Ebüzziya Tevfik ve Namık Kemal'in imzasız yazılarına yer verdi.
Yayın yaşamını 1873 yılına kadar sürdürmüş olan dergi 183 sayı çıkmıştır ve üç kez geçici olarak kapatılmıştır. Ancak son sayısı olan 183. sayısında siyasal içerikli mizah yazıları nedeniyle 9 Ocak 1873 tarihinde yönetimce yayımına son verilmiştir.
büyük iskender ona; "dile benden ne dilersen" dediğinde (diojen güneş ile ilgili bir deney yapmaktadır) önümde güneşimi engelleme, gölge yapma yeter diyen cesur, sinopda yaşamış olan filozof ve bilim adamı.
koca omrunu kucucuk bir fıcının ıcınde gecıren unlu dusunur.
büyük iskender Diyojen'i, birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken görür ve ne yaptığını sorar. Diyojen, "Babanızın kemiklerini arıyorum, ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum" der.
çeşmeden eliyle su içen çocukları görünce, sahip olduğu su kabını da lazım olmadığı gerekçesiyle atan insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar