bugün

tedavi edilmesi gereken hatta bazen ilaçlara başvurulan ruhsal çöküntü.depresif insanlar mutlu olmayı sevmezler.closer filminde julia roberts için doktor sevgilisinin söylediği cümle şudur.
jude law:ama o seninle mutlu olamazki.
clive owen:o zaten depresif biri.mutlu olmayı istemiyo.
çağın hastalığı.
insanın kendi kendisinden bile sıkılması.
bir çeşit psikolojik hastalıktır. bu hastalığın emarelerinden biri günde bir kaç kez neye göre kime göre demektir. bir diğeri ise aynı zeytinyağını ard arda 10 kızartmada kullanmaktır.
Bu kelimeyi duyunca aklıma hep depresyondayım, unutuldum, aldatıldım v.s gibi devam eden şarkı gelir.
türk ev hanımlarının kadının sesi vb programlara çıkıp ''deprasyondayım,deprasyonlarım azdı'' vs teleffuz etmeye bayıldıkları kelime.deprasyon...
uzun sürdüğünde fena halde "dep"en bi durumdur. bahar depresyonu, kış depresyonu gibi mevsime bağlı olan çeşitlerinin olduğu da rivayet edelir.kişisine göre ayrılıktan,maddi sorunlardan,evlilikten gına gelmesi halinde,müzmin bekarlık durumlarında( eskiler kronik can sıkıntısı olarak algılanan depresyonun çözümünü "evlendirmek lazım seni." diyerek bulmuşlardı.)"bi sevgilim yok", "ay bi sevgilim var..." gibi nedenlerle ve bazen şımarıklıktan çeşitlenesi bir ruh halidir.
insanın kendine yakışanı giymemesidir.
psikolojik rahatsızlıktır. insan kendini çok halsiz ve mutsuz hisseder.kişiye göre değişebilir bu belirtiler.
(bkz: yaşadım da biliyorum)
bunalımdan çıkmanın, yarısıdır.
insanın kendi kendine halledemeyeceği bir hastalık.zamanla geçmez.acilen doktoruna gidilmelidir.
(bkz: depresyon belirtileri)
(bkz: depresyon hırkası)
sıkıntıdan ne yapacağını bilmez hale gelmek.girenler genelde ya yemeden içmeden kesilir ya da aşırı yemekten obez konumuna gelir. sevgiliden ayrılmak, ailevi problemler, hayatın zorlukları bunun nedenleri arasındadır.
depresyona girmeyen adam beş para etmez...
depresyon evet çağımızın hastalığı ama önce sebebini düşünmeyi daha uygun görüyorum.çağımız şartlarına bakarsak eski çağlara göre herşey daha kolay.çocuklar doğar doğmaz bilgisayarla tanışıyor.istedikleri herşey ama herşey önlerine sunuluyor.gençlik dönemlerini de bi elleri yağda bi elleri balda geçiriyorlar ama bu mutlu olmalarına yetmiyor.mutlu etsin diye bide sevgili buluyolar kendilerine.ancak bu da mutluluga erdirmiyor.NEDEN? çünki kendi iç dünyasında mutlu olmayan bi başkasını da mutlu edemiyor ve bir ilişki mutlu edilmek -SALT MUTLU EDiLMEK- amaçlı kurulduğunda bi işe yaramıyor.

depresyonun asıl sebebi ise insanın rabbine uzak kalması bi başka deyişle kendine uzak kalması.ki insan kendini bulsa rabbini bulacak zaten.

ruhun güzelliklerini unutuyor insan.kendi vasıflarını unutuyor sevmeyi unutuyor kanaat etmeyi unutuyor hep daha fazlasını istiyor ve sonu gelmiyor bu istemelerin.sonu depresyon olarak geliyor.

özellikle gençlerde görülmesi beni üzüyor.hayatın yaşanacak onca güzelliği varken onca mutluluğu ve onca acısı varken -ki acı çekmek de güzeldir,kemale erdirir acı,yaktıkça arındırır, öğretir olgunlaştırır- hiçbirşeyden zevk alamaz hale gelmeyi anlayamıyorum.
beyindeki bir maddenin azlığından olduğu her ne kadar iddia edilse de, bu sadece depresyona sebep olan ayrıntılardan biridir ve o maddenin adı dopamindir(D2).

dopamin sinir hücrelerinden salınan bir nörotransmitter yani sinirler arasında iletişimi sağlayan kimyevi bir maddedir. iki sinir hücresi arasındaki kesecikler içinde depolanır. sinire uyarı gelince depolardaki dopaminler iki hücre arasındaki temas boşluğuna bırakılır. bu şekilde sinirsel uyartılar iletilir ve dopaminin işi bittiğinde keseler içine tekrar geri alınırlar. eğer dopaminin geri alınımı engellenirse ve dopaminler uzun süre bu boşlukta kalırsa zevk alma dediğimiz olay olur. örneğin ; kokain kullanan birinde kokain dopaminin geri emilimini engeller ve dopaminin geri emilememesi nedeniyle kokain tiryakileri haz alır. ancak uzun süre kokain kullanımında ise beyin dopamin sentezini azaltır. bu nedenle de depresyon görülür.

yukarıda söylediklerimden de anlaşılacağı gibi uyuşturucu kullanımı beynin dopamin sentezini azaltarak depresyona neden olur.

genetik olarak da dopamin sentezinin yetersiz olduğu vakalar görülse de, bu sayı depresyon kimliği altındaki kişilerin yüzde beşini geçmez. geri kalanların büyük bir çoğunluğu uyuşturucu vakaları sebebiyle görülür.

bunlardan arta kalanlarda ise dopaminle hiç bir ilgisi bulunmayan nedenler göze batmaktadır.

dolayısıyla uyuşturucu vakaları depresyonun büyük bir çoğunluğunu oluşturur. ve bu da kişinin inancına bağlı olarak değişiklik gösterir. yaradanın yarattığına neyin yararlı neyin zararlı olduğunu bilmesi ve onu zarardan korumak için bunu ona bildirmesi bana hiç de garip gelmemekle beraber nasıl olup da bazı kesimlerce saçma bulunuyor anlamlandıramıyorum.
(bkz: illet)
kız milletinin sık sık girdiği bir durumdur.Olumsuz olaylarla karşı karşıya kaldıklarında aniden giriverirler.
mutsuz olmakla aynı şey değildir, depresyon mutsuzluk içerir ancak bundan daha fazlasıdır. bu kadar insanın mutsuzluğunu depresyon sanmasının ardındaki temel neden sanıyorum gazetelerin sarmaşık kelebek gibi eklerinde yayınladıkları gubidik depresyonda mısınız testleridir.
Bu depressif epizoda sık sık rast gelinir ve uzun müddet devam eder. Depressif fazın başlıca belirtileri (buna triad'da denir) şunlardır;
a- Ahvali ruhiyenin kötüleşmesi
b- Entellektüel yapının yavaşlaması
c- Psikomotor aktivitenin yavaşlaması.

Bu belirtilen ağırlık derecesine göre muhtelif çeşitte olabilir. Depressif fazın başlangıç aşaması astenik, vejatatif ve somatik belirtilerle dikkati çeker. Hastaların uykusu bozulur, yatağa uzandıktan uzun bir müddet sonra uykuya geçebilirler. Uyku sıkıntılı ve ızdıraplı olup, muhtelif içerikli rüyalarla doludur. Gün doğmadan önce uyanan hasta kendini ezgin, yorgun hisseder, iştahı bozulur, konstipasyon ortaya çıkar. Hastalar bedenlerinin muhtelif yerlerinde ve iç organlarında hoşagelmez duygulardan, hassasiyetlerden (hiperesteziya) ve ağrılardan şikayet ederler ve devamlı ağlamak isterler. Hareket etmek, iş görmek hevesi o derecede azalır ki, her zaman yaptığı kendi mesleğini daha yapamaz duruma gelir. Bazı durumlarda bu belirtiler saf bir depresyon tablosu gibi görünmeyebilir. Depressif epizod için karakteristik olan keder, ızdırap olmadığında teşhis koymak zorlaşabilir. Bazı hastalarda ruh hali az bozulabilir. Bu tip hastalar, sevinebilmediklerini, işe karşı eğilimlerinin azaldığını, kötü hadiselere karşı daha çok ilgi ve alaka gösterdiklerini belirtebilirler. Akşama doğru hastanın vaziyeti sanki normalleşir.

Ağır dereceli depresyon döneminde ise ruhî halin şiddetli kötüleşmesi ile birlikte onları keder ve ızdırap sarar. Hastaların dış görünüşünde yansıyan, düşkünlük, kederlilik (gemginlik), anksiyete, korku ve rahatsızlık hisleri teşhisi kolayca koydurur. Böyle şahıslar oldukça yavaş hareket eder, halsiz ve yorgun görünürler. Başlarını daima eğerek dururlar ve gözlerini bir noktaya dikerler. Derilerinin rengi, hatta saçları bile tabiî rengini yitirmiş gibidir. Fizikî ve psişik aktivasyon ileri derecede azalır. Sesleri hafif, monoton ve emosyonel vurgularını yitirmiş bir şekildedir. Çoğu zamanlar konuşmak dahi istemezler.

Bu aşamada vejetatif ve somatik belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Civardaki adamlara, tabiat manzaralarına, müzik melodilerine, hatta kendi çocuklarına karşı bedbin bir bakışla olumsuz değerlendirir, geleceğe ümitsizlikle bakar. Hastalar sık sık "Yüreğinde sanki taş bağlı', "Kalbim yas içinde", "Hiçbirşey beni mutlu etmiyor", "Ben artık hiçbir işe yaramam", "Yaşamakta hiçbir mana görmüyorum" şeklinde şikayetlenir, sızlanır.

Şizofreniye tutulmuş hastalardan farklı olarak bu tip hastalar iş yapabilme kabiliyetini ve fiziksel aktivitesini kaybettikleri için ızdırap çekmektedirler. Gelecek hayatları için korku ve anksiyete hissi onları terketmemektedir. "Ne çocuklarıma, ne de kendime bakabiliyorum", "iş görmeye gücüm kalmadı", "Ben de hiç can kalmadı", Ben de hayır kalmadı" diyen hastaların ızdırap geçirdikleri şüphe doğurmamaktadır. Depressif hal, bir kaide olarak, günün birinci yarısında güçlü, akşama yakın ise nisbeten zayıflar.
reaktif depresyon, endojen depresyon,melankolik depresyon, mevsimsel depresyon, gizli depresyon/ maskeli depresyon seklinde, renk renk, desen desendir.
kişinin ruhsal sağlığında yaşanan sorunlar bütünüdür. türk toplumunda " beş kardeş geliyo bak " çözümüyle halledildiği için pekte ciddiye alınmayan durumdur.

Depresyon tıpkı diğer hastalıklar gibi, örneğin kalp ya da mide ülseri gibi tıbbî bir durumdur. Klinik depresyon tıpkı diğer hastalıklar gibi genellikle benzer fakat kişiden kişiye de değişiklikler gösteren bir grup belirti ve bulgulardan oluşur.

Depresyonu olan herkeste bu belirtiler tümüyle ya da aynı şiddette olmayabilir. Eğer bir kişide aşağıda sıraladığımız bu belirtilerden dört ya da daha fazlası varsa, kişi kendi çabasıyla bu durumdan çıkamıyorsa ve belirtiler iki haftadan daha uzun bir süredir devam ediyorsa, bir psikiyatriste başvurması gereklidir.

Sürekli olarak üzgün ya da "boş" hissetme.

Umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk ya da değersizlik duyguları.

Madde kötüye kullanımı.

Halsizlik ya da günlük işlere karşı ilgide, cinsel istekte azalma.

iştah ve uyku düzeninde bozulma.

Sinirlilik, kolayca ağlama, kaygı ve korkular.

Konsantrasyonda azalma, unutkanlık ve karar vermekte güçlük.

intihar düşünceleri, intihar planı ya da girişimi.

Uzun süreli, tedaviye yanıt vermeyen bedensel şikayetler, ağrılar.

Diğer hastalıklar gibi klinik depresyonunda da özgül bir fizyolojik mekanizması vardır. Depresyonun umut verici yanı tedavi edilebilir olmasıdır. Fakat talihsiz yönü ise, depresyonda olan kişilerin çoğunun tıbbi yardım almayı düşünememeleri ve bunun sonucunda da büyük biracı çekmeleridir. *
hiçbir sebep yokken insanı kahreden, eve kapatan ve insanlardan uzaklaştıran aptal psikolojik bozukluk.
insanlığın çoğu zaman kendine bir kaçış bahanesi olarak kullandığı, bazen haklı olabilirler mi acaba dediğim bazen de hastkr ordan dediğim durumdur.

+ ahmet, hadi langırda gidelim!
- yok olm ben gelemem şimdi, depresyondayım.
+ hıııı... Abi depresyon ne? ya pardon, yani ben... bilm...
- ya ihsan olm ne orjinal adamsın yaaa! Depresyon demek, langırd oynamak istemiyorum demek!
+ heeeeeeee, tamam.
Bazı kimyasalların eksik olma durumudur, vitamin eksikliği, yetersiz beslenme gibi bir sorundur. Tamamen ve sadece kimyasallar yollarla önüne geçilebilir.*
(bkz: antidepresanlar)
depresyon bir sebebe bağlı olarak VEYA olmayarak beyindeki seratonin hormonlarının keyifsizlik, travma, psikolojik veya biyolojik faktörlere bağlı olarak azalması ve bu yüzden sürekli devam eden ilgisizlik isteksizlikle birlikte seyreden mutsuzluk, intihar düşünceleri gibi hayattan kopma belirtilerinin gösterilmesiyle tanımlanabilir.Şiddeti minör veya majör, yani çoktan aza kadar seyredebilir. tıpkı nezle, grip, zatüre gibi..
(bkz: lost control)
Depresyon nedir?

Depresyonun tarifini, kendini ele veren, genel verilerinden yola çıkarak yapabiliriz. Bunları, maddeler halinde sıralayalım:

1. Hoşlandığınız şeylerde azalma ve ilgi kaybı.

2. Kendini üzgün, hüzünlü hissetme, keyfi yerinde olmama durumu.

3. Kiloda azalma ya da artışlar.

4. Uyku bozukluğu ya da aşırı uyku.

5. Sıkıntı, huzursuz olma, yerinde duramama, kararsızlık.

6. Kendini yetersiz, değersiz, suç işlemiş gibi hissetme.

7. Dikkat, düşünce konsantrasyonunda azalma.

8. Enerjide azalma, yaşlanıyor olma hissi, çalışma güç ve ve­riminde düşüşler.

9. Tekrarlayan ölüm düşünceleri.

10. Cinsel ilgide değişme.

Yukarıdaki belirtilerden 2-3 tanesine iki haftadır sahipseniz; depresyonun klinik ölçütlerine göre tedaviniz gerekmektedir
depresyondan sıyrılmak kişinin kendi elindedir. antidepresanları alıp günlerce uyumak işin kolayıdır, dik durmak gerekir. gerçekten ama gerçekten şu hayattaki hiçbirşey içindepresyona girmeye değmez.

(bkz: life goes on)
can sıkıntısından girip çıkıp yemek yeme, her dakika el yıkama, tek noktaya bakma ve dalıp gitme.
- Bu hafta altı kredilik dersten sınavım var.
- hastayım çalışamıyorum
- arkadaşlarımdan ses seda yok
- çok yalnızım
- sözlükte ben butonum göçmüş.
kendini hayatin icinde ise yaramaz olarak bir halta yaramaz olarak gormektir . gozyaslarinizi icinize aktirsiniz. bir yer var biliyorsunuzdur duyuyorsunuz. fakat sıkıntılar o kadar icinizi sıkar ki artık kendinizi sıkıntı atesi ile yanan bir gereksiz insan olarak gorursunuz. ictiginiz sigaranizin, yediginiz yemegin, içtiğiniz suyun tadı bile yoktur. kalabaliklar icinde kendinizi damgalanmis hissedersiniz. ne kadar cırpınırsanız cırpının bogazınıza kadar boka batarsınız. sabah kalktıgınızda aynada gordugunuz surata dayanamazsınız. tras olmayı bırakırsınız. odanız ise viranelige doner. ucuca eklediginiz sigaralar sayesinde perdeler kirli bir sari renge doner. diri diri topraga gomulmusunuzdur. kelimeler kıfayetsizdir artik. artik yasayan bir ölüsünüzdür. gunler ayları kovalar aylar yılları ve bir gun odanızda zaman oldurup hazin hazin dusunurken bir mucize olur gunes acar artik o kelek gunler bitmistir. hayatinizda tam the end olurken hayat bacaklariniza gul gibi bacaklariniza sarilar. gecmiste kalmistir o gunler. gonlunuz yeter yeter artik diye feryat ederken sigaranin, yemegin ve ickinin tadina varirsiniz. o kotu gunleri eski bir gomlek gibi burusturup atarsiniz. artik o gunleri bir kosede unutulmus corap gibi gorursunuz. aci biter. baki kalan bu gök kubbede silik anılar olur sadece...
"Depresyon aslında bir duygu durumudur. Hastalık olarak depresyon ise bu duygu durumunun normalden uzun sürmesi, normalden şiddetli olarak devam etmesi halidir. Birçok kişi kendisini hayatın belli bir bölümünde depresif hissedebilir. Ama doktorların kullandığı terim olarak depresyon; normalde hissettiğimiz üzüntü, sessizlik, keyifsizlik gibi duyguların olağandan uzun sürmesi, şiddetli olması ve hayatımızı aksatmasıdır. Her üzgün ve her kızgın kişi depresyonda değildir. Burada bir ayrım vardır. Herkes bir yakınının veya işinin kaybı sonucu belirli bir üzüntü ve yas hali yaşayabilir. Ancak bu durumun uzun sürmesi ve süreklilik kazanması ayrıca ortada bir neden yokken başlaması gibi ölçüler bize depresyonu çağrıştırır." (Prof. Dr. Yankı Yazgan)
(bkz: depresyon belirtileri)
bir gün ansızın insanın içine yerleşen ve ruhunu sömürüp bir türlü bırakmayan çekilmez rahatsızlık.
ne güneşli bir havanın, ne sıcacık bir gülücüğün unutturabildiği, deliliğe adım adım götüren, komplekslerle doldurandır.
yasanmis kimi aci olaylarin insanlar üzerinde biraktigi piskolojik rahatsizlik. sürekli uyuma, yemek yeme istegi belirtisi sayilabilir kimi bünyede. kadinlarda daha çok saç rengini degistirme ve saç kestirme olarakta yansiyabilir.
Belirtileri:
1-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissetme hali).
2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler,hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).

3-Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 'inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.

4-Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.

5-Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik,hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)

6-Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.

7-Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.

8-Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara,okunan şeylere,izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.

9-Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
alıntıdır.
(bkz: dibe vurmak)
(bkz: majör depresif epizod)
sürekli uyumak isteme hali.
hayatta sadece sigaradan zevk alma, dünyayı verseler umurumda olmaz tavrı takınma halidir bazen.

(bkz: allah düşmanıma vermesin)
bunalıma giren insanların tercih ettiği yaşam tarzı.
ağlamak, sıkıntılı olmak, kendini gereksiz değersiz bulmak, halini idrak edememek, acıların çocuğu olmak.
1- maden ocagi, galeri, kuyu ve borularda havanin bir yerden baska bir yere akisini saglayan kuvvet. Ocak havalandirmastnda ocaga verilen havanin basinci dusuk oldugundan ve genel olarak 1/10 atmosfere kadar olan hava basinci mm su sutunu (tazyigin metrik birimi) olarak ifade edildiginden, depresyon m2 alana gelen mm/su sutunu veya kg/m2 birimleri ile (1at = 1 kg/cm2= 10.000 mm su sutunu = 736,5 mm civa sutunu) olculur.

2- Ekonomideki is cevrimleri asamalarından biridir. Bu asamalar; depresyon (cokuntu), canlanma (toparlanma), boom (asiri canlanma) ve regresyon (gerileme)den olusur. Depresyon evresinde ekonomide istihdam en dusuk noktadadir. talep tam istihdam ve uretim duzeyinin altındadır. kullanilmayan uretim kapasitesi yuksek duzeydedir. fiyatların genellikle dustugu gorulur, kar oranlari dusuktur. bu yuzden yatirimlar hemen hemen durur.
hayatı zehir eden tatsız rahatsızlık. psikolojinin, geçmiş ve geleceğin çatışması sebebiyle dağılmasıdır. gelecek kaygısının geçmişin güzel anılarına baskı yaparak insanın sabrını ve iradesini yenmesidir. tabi insanların düşüncesizliğinden dolayı oluşan aşırı güvensizlik de, kişiyi depresyona sokabilir.
hayattan zevk alamama, farkedilecek şekilde kilo kaybı ya da alımı, sosyal ortamdan uzaklaşma isteği, aşırı yorgunluk, halsizlik, uyku düzeninde bozukluk, Umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk ya da değersizlik duyguları, sorulan sorulara net cevap verememe, kolayca ağlama, unutkanlık ve ileri derecede olanlarında intihar eğilimleri gösteren ruhsal bir rahatsızlık. en iyi verim ilaçlarla alınır. majör depresyon ve manik depresyon olmak üzere 2ye ayrılır. majör depresyon(klinik depresyon) tedavi edilebilir. majör depresif olan kişi kendini yalnız hisseder. Depresyondaki çoğu kişi gerginlik, sinirlilik, sabırsızlık öfke patlamaları yaşar.

bir de bunların manik olanları vardır ki bunlar bipolardır. bu hastalığa yakalanmış olan kişide aşırı iniş çıkışlı ruh hali, düşünce,enerji ve davranışlarda aşırı değişiklikler görülür.
çok girilesi birşeydir özellikle 15-25 yaşları arasında etkinlik gösterir. tabi o yaşlardan sonraki kısmı bunalıma girer yaşlılık dan bunalanlar.
haplarla tedavi edildiği sanılır ancak en küçük olaya bile böööööööööğ die ağlamayı sağlayan garip bi haldir

(bkz: salya sümük ağlayan kızlar)
yaşanılan bir veya birkaç olay yüzünden beynin kimyasal dengesi bozulur. dopamin ve seratonin maddesi ya bozulur ya da az salgılanır. kendinize güveniyorsanız ilaca başvurmamalısınız. ilaçların etkisi uzun sürede zuhur eder ama yan etkileri daha ilk günlerde yakanıza yapışır. sıkıcı ortamlardan kaçınılmalı, neşeli insanlarla zaman geçirilmelidir. bir miktar spor da depresyona iyi gelebilir. kendinizi işinize vermeli,zihninizi sürekli başka şeylerle meşgul etmelisiniz. ilaç olarakta tavsiye edilecek en etkilileri;

(bkz: cipralex)
(bkz: remeron)
(bkz: zyprexa)
'dır.
(bkz: relaxol)
(bkz: atarax)
depresif bir hal.