bugün
- masa5
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- bir ilişkiyi kim yönetir17
- sandalye8
- velvet48
- pandela 319
- iblis3
- kürt hareketinin devşirme olması15
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen4
- en gıcık olunan insan davranışı4
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek5
- aleyna tilki5
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- yapsam yaptım derim3
- ciguli kral16
- yeni sevgiliden beklentiler2
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- sikişirken hüzünlenmek4
- amedspor12
- elektriği ödeyen adam7
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- mony tontana11
- dimes'in 2026 yılında murat 124 hediye etmesi2
- brokoli3
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- memduh bashgan9
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı3
- fondöten sürmek3
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- bik bik kaç yaşında10
- deniz göktaş34
- samsung3
- ahtapot yemek9
- xiaomi redmi a32
- yürüyüş flörtü9
- 2026 dünya kupası33
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- evde kalmış kız kurusu7
- sokuk yazarlar3
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- taksim delisi cenk4
- ümraniye de erkeğin iffetiyle oynayan kadın2
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- sikmek icin entry ni beğendi6
- sözlükte kavga olacak hissi5
- kemal kılıçdaroğlu20
- m r e r e c t o4
şahin lerin torpido gözündeki çatlak olayını kıskandığından ferrarisindeki torpidoyu çatlatan insan.
(bkz: alkışlarla yaşıyorum)
hepimiz Allah'ın bir cool'uyuz espirisinden sonra o kelimeyide o adamıda görmek istememek..
Hepimizle eğlenen yazardır. Yine de bunu sadece eğlence için değil, bir şekilde "popüler" olma kaygısı, isteği olduğunu düşündürüyor. Lise' de ki en güzel kıza herkes kaşar der, ama en güzeli, en popüleri odur. Onun stiliyle dikkat çekme çabası içerisinde sanırım. Olsundur.
Çizmeye çalıştığı "cool adam" karakterinin imajı "kral olmak için herşeye sahip, fakat bir krallığı yok." imajıdır.
Çizmeye çalıştığı "cool adam" karakterinin imajı "kral olmak için herşeye sahip, fakat bir krallığı yok." imajıdır.
o da birgün büyüyecek tıpış tıpış yürüyecek.
vakti zamanında yaşıtları commodore 64 ile oynarken, babası onun için paraya kıyıp, dünyadaki ilk ve tek ''commodore 65''i yaptırmıştır.
kapitalist sistemin bize hediye ettiği(!) bir $ey, nesne.
olunca iyi oluyor da işte olmayınca böyle olunuyor demek ki. sırf bu adam yüzünden komünizm taraftarı olmaya karar vericem bir gün.
(bkz: cool adam ın komünist olma ihtimali)
olunca iyi oluyor da işte olmayınca böyle olunuyor demek ki. sırf bu adam yüzünden komünizm taraftarı olmaya karar vericem bir gün.
(bkz: cool adam ın komünist olma ihtimali)
allahı para ve türevi ekonomik faydalar olan bir insanın aslında ironik olarak bütün bunların ne kadar geçersiz ve anlamsız olduğunu farklı bir şekilde anlatmak istemesi olasılığından yola çıkılarak türetilmiş bir ihtimal. bence yüksek de bi ihtimal, cool adamı en yakın zamanda marksist ideolojisi ve bilgileri ışığında sözlükte mülkiyet hayalleri peşinde ağlayan taze gençlerimizi doğru yola getirmek üzere artık kendisi olmaya davet etmekle birlikte varsa birkaç dolar da borç para istiyoruz. borç ama.
KOMÜNiZM SATIN ALINACAK BiR ŞEY OLMADIĞINDAN iMKAN DAHiLiNDE DEĞiLDiR.
herkesin örnek alması gereken, acı dolu bir öyküdür bu. çocuklukta çekilen acıların büyüdüğünde yüzüne vurmasıdır. ağladığında akan her göz yaşında, o küçük çocuğu görmektir.
1982 yılında, güneş gibi doğmuşum istanbul'un kucağına. babam ve annemin ilk çocuğu, babannemin tek torunu olmuşum. tüm akrabalara keyif içerisinde göstermişler asil çehremi, her gören akrabamın dibi düşmüş. vaay be! demekten kimse kendi alıkoyamıyormuş. o derece asil bir bebekmişim, göbek bağım bile altındanmış, kesmek için kuyumcu çağırmışlar.
küçük cool, doğumunun 8. ayında ilk kelimesini söylemiş. söylediği ilk kelime tabii ki hayatta en çok değer verdiği şey olan 'para' imiş. para dediğimi duyan babam beni tuttuğu gibi, banka müdürlerine götürmüş. işte geleceğin para babası diyerek tüm bankaları dolaştırmış teker teker. her gördüğüme para diyerek tekrar tekrar geliştirmişim bünyemi, sonraki kelimelerim ise para makinası, para babası, dolar, altın, gümüş, mark falan olmuş. en sevdiğim oyuncağın adını bile benjamin koymuşum. o derece bağımlısı olmuşum paranın.
hatırladığım anılarıma yaklaştıkça şuan bile büyüdüğüme lanet ediyorum, 5 yaşındaki halimi hatırlıyorum da şimdi..
komşunun kızını odama çekmiş, evlenme bahanesi ile oracıkta doktorculuk oynatmıştım. asil bünyem ile nabzını yokladığım ilk kız şuan evli ve 3 çocuk sahibi. ne zaman onu görsem o günlere gider, umarsızca kalbini dinlemek isterim. elimi sürdüğünde o hızlanan kalbini hiç unutamam onun.
bu arada 7 yaşına gelen cool bünyem, ilkokula başlamak için hazır mı hazırdı. sınıfın en çalışkanı, kızların tek aşkıydım. ilkokul yılları müthişti benim için. sınıfa öğretmenden sonra girer, öğretmen de dahil herkesin ayağa kalkmasını sağlardım. o derece afilliyim okulda. müdür bile çekinirdi umarsız gölgemden.
ama hep böyle değildi işte coolun hayatı, bazen aile kavgalarından beyni duruyordu. annesi ile babası birbirine kızıp evdeki hizmetçiyi döverlerken acı içinde gülüyordu cool adam.
annem ile babamın kavgaları da hep benim yüzümden çıkardı. annem benim çok iyi bir insan olmamı, herkese yardım etmemi söyler babam ise herkesi dışlamamı kendimin patronu olmamı isterdi. şuan ikisinin karşımı gibiyim, sayelerinde şu yaşımda bile çift kişiliğimden kurtulamadım. yeri gelince çok iyi insan olan şu bünyem, yeri geldi mi gaddar ve acımasız bir insana dönüşüveriyor, durduramıyorum.
babamın baskıları bunlarla sınırlı değildi tabii, sürekli pahalı şeyler alarak sınıftaki çocukları özendirmemi, mahallenin çocuklarına hava atmamı istiyordu. ne derse yapıyordum, tüm çocukların pipilerini uamrsızca şişirip, özenti olmalarını sağlıyordum. yaptıklarımın sınırı yoktu. çocuklar taso oynarken ben gidip pokemonun kendisini getiriyordum, kumdan ev yaptıklarında, ben malikane yapıyordum. onlar saklambaç oynadıkça ben video oyunları, onlar trencilik oynadıkça ben orjinal trenimi sürüyordum. akıl alır şeyler değildi.
ama o bayram günlerinde ailelerinde yaşanan sıcaklık hiç bizim evde olmuyordu. o bir çikolataya sevinen bünyeleri neden bende yoktu? beş kuruş için kapı kapı dolaşan ve alınca dünyanın en zenginiymiş gibi sevinen çocuk olmak benim de hakkım değil miydi?
neyse, bu huyum çocuklukla sınırlı kalmadı tabii, liseye başladığımda bile devam etti. o ergenliğin verdiği azgınlıkla yanan liseli tayfasına o yaşta ilişkiye girdiğim kadınlar ile çektiğim videoları gösteriyor, hepsini deli gibi kıskandırıyordum. onlar kız arkadaşı ile sinemaya zar zor giderken ben sinema kapatıyor, umarsızca yiyişiyordum. onların yedikleri en pahalı şey simit ve çayken ben pizzacıda sınır tanımıyordum.
babamı dinleyen bünyem deli gibi kötüleşmiş, insan olmaktan çıkmıştı. artık annem ne derse desin böyle kalacaktım. ama bazen çok hoşuma giden bu tür şeyler, gün geliyor beni ağlatıyordu. gece yorganın altına girdiğimde aldattığım kızların bana bakarak ağlayışlarını düşünüyor, içten içe yanıyordum. tanrım ben ne yapıyordum?
20 yaşıma geldiğimde isviçre'de eğitim görmeye gittim, sıkılınca geri geldim. o ülke senin bu ülke benim gezen bünyemle 42 ülke dolaşarak kendi çapımda rekor kırmıştım. babamın bana doğum günü hediyesiydi bu, tam 42 ülkeyi dolaştırmıştı.
hayatlarında gittikleri en uzak yer hakkari olan arkadaşlarıma bu resimleri gösteriyor, eyfel kulesini gören arkadaşlarımdan bazıları, oraya gitmek için içime bile alırdım onu diyorlardı. o derece özeniyorlardı.
25 yaşına geldiğimde ise artık babamın işini devralmış, lanet bir patron olmuştum. işçilerime değil haftasonu, bayramda bile izin vermiyordum. istemeyen çalışmasın diyerek kendime bağımlı bırakıyordum. hala da yapıyorum bunu. ne zaman yavaşlayan bir işçi görsem işten atıyor, tazminatını verip yalandan senet imzalatıyor, kendime borçlu bırakıyordum. sonra evine gidip vermiş olduğum tazminatı aynen geri alıyordum. bunun gibi akıl almaz şeyler beni insanlıktan tam çıkarırken birden kalbime o melek giriyor gidip o hakkını yediğim işçiyi işe geri alıp tazminat manyağı yapıyordum. hatta bununla yetinmeyip usta başılığa kadar yükseltiyordum umarsız kariyerini.
şimdi 28 yaşındayım ve yaptıklarımdan bazen pişmanım, özellikle sevgililerime yaptıklarımdan... ama bazen de oh be iyiki zenginim diyorum, böylelikle özgürlükte sınır tanımıyor, her istediğimi yapabiliyorum. ama bu çift karakter durumu beni delirtecek noktaya bile gelebiliyor bazen, işte bu anda keşke ayrı ayrı çıkmasınız da birleşip içimde kalsanız diyorum. hem zengin hem de iyilik sever olup herkese yardım eli uzatmak istiyorum. lakin yapmıyor, yapmak istiyor ama yapamıyorum.
cool adam ın ibretlik yaşam öyküsünü okudunuz, yakında bizzat yöneteceğim film ile karşınıza gelecek bu dramı...
1982 yılında, güneş gibi doğmuşum istanbul'un kucağına. babam ve annemin ilk çocuğu, babannemin tek torunu olmuşum. tüm akrabalara keyif içerisinde göstermişler asil çehremi, her gören akrabamın dibi düşmüş. vaay be! demekten kimse kendi alıkoyamıyormuş. o derece asil bir bebekmişim, göbek bağım bile altındanmış, kesmek için kuyumcu çağırmışlar.
küçük cool, doğumunun 8. ayında ilk kelimesini söylemiş. söylediği ilk kelime tabii ki hayatta en çok değer verdiği şey olan 'para' imiş. para dediğimi duyan babam beni tuttuğu gibi, banka müdürlerine götürmüş. işte geleceğin para babası diyerek tüm bankaları dolaştırmış teker teker. her gördüğüme para diyerek tekrar tekrar geliştirmişim bünyemi, sonraki kelimelerim ise para makinası, para babası, dolar, altın, gümüş, mark falan olmuş. en sevdiğim oyuncağın adını bile benjamin koymuşum. o derece bağımlısı olmuşum paranın.
hatırladığım anılarıma yaklaştıkça şuan bile büyüdüğüme lanet ediyorum, 5 yaşındaki halimi hatırlıyorum da şimdi..
komşunun kızını odama çekmiş, evlenme bahanesi ile oracıkta doktorculuk oynatmıştım. asil bünyem ile nabzını yokladığım ilk kız şuan evli ve 3 çocuk sahibi. ne zaman onu görsem o günlere gider, umarsızca kalbini dinlemek isterim. elimi sürdüğünde o hızlanan kalbini hiç unutamam onun.
bu arada 7 yaşına gelen cool bünyem, ilkokula başlamak için hazır mı hazırdı. sınıfın en çalışkanı, kızların tek aşkıydım. ilkokul yılları müthişti benim için. sınıfa öğretmenden sonra girer, öğretmen de dahil herkesin ayağa kalkmasını sağlardım. o derece afilliyim okulda. müdür bile çekinirdi umarsız gölgemden.
ama hep böyle değildi işte coolun hayatı, bazen aile kavgalarından beyni duruyordu. annesi ile babası birbirine kızıp evdeki hizmetçiyi döverlerken acı içinde gülüyordu cool adam.
annem ile babamın kavgaları da hep benim yüzümden çıkardı. annem benim çok iyi bir insan olmamı, herkese yardım etmemi söyler babam ise herkesi dışlamamı kendimin patronu olmamı isterdi. şuan ikisinin karşımı gibiyim, sayelerinde şu yaşımda bile çift kişiliğimden kurtulamadım. yeri gelince çok iyi insan olan şu bünyem, yeri geldi mi gaddar ve acımasız bir insana dönüşüveriyor, durduramıyorum.
babamın baskıları bunlarla sınırlı değildi tabii, sürekli pahalı şeyler alarak sınıftaki çocukları özendirmemi, mahallenin çocuklarına hava atmamı istiyordu. ne derse yapıyordum, tüm çocukların pipilerini uamrsızca şişirip, özenti olmalarını sağlıyordum. yaptıklarımın sınırı yoktu. çocuklar taso oynarken ben gidip pokemonun kendisini getiriyordum, kumdan ev yaptıklarında, ben malikane yapıyordum. onlar saklambaç oynadıkça ben video oyunları, onlar trencilik oynadıkça ben orjinal trenimi sürüyordum. akıl alır şeyler değildi.
ama o bayram günlerinde ailelerinde yaşanan sıcaklık hiç bizim evde olmuyordu. o bir çikolataya sevinen bünyeleri neden bende yoktu? beş kuruş için kapı kapı dolaşan ve alınca dünyanın en zenginiymiş gibi sevinen çocuk olmak benim de hakkım değil miydi?
neyse, bu huyum çocuklukla sınırlı kalmadı tabii, liseye başladığımda bile devam etti. o ergenliğin verdiği azgınlıkla yanan liseli tayfasına o yaşta ilişkiye girdiğim kadınlar ile çektiğim videoları gösteriyor, hepsini deli gibi kıskandırıyordum. onlar kız arkadaşı ile sinemaya zar zor giderken ben sinema kapatıyor, umarsızca yiyişiyordum. onların yedikleri en pahalı şey simit ve çayken ben pizzacıda sınır tanımıyordum.
babamı dinleyen bünyem deli gibi kötüleşmiş, insan olmaktan çıkmıştı. artık annem ne derse desin böyle kalacaktım. ama bazen çok hoşuma giden bu tür şeyler, gün geliyor beni ağlatıyordu. gece yorganın altına girdiğimde aldattığım kızların bana bakarak ağlayışlarını düşünüyor, içten içe yanıyordum. tanrım ben ne yapıyordum?
20 yaşıma geldiğimde isviçre'de eğitim görmeye gittim, sıkılınca geri geldim. o ülke senin bu ülke benim gezen bünyemle 42 ülke dolaşarak kendi çapımda rekor kırmıştım. babamın bana doğum günü hediyesiydi bu, tam 42 ülkeyi dolaştırmıştı.
hayatlarında gittikleri en uzak yer hakkari olan arkadaşlarıma bu resimleri gösteriyor, eyfel kulesini gören arkadaşlarımdan bazıları, oraya gitmek için içime bile alırdım onu diyorlardı. o derece özeniyorlardı.
25 yaşına geldiğimde ise artık babamın işini devralmış, lanet bir patron olmuştum. işçilerime değil haftasonu, bayramda bile izin vermiyordum. istemeyen çalışmasın diyerek kendime bağımlı bırakıyordum. hala da yapıyorum bunu. ne zaman yavaşlayan bir işçi görsem işten atıyor, tazminatını verip yalandan senet imzalatıyor, kendime borçlu bırakıyordum. sonra evine gidip vermiş olduğum tazminatı aynen geri alıyordum. bunun gibi akıl almaz şeyler beni insanlıktan tam çıkarırken birden kalbime o melek giriyor gidip o hakkını yediğim işçiyi işe geri alıp tazminat manyağı yapıyordum. hatta bununla yetinmeyip usta başılığa kadar yükseltiyordum umarsız kariyerini.
şimdi 28 yaşındayım ve yaptıklarımdan bazen pişmanım, özellikle sevgililerime yaptıklarımdan... ama bazen de oh be iyiki zenginim diyorum, böylelikle özgürlükte sınır tanımıyor, her istediğimi yapabiliyorum. ama bu çift karakter durumu beni delirtecek noktaya bile gelebiliyor bazen, işte bu anda keşke ayrı ayrı çıkmasınız da birleşip içimde kalsanız diyorum. hem zengin hem de iyilik sever olup herkese yardım eli uzatmak istiyorum. lakin yapmıyor, yapmak istiyor ama yapamıyorum.
cool adam ın ibretlik yaşam öyküsünü okudunuz, yakında bizzat yöneteceğim film ile karşınıza gelecek bu dramı...
kesinlikle ibret alınmalı. maazallah sonunuz böyle olur en sonunda allah korusun.
dünyevi zevk ve hevesler kabrin kapısına kadardır.. *
(bkz: be cool ol yaa)
kendine güveninin ağırlığıyla gemisini batıran kaptandır..
coming soon:
(bkz: küçükken piçtim büyüdüm ibne oldum)
(bkz: küçükken piçtim büyüdüm ibne oldum)
+ küçük cool'un topu bir gün evlerinin yakınındaki koruluğa kaçmıştı...
şeklinde başlar. gerisini yazmaya elim de dilim de varmıyor. çok acaip acıklı.
şeklinde başlar. gerisini yazmaya elim de dilim de varmıyor. çok acaip acıklı.
parayı çok sevdiğini söylemiş. parası neyse veriyim de bi defol git sözlükten denmelidir.
- cool bir gün çok zengin olma isteğiyle vücudunu satmaya başladı. bütün zengin kadınlar, matmazeller, düşeşler onunla birlikte olmak için milyonlar saymaya başladılar. ünü bütün avrupa da yayılmaya başladı..
ancak cool yılmadı, hep daha fazlasını istedi, artık erkeklerle de birlikte olmaya başlamıştı. üstelik kadınlara göre daha fazla para kazanıyordu. mutluydu, artık çok parası vardı.
ama cool yine tatmin olmadı, hep daha fazlasını istiyordu. en sonunda kendini becerip kendisine tonlarca para ödemeye başladı. bu şekilde servetini sürekli katladı. yaptığı en iyi şey buydu çünkü, sürekli bu şekilde para kazanıyor, gece gündüz çalışıyordu. emeğinin karışılığını ilerde alacaktı, alnında emeğin damla damla düşen parçaları görülüyordu.
evet, artık küçük cool büyümüş, cool adam olmuştu. mutluydu, çok parası vardı. ancak o hiçbir zaman parasıyla övünmedi, hep arkasındaki gençlere örnek bir iş anlayışı ve niteliğinde ısrar etti. şu an binlerce gencimize bu acıklı hikayesiyle "ibretlik ve örnek alınası" yaşamıyla örnek olmakta, gurur duymaktadır..
ancak cool yılmadı, hep daha fazlasını istedi, artık erkeklerle de birlikte olmaya başlamıştı. üstelik kadınlara göre daha fazla para kazanıyordu. mutluydu, artık çok parası vardı.
ama cool yine tatmin olmadı, hep daha fazlasını istiyordu. en sonunda kendini becerip kendisine tonlarca para ödemeye başladı. bu şekilde servetini sürekli katladı. yaptığı en iyi şey buydu çünkü, sürekli bu şekilde para kazanıyor, gece gündüz çalışıyordu. emeğinin karışılığını ilerde alacaktı, alnında emeğin damla damla düşen parçaları görülüyordu.
evet, artık küçük cool büyümüş, cool adam olmuştu. mutluydu, çok parası vardı. ancak o hiçbir zaman parasıyla övünmedi, hep arkasındaki gençlere örnek bir iş anlayışı ve niteliğinde ısrar etti. şu an binlerce gencimize bu acıklı hikayesiyle "ibretlik ve örnek alınası" yaşamıyla örnek olmakta, gurur duymaktadır..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar