bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- ütü13
- çay içen kız10
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- taşaklardan birinin kayıp olması3
- erdal beşikçioğlu8
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- kalem4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- düşün ki o bunu okuyor5
- yerinde dur3
- çaya şeker atan erkek5
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
- selam sözlük2
- akraba evliliği2
- yıkık yazarlar4
- doa otomatı3
- uludağ sözlük çeteleri9
- latte içen erkek4
- anın fotoğrafı14
- patates kızartması4
- ona bir şey söyle13
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- köpektapar2
- en boktan on yıl7
- bik bik bik bik bik bik diye öten horoz2
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- en gey özelliğiniz3
- gocu bak bi5
- ayrılık8
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- siyah2
- galatasaray5
- iq düşüren şeyler3
- aylık 425 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlü kızları cinsel ihtiyacını nasıl karşılıyor3
- galatasaray 3 rennes 32
- gocu ben gocu2
- manifest grubu2
- canım adanalım2
ötücü bir kuş.
turkce bir internet arama motoruna verilebilecek en guzel isim.
Divan edebiyatının vazgeçilmez parçası...
Nedim'in mezar taşında şu beyit yazılıdır:
Ey Nedîm ey bülbül-i şeydâ niçin hâmuşsun
Sende evvel çok nevâlar güft ü gûlar var idi
Nedim'in mezar taşında şu beyit yazılıdır:
Ey Nedîm ey bülbül-i şeydâ niçin hâmuşsun
Sende evvel çok nevâlar güft ü gûlar var idi
Mehmet Akif Ersoy'un şiiri;
Bütün dünyaya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım:
Nihayet bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
Şehirden çıkmak isterken sular zaten kararmıştı;
Pek ıssız bir karanlık sonradan vadiyi sarmıştı.
Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmiş lâl...
Bu istiğrakı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl.
Muhitin hali "insaniyet"in timsalidir sandım;
Dönüp maziye tırmandım, ne hicranlar, neler andım!
Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryad.
O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu:
Ki vadiden bütün, yer yer, eninler çağlayıp durdu.
Ne muhrik nağmeler, ya Rab, ne mevcamevc demlerdi:
Ağaçlar, taşlar ürpermişti, güya Sur-ı mahşerdi!
-Eşin var âşiyanın var, baharın var ki beklerdin.
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüt tahta kondun, bir semavi saltanat kurdun,
Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun!
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin hânumânın şen, için şen, kâinatın şen!
Hazansız bir zemin isterse, şayet ruh-ı serbâzın,
Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-ı pervâzın.
Değil bir kayda, sığmazsın kanatlandın mı eb'ada
Hayatın en muhayyel gayedir âhrara dünyada.
Neden öyleyse matemlerle eyyâmın perişandır,
Niçin bir katrecik göğsünde bir umman huruşandır?
Hayır matem senin hakkın değil, matem benim hakkım;
Asırlar var ki aydınlık nedir hiç bilmez afakım.
Teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda
Bugün bir hanumansız serseriyim öz diyarımda.
Ne hüsrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
Serapa Garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
Hayalimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
Salahaddin-i Eyyubi'lerin, Fatih'lerin yurdu.
Ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde Osman'ın;
Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ'nın!
Ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
Çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden Yıldırım Hân'ın;
Şenâatlerle çiğnensin muazzam Kabri Orhan'ın!
Ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
Yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, islâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!
[Safahât, yedinci kitap]
Bütün dünyaya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım:
Nihayet bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
Şehirden çıkmak isterken sular zaten kararmıştı;
Pek ıssız bir karanlık sonradan vadiyi sarmıştı.
Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmiş lâl...
Bu istiğrakı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl.
Muhitin hali "insaniyet"in timsalidir sandım;
Dönüp maziye tırmandım, ne hicranlar, neler andım!
Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryad.
O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu:
Ki vadiden bütün, yer yer, eninler çağlayıp durdu.
Ne muhrik nağmeler, ya Rab, ne mevcamevc demlerdi:
Ağaçlar, taşlar ürpermişti, güya Sur-ı mahşerdi!
-Eşin var âşiyanın var, baharın var ki beklerdin.
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüt tahta kondun, bir semavi saltanat kurdun,
Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun!
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin hânumânın şen, için şen, kâinatın şen!
Hazansız bir zemin isterse, şayet ruh-ı serbâzın,
Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-ı pervâzın.
Değil bir kayda, sığmazsın kanatlandın mı eb'ada
Hayatın en muhayyel gayedir âhrara dünyada.
Neden öyleyse matemlerle eyyâmın perişandır,
Niçin bir katrecik göğsünde bir umman huruşandır?
Hayır matem senin hakkın değil, matem benim hakkım;
Asırlar var ki aydınlık nedir hiç bilmez afakım.
Teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda
Bugün bir hanumansız serseriyim öz diyarımda.
Ne hüsrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
Serapa Garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
Hayalimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
Salahaddin-i Eyyubi'lerin, Fatih'lerin yurdu.
Ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde Osman'ın;
Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ'nın!
Ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
Çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden Yıldırım Hân'ın;
Şenâatlerle çiğnensin muazzam Kabri Orhan'ın!
Ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
Yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, islâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!
[Safahât, yedinci kitap]
üstad akif' in, bursa' nın işgali üzerine yazdığı bir feryat şiiri.
sinekkapangiller (Muscicapidae) familyasından sesinin güzelliği ile ün kazanmış olan ötücü kuş türü.
sevgilisine aşk sarkıları söyleyen kuş.
gülün rengini kanından aldığı düşünülen ve güle aşık olan kuş. Pembemsi gül, kendisine aşık olan bülbülün kalbine dikenini batırmış ve sabaha kadar kanını emerek pembelikten çıkıp kıpkırmızı, mükemmel bir gül haline geldiği rivayet edilir.
(bkz: gül)
en guzel sesli kustur.
güle baktıkça yüregi çırpınandır.
bursa nın yunanlılar tarafından işgal edildiğini öğrenen mehmet akif'in bu olaydan duyduğu derin üzüntüyü dile getirdiği şiiridir. bir haykırıştır. şiir boyunca bülbüle seslenilir. aslında bülbuül bir simgedir.
mehmet akif, kendi feryadını bülbülün feryadı ile özdeşleştirir. seninki de birşey mi benim acımın, üzüntümün yanında der.
mehmet akif, kendi feryadını bülbülün feryadı ile özdeşleştirir. seninki de birşey mi benim acımın, üzüntümün yanında der.
amerika kıtasında bulunmayan kuştur. ingilizcesi "nightengale"'dir.
(bkz: bülbül)
Güle vurgundur, dikenlerinin onu öldüreceğine bilse de vurgundur işte.
bir çok insanın adını bilip de bir türlü görmeye nail olamadığı güzel sesli bir kuş türüdür.
altın kafese koyulduğunda dile gelip ille de vatanım deyip gurbet türküleri söyleyen "Luscinia megarhynchos" kuşu.
görsel
bir de Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin güzel bir vecizesinde geçer;
* Kargalar gülistanı işgal ettiklerinde bülbüller siner ve susar.
görsel
bir de Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin güzel bir vecizesinde geçer;
* Kargalar gülistanı işgal ettiklerinde bülbüller siner ve susar.
(bkz: altın kafese konulduğunda ah vatanım) diyebilen kuş türü.
http://www.uludagsozluk.c...ymuşlar-ah-vatanım-demiş/
http://www.uludagsozluk.c...ymuşlar-ah-vatanım-demiş/
babannemin çocuk pipisine taktığı isim. "bülbülünü yerim" der torunlarına. bu torunlardan biri kreşte bülbül kafeste oyunu oynayamamıştır.
türk aşk motifinde kadını temsil eden gül'ün, uğruna ölen, aşkından şakıyan erkek versiyonudur. Birçok hikaye ve fasılda bülbül güle olan aşkını şakırken, gül ise soğuk duruşu ve kadının pençelerini temsil eden dikenleri ile umursamaz tavırdadır. Bülbül aşkından bas bas bağırdığı gülüne ne vakit konmak istese, dikenleriyle yaralanırmış. Birgün öyle büyük yara almış ki ölmek üzereymiş. Son kez hasret gidermek için gülüne konarken gül dikenleri ile bülbülün kalbini parçalamış. bülbül ölürken gül diye ağlamış. sonra bülbül orada can vermiş. Sonra gül bülbülün öldüğünü görünce sevgilisi olan kargayı çağırmış. Karga gülün dikenlerini koparıp onu yemiş.
Günümüzde de gül, bülbül ilişkisi hala sürmektedir. Kadınlar kargalarla solarken, birçok bülbül can verirde umursamazmış.
Günümüzde de gül, bülbül ilişkisi hala sürmektedir. Kadınlar kargalarla solarken, birçok bülbül can verirde umursamazmış.
halay çekilesi nurettin rençber şarkısı..
https://www.youtube.com/watch?v=568pLfGKm0s
O yandan al beni
Gel bu yandan sal beni
Ya derdime derman le yada gel öldür beni..
https://www.youtube.com/watch?v=568pLfGKm0s
O yandan al beni
Gel bu yandan sal beni
Ya derdime derman le yada gel öldür beni..
karatavukgillerden ötücü kuş. Ötüşünün güzelliği ile ünlüdür. Serçeden daha ince yapılıdır. Üstü kırmızıya, altı sarıya çalar kül rengindedir. Gagası ince ve sivri, kanatları küt, kuyruğu yuvarlakçadır. Korularda, çalılıklarda yere yakın yaşar, böcek ve tırtılla beslenir.
Kaynak: http://www.yeniansiklopedi.com/bulbul/#ixzz2ORSB7Anb
Kaynak: http://www.yeniansiklopedi.com/bulbul/#ixzz2ORSB7Anb
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar