bugün

/153
emeğin şehridir.

çeşme suyu içilebilen nadir şehirlerdendir.

denize kıyısı olmasına rağmen uludağ'ın eteklerine kurulmuş güzide şehirdir.

25-b, 25-a, 38, s-2, s-1 gibi belediye otobüsleri vardır ki, üç adet s-2 peşpeşe gelir ancak 25-b yarım saatte bir geçer. sinir bozucudur. terminal otobüsleri ise sadece bursa'yı değil tüm dünyayı dolaşarak herkesi duraklarına bırakır. 20 dakikalık yol 1 saatte tamamlanır.

her şehirde olduğu gibi kaldırımları beş senede bir sökülüp tekrar yapılır.

uludağ'ın doruklarına ulaşım teleferiklerle de sağlanır ve bu araçlara binildiğinde şehrin tüm güzelliği ortaya çıkar.

liseler arası kavgaları meşhurdur, iki grup karşılaşır ve iki gruptan tanıdık çıkan arkadaşlar işi bağlar, binlerce kez buluşan gruplar bir kez bile kavga edemez.

genellikle muhafazakar bir halktan oluşur.

otobüslerde yaşlılara yer verilir. uyuz yaşlı teyzelerin bahsettiği ''yer vermeyen genç'' yoktur.

şampiyonluk kutlamaları genellikle heykel'de yapılır.

canımızı yakan şehit haberleri her seferinde sitem dolu yürüyüşlere neden olur, halk her şeye tepki koymasını bilir.
çok güzel gidilesi bir şehirdir , çok güzel anılarım vardır o şehirde...
şeftalinin ve kayağın başkenti bir güzel memleket, hep yeşildir güzeldir.
duyduğuma göre şuanlarda deprem olmuş olan ildir.

(bkz: <a href="https://twitter.com/#!/MetinGkdemir/status/195637021019086850" target="_blank" rel="nofollow noopener" >https://twitter.com/#!/Me...status/195637021019086850</a>)
şehirden bunalıp kaçmak istediğinizde mundanya , trilye gibi güzelliğe sahip bir şehirdir.
Şeftali ağaçları çok güzel çiçek açar.
Çiçeklerin renginde gençliğin özlemi var!
Pembe kağıt üstüne yazılmış mektup gibi
Şeftali çiçekleri mutlu günler muştular!

Üç cemrenin ardından gelen yeşil baharı
Bursa'da,
ağaçlardan,
şeftaliler karşılar!

Tıpkı tarihim gibi her yerdedir kökleri
Bu yüzden Bursa kokar,
....................................şeftali bahçeleri!

Şeftaliler açınca renkleri yola taşar!
Bursa toz-pembe olur
Gönüller pembe bakar!
Anlatmak ister gibi Bursa'nın kokusunu
Şeftali çiçekleri caddelerde tur atar!

Ne
Hacivat-Karagöz!
Ne Uludağ
Ne parklar!

Bursa'da köşe-bucak
Yazın şeftali kokar!

Hava şeftali eser!
Kızlar şeftali bakar!
Bahçelerde şeftali,
Şeftali, Bursa kokar!

Seyyar satıcıların
meyve tezgahlarından
Bursa sokaklarına
en çok şeftali bakar!

işte bizim okulda
böyle bir bahçe vardı;

Şeftaliler,
dallardan
Bursa Bursa sarkardı!

Şeftalinin kokusu bir türlü dalda durmaz
Okulun ta içine, sınıflara akardı!

ilk kez bu bahçelerde şeftaliyi sevmiştim.
Temmuzda, ağustosta..
.............................ne şeftali yemiştim!

Bu yüzden yazlarına;
............................'şeftali ' dedim,
................................................. Bursa!

Gönül dalımda açan,
.............................şeftali güzeli Bursa!

Şimdi nerede görsem;
dallarında gül pembe
..........................Bursa yüklü ağaçlar,

Salkım söğütler gibi
........................yere doğru sarkarlar!

Bana şeftali satan
...........O şeftali bakışlı
...............Bursa kokan güzeli
...................gözlerim hemen arar!

Ona şeftali kokan
........................sevgiler sunuyorum.
Anılar bahçesine
...........................şeftali dikiyorum!
bu gün gittiğim il. istanbula göre trafik sorunu çok az istanbul dan daha sakin. iskender olayına hiç girmiyorum (süper) ancak ulaşım olayı biraz kötü.
22 nisan günü yani yarın başbakanın da katılımıyla gerçekleşecek turizm zirvesinde şehrin kaderinin belirlenecegini düşünüyorum. nitekim bu zirveden çok önemli yatırımlar cıkması cok yüksek olasılık. zaten sanayi ve tarımda bir üs olan sehrin yanına birde turizm eklenirse düşünemiyorum bursayı. 10 sene sonra 5 milyon nüfus ve türkiye'nin 2 büyük şehri olması beni hiç şaşırtmayacaktır.
bursa her zaman yalnızlığımı doya doya yaşayabildiğim hem de huzur içinde yaşayabildiğim bir şehirdir, amma velakin bu yalnızlık artık huzursuzluk vermeye başlamıştır bana…
sadece bana olduğunu zannetmiyorum bu diken üstündeliğin, hemen hemen tüm bursa’ya sirayet ettiğini düşünmeye başladım…
artık yalnızların yüzleri gülmüyor, zaten ne zaman gülüyordu ki diyeceksiniz, bence artık daha da bir somurtkan yüz ifadeleri.
daha da derinlere çekiliyor o sigara dumanları, sanki daha fazla alkol alınıyormuş gibi.
bursa dedim ya yalnızlığımın baş şehri, başka şehirlerde hiç böyle olmamıştım halbuki, yeminler içmeme gerek yok ben her şeyimi başka bir şehirde yaşadım ve orada bıraktım her şeyimi geldim yalnızlığımın şehrine, yalnızlar şehrine, bursa’ya!

seni her şeye rağmen özlüyorum bursa’m ve senin yokluğunda her şey senden farklı kokmuyor, kuş bakışı bakıyorum sana seni her özlediğimde ve seni yalnızlığıma rağmen çok seviyorum, neden biliyor musun?

bana sorma, ben de bilmiyorum bunu, eğer bir gün buradan gidersem seni de alıp giderim yanıma, nice nice mutlu yıllar yalnızlığımın baş şehri Bursa!

dün bütün caddelerini ve sokaklarını dolaştım şehrimin,
Şehr-i Evliya'nın...
Anılarım teker teker çıktılar sokak köşelerinden
ve peşimden geldiler, gezdik
o cadde senin bu cadde benim...
Size şimdi anlatacağım hikaye
gelmişten geleceğe uzanan bir tanesi;
benim hikayem,

karşıma çocukluğum gelir
ve ben dalarım o taşlı sokaklara...
tombul adımlarla koşuyorum mutluluğa,
esaretin kollarından kurtulmuşçasına.
heyecanlarım, ümitlerim de yuvarlana yuvarlana
o çamurlu topraklara basa basa
geliyor peşimden rüzgarım,
kayboluşlarım geliyor peşimden,
bata çıka...

hatırlıyorum
kaldırımın duvarındaki korkulukları
neden korkulukmuş ki adı,
hiç korkmazdım oysa ben onlardan
ve hiç belli etmemişim mutluluklarımı
o zamanlar...
yarım kalmış mutluluklarım,
benim yokuş aşağılarım...
severmişim ben onları,
inerken hissettiğim duyguları:
heveslerim, heyecanlarım, kavgalarım..!
koşarak inmesi kolay olurdu o yolları,
düşmekten korkmadan, usanmadan koşmak;
esip geçmek tozların, taşların üstünden...

belki de şimdiki cesaretim ondandır,
hala düşmekten korkmam,
acımaz düşsem bile yılmam;
yeter ki yokuş aşağı olsun yollarım
böyle hızlı geçiyor sanki yıllarım
aldanışlarım, saflığım, temiz umutlarım
onlar benim yokuş aşağılarım.

bir alışkanlık oldu , oturdu varlığıma:
herkes gibi sevmem,
taparım yokuş aşağılara!
hele zemin de dar ve yamansa
kaybederim kendimi,
kontrolümü alır eski anılarım;
yeni ufuklara soluksuz, kesintisiz uçarım.
yarım kalmış sevdalarım,
yokuş aşağılarım.

(Eylül 2007, Bursa)
erkekleri nişantaşı tikky'si çakması, kadınları çirkin olan 7/24 dumanla boğuşulan kent.

bir kere gittim, bir daha gideni de s.ksinler.
Canınız ne isterse yapabileceğiniz her türlü doğal imkana sahip bir şehir.
öyle bir şehir düşünün ki mudanya'dan marmara denizi'ni aşıp istanbul'a gitmek, mudanya'dan uludağ üniversitesi'ne gitmekten daha ucuz olsun.

oğlum lafa böyle girince bir şiirsel yapıt geliyor sandım allama, olmadı yine.
BURSA gibiyim artık... Gülmeyi MAKSEM yokuşunda, coşkuyu SETBAŞıN'da, aşkı GÜZELYALı FERiBOT'unda bıraktım... ZAFER PLAZA kadar kalabalık yüreğim, TOPHANE gibi yıkık, OTOGAR kadar vedalara alışık, ALTıPARMAK kadar karışık... Sevinçlerim TRiLYE kadar uzak ve dingin, LUNAPARK kadar eğlenceli olan çocukluk anılarımı iNKAYA'nın sessizliğine bıraktım... BURSA gibiyim işte... uzaktan bakılınca ışıl ışıl ama aslında bir o kadar yorgun, bitkin ve tükenmiş... Ne olursa olsun hep bir umut var ve ben herşeye rağmen HEYKEL kadar revaçta, ULUDAĞ gibi dimdik ayaktayım...
güzel bir yerel gazetesi için :

http://www.bursadabugun.com/
esasında genellemek istemiyorum ama nette okuduğum vahşet haberlerinin bir çoğu bursa çıkışlı. hatta geçenlerde bir haber gördüm, felaket bir cinayetti, nerede olmuş bu derken içimden kesin bursadır dedim ve yine bursa çıktı.

tabiki cinayetler bir tek bursa da olmuyor, ama tesadüf diye de bir şey yok ağalar.
23 a hariç herşeyi güzel şehrim.
türkiye'nin nüfus olarak büyük şehirlerinden bir tanesidir. marmara bölgesinde yer almaktadır. *
Seviyorum bu şehri. Kendim küçük şehirde büyüdüm ve bursa için soyleyebilirim ki küçük şehirden farksız. Yani büyük şehrin imkanlarını ve küçük şehrin rahatlığını aynı anda tarihin, yesilin içinde yaşıyorsunuz.
sırf kestane şekeri için taşınabileceğim şehirdir kendileri.
(bkz: arapşükrü sokağı)
havası ayrı dönek, insanı apayrı dönek.
yine de yaşanabilir.
bünyesinde;
almanya, arnavutluk, avusturya, belarus, bosna hersek, brezilya, estonya, fransa, italya, kazakistan, kktc, letonya, litvanya, malezya, nijer, romanya, slovakya gibi ülkelerin fahri konsolosluklarını barındıran şehir.

not: macaristan cumhuriyeti bursa fahri konsolosu olmak için dışişleri bakanlığında form doldurarak başvuruda bulundum. hakkımızda hayırlısı artık.
her yerde çalışan insanların oluşturduğu şehir, memleket.
çok değişse de değişemeyen canım memleketim.
(bkz: altı evliya üstü eşkiya)
© copyright 2005 - 2026