bugün

Akdeniz kıyısındaki diğer şehirler gibi Bosna'da tarih sahnesindeki yerini Roma Imparatorluğu içerisinde almıştır. Roma Imparatorluğunun çöküşünden sonra Bosna'nın yönetimi 1200 'lu yıllarda bağımsızlığını elde edene kadar çeşitli kereler el değiştirmiştir. Bağımsızlığını 260 yılı aşkın bir süre koruyan Bosna Krallığı bu süre boyunca Macarlar ve Sırplara karşı topraklarını savunmak zorunda kalmıştır.

1463 yılında Osmanlı idaresi altına geçen Boşnaklar aynı zamanda Müslümanlığı da benimsemiştir. Müslümanlığı benimsemeyen Boşnakların dini vecibelerini yerine getirmesine izin veren Osmanlı idaresi Bosna topraklarında inşa ettiği yapılar ve camilerle aynı zamanda Boşnakların gelenekleri ile kültürüne de etki etmiştir. 1878 yılına kadar devam edecek olan Osmanlı idaresi altındaki dönemde pek çok Boşnak Osmanlı idaresinde, devlet yönetiminde önemli görevlere getirilmiştir. Zayıflayan Osmanlı Imparatorluğunu parçalamaya karar veren müttefiklerin finansal sıkıntılar içerisindeki Istanbul'a baskısı sonucu Bosna'daki Osmanlı idaresi savaşılmadan, masa başında son bularak Avusturya - Macaristan Imparatorluğunun kontrolüne geçmiştir.

1918 yılına kadar sürecek olan Avusturya - Macaristan Imparatorluğu idaresi altındaki dönemde ülke yeniden yapılandırılarak çökmekte olan Osmanlı Imparatorluğu idaresi altındaki dönemin sonlarında yaşadığı sıkıntılardan uzaklaşarak refaha kavuşacaktır. Bu gelişmelerin büyük Sırbistan kurulmasını amaçlayan Rusya'nın finansal desteği ile gerçekleştiği kuşkusuzdur. Bosna'daki Müslüman nufüsun Osmanlı idaresi altındaki diğer topraklara göçü ve onların terk ettiği yerlere Sırpların yerleşmesiyle Bosna'daki etnik yapının değişmesi bu dönemde yaşanmıştır.

1918 - 1941 yılları arasındaki dönem Yugoslavya'nın iç karışıklıkları ve savaşla geçmiştir. 1941 - 1945 yılları arasındaki Ikinci Dünya Savaşı sırasında Naziler Yugoslavya'yı işgal ederek Slovenya'yı Almanya'ya, Hırvatistan'ı Italya'ya ve Makedonya'yı Bulgaristan'a bağlayarak özellikle Yahudi ve çingenelere karşı bir etnik temizlik hareketine girişerek toplama kamplarında binlerce insanı öldürdüler.

1945 - 1990 yılları arasındaki soğuk savaş döneminin 35 yıllı Tito'nın diktatörlüğü altında geçti. Bu dönemde Bosna - Hersek'in sınırları 1918 öncesi döndü ve Boşnak'lar kültürel kimliklerine yeniden kavuştular. Batı'nın desteği ile Yugoslavya'da savaşın izleri çabuk silindi. Batılı ülkeler Yugoslavya'yı sadece ekonomik değil aynı zamanda askeri ve siyasi alanda da destekledi. 1970'li yıllarda Sovyet müdahelesi riski ile karşılaşıldığında Amerika Birleşik Devletleri Yugoslavya'yı savunmak için nükleer güce başvurabileceğini açıkladı. Soğuk savaşın son bulması ve sona eren komünist rejimle birlikte parçalanan Sovyetler birliğinden Yugoslavya'da etkilendi.

1986 - 1992 yılları arasında yaşanan kanlı iç savaşların sonrasında Yugoslavya parçalandı. Aşırı milliyetçi Slobodan Miloshevich ve onun desteklediği militanlarca büyük Sırbistan'ı kurma hayalleri ile sistematik bir soykırım gerçekleştirildi. Bu dönemde 10 binin üzerinde Boşnak yaşamını kaybetti. Sırpların başta Saraybosna olmak üzere kuşatma altında tuttuğu şehirleri bombalamasına, sniper ateşi ile masum sivilleri öldürmesine, başta aydınlar olmak üzere seçilmiş kişilerin toplama kamplarında öldürülmesi ile gerçekleştirilen etnik temizlik hareketine batılı ülkeler uzun süre gereken tepkiyi göstermeyerek soykırıma seyirci kaldı.

Şubat 1992'de bağımsızlığını ilan eden Bosna - Hersek 7 Nisan 1992 'de ABD ve diğer batılı ülkelerce tanındı ve 22 Mayıs 1992 Birleşmiş Milletler'e yaptığı üyelik başvurusu kabul edildi.

Bosna'daki savaş 1992 yılının ilkbaharında başladı. Bosna'nın kuzeyini hedef alan saldırıların amacı bu bölgelerden Boşnak ve Hırvatları uzatlaştırarak Sırp devletini kurmaktı. Sırpların bu saldırıları bölgedeki diğer etnik gruplar için tam bir felakete dönüştü. Kuşatma altındaki şehirler ve mülteci kamplarında pek çoğu öldürüldü ve işkenceye uğradı.

Savaşın ilk aylarında doğudaki pek çok Boşnak şehri sırpların saldırıları sonucu kolayca düştü. Ancak şehri çeviren tepelerinde yardımıyla Srebrenizka saldırılara karşı kendisini başarıyla savundu.

1993 'te Birleşmiş Milletler 6 yerleşim birimini "güvenli bölge" ilan etti, Srebrenizka 'da bunlardan birisiydi. Amaç sınırları korunabilir hale getirerek barış için görüşülebilir bir zemin yaratmaktı. Yardımların güvenli bölgelere ulaştırılması gündeme gelince bu uygulama işgalci/saldırgan güçlerle Birleşmiş Milletler askerlerinin işbirliği yapmasını gerektirerek
amacı ile tam bir tezat oluşturur hale geldi.

Mayıs 1995 'te Sırplar Saraybosna'daki kuşatmayı şiddetlendirdi ve Nato Sırplara karşı hava saldırısı düzenlendi. Buna missilleme olarak Sırplar 6 güvenli bölgeyi bombalayarak 300 Birleşmiş Milletler askerini rehin aldı. Temmuz 1995 'te general Mladic komutasındaki Sırp güçleri Srebrenizka 'daki Hollandalı Birleşmiş Milletler güçlerini etkisiz hale getirerek şehri hedef aldı. Yaklaşık 25,000 Boşnak Sırp tehdidi üzerine şehri terk ederek bir başka güvenli bölge olan Potocari'ye ulaştı. 5000 mültecinin kampa girmesinin ardından Hollandalı barış gücü askerleri kampın dolduğunu bildirerek kampın girişini kapattı. Bu olay, kampın yakınlarındaki yaklaşık 20,000 Boşnağın Sırpların ölüm tehdidine karşı savunmasız kalmasına yolaçtı. Sırplar bölgedeki Boşnakları tahliye etmeye başladığında Hollandalı birlikler müdahale bulunmadı, hatta işlemlerin düzgün bir şekilde gerçekleştirilmesi için organizasyonda yardımcı bile oldu. Kadın ve çocuklar ayrıldıktan sonra askerlik çağına gelmiş olan erkekler otobüslere bindirildikten sonra kampın yakınında kurşuna dizilerek öldürüldü. Ikinci Dünya Savaşından sonraki bu en büyük soykırımda 10 - 15 bin Boşnak'ın katledildiği iddia edilmektedir. Kızılhaç yetkilileri bu olaylar sırasında 7500 kişinin kaybolduğunu bildirmiştir.

Srebrenizka katliamının ardından o güne kata olaylara kayıtsız kalan batı kamuoyunda Sırplara karşı baskılar arttı ve 1995 yılı sonlarında savaş son buldu.
(bkz: balkanların incisi)
Tam Adı: Bosna ve Hersek Federal Cumhuriyeti
Yüzölçümü: 51.129 km²
Başkenti: Saraybosna
Para Birimi: Marka (BAM)
Dili: Boşnakça, Hırvatça ve Sırpça
Nüfusu: 3.964.388 kişi (2002 tahmini)
Ortalama Ömür: 72.02yıl (2002 tahmini)
Okur Yazarlık Oranı: -
Kişi Başına Düşen Milli Gelir: 1.800 $ (2001 tahmini)
Önemli şehirleri: Mostar, Banaluka, Tuzla, Zenica, Bihaç
Bosna-Hersek Cumhuriyeti vatandaşı olan kişilere Boşnak denir.

edit:etrafımızda bolcana vardır bu boşnaklardan, ama kesinlikle biri ilgilendirmektedir beni.
haziran 2006'da izninin bir haftasını bu ülkede geçiren ben, Bosna-Hersek hakkında kısaca bilgi verip, keyifli ama bir o kadar da hüzünlü gezimi anlatmaya başlayayım.
1 Mart 1992'de Yugoslavya'dan ayrılıp bağımsızlığını ilan eden, Bosna-Hersek Cumhuriyeti'nin yerel ismi Bosna i Hercegovina. Avrupa'nın güneydoğusunda, 20 km.lik bir kısmı Adriyatik kıyısında olan (ki Nuzi isimli bu kent Hırvatistan'ı ikiye bölüyor, savaş sonrasında size de denizden biraz pay düşsün diye lütfetmişler burayı), Hırvatistan ve Yugoslavya'yla sınır, yazları sıcak, kışları soğuk geçen, her yanı dağlar ve vadilerle çevrilmiş bir Balkan ülkesi. Başkent Saraybosna. Yönetim şekli Başkanlık tip Cumhuriyet. Meclisi, temsilciler ve halk meclisi olmak üzere iki aşamalı ve 6 ayda bir değişmektedir. Anayasa, genel hukuk kuralları çerçevesinde düzenlenmiş, Dayton Anlaşması'yla 14 Aralık 1995'de kabul edilmiş. 3,5 yıl süren ve soykırıma kadar giden savaş, ülke kaynaklarının tükenmesine sebep olmuş. Sanayi altyapısına sahip olmasına karşın Bosna-Hersek, Makedonya'dan sonra eski Yugoslav devletleri arasında milli geliri en düşük ülke. KM diye adlandırılan para birimi convertible mark. (okunuş itibariyle kaem ama her şeyi kendimize uyarlamayı pek seven bir millet olarak, gaymeden geliyor bu isim demişliğimiz de vardır gezi boyunca.) 1 KM 1 TLye denk. Bu da size alışveriş yaparken ne kadar para harcadığınızı kontrol edebilme kolaylığı sağlıyor. Gazlı içecekler 0,85-1,5 KM arası, kahve 1 KM, su 0,75 KM, yiyecekler ise yerine göre değişmekler birlikte 3-5 KM civarı. Ziraat Bankası hem şube olarak hem de ATM makinesiyle karşınıza çıkıp hoş bir sürpriz yapıyor. Para bozdurmanız kolay ayrıca euro ve doları alışverişlerinizde de kullanabiliyorsunuz.
yeme içmeden bahsetmişken, bizim inegöl köfte gibi ama sunumu tamamen farklı cevabcici denilen köfteleri ve hepimizin mutlaka bir yerlerde yediği boşnak böreği en popüler olanı. onun dışında istediğiniz herşeyi rahatlıkla yiyebileceğiniz bir ülke. çay yok, kahve ise bosnian coffee dedikleri küçük saplı cezveyle ve yanında sert küp şekerle-mis gibi kokulu lokumla ikram edilen türk kahvesi. bunun dışında kendi markalarını yaratıp, filtre kahveyi ucuza getirmişler.
Güneşin kemiklerimi ısıttığı, sıcak rüzgarın yüzümü yaladığı bir öğle üzerinde pervaneli uçakla indim Saraybosna'ya. Saat farkı -1. inişe geçmeden önce, bir yılan gibi kıvrılarak geçen irili ufaklı nehirlerin, çatıları kar tutmasın diye üçgen olan az katlı evlerin ve yeşilin binbir çeşidine bakıp; yeşile doyarak, ruhumu, gözümü dinlendirmiş olarak döneceğim buradan. Havadan sevdim, karadan daha çok severim, dedim. Otelim, Saraybosna merkezden tramvayla 30 dk. uzaklıkta, Zeljeznica nehri kıyısında, Ilıca mevkiinde kaplıca tesisiydi. Eşyaları otele bırakıp, yeni bir ülke, yeni bir şehir, yeni yüzler ve yeni tatlar peşine düştüm. yukarıda ne yediğim içtiğim yazılı olmakla birlikte, içime dolan hüzün asla kelimelere dökülemeyecek kadar fazlaydı. bir hafta oradaydım ve bu süre boyunca gözümde nemle dolaştım. Aliye izzetbegoviç'in türbesinin olduğu şehitlikte 1992de 29 yaşında şehit olan oğlunun mezarını temizleyen baba ve mezara bakıp ağlayan annenin yanında ne hissederseniz işte onlarla doluydu içim. anne ağladı, ben ağladım, sularla mezar ıslanırken, yaşlardan benim göğsüm ıslandı. fotoğraf çekip, yazmaya giden ben, pulitzer ödülü alacağımı bilsem o kareyi çekemezdim. ne türbe ne de şehitlik fotosu çekmeden ayrıldım bu yeşilin binlerce tonunu, suların en berrağını içine almış, hüzünlü, boncuk gözlü, bizden insanların ülkesinden. Mostar ve Travnikte de aynı duyguları yaşadım. Havadan sevmiştim ya, karadan da sevdim. Gidin ve siz de sevin.
atalarımıza yıllarca vatanlık yapmış, alçakgönüllü mavi gözlü insanların toplarlarıdır bosna. bosna bir gerçektir yüz yıllardır avrupanın önünde duran, görmeden sopa salladıkları ve bosna, bosnalı öyledir ki sessiz, acılı ve mahrur.
Çok güzel olan bir ülke, ayrıca zamanında askerlerimiz gittiğinde onları Türk bayraklarıyla karşılayan vatandaşlara sahip olan ülke,gitmek için yanıp tutuştuğum yer.
bosna osmanlı'dan kalan bir evlat. bosna avrupa'nın zulüm ülkesi. bosna öksüz evlat, bosna acılar ülkesi, sırpların katlettiği insanların cenneti ve cehennemi. görmek için yanıp tutuştuğum ülke, nihat genç'in karanlığa okunan ezanlar kitabında anlattığı kadarıyla yapılan zulümlere karşı bir şey yapamamış olmanın ezikliğini hissettiren ülke, nur yüzlü dede, başörtülü nine, güzel bir genç kız, toy gibi delikanlı, sırpların ve hırvatların iki taraftan sıkıştırıp çoluk çocuk boğazını keserek öldürdüğü bir ülke, 10 yıl önce kardeşlerini, anne babalarını öldürenlerle bir arada yaşayan ve bunu osmanlı'dan kalan toprakları terketmemek adına yapan yüce insanlar ülkesi, ulu bir cami, sessiz bir orman, bir kardeş ülke, keşke imkanım olsa da yardım etsem, 7 yaşında boğazı kesilerek öldürülen nihada, küçük kız, yardım etsem sana da, sırpların müslüman olduğunuz için ve osmanlı'nın mirası olduğunuz için sizleri öldürdüğünü anlatabilsem insanlara, batı dinlemiyor nasılsa kendi ülkemde anlatabilsem seni, osmanlı ve müslümanlara karşı 3. dünya savaşının başladığını söylediğimde faşist yobaz muamelesi görmesem, bosna dertlerimle üzmek istemem seni, kardeş ülkem, ikinci vatanım, canım, sırpların birer birer doğradığı insanların ülkesi, camileri bombalanan, savunmasın, bm'ye sığınan insanların hollandalı şerefsizin biri sayesinde toplu olarak öldürüldüğü ülke, ne acılar gördün sen, neler yaşadın, hala nasıl bu kadar sakinsin, evliya sabrı mı bu yoksa ermişlik alameti mi, söyle bosna'm, söyle ki olur diyeyim, avrupa'nın kanlı tarihini mi anlatayım senin küçücük bedeninin hunharca doğranmasına göz yummasını mı, ağlayayım mı, küfredeyim mi, ne yapayım bosnam. söyle, geçmişimi okuyorum, seni okuyorum, atalarımı okuyorum, dinimle, geçmişimle, benliğimle sana geliyor, kabul et, 95 yılındaki katliamlarda küçüktüm, vallahi de gelirdim yoksa, öleceğimi bilsem de gelirdim, güzel yüzlü sevgilim, bosnam, hiç görmediğim ikinci vatanım, affet, anlatamadım seni, anlamama izin ver, öfkemi, sevgimi, mahcubiyetimi, söz, bir gün geleceğim ve 5 yaşındaki sırp çocuklara öğretilen çetnik işaretine inat sevgiyi öğreteceğim çocuklarına, aşkı, güzelliği, sırpların çetnik işareti yaptırmak için kestiği parmaklarının her biri için bir gül dikeceğim, söz, onlara sahip çıkacağım, sana sahip çıkamadım bosna, ülkem sana sahip çıkamadı, affet, bağışla. bir sevgili gibi geleceğim yanına, konuşmaya yüzüm olmazsa affet, bosna'm, vicdanımdaki kalem, affet..
(bkz: nihat genç)
(bkz: karanlığa okunan ezanlar)
(bkz: çetnik)
(bkz: aliya izzet begoviç)
(bkz: fatih sultan mehmet)*

dipnot: çetnik selamı yapan sasa iliç ve mateja kezman'ın trilyonlar kazandığı ülkem, bosna bunu anlamıyor, anlamayacak, pkk bayrağı açan bir futbolcu bosna'da oynasa ne hissederseniz onlar da bunu hissediyor, holiganlar bunu kötüleyebilir, skimde değil, bir ülkenin 5 yaşındaki çocukları annelerinin gözü önünde öldürüldü, kıyma makinesinden geçirildi, boğazları kesildi, videoları var internette, umrunuzda değiller, onlar bunu haketmiyor.
bundan tam 10 yıl önce vahşi,insanlıktan nasibini alamamış sırpların,200 bının uzerindeki bosnagı sıstemlı bır sekılde soykırımdan gecırdıgı, ozgurlukcu!,adaletcı! gecınen batının gotunu dondugu, duymazdan geldıgı, topraklarında ezan seslerı okunsun dıye ogullarının olumlerını yureklerınde hısseden, mavı gozlu, osmanlı annelerının vatanı.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.