bugün
- laik teyzelerin fenotipi34
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu12
- recep tayyip erdoğan12
- z kuşağı kitap okuyor mu10
- yeni parti10
- kadınların o güzel ciğerleri3
- mhp akp iyi anahtar bbp ittifakı5
- dem partili yazar7
- 3 numara saç kirli sakal6
- geceye bir şiir bırak5
- beşiktaş11
- yavuz ağıralioğlu7
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- gece geç saatte ışığı yanan evler2
- milliyetçi hareket partisi4
- ekrem imamoğlu8
- honore de balzac4
- mhp dem kardeştir ayrım yapan kalleştir4
- ediz barlas2
- mansur yavaş11
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı6
- selahattin demirtaş4
- kalp ritmini hızlandıran şeyler5
- islam barış dinidir13
- seçime 40 gün kala ayakkabı ile seccadeye basmak3
- cumhuriyet halk partisi6
- yeni başlayanlar için soruşturma4
- davranışlardaki küçük ayrıntıları kafaya takmak5
- günün yazar kavgası bahisleri3
- 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri6
- bir insanı hayatının merkezine koymak7
- amın arasına giren mayo3
- kitap okumaya geç başlamak4
- haydi güzelim şeker ezelim4
- osuruktan şiirler67
- vincenzo italiano5
- hangi sözlük kızıyla ne yapmak isterdin3
- 2 dünya savaşı'na katılmış yazarlar4
- şarapçı koala'nın denemediği ideoloji3
- huzursuz insan4
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- yazarların favori oyun karakteri15
- unutulmaz twitler2
- müzikten soğumak3
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
- para kazanmanın en kolay oldugu devir2
- gençlere çalışın tavsiyesi veren ihtiyar2
- futbol15
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
bana sanki camasir deterjani markasini andiran bir magaza ismi.
(bkz: le le le sakine)
an itibariyle 2943 mağazaya sahip olmakla beraber her geçen gün sayı inanılmaz bir ivmeyle artmaktadır.
ucuz futbolcu da satacaktır.
(bkz: daniel le desma)
(bkz: daniel le desma)
yakında türk basketbolu için ucuz basketçi satacaktır.
(bkz: le bron james)
(bkz: le bron james)
yatsı ezanından sonra kapanan market.
son derece öğrenci dostu bir market zinciridir. dost demişken, dost yoğurt diye mükemmel bir ürünü barındırır ki tadından yenmez.
alt gelir sınıfındaki insanlara hitap eden marketler zinciri. kampanyalarını takip etmekte fayda var.
raflardaki ürünlerin fiyatlarının diğer markettekilerin aksine yukarısında yazdığı markettir. her seferinde alttaki ürünün fiyatını okuyup ya çok ucuzmuş diye ya da çok pahalıymış diye şaşırırım, sonra üstünde yazdığını hatırlayıp yukarı bakarım. eğer gerçek fiyatı daha ucuzsa "cuma sanarken cumarteside olan biri" gibi sevinirim.
hatıralarım da vardır burada. 20 kuruşluk mısır cipslerinden alıp alıp merve ablamlara* giderdim, oturur hayvan gibi yer kediye de yedirirdik. ne güzel günlerdi, geçti gitti...
hatıralarım da vardır burada. 20 kuruşluk mısır cipslerinden alıp alıp merve ablamlara* giderdim, oturur hayvan gibi yer kediye de yedirirdik. ne güzel günlerdi, geçti gitti...
ufak ufak zam yapmıştır.
çakması a-101 olan bir mini süpermarket tadında market.
peder zickler imzalı bimde eski sevgiliyle karşılaşmak:
__spoiler__
son patitoyu da attım ağzıma ve bim'e doğru yola çıktım. zaten iki adım ötesi bi...m. annemin terliklerini giyip çıkayım lan dedim, kim iki saat
şimdi bağcık bağlayacak. ama olgun bir erkek insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar ben bunu anladım.
bim her zamanki gibi sakindi. klima çalışıyor ama soğutmuyordu. nasıl bir klima lan bu diyerek incelemeye başladım. ama görevli beni balici sandı,
çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum.
"abi bu klima üflemiyor galiba" dedim. ama cevap vermedi, işine döndü. bende doğruca patitoların olduğu yere gittim. aman allahım bu ne güzellik. bissürü patito yan yana. gel de alma. hemen iki paket aldım. zaten sudan ucuz. bir de le porta almak lazımdı. gittim onu da aldım.
tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık. sanki bir zamanlar kulağıma "aşkım" diye yankılanan bir ses şimdi "süt de alalım. dost süt olsun" diyordu. bir zamanlar kulağıma "seni seviyorum"
diye yankılanan bir ses şimdi "yok muratbey kaşar alalım o daha ucuz" diyordu. yavaşça arkamı döndüm. patitolar ve le porta elimden yere düştü.
evet, eski sevgilimdi bu.
bir zamanlar sevdiğim kadındı. bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın. şimdi nişanlısıyla bim'e gelmiş alışveriş yapıyordu. bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu. ve alışveriş arabasında le cola, blume, dost süt, dost peynir, muratbey kaşarları gibi birsürü ürün vardı. evet
bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu.
ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim
ama lanet olası bim'de raf diye bir şey yok ki. tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde
saklanamadım.
peki size sorarım. siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle sıçar gibi çömelmiş ve kıç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız? işte onlar da öyle yaptılar. bastılar kahkahayı. yavaş ve gurur yıkılmışça ayağa kalktım. le portam manzunca yerden bana bakıyordu. ben gibi yıkılmış, öylece yatıyordu.
gözlerine baktım. le portanın değil lan, eski sevgilimin. ban baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. ayaklarıma
bakıyordu. anne terliği giymiş, parmakları ucundan çıkmış bir ayak. buydum işte. sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. şimdiki sevgilin çok iyi
giyinmiş ama bir bak bakayım ona. bim'de bu şıklık? sence de biraz samimiyetsiz değil mi? ben en azından yakışıyorum buraya. içimden geldiği gibiyim.
böyle düşündüm ama sonra hassiktir dedim. adam kapmış kızı, ben de lavuk gibi pijamayla terlikle geziyorum. kim naapsın lan beni. "nasılsın görüşmeyeli?" dedim. "iyiyim" dedi. "ne güzel" dedim. "hıhı" dedi. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama "nasıl olsa bu lavuktan bir zarar gelmez" düşüncesi hasıl
olduğundan zerre sikinde değildim herifin. adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu.
"niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım. "ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse siktir et" der gibi baktım. siktir etti alışverişe devam etti. bir güle güle demeden.
gözyaşlarımı saklayarak iki poşet patitoyu ve le portamı yerden aldım ve kasaya gittim. bir de blume peçete aldım yüzlük paket, gözyaşlarımı silmek
için. kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, "paran var mı" der gibi baktı bana, bana bakması artık kimse. al lan paranı der gibi uzattım, para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. dönüp onu da aldım. mina koyim, bir romantizm de yaşayamadık be.
eve giderken serkan geldi yavaşça yanıma. tek dostum, yoldaşım, üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.
"abi bir şey diycem. pijamanın kıçında delik var, kıçın gözüküyor, baya bir büyük"
o günden beri evdeyim. bim'e de kapıcıyı yolluyorum.
__spoiler__
__spoiler__
son patitoyu da attım ağzıma ve bim'e doğru yola çıktım. zaten iki adım ötesi bi...m. annemin terliklerini giyip çıkayım lan dedim, kim iki saat
şimdi bağcık bağlayacak. ama olgun bir erkek insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar ben bunu anladım.
bim her zamanki gibi sakindi. klima çalışıyor ama soğutmuyordu. nasıl bir klima lan bu diyerek incelemeye başladım. ama görevli beni balici sandı,
çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum.
"abi bu klima üflemiyor galiba" dedim. ama cevap vermedi, işine döndü. bende doğruca patitoların olduğu yere gittim. aman allahım bu ne güzellik. bissürü patito yan yana. gel de alma. hemen iki paket aldım. zaten sudan ucuz. bir de le porta almak lazımdı. gittim onu da aldım.
tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık. sanki bir zamanlar kulağıma "aşkım" diye yankılanan bir ses şimdi "süt de alalım. dost süt olsun" diyordu. bir zamanlar kulağıma "seni seviyorum"
diye yankılanan bir ses şimdi "yok muratbey kaşar alalım o daha ucuz" diyordu. yavaşça arkamı döndüm. patitolar ve le porta elimden yere düştü.
evet, eski sevgilimdi bu.
bir zamanlar sevdiğim kadındı. bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın. şimdi nişanlısıyla bim'e gelmiş alışveriş yapıyordu. bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu. ve alışveriş arabasında le cola, blume, dost süt, dost peynir, muratbey kaşarları gibi birsürü ürün vardı. evet
bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu.
ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim
ama lanet olası bim'de raf diye bir şey yok ki. tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde
saklanamadım.
peki size sorarım. siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle sıçar gibi çömelmiş ve kıç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız? işte onlar da öyle yaptılar. bastılar kahkahayı. yavaş ve gurur yıkılmışça ayağa kalktım. le portam manzunca yerden bana bakıyordu. ben gibi yıkılmış, öylece yatıyordu.
gözlerine baktım. le portanın değil lan, eski sevgilimin. ban baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. ayaklarıma
bakıyordu. anne terliği giymiş, parmakları ucundan çıkmış bir ayak. buydum işte. sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. şimdiki sevgilin çok iyi
giyinmiş ama bir bak bakayım ona. bim'de bu şıklık? sence de biraz samimiyetsiz değil mi? ben en azından yakışıyorum buraya. içimden geldiği gibiyim.
böyle düşündüm ama sonra hassiktir dedim. adam kapmış kızı, ben de lavuk gibi pijamayla terlikle geziyorum. kim naapsın lan beni. "nasılsın görüşmeyeli?" dedim. "iyiyim" dedi. "ne güzel" dedim. "hıhı" dedi. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama "nasıl olsa bu lavuktan bir zarar gelmez" düşüncesi hasıl
olduğundan zerre sikinde değildim herifin. adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu.
"niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım. "ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse siktir et" der gibi baktım. siktir etti alışverişe devam etti. bir güle güle demeden.
gözyaşlarımı saklayarak iki poşet patitoyu ve le portamı yerden aldım ve kasaya gittim. bir de blume peçete aldım yüzlük paket, gözyaşlarımı silmek
için. kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, "paran var mı" der gibi baktı bana, bana bakması artık kimse. al lan paranı der gibi uzattım, para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. dönüp onu da aldım. mina koyim, bir romantizm de yaşayamadık be.
eve giderken serkan geldi yavaşça yanıma. tek dostum, yoldaşım, üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.
"abi bir şey diycem. pijamanın kıçında delik var, kıçın gözüküyor, baya bir büyük"
o günden beri evdeyim. bim'e de kapıcıyı yolluyorum.
__spoiler__
(bkz: okunmuş yiyecekler)
3000. şubesini çok yakın bir zamanda açacak olan yurdum aldisi. birebir taklitin bazen ne denli başarılı olabileceğinin göstergesi.
sabahları acılması icin insanların onunde bekledigi, almanyadaki aldi gibi alt gelir gurubuna hitap eden markettir.
dün akşam ilk kez seg marka uydu alıcısı alan müşterileri gördüğüm marketler zinciri.
inegöl köftenin 6 tanesinin 1.50 kuruş , makarnanın 65 kuruş , 5 kiloluk yogurdun 5 lira , sütün 1.15 kuruş , ülker cikolatalı gofreti aratmayan centronun 30 kuruş , doritosu aratmayan patitonun 90 kuruş oldugu , Öğrencinin , dar gelirlinin , kermeri sıkanların , ucuz mal alacak kadar zengin olanların Uğrak yeri , Başımızın tacıdır.
--spoiler--
BiM'den alış veriş yapmaya başladığınız gün daha akılcı alışveriş yapan bir müşteri olmaya karar vermişsiniz demektir. BiM mağazalarından alışveriş yaparken; tasarruf yapmak uğruna saatlerce gazete ilanları arasında gezinmeniz, kuponlar toplamanız ya da çeşitli alışveriş kartlarını yanınızda taşımanız gerekmez.
BiM ürün fiyatlarını yükseltecek her türlü gereksiz harcamadan kaçınarak; mağaza dekorasyonu, personel, dağıtım, pazarlama ve reklam maliyetlerini en düşük seviyede tutar. BiM müşterileri ambalaja, markaya veya ekstra çalışanlara değil ürünün kendisine para öderler.
Müşterilerimiz BiM mağazalarından seçilmiş ürün çeşitliliğiyle düşük fiyatlarda alışverişlerini yaparken alım güçlerini de artırmış olurlar.
--spoiler--
BiM'den alış veriş yapmaya başladığınız gün daha akılcı alışveriş yapan bir müşteri olmaya karar vermişsiniz demektir. BiM mağazalarından alışveriş yaparken; tasarruf yapmak uğruna saatlerce gazete ilanları arasında gezinmeniz, kuponlar toplamanız ya da çeşitli alışveriş kartlarını yanınızda taşımanız gerekmez.
BiM ürün fiyatlarını yükseltecek her türlü gereksiz harcamadan kaçınarak; mağaza dekorasyonu, personel, dağıtım, pazarlama ve reklam maliyetlerini en düşük seviyede tutar. BiM müşterileri ambalaja, markaya veya ekstra çalışanlara değil ürünün kendisine para öderler.
Müşterilerimiz BiM mağazalarından seçilmiş ürün çeşitliliğiyle düşük fiyatlarda alışverişlerini yaparken alım güçlerini de artırmış olurlar.
--spoiler--
bugün bir arkadaşımın haber vermesi ile hatemoğlu deri mont aldığım mekan. 300-400 tlye kadar olan deri mont bütçemi inanılmaz hafifletmiştir. %100 dana derisi ve sadece 99 tl, şaka gibi.
işte o mont:
(bkz: http://bim.com.tr/aktuel-urunler.html)
işte o mont:
(bkz: http://bim.com.tr/aktuel-urunler.html)
az önce paspas yapan elemanı kasada para alırken görmek mümkündür bu markette.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar