bugün
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- sözlük kızlarının pates salatası6
- seksten önce dua etmek10
- gerdekten önce kılınan namaz4
- israil'i allah cezalandıracak8
- sözlük kızalarının takosu3
- sözlük kızlarının humusu3
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- her şeyin bir anda anlamsız gelmesi3
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- fabrika kızı vs tamirci çırağı4
- filistin37
- yakışıklı olgun erkekler6
- sözlük kızlarının kömbeleri2
- sözlük kızlarının şekerpareleri2
- ince memed 23
- porno entelektüelliği8
- cumartesi gecesi seks yerine sözlüğe bakmak3
- kız fakesi olan yazar buz gibi gaydir3
- sapık şarkı sözleri10
- acı biber turşusu3
- pala bıyıklı yazarlar4
- antipanik'e bir şey söyle22
- silvermist'e iki şey söyle20
- özelden şeftalisini atan yazar14
- sözlükte ki bacılarınız kim5
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel8
- osmanoğulları ailesi ne özür borcu7
- denizden çıkan erkek3
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- 10 ekim 2026 rizespor fenerbahçe maçı7
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- avaresozluk com6
- sözlük yazarlarının akşam yemeği menüsü5
- sözlük kızlarının kombinleri15
- sözlüğün azması7
- geceye bir mısra bırakmak3
- doggy pozisyonunda havlayan kız4
- sözlüğü boşverip plaja gitmek7
- bir karpuz falan sikin de bitsin bu çile8
- bende sağlam patlıcan var diyen manavcı8
- dünyanın en lezzetli helva tarifi3
- cinsel içerikli başlık açınca ereksiyon olunuyormu5
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi8
- tarhana çorbası9
- ev sahiplerinden vergi alınması2
- alttaki yazara bir şey söyle24
- uyku öncesi deliren çocuk2
- islam da ideal evlilik yaşı kaçtır4
bana sanki camasir deterjani markasini andiran bir magaza ismi.
(bkz: le le le sakine)
an itibariyle 2943 mağazaya sahip olmakla beraber her geçen gün sayı inanılmaz bir ivmeyle artmaktadır.
ucuz futbolcu da satacaktır.
(bkz: daniel le desma)
(bkz: daniel le desma)
yakında türk basketbolu için ucuz basketçi satacaktır.
(bkz: le bron james)
(bkz: le bron james)
yatsı ezanından sonra kapanan market.
son derece öğrenci dostu bir market zinciridir. dost demişken, dost yoğurt diye mükemmel bir ürünü barındırır ki tadından yenmez.
alt gelir sınıfındaki insanlara hitap eden marketler zinciri. kampanyalarını takip etmekte fayda var.
raflardaki ürünlerin fiyatlarının diğer markettekilerin aksine yukarısında yazdığı markettir. her seferinde alttaki ürünün fiyatını okuyup ya çok ucuzmuş diye ya da çok pahalıymış diye şaşırırım, sonra üstünde yazdığını hatırlayıp yukarı bakarım. eğer gerçek fiyatı daha ucuzsa "cuma sanarken cumarteside olan biri" gibi sevinirim.
hatıralarım da vardır burada. 20 kuruşluk mısır cipslerinden alıp alıp merve ablamlara* giderdim, oturur hayvan gibi yer kediye de yedirirdik. ne güzel günlerdi, geçti gitti...
hatıralarım da vardır burada. 20 kuruşluk mısır cipslerinden alıp alıp merve ablamlara* giderdim, oturur hayvan gibi yer kediye de yedirirdik. ne güzel günlerdi, geçti gitti...
ufak ufak zam yapmıştır.
çakması a-101 olan bir mini süpermarket tadında market.
peder zickler imzalı bimde eski sevgiliyle karşılaşmak:
__spoiler__
son patitoyu da attım ağzıma ve bim'e doğru yola çıktım. zaten iki adım ötesi bi...m. annemin terliklerini giyip çıkayım lan dedim, kim iki saat
şimdi bağcık bağlayacak. ama olgun bir erkek insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar ben bunu anladım.
bim her zamanki gibi sakindi. klima çalışıyor ama soğutmuyordu. nasıl bir klima lan bu diyerek incelemeye başladım. ama görevli beni balici sandı,
çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum.
"abi bu klima üflemiyor galiba" dedim. ama cevap vermedi, işine döndü. bende doğruca patitoların olduğu yere gittim. aman allahım bu ne güzellik. bissürü patito yan yana. gel de alma. hemen iki paket aldım. zaten sudan ucuz. bir de le porta almak lazımdı. gittim onu da aldım.
tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık. sanki bir zamanlar kulağıma "aşkım" diye yankılanan bir ses şimdi "süt de alalım. dost süt olsun" diyordu. bir zamanlar kulağıma "seni seviyorum"
diye yankılanan bir ses şimdi "yok muratbey kaşar alalım o daha ucuz" diyordu. yavaşça arkamı döndüm. patitolar ve le porta elimden yere düştü.
evet, eski sevgilimdi bu.
bir zamanlar sevdiğim kadındı. bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın. şimdi nişanlısıyla bim'e gelmiş alışveriş yapıyordu. bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu. ve alışveriş arabasında le cola, blume, dost süt, dost peynir, muratbey kaşarları gibi birsürü ürün vardı. evet
bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu.
ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim
ama lanet olası bim'de raf diye bir şey yok ki. tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde
saklanamadım.
peki size sorarım. siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle sıçar gibi çömelmiş ve kıç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız? işte onlar da öyle yaptılar. bastılar kahkahayı. yavaş ve gurur yıkılmışça ayağa kalktım. le portam manzunca yerden bana bakıyordu. ben gibi yıkılmış, öylece yatıyordu.
gözlerine baktım. le portanın değil lan, eski sevgilimin. ban baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. ayaklarıma
bakıyordu. anne terliği giymiş, parmakları ucundan çıkmış bir ayak. buydum işte. sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. şimdiki sevgilin çok iyi
giyinmiş ama bir bak bakayım ona. bim'de bu şıklık? sence de biraz samimiyetsiz değil mi? ben en azından yakışıyorum buraya. içimden geldiği gibiyim.
böyle düşündüm ama sonra hassiktir dedim. adam kapmış kızı, ben de lavuk gibi pijamayla terlikle geziyorum. kim naapsın lan beni. "nasılsın görüşmeyeli?" dedim. "iyiyim" dedi. "ne güzel" dedim. "hıhı" dedi. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama "nasıl olsa bu lavuktan bir zarar gelmez" düşüncesi hasıl
olduğundan zerre sikinde değildim herifin. adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu.
"niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım. "ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse siktir et" der gibi baktım. siktir etti alışverişe devam etti. bir güle güle demeden.
gözyaşlarımı saklayarak iki poşet patitoyu ve le portamı yerden aldım ve kasaya gittim. bir de blume peçete aldım yüzlük paket, gözyaşlarımı silmek
için. kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, "paran var mı" der gibi baktı bana, bana bakması artık kimse. al lan paranı der gibi uzattım, para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. dönüp onu da aldım. mina koyim, bir romantizm de yaşayamadık be.
eve giderken serkan geldi yavaşça yanıma. tek dostum, yoldaşım, üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.
"abi bir şey diycem. pijamanın kıçında delik var, kıçın gözüküyor, baya bir büyük"
o günden beri evdeyim. bim'e de kapıcıyı yolluyorum.
__spoiler__
__spoiler__
son patitoyu da attım ağzıma ve bim'e doğru yola çıktım. zaten iki adım ötesi bi...m. annemin terliklerini giyip çıkayım lan dedim, kim iki saat
şimdi bağcık bağlayacak. ama olgun bir erkek insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar ben bunu anladım.
bim her zamanki gibi sakindi. klima çalışıyor ama soğutmuyordu. nasıl bir klima lan bu diyerek incelemeye başladım. ama görevli beni balici sandı,
çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum.
"abi bu klima üflemiyor galiba" dedim. ama cevap vermedi, işine döndü. bende doğruca patitoların olduğu yere gittim. aman allahım bu ne güzellik. bissürü patito yan yana. gel de alma. hemen iki paket aldım. zaten sudan ucuz. bir de le porta almak lazımdı. gittim onu da aldım.
tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık. sanki bir zamanlar kulağıma "aşkım" diye yankılanan bir ses şimdi "süt de alalım. dost süt olsun" diyordu. bir zamanlar kulağıma "seni seviyorum"
diye yankılanan bir ses şimdi "yok muratbey kaşar alalım o daha ucuz" diyordu. yavaşça arkamı döndüm. patitolar ve le porta elimden yere düştü.
evet, eski sevgilimdi bu.
bir zamanlar sevdiğim kadındı. bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın. şimdi nişanlısıyla bim'e gelmiş alışveriş yapıyordu. bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu. ve alışveriş arabasında le cola, blume, dost süt, dost peynir, muratbey kaşarları gibi birsürü ürün vardı. evet
bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu.
ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim
ama lanet olası bim'de raf diye bir şey yok ki. tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde
saklanamadım.
peki size sorarım. siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle sıçar gibi çömelmiş ve kıç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız? işte onlar da öyle yaptılar. bastılar kahkahayı. yavaş ve gurur yıkılmışça ayağa kalktım. le portam manzunca yerden bana bakıyordu. ben gibi yıkılmış, öylece yatıyordu.
gözlerine baktım. le portanın değil lan, eski sevgilimin. ban baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. ayaklarıma
bakıyordu. anne terliği giymiş, parmakları ucundan çıkmış bir ayak. buydum işte. sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. şimdiki sevgilin çok iyi
giyinmiş ama bir bak bakayım ona. bim'de bu şıklık? sence de biraz samimiyetsiz değil mi? ben en azından yakışıyorum buraya. içimden geldiği gibiyim.
böyle düşündüm ama sonra hassiktir dedim. adam kapmış kızı, ben de lavuk gibi pijamayla terlikle geziyorum. kim naapsın lan beni. "nasılsın görüşmeyeli?" dedim. "iyiyim" dedi. "ne güzel" dedim. "hıhı" dedi. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama "nasıl olsa bu lavuktan bir zarar gelmez" düşüncesi hasıl
olduğundan zerre sikinde değildim herifin. adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu.
"niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım. "ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse siktir et" der gibi baktım. siktir etti alışverişe devam etti. bir güle güle demeden.
gözyaşlarımı saklayarak iki poşet patitoyu ve le portamı yerden aldım ve kasaya gittim. bir de blume peçete aldım yüzlük paket, gözyaşlarımı silmek
için. kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, "paran var mı" der gibi baktı bana, bana bakması artık kimse. al lan paranı der gibi uzattım, para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. dönüp onu da aldım. mina koyim, bir romantizm de yaşayamadık be.
eve giderken serkan geldi yavaşça yanıma. tek dostum, yoldaşım, üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.
"abi bir şey diycem. pijamanın kıçında delik var, kıçın gözüküyor, baya bir büyük"
o günden beri evdeyim. bim'e de kapıcıyı yolluyorum.
__spoiler__
(bkz: okunmuş yiyecekler)
3000. şubesini çok yakın bir zamanda açacak olan yurdum aldisi. birebir taklitin bazen ne denli başarılı olabileceğinin göstergesi.
sabahları acılması icin insanların onunde bekledigi, almanyadaki aldi gibi alt gelir gurubuna hitap eden markettir.
dün akşam ilk kez seg marka uydu alıcısı alan müşterileri gördüğüm marketler zinciri.
inegöl köftenin 6 tanesinin 1.50 kuruş , makarnanın 65 kuruş , 5 kiloluk yogurdun 5 lira , sütün 1.15 kuruş , ülker cikolatalı gofreti aratmayan centronun 30 kuruş , doritosu aratmayan patitonun 90 kuruş oldugu , Öğrencinin , dar gelirlinin , kermeri sıkanların , ucuz mal alacak kadar zengin olanların Uğrak yeri , Başımızın tacıdır.
--spoiler--
BiM'den alış veriş yapmaya başladığınız gün daha akılcı alışveriş yapan bir müşteri olmaya karar vermişsiniz demektir. BiM mağazalarından alışveriş yaparken; tasarruf yapmak uğruna saatlerce gazete ilanları arasında gezinmeniz, kuponlar toplamanız ya da çeşitli alışveriş kartlarını yanınızda taşımanız gerekmez.
BiM ürün fiyatlarını yükseltecek her türlü gereksiz harcamadan kaçınarak; mağaza dekorasyonu, personel, dağıtım, pazarlama ve reklam maliyetlerini en düşük seviyede tutar. BiM müşterileri ambalaja, markaya veya ekstra çalışanlara değil ürünün kendisine para öderler.
Müşterilerimiz BiM mağazalarından seçilmiş ürün çeşitliliğiyle düşük fiyatlarda alışverişlerini yaparken alım güçlerini de artırmış olurlar.
--spoiler--
BiM'den alış veriş yapmaya başladığınız gün daha akılcı alışveriş yapan bir müşteri olmaya karar vermişsiniz demektir. BiM mağazalarından alışveriş yaparken; tasarruf yapmak uğruna saatlerce gazete ilanları arasında gezinmeniz, kuponlar toplamanız ya da çeşitli alışveriş kartlarını yanınızda taşımanız gerekmez.
BiM ürün fiyatlarını yükseltecek her türlü gereksiz harcamadan kaçınarak; mağaza dekorasyonu, personel, dağıtım, pazarlama ve reklam maliyetlerini en düşük seviyede tutar. BiM müşterileri ambalaja, markaya veya ekstra çalışanlara değil ürünün kendisine para öderler.
Müşterilerimiz BiM mağazalarından seçilmiş ürün çeşitliliğiyle düşük fiyatlarda alışverişlerini yaparken alım güçlerini de artırmış olurlar.
--spoiler--
bugün bir arkadaşımın haber vermesi ile hatemoğlu deri mont aldığım mekan. 300-400 tlye kadar olan deri mont bütçemi inanılmaz hafifletmiştir. %100 dana derisi ve sadece 99 tl, şaka gibi.
işte o mont:
(bkz: http://bim.com.tr/aktuel-urunler.html)
işte o mont:
(bkz: http://bim.com.tr/aktuel-urunler.html)
az önce paspas yapan elemanı kasada para alırken görmek mümkündür bu markette.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar