bugün
- yazarların sabah kahvaltısı6
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi20
- rujlu erkekle öpüşmek5
- ölüyorum lan ölüyorum4
- 1 ekim 2026 benzin zammı3
- samara morgan önünüze çıksa yapacaklarınız4
- araba kullanırken uyumak4
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak2
- halka filmini izlerken telefonun çalması4
- tbmm'nin yeni yasama yılı açılışı2
- from gold from dust13
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması12
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fiziği güzel sözlük kızları47
- emekçilerin çalışma yaşamı talepleri2
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
- çin'e demokrasi gelsin10
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- recep tayyip erdoğan27
- nervio23
- hoşlanılan kızın dörtte üçünün su olması2
- truesuz sözlük8
- hastalık havası8
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- vajinanın iç sıcaklığı10
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler7
- rujlu kadınla öpüşmek6
- silikon memenin patlaması10
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak6
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- anında dolan göz neyin belirtisidir6
- burna tuzlu su çekmek6
- bu saatte hala uluyamama sebebi3
- geceleri yapmaktan zevk alınan şeyler5
- gocu19
- fatma betül sayan kaya59
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir5
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- kopya çekmenin etiği5
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- adalet ve kalkınma partisi4
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis18
- ekrem imamoğlu6
- iyi dostlar biriktirdim7
- seni terkedeceğim4
- gurbet3
- gece gece gelen kızarmış patates isteği3
bilime iman etmiş insanların yapmadığı şeydir. sen bana inançlarını sorgula diyorsun ama sen de pozitif bilimin en doğru bilgi kaynağı olduğunu sorgulamıyorsun. oldu mu şimdi?
kümülatif olması bilimin de sorgulandığının kanıtıdır.
bilim insanın beyin kapasitesiyle sınırlıdır. sorgulanmalıdır.
mutlak bilginin bilinemiyeceğini sorgulamaktır. ya bildiğimizi sandığımız her şey aslında belirli şartlar içinde geçerliyse, bu bilginin geçerli olmadığı yerler varsa gibi sorular, bu sorgulamanın temelini oluştururlar.
soru sormadan cevap alınamayacağına ve bilimin de cevaplardan oluştuğu kabulüne göre mümkün olan fiildir. fiziki alemde olup bitenlerin sorgulanmadan öğrenilmesi mümkün değildir ve insan da merak duygusundan ötürü bunları öğrenmek isteyecektir. dolayısıyla olması gerekendir "bilimi sorgulamak".
(bkz: bilim felsefesi)
konu hakkında pek bir fikri olmayan insanların yapmaması gereken şeydir. hele televizyondan duyduğu kadar fikri olanları vardır ya, cinnet sebebidir cinnet.
ilerlemeyi sağlar.
hala "kümülatiftir, tezi sorgulamaktadır" gibi savunmalar gelen eylemdir. ben herhangi bilimsel bir tezin, teorinin sorgulanmasını değil, bilimin kendisini, daha doğrusu en yüce bilgi kaynağı olduğu kanısını sorgulamak gerektiğini söylüyorum.
bilimin bu güne kadar kutsal kitaplar ile geldiğini sananların hezeyanı. bu gibi gereksiz zevatlr bilimin bu günlere sorgulaya sorgulaya ulaştığını bilmez gibi konuşurlar. evet bazen etik açıdan bazen menfaat açısından bilim sorgulanmalıdır. sorgulanmassa buna bilim değil bu über dincilerin yaptıkları gibi dogmatizmin ötesine geçemeyiz. kendileri temporal lob epilepsisi geçirirlerken birde gelirler densiz densiz bilime söverler. bunların tek anladığı memeleri yeni tomurcuklanan sübyanları cennette ... hayal etmektir.
gereksiz midir bilinmez. çünkü bilim, dün söylediği bir bilgiyi bugün yalanlamakta, en basit şeylerde muhalefete düşmektedir. bu iki duruma da en iyi örnekler plüton ve yumurtadır.
hatırlarsanız küçüklükten beri öğrendiğimiz şey "güneş sistemi'nde 9 tane gezegen vardır. en küçüğü plütondur." bilgisiydi ama bugün bu bilim ne öğretiyor bize: plüton aslında bir gezegen bile değil. sistemimizde öyle 8 gezegen var yani.
bir diğeri ise yumurtanın sağlığımıza olumlu veya olumsuz etkisinin daha çok olup olmaması. kimileri "evet, sağlığa zararlıdır.", diğerleri "hayır, aksine, faydalıdır." dedi durdu.
şimdi hal böyleyken, bilimi eleştirmek de yanlış. çünkü böyle yaparsan aslında sen sürekli gelişmekte ve değişmekte olan canlı bir yapıyı eleştirmiş oluyorsun. kısacası, dünkü bilimle şimdiki bilim aynı değil.
eleştirmemek de yanlış. şöyle ki; evrendeki bu muazzam ve muhteşem dengeyi açıklarken daha çelişkiye düşerken, neden bilim adamları "Evrenin bu düzeni için Allah'a/Tanrı'ya ihtiyaç yoktur." cümlesini kurup insanlarda "bir yaratıcının gereksizliği" düşüncesi oluşturmaktadırlar.
durum böyleyken, materyalist,darvinist veya ateist grubuna dahil olanlar neden "bilimin dediğine inanırım. o yüzden dini gereksiz, dogmatik bir yapı olarak görüyorum." der? mesela beğenmediğiniz islam'ın bugünkü kuralları, yapıtaşları, şartları ve gerekleri ile geçmişteki islam'ınkiler aynı.
özet olarak, einstein'in dediği gibi; dinsiz bir ilim kör, ilimsiz bir din topaldır.
bileceksin ki, dinini anlayacaksın, şükredeceksin 'yüce yaradan'a...
hatırlarsanız küçüklükten beri öğrendiğimiz şey "güneş sistemi'nde 9 tane gezegen vardır. en küçüğü plütondur." bilgisiydi ama bugün bu bilim ne öğretiyor bize: plüton aslında bir gezegen bile değil. sistemimizde öyle 8 gezegen var yani.
bir diğeri ise yumurtanın sağlığımıza olumlu veya olumsuz etkisinin daha çok olup olmaması. kimileri "evet, sağlığa zararlıdır.", diğerleri "hayır, aksine, faydalıdır." dedi durdu.
şimdi hal böyleyken, bilimi eleştirmek de yanlış. çünkü böyle yaparsan aslında sen sürekli gelişmekte ve değişmekte olan canlı bir yapıyı eleştirmiş oluyorsun. kısacası, dünkü bilimle şimdiki bilim aynı değil.
eleştirmemek de yanlış. şöyle ki; evrendeki bu muazzam ve muhteşem dengeyi açıklarken daha çelişkiye düşerken, neden bilim adamları "Evrenin bu düzeni için Allah'a/Tanrı'ya ihtiyaç yoktur." cümlesini kurup insanlarda "bir yaratıcının gereksizliği" düşüncesi oluşturmaktadırlar.
durum böyleyken, materyalist,darvinist veya ateist grubuna dahil olanlar neden "bilimin dediğine inanırım. o yüzden dini gereksiz, dogmatik bir yapı olarak görüyorum." der? mesela beğenmediğiniz islam'ın bugünkü kuralları, yapıtaşları, şartları ve gerekleri ile geçmişteki islam'ınkiler aynı.
özet olarak, einstein'in dediği gibi; dinsiz bir ilim kör, ilimsiz bir din topaldır.
bileceksin ki, dinini anlayacaksın, şükredeceksin 'yüce yaradan'a...
bilim sorgulayan ve devamlı değişen bir şey olduğu için mantıksız önermedir.
bilim felsefesidir ve gayet de doğaldır sorgulanması. sonuç olarak bilimin sorgulanması bilimin gelişimine vesile olacaktır.
Bilimin doğasına uyan eylemdir. Çünkü bilim dogmatik degildir. Sürekli kendini yeniler ve yeni cevapların ortaya çıkması şaşkınlık yaratacak bir mevzu degildir. Elbette 2 çarpı iko dörttür ama doğruluğunun merak edilip test edilmesi kimsenin aforoz edilmesine neden olmaz.
bilim en büyük bilgi kaynağıdır. çünkü bilimsel bilgi, akıl ve gözleme dayanır. akla dayanan bir şeyi reddeden bir kişi hangi akılla başka bir şeyin bilimden daha yüce bir bilgi kaynağı olduğunu savunabilir?
önce yazı okunup sinirlenilmiş sonra yazarı görünce yüzde bir gülümseme oluşmuştur.
(bkz: delidir ne yapsa yeridir)
(bkz: delidir ne yapsa yeridir)
Meşhur çift yarık deneyi; gözlemci ya da gözlem yöntemleri açısından bilimin ciddi olarak sorgulanması gerektiğini göstermiştir.
benim haddim olmayan iştir.
Ayri bir bilim dali olabilir.
hem felsefik bakış açısıyla hem de bilimsel bakış açısıyla bakılarak bize dayatılan bilimsel öğretilerin doğruluğundan şüphe etmektir. Einstein bunu yapmış ve okuldan atılmıştır. bizim ülkemizde de pek sevilmez.
bilimi sorgulamak ve yanlışlamak, bilimin doğasında zaten vardır. bilim sorgulamak demektir. bilimin yanlışlarının ortaya çıkması için gerekli süre bile sorgulanmıştır.
örneğin, paris'teki pitie-salpetriere hastanesi araştırmacıları, 50 yıl boyunca yayınlanmış hepatir ve sirozla ilgili 500 makaleyi uzmanlardan oluşan bir kurula inceletmişler ve her uzman üyenin inceledikleri yazının, geçerliliğini sürdüren bir gerçek mi, yoksa zaman aşımına uğramış veya çürütülmüş bir metin mi olduğu yönünde bir değerlendirme yapmalarını istemişlerdir. sonuçta, 50 yılda, hepatit ve siroz hakkındaki bilgilerin ömrünün yarısını doldurdukları, yani geçersiz hale geldiklerini tespit etmişlerdir(Kaynak: Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisi, sayı 1348).
eski tarihli bilim dergilerine bir göz gezdirdiğinizde, venüs gezegeni için "okyanuslarla kaplı, dünya benzeri bir gezegen, üzerinde hayat olan gezegen" tanımlamalarına rastlayabilirsiniz. ama, venüs gözlem araçları ve yer radar ölçümleri, bu ifadelerin tamamen geçersiz olduğunu, venüs'ün 450 santigrad derecedeki yüzeyinin cehenneme benzediğini kanıtlamışlardır. örnekteki venüs ile ilgili eski bilgilerin yanlışlanma süresi 50 yıl civarındadır.
doğruluğuna kesin gözüyle bakılan gerçeklerin büyük bir çoğunluğunun da bir raf ömrü vardır. bilim dinamiktir ve kendisini de eleştirmeyi ve doğruya ulaşmayı bilir. bazen, önce yanılması onun gerçeklerle bağlantısında bir sorun olduğunu göstermez. eninde sonunda gerçek bilgiye ulaşılır.
bilimin dogmacılıkla arasındaki temel fark budur.
örneğin, paris'teki pitie-salpetriere hastanesi araştırmacıları, 50 yıl boyunca yayınlanmış hepatir ve sirozla ilgili 500 makaleyi uzmanlardan oluşan bir kurula inceletmişler ve her uzman üyenin inceledikleri yazının, geçerliliğini sürdüren bir gerçek mi, yoksa zaman aşımına uğramış veya çürütülmüş bir metin mi olduğu yönünde bir değerlendirme yapmalarını istemişlerdir. sonuçta, 50 yılda, hepatit ve siroz hakkındaki bilgilerin ömrünün yarısını doldurdukları, yani geçersiz hale geldiklerini tespit etmişlerdir(Kaynak: Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji Dergisi, sayı 1348).
eski tarihli bilim dergilerine bir göz gezdirdiğinizde, venüs gezegeni için "okyanuslarla kaplı, dünya benzeri bir gezegen, üzerinde hayat olan gezegen" tanımlamalarına rastlayabilirsiniz. ama, venüs gözlem araçları ve yer radar ölçümleri, bu ifadelerin tamamen geçersiz olduğunu, venüs'ün 450 santigrad derecedeki yüzeyinin cehenneme benzediğini kanıtlamışlardır. örnekteki venüs ile ilgili eski bilgilerin yanlışlanma süresi 50 yıl civarındadır.
doğruluğuna kesin gözüyle bakılan gerçeklerin büyük bir çoğunluğunun da bir raf ömrü vardır. bilim dinamiktir ve kendisini de eleştirmeyi ve doğruya ulaşmayı bilir. bazen, önce yanılması onun gerçeklerle bağlantısında bir sorun olduğunu göstermez. eninde sonunda gerçek bilgiye ulaşılır.
bilimin dogmacılıkla arasındaki temel fark budur.
nickinde bile zeka pırıltısı yerine saldırı öğeleri bulunan birinin, hakkında konuşmaması gereken bir olgudur. Sen ancak taarruz etmeyi becerebilirsin, böyle zeka isteyen işlerle beynini yorma istersen.
doğasında vardır. varlık sebebi bu zaten amk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar