bugün

ilk ezan okuyan sahabe.
resulullah vefat ettikten sonra uzaklara gitmiş ve de artık ezan okumamıştır.
türbesi de şamdadır.
zencilere işkence yapıldığı bir dönemde peygamberimiz tarafından satın alınıp azad edilen zenci köledir la ilahe illallah muhammeden resulullah diyen ilk kişilerden biridir. islamın evrenselliği eşitliği kendini göstermiş ve bilal islam ordularının en büyük komtanlarından biri olmuştur.
Hz. Peygamber'e ilk iman edenlerden biri ve sonradan ona müezzin olan sahabî. islâm tarihinde unutulmaz yeri olan Bilâl-î Habeşî, aslen Habeşlidir. Anasının adı Hamâme, babasının adı Rebah, künyesi Abdullah'tır.

Bilâl, islâm'ın ilk tebliğ yıllarında Ümeyye b. Halef'in kölesiydi. islâm'ın ortaya çıktığı yıllarda bir çok kimse, soy ve soplarının yüksekliğine, şirk toplumu içindeki nüfuzlarına bakarak kavim ve kabîle taassubuna düşmüş, islâm'a cephe almış ve sapıklıkta kalmışlardı. Bilâl b. Rebah gibi kimseler de zayıf ve acizliklerine rağmen hak davete uyup şirkten kurtulmuşlardı. işte Bilâl b. Rebah (r.a.) islâm davetine ilk icabet edenlerden biriydi.

Ümeyye b. Halef, kölesi Bilâl'in müslüman olduğunu anladıktan sonra, onu islâm'dan çevirmek için yapmadığı eziyet ve işkence kalmamıştı. Ümeyye, öğlen vakti güneşinin bir yanardağ kesildiği anda, Bilâl'i alır, kızgın kumların üzerine yatırır, sırtına kocaman bir taş koyar ve şöyle derdi: "Muhammed'e küfret; Lat ve Uzza'ya iman et. Yoksa onlara iman edinceye kadar böylece kalacaksın."

Bilâl'in kızgın kumlar üzerinde sırtı yanar, göğsü yanar, nefesi tıkanır, bu müthiş işkence altında saatlerce kıvranırdı. Fakat dudaklarında daima şu sözler dökülürdü: "Allahu Ahad, Allahu Ahad", Onun bu durumu, müşrikleri bile hayrete düşürürdü (ibn Sa'd, Tabakat, III, 232).

O, geçim için, makam ve mevki için başka ilâhlara sığınmazdı. O biliyordu ki hüküm Allah'a aittir, rızık Allah'a aittir. Öldürmek ve yaşatmak Allah'ın elindedir. Geçici dünyanın çıkarları için put ve tağutları tasdik etmek ve bu arada imandan bir cüz de Allah'a ayırmak iman için yeterli değildir. Tam ve kâmil anlamda hükmün, öldürmek ve diriltmenin Allah'a ait olduğunu rızık verenin yalnız Allah olduğunu, Allah'ı bütün sıfatlarıyla tanıyıp ona göre iman etmedikçe ve bu uğurda gelecek sıkıntı ve ezalara katlanmadıkça imanda kemâle ulaşmanın mümkün olmadığını biliyordu. Bilâl, rızık ve ölüm korkusu taşımıyordu. Yalnız Allah'tan korkuyor ve yalnız ondan ümid ediyordu.

işkence altında kıvranan Bilâl (r.a.)'a rastgelen Varaka b. Nevfel,

"Vallahi ey Bilâl, Allah birdir, Allah birdir. " der, sonra da müşriklere dönerek: "Siz onu bu yüzden öldürürseniz, biz onu, kendimize örnek alırız." derdi (ibnü'l-Esir, el-Kâmil Fi't-Târih, II, 66).

Bilâl'in efendileri olan Mekkeli müşrikler onu, çoluk çocuğun oyuncağı yapmışlardı, ona işkence edenlerden biri de Ebu Cehil'di. Ama Bilâl'e yapılan işkenceler sırasında gösterdiği sabır ve tahammül hepsini şaşkına çevirirdi. Nasıl oluyor da bu derece ağır işkencelere katlanabiliyordu.

Ümeyye b. Halef'in Bilâl'e yaptığı işkencelere çok üzülen Hz. Ebû Bekir (r.a.) ona bu işkenceden vazgeçmesini söylemiş o da; "Onun ahlâkını bozan sensin, onu bizden uzaklaştıran senden başkası değildir" demişti. Bunun üzerine Ebû Bekir es-Sıddık (r.a.) ona şu cevabı vermişti: "Benim yanımda senin şu kölenden daha güçlü ve kuvvetlisi var. Hem de senin dinindendir. istersen onu al ve bunu bana ver." Ümeyye bu teklifi kabul edip öteki köleyi aldı ve Hz. Bilâl'i Hz. Ebû Bekir'e verdi. Başka bir rivayette Hz. Ebu Bekr'in onu yedi ukiyeye satın alıp azat ettiği kaydedilir. (ibn Sa'd, Tabakat, III, 232).

Bilâl'i Resulullah'ın yanına götürüp azat etmiş ve Bilâl işkenceden kurtulmuştu. Elbette bu Allah'ın bir takdiridir. Bilâl Hz. Ebû Bekir'e bu sebeple borçlu değildir. iki mümin de görevlerini yapmışlar. Allah da onlara ecrini vermiştir. Hz. Ömer şöyle der:

"Efendimiz Ebu Bekir, yine efendimiz Bilâl'i azad etti. "(ibnü'l-Esîr, Üsdü'l- Gabe, I, 209).

Bilâl daha sonra diğer ashab ile birlikte Medine'ye hicret etti. Orada Sa'd b. Hayseme'ye misafir oldu. Ensar ile Muhacirler arasında kardeşlik oluşturulunca Bilâl'e de Abdullah b. Abdurrahman el-Has'amî kardeş ilân edildiler. Bu kardeşlik köklü bir şekilde sürüp gitti. Öyle ki Bilâl, Hz. Ömer devrinde Şam'da bulunduğu sırada maaş olarak divandan ona ayrılan hissesinden kardeşine de bir hisse veriyordu. (ibn Sa'd, Tabakat, III, 234).

Bilâl, Resulullah (s.a.s.)'ın müezzini olarak tanınmaktadır. Ve sık sıkezanı Bilâl'e okuttururdu. Hatta sabah ezanındaki " " (Namaz uykudan hayırlıdır) ibaresini Bilâl ezana eklemiş Resulullah "Bilâl, bu ne güzel söz!" diye onu tasvip etmişti. (Avnu'l-Ma'bud, Şerh Ebû Dâvud, III,185; ibn Mâce, Ezan, 1, 3,). Hz. Bilâl, Resulullah'ın bütün gazalarına katıldı. Bedir gazasında Hz. Bilâl, Mekke'de kendisine her türlü eza ve işkenceyi reva gören Ümeyye'yi görmüş ve şöyle bağırmıştı: "işte küfrün başı!.." Bunun üzerine dikkatleri ona çevrilmiş ve müslümanlar derhal onun ve oğlunun etrafını sararak ikisini de öldürmüşlerdi. Resul-u Ekrem Mekke'nin fethi ardından Kâbe'ye girerken has müezzini Hz. Bilâl'i yanlarında bulundurmuşlardı. ibn Ömer, bu vakayı şöyle nakleder ve der ki:

"Resul-u Ekrem, Mekke'nin fethi gününde, Mekke'nin yüksek tarafından bir deve üzerinde geldi. Üsame b. Zeyd, Bilâl ve Osman b. Talha da yanlarındaydılar. Resul-u Ekrem Kâbe içinde uzun bir müddet kaldılar, sonra çıktılar. Arkasında müminler içeri girmek için birbiriyle yarış etti. ilk giren bendim. Bilâl, kapının arkasındaydı. Bilâl'e Resulullah'ın nerede namaz kıldıklarını sordum, yerini gösterdi. Ne var ki Bilâl'e, Allah Resulunun kaç rekat namaz kıldıklarını sormayı unuttum." (Buhârî, Meğâzî, 49).

Resulullah, Kâbe'yi putlardan temizledikten sonra müezzini Bilâl, burada ezan okuyarak, ortalığı tevhîd nameleriyle coşturmuştu. (ibn Sa'd, Tabakat, III, 234). Resul-u Ekrem'in vefatı üzerine, ona karşı büyük bir sevgi duyan Hz. Bilâl, Medine'de kalmaya dayanamayıp, ayrılmak zorunda kaldı. Hz. Ebu Bekir, Bilâl'e yanında kalması için ısrar ettiği halde, Hz. Bilâl ona şöyle demişti: "Eğer sen beni Allah için azat ettinse bırak istediğim yere gideyim; yok kendi nefsin için azat ettinse beni yanında alıkoy!" Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir şöyle demişti: "istediğin yere git!..." Resulullah'ın vefatından sonra cihadı, ezana tercih eden Hz. Bilâl, Şam'a gitti ve Hz. Ebû Bekir devrinde Suriye'de meydana gelen gazalara katıldı (ibn Sa'd, Tabakat III,238).

Hz. Ebû Bekir'in vefatından sonra, Hz. Ömer devrinde cihat devam etti. Hz. Bilâl bu cihatlara da katıldı. Hz. Ömer, hicrî onaltıncı yılda Suriye ve Filistin'e gittiği zaman, Bilâl onu karşılamaya çıkarak Câbiye'ye gelmişti. Sonra halifenin maiyetinde Kudüs'e giderek, bu kutsal şehrin teslimi sırasında bulunmuş ve Hz. Ömer ile birlikte Kudüs'e girmişti. Hz. Ömer, burada, Resulullah'ın vefatından beri ezan okumayan Bilâl'den ezan okumasını rica etmiş, Hz. Bilâl de halifenin ısrarına dayanamayarak ezan okumuştu. Bilâl Tevhîd'in bu üstün yanı olan ezanı okumaya başlar başlamaz, Hz. Ömer ve diğer ashab Resulullah (s.a.s.) dönemini hatırlayarak, gözlerinin önüne, geçmiş günleri getirip hüngür hüngür ağlamaya başladılar. Bilâl'in ezanını dinleyenlerin hepsi, kendilerinden geçmişlerdi. Kudüs'ü teslim alma sırasında Hz. Ömer'den başka Ebu Ubeyde b. el-Cerrâh, Muaz b. Cebel, Amr b. el-Âs gibi ashabın ileri gelenlerinden bir çok kimse bulunuyordu.

Hz. Peygamber (s.a.s.)'in irtihâlinden sonra Suriye'ye giden Bilâl,

"Havlan" kasabasına yerleşti. O burada huzur içinde yaşıyordu. Hz. Bilâl, Suriye'de bir müddet kaldıktan sonra bir gece rüyasında Hz. Peygamber (s.a.s.)'i gördü. Resulullah ona, şöyle demişti: "Beni ziyaret etmeyecek misin?" Hz. Bilâl, uyanır uyanmaz, hazırlığını tamamlayıp Medine yolunu tuttu. Medine'ye gece ulaştı. Oraya varınca Ravza-i Mutahhara'ya yüzünü sürerek, burada Resul-u Ekrem'le birlikte geçirdiği günlerin hatırasını düşünerek ağladı. Bu sırada Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin Bilâl'i görmüş, fecir vaktinde ondan ezan okumasını rica etmişlerdi. Bilâl, (r.a.) onların arzusunu yerine getirerek, Peygamber Mescid'inde ezan okumuştu. Bilâl'in sesini duyan Medineliler, israfil suruyla uyandırılmış gibi yerlerinden fırlamış ve ezanı dinlemeye başlamışlardı. Birinci şehadetten sonra Resulullah'ın risâletini ikrar eden şehadet tekrar okunurken, Hz. Peygamber'in kabrinden kalktığını tasavvur ederek evlerinden dışarı fırlamışlardı. Bu sabah, bütün Medine'ye, risalet devrini bütün canlılığı ile yaşatan, herkesin hislerini coşturan, bütün müslümanların Resul-u Ekrem'e karşı duydukları sevgiyi canlandıran Bilâl'in sesi idi.

Hz. Bilâl, hicretin yirminci yılında altmış yaşlarında iken vefat etti. Dımaşk'ın Bâbü's-Sağîr tarafına defnolundu. (ibn Sa'd, Tabakat, III, 238; ibnü'l-Esir, Üsdü'l-Gabe, I, 209).

Hz. Bilâl (r.a.), vefatı yaklaşınca, ölümün ızdırabını, sevgililerine kavuşmasındaki zevk ile mezcetmiş; ömrünün son anlarında onun hastalığını gören zevcesi, teessüründen "ah ne acı" dedikçe, Bilâl: "Oh! ne tatlı!." diyor ve ekliyordu: "Yarın sevgililerle, Muhammed ve arkadaşlarıyla buluşacağım." diyordu.

Bilâl-i Habeşî, islâm'ın ahlâkıyla ahlâklanmış, fazîlet ve kemâl sahibi bir sahabî idi. Hz. Bilâl'in, ilk müslümanlardan olduğunu ve islâm akîdesi uğrunda en büyük çileyi çekenlerden olduğunu, herkes bilir ve ona son derece sevgi ve hürmet beslerdi. Hz. Bilâl, bütün vaktini, Resul-u Ekrem'e hizmetle geçirdi. O, Resulullah'ın meclislerinde daima hazır bulunurdu. Her namazda, her durum ve işte Resulullah'dan ayrılmazdı. Hz. Peygamber'in hazinedarlığını, Bilâl yapardı. Çarşı ve pazardan alınacak her şeyi o tedarik eder, icabında ödünç para alır, Resulullah'ın evinin ihtiyaçlarını sağlar, sonra da müsait zamanlarda o borçları öderdi.

Hz. Bilâl'in doğruluk ve ahlâkı, islâm'a bağlılığı bütün çağdaşları tarafından aynı derecede takdir edilmekte ve övülmekteydi. Artık o, siyahî bir köle değil, ashab'ın ileri gelenlerinden ve islâm devletinin yönetiminde söz sahibi olan müminlerden biriydi.

Hz. Bilâl, uzun boylu, zayıf, ince ve koyu esmerdi. Ömrünün sonlarına doğru saçlarının çoğu beyazlaşmıştı * *

http://www.menzil.net
hazreti bilal islam için çok eziyet çektiğinden dolayı çocuğu olmamıştır. her sahabe gibi o da peygamber efendimiz (s.a.v)'e çok düşkündü ve vefatından sonra birçok sahabe gibi medine'de duramayarak oradan ayrılmıştı. senelerce ezan okumamış ve medine'ye geri dönmemiştir. daha sonra peygamber efendimiz (s.a.v)'i rüyasında görmüştür ve peygamberimiz ona "bizi ziyrete ne zaman geleceksin" demiştir. öyle olunca medine'ye gelmiştir.hz. hasan ve hz. hüseyin küçüklüklerinde hz.bilal'in ezan okumasıyla büyüdüklerinden dolayı ezan okuması için hz.bilal'e çok ısrar etmişleridir. ve hz.bilal sevgili peygamberinin torunları oldukları için onları kıramamıştır. çok zorlanarak ezan okumaya başlamıştır. o ezan okuduğu zaman herkes yollara dökülmüş ve hz. muhammed (s.a.v)'in dirildiğini düşünmüşlerdir. fakat hz.bilal ezanın "Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah" bölümüne geldiği zaman hıçkırıklarla ezanı okumayı bırakmıştır ve ağlamaya başlamıştır. ve medine'den tekrar ayrılmıştır.
eşi onların hatırlanmıyacağını düşünerek üzülmüştür fakat bu üzüntüsü yersiz olmuştur. biz ümmet olarak her ezandan sonra hz.bilal ve ailesi için 3 ihlas 1 fatiha okumayı unutmayız.
hz. muhammed'e aşk ile bağlı olan şahsiyet. peygamber vefat ettikten sonra, ''o toprağın altındayken ben bu toprağın üstünde yürüyemem'' diyerek oraları terk-i diyar etmiştir.
habeşistan kökenli çok değerli bir sahabedir. islam'ı ilk kabul edenlerden olup, bu nedenle çok ağır işkencelere maruz bırakılmıştır. ayrıca ilk müezzin olmuştur.
gerçek iman sahibi, büyük bir sahabe'dir. öyle büyük bir imanı vardı ki ne kızgın çöl kumları, ne de türlü işkenceler, onun bu imanı göğsünden söküp atmaya yetmemiştir.(Rahmetullahi aleyh).
kendi simsiyah, kalbi ise bembeyaz olan sahabe, allah ve peygamber aşığı. ezanı en güzel okuyan.
müezzinlerin piri.
çağrı (the message) filminde johnny sekka, hz ömer dizisi'nde Faysal Amiri tarafından canlandırılmıştır.

görsel
annesinin adı Hamame, babasının adı rebah'tır.

habeşistan'lı olmasından mütevellit bilal-i habeşi olarak anılmıştır.

abdullah bin zeyd ezanı rüyasında görünce peygamber efendimize (a.s.m.) anlattı, sonra peygamberimizin (a.s.m.) isteğiyle hz. bilal'e öğretti.

http://www.enfal.de/ecdad76.htm
gür sesi sebebiyle ilk ezanı okuyan sahabe.
--spoiler--
Medine’ye hicretten sonra ilk ezanı okuyan ve müezzinliğe devam eden Hz. Bilal r.a ., Rasul -i Ekrem s.a.v.’in vefatından sonra cemaate ezan okumayı bırakmıştı. Halife Hz. Ömer r.a. zamanında ise cihad için izin isteyerek Suriye’ye gitti. Halife bir ara Şam’a gidince, şehir dışında Bilal-i Habeşî r.a. Hazretleri onunla buluşmuş, Hz. Ömer’in ricasıyla yeniden bir ezan okuyunca herkes ağlamıştı.
--spoiler--
cahiliye döneminde ''kara kadının oğlu'' olarak isimlendirilen sahabedir. hatta mekke'nin fethinden sonra bile ezanı bilal okuduğu için ''muhammed bu kara kargadan başkasını bulamadı mı?'' denip aşağılanmaya devam edilmiştir, cahiliye aklı hiçbir zaman ölmemiştir çünkü. kendisi habeşlidir, habeş ise kelime manası itibarı ile derisi sıkı ve kavruk olan manalarına gelir. nitekim araplarda semiz hayvanlara ''habeş'' dendiği de olur. kendisi somalili değil, etiyopyalıdır. etiyopyanın o gün ki adı habeşistan'dır, daha doğrusu arapların taktığı isim budur.

hikaye edilir ki bilal ezanı okuduğunda ''şın'' harflerini çıkaramıyordu, çünkü habeş dilinde ''şın'' sesi yoktur, ayrıca bilal'in arapçası da fasih değildir. ''eshedu'' dediği için sahabelerden birinin peygamber'e şikayet ettiği anlatılır. hikaye odur ki peygamber ''bilal'in sın'ı allah katında şın'dan hayırlıdır'' dediği anlatılır.
ayrıca sabah namazlarındaki '' essalatu hayrun minnen nevm (namaz uykudan hayırlıdır)'' bilal-i habeşi'nin, kamete yani davete eklediği bir sözdür. çünkü ezan sıradan bir davettir.

peygamber'in ölümünden sonra çoğu kişinin yaptığı gibi şam diyarına gitmiş ve orada vefat etmiştir, ayrıca tarsus'ta da kendisinin ismini taşıyan makam vardır.
çağrı filminde, karnına ağır taş koyup işkence edilmişti ya, yine de kelime-i şahadet getirmişti. hep aklıma o sahne gelir. bunlar Müslümansa ben neyim sorusunu sorarım kendime, kendimden utanırım.
hz. Ömer'e, Mekke'nin fethinden sonra, ezan okunması gerektiği anın önceki gününde, Allah'ın rüyasında göstermiş olduğu islam aleminin ilk müezzinidir.
ezan okuduğunda müslüman hristiyan ateist herkesin zevkle dinlediği sahabe.
Bilal I habeşi o büyük insan.. Yatırdılar onu kızgın kumlara vücudunu boyadılar kanlara.
Resulullah efendimizin kuran ile bizi ferahlat ya bilal buyurduğu büyük sahabenin ismidir. Efendimiz ahirete teşrif buyurunca medine'nin her yerinde onun hatırası ile karşılaştığı için dayanamamış ve medine'den ayrılmıştır. Hasret ile yanmış bir gönül sahibidir.
ilk ezan okuyan sahabe.
Lanet olası pis zenci.
ilahisini çok severim.
Lanet olası pis zenci.