bugün

iyiler
Büyük nimetmiş, şu günlerde anlıyorum.

Azıcık nefes ve güneş almak için aldım kahvemi, çıktım.
Hava mis gibi, kuşlar ötüyor, sokağın araba gürültüsü çekilmiş.
Adeta bir balkon romantiğiyim şu anda.

Dün de dereotu ve kiraz domates ektim 2 saksıya.
Şimdi bakınca, Duvarlar çok boş geldi gözüme... Oraya da bir şey düşüneyim.
evden çıkılmayan şu günlerde ekmek ve sudan sonra sahip olunması gereken en önemli unsur.

balkon öyle bir yer ki tek başına olunduğu zaman insanı hüzne sürükleyen, arkadaşlarla oturulduğu vakit ise muhabbetin dibine vurulduğu gırgır şamatanın olduğu bir yerdir.

balkon dizaynı üzerine özel şirketler bu konuda danışmanlık sağlıyor.

tabi ben kendim yaparım diyorsanız da internette fikir edinebileceğiz yüzlerce site var.

https://www.digsdigs.com/...all-balcony-design-ideas/

https://www.housebeautifu...balcony-decorating-ideas/

https://www.architectural...eas-and-decor-inspiration

https://tr.pinterest.com/pin/547750373421712718/

https://www.architecturea...that-everyone-will-adore/

https://www.pinterest.ph/kerokeroque/balcony-ideas/

https://www.houzz.com.au/...gn-ideas-phbr0-bp~t_28362
Kimi insanların, yaz kış hatta gece gündüz demeden hunharca kullandıkları, evin en sevimli yeridir.

Meselâ ben.
Balkonsuz yaşayamam, balkonsuz evde oturamam, boğulurum.
Evime verdiğim özeni, balkonuma da gösteririm, dekore ederim, çiçeklendiririm, renkli masa örtüleri beğenir, pul puf minderlerle bezerim.
Balkonum, çay bahçemdir, cafemdir, alaçatı' mdır, kimi Zaman Emirgân' dır.

Balkonunu kapatıp, camdan fanusa çeviren ya da pılısını pırtısını balkona yığan insanları anlamam meselâ.
Aklım almaz.
Sefası ile ünlü olan.
Aşk yaşıyorum seninle, aşk. Aşk... hem de ne aşk. Dillere destanlık.

Bir parçamsın sen artık, seviyorum seni.

Neyse, kısacası evin bir uzantısı diyebilirim. Tek farkı, çoğunun kapalı alan olmaması.
mahalle havasının sürdüğü yerlerde evin vizyonudur. sosyalleşme durağıdır. evin dışa taşan kısmıdır ki bu yüzden de karakter sahibidir. kapıları kilitleyip televizyonlarını açanlara nisbet edercesine daha hümanist bir öz taşır bağrında.
charles baudelaire'ın elem çiçekleri kitabından bir şiir

hatıralar annesi, sevgililer sultanı
ey beni şad eden yâr, ey tapındığım kadın
ocak başında seviştiğimiz o zamanı
o canım akşamları elbette hatırlarsın
hatıralar annesi, sevgililer sultanı
o akşamlar kömür aleviyle aydınlanan
ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen
başım göğsünde, ne severdin beni o zaman
ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden
o akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan
ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları
kainat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar
üstüne eğilirken ey aşkımın pınarı
sanırdım ciğerimde kanının kokusu var
ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları
kalınlaşan bir duvardı aramızda gece
seçerdim o karanlıkta göz bebeklerini
mest olur, mahvolurdum nefesini içtikçe
bulmuştu ayakların elerimde yerini
kalınlaşan bir duvardı aramızda gece
bana vergi o tatlı demleri hatırlamak
yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde
o mestinaz güzelliğini boştur aramak
sevgili vücudundan, kalbinden başka yerde
bana vergi o tatlı demleri hatırlamak
o yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler
dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır
nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler
güneşler ki en derin denizlerde yıkanır
o yeminler, o kokular, sonu gelmez öpüşler.
king oynarken yanınıza oturan paso beleş çay oralet içen otlakçı bünyelere denir.
evin disa uzanan memeleri.
bazı evlerde 3 tane birden vardır. evin kendisi -ki mesela bizim ev bu- 102 metre kare diyelim.. ama balkonları birleştirdiğimizde ev nerden baksan 50 metre kare daha genişliyor. durum böyle iken, neden 1 balkon yapıp evi daha geniş ve ferah tutmaz deli olup deliresi yetkililer anlamam. demek ki istek var. istek var mangallara ve daha çok çamaşır ipi asılacak boşluklara ve "aman kedi balkona mı çıktı?" paniklemelere.

diğer yandan.. eskiden, akün sineması diye bir şey vardı. buranın bir de balkon kısmı vardı. çocukluğum bu balkon kısmında oturup film izlemekle geçti. tam ben büyüyüp, babamla sinemaya gitmekten nefret ettiğim sıralarda ise akün kapandı, çok acayip oldu, yukarda birisi sesime cevap mı verdi ne!

balkonlar yorar beni. yordu da. şimdi.. kedi hangi balkona çıktı bu kez!? tutun gene kaçacak!..
Necati cumalı şiiri.

Sana geldiğim yağmurlu günleri hatırlar misin?
Pencerene açılan yol dönemecini.
Aralar misin hatırama öyle her aksam
ilik gülüşlerinin gölgesiyle yüklü perdelerini.

Bulutlar ter kederdi şehri daima
Aksamları gemiler ter kederdi.
Bir balkonun kalırdı sanırım
Kaybolan gölgelere aşina.

Vapur iskelesinde buluştuğumuz bir aksam
O aksam, erkenden ayrıldık ve sonra
Hâlâ hafızamızda devam ediyordu
Unutulmuş hayati maviliklerin
Hâlâ hatırımdadır odama son gelişin,
Ve gitmeden önce
Saçlarını tarayışın hâlâ aynada...

Benim küçük öksüzüm, genç dulum
Ben senin hem baban, hem kocanım.
Erken tenhalaşan karanlık arka sokaklarda
Bütün servetin gibi ellerini
Avuçlarıma bıraktığın geceler
Sana küçük bir evden özetmeliydim...

Uzun bir aşktan sonra tekrar
Bütün beni sevenleri hatırlıyorum
O şehirde bütün tanıdıklarım ve sen
Sen beni severdin
Sen iyiydin, güzeldin!
gece yarısı herkes uyuduktan sonra sigara içmek için evin en uygun bölümü.*
göbeğin diğer adı.
bilumum kahve oyunlarında masa kenarlarında oturan, yemediği içimediği şey kalmayan, genellikle(gözlemlerime dayanarak) pişkin kişiye denir. 'yahu balkon bir rahat dur, mideni bozacaksın' deseler de hiç oralı olmayan, hatta bu sozunuzu 'ya hilmi abi bir meyveli soda daha getirir misin yaa? sindiremedim yediklerimi' tarzında laflarla keser. hesabı ödeyecek kişilerin korkulu rüyasıdır, omuzlarındaki yüktür, sırtlarındaki kamburdur. ama yine de canciğer arkadaştır.
osmanlı mimarisinde aslen olmayıp 19.yy sonrasında Batı mimarisinin taklit edilmeye başlanmasıyla osmanlı coğrafyasında gözlenmeye başlanmış yapıdır. sezai karakoç'un balkon şiirinde de balkon aslında imgelem olarak batı'yı, çocuk da doğuyu taşır. ama bu imgelemi sezebilen insan sayısı oldukça azdır.
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com