bugün
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması13
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek9
- fatma betül sayan kaya57
- bazı aşklar şehre benzer3
- şampuan önerisi4
- era7capone ve antipanik aşkı6
- muhallebici açıyoruz isim önerileri14
- siyonist arşivi2
- menemen dolmuşları2
- tüm delilerin beni çekmesi2
- kendisiyle övünen insanlar15
- sözlüğün attila ilhan'ı olmak istemek2
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi9
- almanyadan gelecek akrabadan istenecekler9
- arkadaşlar çok kötüyüm2
- allah'ın yasaya uymayan israil oğullarına laneti3
- katatespizartmasi2
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- gece bire üç kala gelen umumi tuvalete sıçma isteğ2
- salyangoz3
- türkiye33
- sözlüğün iyice camiye dönmesi3
- ne kadar yaşlısın16
- futbol18
- ai otomatik silmenin ayet silmesi3
- firavunun biraz mal olması2
- queen ravenna adlı yazar10
- amerika da köleliği kaldıran başkan5
- verdiği sözü tutamayan insan4
- terso pek paso2
- risale'i nurları neşretmek3
- ters çevrilmiş sandalyeye oturup felsefik düşünmek2
- trt tarafsız olmalı13
- stanley termos5
- türk kızlarının genel özellikleri3
- habersiz gelen misafir4
- uefa uluslar ligi8
- yağmurdan sonra beliren korkusuz salyangoz sürüsü3
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- annelerin garip huyları2
- nokia 3310 denince akla gelenler10
- karton toplayan çocuğa cin kabilesi göndermek5
- bir derdim var4
- türk esnafı2
- tayt3
- asrın soygunu21
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- biraderi koşu bandında koşturmak2
- arkadaşlar kahve fotolarımdan ne istiyorsunuz3
- ismet biraderin birader olması2
okuduğum kadarıyla yavşağın teki. her şairi tek tek sever sayarım bu adamı hiç sevmem. şehy ül islam olmak istemiş olamayınca hırs yapıp karılarını döverken kalpten gitmiş şerefsiz.
küçüklüğümden beri, üniversite yıllarım dahil, kendisini ne zaman okusam hep fuzuli'nin hakkını çok yediğini düşünürüm bu adamın. klasik edebiyat içerisinde değerlendirildiğinde çok güzel beyitleri var fakat iktidar yalakası gibi bir şey olmalı o dönemde. fuzuli ile kıyaslanamaz.*
1526 doğumlu osmanlı şairidir. divan edebiyatı'nın en ünlülerindendir. 4500 küsur beyitlik bir divan yapmıştır.
bir gazeli.
--spoiler--
Hoş geldi bana mey-kedenin ab-ı havası
Billah güzel yerde yapılmış yıkılası
Zibâayaraşır hilat-ı naz ol boyu serve
iki kolumu etsem ana bel dolaması
Dikkatler ile seyir ederiz yari serapa
Görmez mi idik biz de eğer olsa vefası
Dünya değer ol mah-li-kaa dilber-i garra
Yusufta dahi yoktur anı hüsn-i behası
Meddah olalı çeşm-i gazalanına Baki
Öğrendi gazel tarzını Rum'un şuarası (şairleri).
--spoiler--
bir gazeli.
--spoiler--
Hoş geldi bana mey-kedenin ab-ı havası
Billah güzel yerde yapılmış yıkılası
Zibâayaraşır hilat-ı naz ol boyu serve
iki kolumu etsem ana bel dolaması
Dikkatler ile seyir ederiz yari serapa
Görmez mi idik biz de eğer olsa vefası
Dünya değer ol mah-li-kaa dilber-i garra
Yusufta dahi yoktur anı hüsn-i behası
Meddah olalı çeşm-i gazalanına Baki
Öğrendi gazel tarzını Rum'un şuarası (şairleri).
--spoiler--
teolojik tabanlı şiiri neredeyse yok derecesinde azken, şeyhülislam olmak için yanıp tutuşmuş, alakaya maydonozdur. ölümü ise daha fena bir şekilde, iyice yemek yedirilip içki içirildikten sonra, içerisinde bulunduğu saldan halicin serin sularına atılmak şeklinde cereyan etmiştir.
ASIL adı Mahmut Abdülbâkidir. Bir müezzinin oğludur. Şair Zatinin dükkânında saraç çıraklığı ederken zekâsı sayesinde medreseye verilmiş, daha sonra ilerlemiştir. Çeşitli kadılıklarda bulunduktan sonra Anadolu ve Rumeli Kazaskerliklerim kadar yükselmişse de. asıl istediği «Şeyhülislâm- hk»a erişemeden ölmüştür. 4 padişah devrinde gözdeliğini korumuş. ama çok kıskanılmış bir şairdir. En önemli eseri. Divan adiyle toplanan şiirleridir.
Kaynak: http://www.yeniansiklopedi.com/baki-2/#ixzz2ORIRPO8D
Kaynak: http://www.yeniansiklopedi.com/baki-2/#ixzz2ORIRPO8D
Ünlü Divan şairi. 1526 da istanbulda doğdu.Asıl adı Mahmut Abdülbaki dir. Fatih camii müezzini olan babası, Bakiyi ilk olarak bir saraçm yamna çırak verdi. Fakat saraçlık Bakiyi sarmadı. Okumaya heves etti. Saraç çıraklığını bırakarak medresede okudu. Medreseden müderris (öğretmen) çıktı.
Kaynak: http://www.yeniansiklopedi.com/baki/#ixzz2OSXm8XXI
Kaynak: http://www.yeniansiklopedi.com/baki/#ixzz2OSXm8XXI
bugün ölüm yıldönümü olan ünlü divan edebiyatı şairi.
"meddah olalı çeşm-i gazalârına bâkî
öğrendi gazel tarzını rûmun şuarâsı"
"Nola dehr icre nişanim yog ise ankayim
Ne aceb seyh gibi caglamasam deryayim "
gibi beyitleri ile kibirde de bir numara olan divan şairi.
öğrendi gazel tarzını rûmun şuarâsı"
"Nola dehr icre nişanim yog ise ankayim
Ne aceb seyh gibi caglamasam deryayim "
gibi beyitleri ile kibirde de bir numara olan divan şairi.
Divan edebiyatinin sultan-i suarasi. Rindane gazel sairi.
zülf-i siyâhı sâye-i perr-i hümâ imiş
iklim-i hüsne anın içün pâdişâ imiş
bir secde ile kıldı ruh-i âftâbı zer
hak-i cenâb-ı dost aceb kîmyâ imiş
âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal
bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
görmez cihânı gözlerimiz yârı görmese
mir'ât-ı hüsni var ise âlem-nümâ imiş
zülfün esîri bâkî-i bîçâre dostum
bir mübtelâ-yı bend-i kemend-i belâ imiş
dizeleri ile ahiret ve dünya sorgusuna değinmiş divan edebiyatının usta şairlerindendir.
iklim-i hüsne anın içün pâdişâ imiş
bir secde ile kıldı ruh-i âftâbı zer
hak-i cenâb-ı dost aceb kîmyâ imiş
âvâzeyi bu âleme dâvûd gibi sal
bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
görmez cihânı gözlerimiz yârı görmese
mir'ât-ı hüsni var ise âlem-nümâ imiş
zülfün esîri bâkî-i bîçâre dostum
bir mübtelâ-yı bend-i kemend-i belâ imiş
dizeleri ile ahiret ve dünya sorgusuna değinmiş divan edebiyatının usta şairlerindendir.
şairi , sanatçıyı en iyi anlatan, tanımlayan kişidir . efsanevi bir şairdir .
'' baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş ''
'' baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş ''
Divan edebiyatının en önemli şaircilerinden biri. Lakabı şairler sultanıdır. Fuzuliye göre çok çok rahat yaşamıştır.
(bkz: divan edebiyati)
(bkz: ebedî). Hoş..
Bâkî, Asıl adı Mahmud Abdülbâkî olan Divan edebiyatı şâiridir. Sultanüş'şuâra olarak anılmış, Türk edebiyatının en önemli isimleri arasında yer almıştır.
çok komik bir isim ahahahdfds. düşününce komik geliyor bir insanın adının baki olduğunu düşününce komik geliyor.
baki, bizi garıya götür.
GAZEL-2
1.Hengâm-ı şeb ki kungure-i kasr-o âsumân
Zeyn olmuş idi şu’lelenüp şem’i ahterân
(Gece vaktinde yıldızların mumu ışıldayıp gök sarayının kubbesi süslenmişti.)
2.Ha yl-i kevâkıb içre yanup meş’al-i kamer
Sahn-ı semâda Rûşen idi râh-ı kâhkeşân
(Ayın meş’alesi yıldız kalabalığı içinde yanınca samanyolu gök sahnesinde aydınlanmış olarak görünürdü.)
3.De st urmış idi kilk-i şihâba debîr-i çarh
Tuğrâ-nüvîs-i hükm-i hudâvend-i ins ü cân
(insanların ve bütün canlıların efendisinin buyruklarının tuğrasını yazan (Sultanın imzasını atan), göğün kâtibi Utarid akan yıldız kalemini eline almıştı.)
4.Bezm-i felekde urmış idi Zühre sâza çeng
iyş ü safâda hurrem u handâan u şâmdân
(Zühre yıldızı göğün toplantısında yiyip içip, eğlenerek, gülerei mutlu ve neşeli, sazına el atmıştı.)
5.Bu çarh çenberinde tutup devr usûlini
Deffâf-ı mihr kılmış idi çehresin nihân
(Bu gök kubbesinde güneş defcisi devir usulüne uyarak yüzünü gizlemişti.)
6.Bir tîg-i zer-nişân ile girmişdi arsaya
Şemşîr-bâz-ı ma’reke-i sahn-ı âsumân
(Gök sahnesinin savaş alanının kılıç oynatıcısı altın işlemeli bir kılıçla savaş alanına girmişti.)
7.Tedbîr-i mu’zamât-ı umûr-ı cihân içün
Yakmışdı şem-i fikreti Bercîs-i nükte-dân
(Dünya işlerinin büyütülmüş sorunlarına çareler bulmak için güzel konuşan Bercis düşünce mumunu yakmıştı.)
8.Bâlâ-yı çerh-i heftüme Keyvân-ı köhne-sâl
Oturmuş idi niteki hindû-yı pîl-bân
(Yıllar görmüş, yaşlı Zühal, yedinci feleğin en üstüne tıpkı fil sürücüsü bir Hintli gibi oturmuştu.)
9.Âyâ bu zîb ü ziynet-i âlem nedür deyu
ibret göziyle nâzır iken dehre nâgehân
(…(Keyvân) acaba âlemin bu süsü, ziyneti nedir diye ibret gözüyle dünyaya bakarken, ansızın…)
10.Etrafa saldı şa’şa’asın gûşe mihr
Oldıufukda mühr-i Süleymân gibi ayân
(… güneş ufukta Hz. Süleymân’ın mührü gibi göründü ve her köşeye parlaklığını saldı.)
11.Kıldı bu hâli dîde-i ibret müşâhade
Tuydı bu sırrı âkıbetü’l-emr gûş-ı cân
(ibret alıcı, meraklı göz bu hali gördü ve işin sonunda can kulağı bu sırrı duydu…)
12.Kim bu nizâmı vermedi âlem sarâyına
illa ki yümn-i devlet-i şâh-ı cihân-sitân
(… ki, bu düzeni âlem sarayına cihanın sahibi olan şahın devletinin uğrunda başka kimse vermedi.)
13.Bâlâ-nişîn-i mesned-i şâhân-ı tâcdâr
Vâlâ-nişân-ı ma’reke-i arsa-i Keyân
(Tac sahibi şahlar makamının en yüksekte oturanı. Büyük hükümdarlar arsasının savaş alanının en yükseğinde oturan, en rütbelisi.)
Bilgi birikimini ve ustalığını konuşturduğu gazel örneğidir.
1.Hengâm-ı şeb ki kungure-i kasr-o âsumân
Zeyn olmuş idi şu’lelenüp şem’i ahterân
(Gece vaktinde yıldızların mumu ışıldayıp gök sarayının kubbesi süslenmişti.)
2.Ha yl-i kevâkıb içre yanup meş’al-i kamer
Sahn-ı semâda Rûşen idi râh-ı kâhkeşân
(Ayın meş’alesi yıldız kalabalığı içinde yanınca samanyolu gök sahnesinde aydınlanmış olarak görünürdü.)
3.De st urmış idi kilk-i şihâba debîr-i çarh
Tuğrâ-nüvîs-i hükm-i hudâvend-i ins ü cân
(insanların ve bütün canlıların efendisinin buyruklarının tuğrasını yazan (Sultanın imzasını atan), göğün kâtibi Utarid akan yıldız kalemini eline almıştı.)
4.Bezm-i felekde urmış idi Zühre sâza çeng
iyş ü safâda hurrem u handâan u şâmdân
(Zühre yıldızı göğün toplantısında yiyip içip, eğlenerek, gülerei mutlu ve neşeli, sazına el atmıştı.)
5.Bu çarh çenberinde tutup devr usûlini
Deffâf-ı mihr kılmış idi çehresin nihân
(Bu gök kubbesinde güneş defcisi devir usulüne uyarak yüzünü gizlemişti.)
6.Bir tîg-i zer-nişân ile girmişdi arsaya
Şemşîr-bâz-ı ma’reke-i sahn-ı âsumân
(Gök sahnesinin savaş alanının kılıç oynatıcısı altın işlemeli bir kılıçla savaş alanına girmişti.)
7.Tedbîr-i mu’zamât-ı umûr-ı cihân içün
Yakmışdı şem-i fikreti Bercîs-i nükte-dân
(Dünya işlerinin büyütülmüş sorunlarına çareler bulmak için güzel konuşan Bercis düşünce mumunu yakmıştı.)
8.Bâlâ-yı çerh-i heftüme Keyvân-ı köhne-sâl
Oturmuş idi niteki hindû-yı pîl-bân
(Yıllar görmüş, yaşlı Zühal, yedinci feleğin en üstüne tıpkı fil sürücüsü bir Hintli gibi oturmuştu.)
9.Âyâ bu zîb ü ziynet-i âlem nedür deyu
ibret göziyle nâzır iken dehre nâgehân
(…(Keyvân) acaba âlemin bu süsü, ziyneti nedir diye ibret gözüyle dünyaya bakarken, ansızın…)
10.Etrafa saldı şa’şa’asın gûşe mihr
Oldıufukda mühr-i Süleymân gibi ayân
(… güneş ufukta Hz. Süleymân’ın mührü gibi göründü ve her köşeye parlaklığını saldı.)
11.Kıldı bu hâli dîde-i ibret müşâhade
Tuydı bu sırrı âkıbetü’l-emr gûş-ı cân
(ibret alıcı, meraklı göz bu hali gördü ve işin sonunda can kulağı bu sırrı duydu…)
12.Kim bu nizâmı vermedi âlem sarâyına
illa ki yümn-i devlet-i şâh-ı cihân-sitân
(… ki, bu düzeni âlem sarayına cihanın sahibi olan şahın devletinin uğrunda başka kimse vermedi.)
13.Bâlâ-nişîn-i mesned-i şâhân-ı tâcdâr
Vâlâ-nişân-ı ma’reke-i arsa-i Keyân
(Tac sahibi şahlar makamının en yüksekte oturanı. Büyük hükümdarlar arsasının savaş alanının en yükseğinde oturan, en rütbelisi.)
Bilgi birikimini ve ustalığını konuşturduğu gazel örneğidir.
farsça yazılan şiirlerinde istanbul türkçe sini en çok kullanan şair olarak bilinir. şiirlerinde döneminin de vermiş olduğu zenginlik ve bolluğun etkisiyle daha çok zevk ve sefa temaları göze çarpar. diğer divan edebiyatı şairlerinin pek çoğunun aksine şiirlerinde tsasavvufu amaçlamamış; tasavvuf terimlerini birer araç olarak kullanmıştır.
1526 da yoksul bir müezzinin yetenekli oğlu olarak dünyaya gelen baki kazaskerlik makamına kadar yükselmiştir. en büyük hayali olan şeyhülislamlık makamını göremeden 1600 yılında hayata veda etmiştir. bu konuda döneminde zevk ve sefa düşkünü olmakla suçlanmasına yol açan şiirlerinin payı büyük olsa gerek.
yazmış olduğu divan isimli eseriyle döneminde türk edebiyatını iran edebiyatının üstüne çıkarmıştır.
diğer şiirlerinin aksine baki nin son şiiri ismini verdiği hüzünlü şiiri şöyledir.
Baki'nin Son Şiiri
Âlâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var
Yakında adem dirler bir şehre azîmet var
Uçdı bu fezâlardan mürg-ı dil-i nâlânım
Ârâm idemez oldum efkâr-ı seyâhat var
Nûş eylese bir âşık tâ haşre dek ayılmaz
Bezm-i feleğin bilmem câmında ne hâlet var
Bu hâlet ile ey dil sağ olmada âlemde
Derd ü gam-ı dilberle ölmekte letâfet var
Gitdükçe harâb eyler mülk-i dil-i vîrânı
Dehrün bu cefâsından bir şâha şikâyet var
Ser terkine kâ'ildir dünyâya gönül virmez
Terk ehlinin ey Bâkî başında sa'adet var.
(Günümüz Dili)
Dünyanın süslerinden el çekmeye niyetim var
Yakında yokluk derler bir şehre seyahatim var.
Uçtu gitti bu göklerden inleyen gönül kuşum
Fırsat bulamaz oldum yolculuk kederim var.
içse bir aşık -ta kıyamete kadar ayılmaz
Feleğin meclisinde -bilmem kadehinde ne haller var
Bu haller ile ey gönül sağ olmaktansa alemde
Dilberlerin gam derdinden ölmekte incelik var.
Gittikçe viran gönül ülkesini harap ediyor
Zamanın bu cefasından bir şaha şikayet var
Baş vermeye razıdır da dünyaya gönül vermez
Ayrılık ehlinin ey Bâkî başında saadet var.
(Günümüz diline uyarlayan: Adnan Durmaz)
1526 da yoksul bir müezzinin yetenekli oğlu olarak dünyaya gelen baki kazaskerlik makamına kadar yükselmiştir. en büyük hayali olan şeyhülislamlık makamını göremeden 1600 yılında hayata veda etmiştir. bu konuda döneminde zevk ve sefa düşkünü olmakla suçlanmasına yol açan şiirlerinin payı büyük olsa gerek.
yazmış olduğu divan isimli eseriyle döneminde türk edebiyatını iran edebiyatının üstüne çıkarmıştır.
diğer şiirlerinin aksine baki nin son şiiri ismini verdiği hüzünlü şiiri şöyledir.
Baki'nin Son Şiiri
Âlâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var
Yakında adem dirler bir şehre azîmet var
Uçdı bu fezâlardan mürg-ı dil-i nâlânım
Ârâm idemez oldum efkâr-ı seyâhat var
Nûş eylese bir âşık tâ haşre dek ayılmaz
Bezm-i feleğin bilmem câmında ne hâlet var
Bu hâlet ile ey dil sağ olmada âlemde
Derd ü gam-ı dilberle ölmekte letâfet var
Gitdükçe harâb eyler mülk-i dil-i vîrânı
Dehrün bu cefâsından bir şâha şikâyet var
Ser terkine kâ'ildir dünyâya gönül virmez
Terk ehlinin ey Bâkî başında sa'adet var.
(Günümüz Dili)
Dünyanın süslerinden el çekmeye niyetim var
Yakında yokluk derler bir şehre seyahatim var.
Uçtu gitti bu göklerden inleyen gönül kuşum
Fırsat bulamaz oldum yolculuk kederim var.
içse bir aşık -ta kıyamete kadar ayılmaz
Feleğin meclisinde -bilmem kadehinde ne haller var
Bu haller ile ey gönül sağ olmaktansa alemde
Dilberlerin gam derdinden ölmekte incelik var.
Gittikçe viran gönül ülkesini harap ediyor
Zamanın bu cefasından bir şaha şikayet var
Baş vermeye razıdır da dünyaya gönül vermez
Ayrılık ehlinin ey Bâkî başında saadet var.
(Günümüz diline uyarlayan: Adnan Durmaz)
GAZEL 2
Hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni
Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni
Geh ebr-veş giryan edip geh bad-veş püyan edip
Mecnun-i sergerdan edip sahralara saldın beni
Vaslim dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni
Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben
Dil sakin-i beytül-hazen tenhalara saldın beni
Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem
Kıldın garik-i bahr-i gam deryalara saldın beni.
Hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni
Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni
Geh ebr-veş giryan edip geh bad-veş püyan edip
Mecnun-i sergerdan edip sahralara saldın beni
Vaslim dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni
Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben
Dil sakin-i beytül-hazen tenhalara saldın beni
Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem
Kıldın garik-i bahr-i gam deryalara saldın beni.
kapunda hâsıl itdi bu devâsuz derdi hep gönlüm
ne derde mübtelâ oldı dil-i bîmârı görsünler
(Gönlüm bu devasız derdi hep senin kapında edindi Nasıl bir derde düştü, hasta gönlümü görsünler)
bu beyti ile beni benden alır da götürür.
ne derde mübtelâ oldı dil-i bîmârı görsünler
(Gönlüm bu devasız derdi hep senin kapında edindi Nasıl bir derde düştü, hasta gönlümü görsünler)
bu beyti ile beni benden alır da götürür.
görmez cihanı gözlerimiz yari görmese
mir'at-ı hüsni var ise alem-nüma imiş
(sevgiliyi göremedikçe bir şey göremem, hatta dünyayı bile göremem
eğer güzellik aynası var ise o, sevgilinin güzelliğinin yansımasından başka bir şey değildir)
mir'at-ı hüsni var ise alem-nüma imiş
(sevgiliyi göremedikçe bir şey göremem, hatta dünyayı bile göremem
eğer güzellik aynası var ise o, sevgilinin güzelliğinin yansımasından başka bir şey değildir)
elemin kays’a kıyâs etme dil-i mahzûnun
aklı yoğ idi ne derdi var idi mecnûn’un
(kederli gönlünün üzüntüsünü kays ile kıyaslama
çünkü mecnunun aklı olmadığı için derdi de yoktu)
aklı yoğ idi ne derdi var idi mecnûn’un
(kederli gönlünün üzüntüsünü kays ile kıyaslama
çünkü mecnunun aklı olmadığı için derdi de yoktu)
Müheyyâ oldı meclis sâkiyâ peymâneler dönsün
Bu bezm-i rûh-bahşın şevkine mestâneler dönsün
Hayâl-i şem’-i ruhsarın ko yansun hâne-i dilde
Yakub ol şem’e perin şevkile pervâneler dönsün
tarzı beyitleriyle insanı hayran bırakan divan edebiyatı şairi.
Bu bezm-i rûh-bahşın şevkine mestâneler dönsün
Hayâl-i şem’-i ruhsarın ko yansun hâne-i dilde
Yakub ol şem’e perin şevkile pervâneler dönsün
tarzı beyitleriyle insanı hayran bırakan divan edebiyatı şairi.
Bâtıl hemîşe bâtıl ü bîhûdedir velî
Müşkil budur ki sûret-i hakdan zuhûr ide
Bâkî/
(Bâtıl her zaman geçersiz ve boştur. Asıl problem, bâtıl olan şeyin hakikat sûretine büründürülüp gösterilmesindedir.)
Müşkil budur ki sûret-i hakdan zuhûr ide
Bâkî/
(Bâtıl her zaman geçersiz ve boştur. Asıl problem, bâtıl olan şeyin hakikat sûretine büründürülüp gösterilmesindedir.)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar