bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı50
- kale3112 ifşa8
- kassız erkek neye benzer5
- sözlükte kim kimle sevgili25
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim12
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- sözlüğün en şık erkeği10
- yanlışlıkla travelerla fingirdemek3
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- gece gece eve acılı tantuni söylemek3
- sözlükte fingirdemek yerine yapılacak şeyler3
- nervio43
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük10
- final destination 73
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar2
- judas'ın ölmesi4
- aşk9
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- hangi yazarlar nereliye benziyor2
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız8
- fener 3 yaptı2
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- cinle alay edenlere hodri meydan2
- fener attı2
- 31 aralık 2026 uludağ sözlük yılbaşı partisi5
- irfan can'ın meksikalılara benzemesi2
- televizyonun bozulması2
- tır şoförleri3
- kafe açma fikri4
- çilekli gofret yiyen erkek3
- fon vurgununu yazana 18 yıl hapis istenmesi2
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- mason greenwood2
- eski cumhurbaşkanlarını mumla aramak3
- 1 aralık 2026 amedspor karşıyaka maçı3
- çubuk kraker2
- don vito corleone ile çek senet tahsilatı yapmak2
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- anın görüntüsü32
- karıya şiddet7
- 10 kasım 20264
- düşünceleri gerçeğe dönüştürmek3
- kadınların yaptığı en büyük hata6
- dabbe2
- muslettin amca14
- yağmurda ıslanan ayakkabı4
- 12 kasım 2026 türkiye belçika maçı5
(bkz: babürşah)
islam edebiyatında hatırat türünün ilk örneği.
(bkz: babürname)
babur şah ın yaşamını aktardığı ender tarihi kaynaklardan olan 3 ciltlik kitaptır. hatıratın, bu ismi sonradan aldığı bilinmekte.
ilk hatıra kitabı.
babür şah tarafından otobiyografi tarzında kaleme alnımış eser.
babür şah'ın genç bir oğlana sevdalandığını ve onu görünce nasıl heyecanlandığını da kaleme aldığı söylenen eser.
(bkz: ntv tarih)
(bkz: ntv tarih)
bu eser, otobiyografi türünde dünya klasiklerinden sayılmaktadır.
muazzam bir kitaptır. babür tarafından türkçe yazılmıştır. kimi anekdotlar güldürür ve sultanların insan olduğunu bağıra bağıra açık eder. ilk kez bir kadının şarap içtiğini gördüğü gecedeki tavrı ilginçtir. kafatasından yaptırdığı kuleleri açık açık yazmıştır. okuması zevklidir vesellâm... Türk klasikleri listesinin başlarına konmalıdır.
bozkır kabile döneminde aynı soydan gelenlerin tahtsız sürgün dönemi anlamında kullanılan " kazaklık " teriminin, islam makro politikası sayesinde evrilip " mülkgirlik " kavramına dönüşümünün anlatıldığı eser. tıpkı, moğol daki kabileleri canlı ve olayın içinde tutabilmek için ödül - hizmet dinamiğini devreye sokan ataları gibi davranmasını öykülerine taşıyan emir babür, askeri yönden zafiyet göstermiş olan yöneticilere - hüseyin baykara gibi - bolca giydirmiş ve onların padişahane bir azim taşımadıklarını dile getirmiştir. ancak katı askeri tutumunu sergilerken, ali şir nevai, cami, sadi gibi sanat adamlarını da övmeyi ihmal etmemiştir.
Babür, hatıratında Şadi Şirazi'nin Gülistan ve Bostan isimli eserinden bir alıntı yaparak
'Yaralı gönüllerin derdinden sakın, çünkü gönlün yarası nihayet zuhur eder; elinden geldiği kadar bir gönlü incitme, çünkü bir ah bir dünyayı altüst eder.' sözünü paylaşmış, dünya görüşünü de bu söz içerisinde içtenlikle aktarmıştır.
'Yaralı gönüllerin derdinden sakın, çünkü gönlün yarası nihayet zuhur eder; elinden geldiği kadar bir gönlü incitme, çünkü bir ah bir dünyayı altüst eder.' sözünü paylaşmış, dünya görüşünü de bu söz içerisinde içtenlikle aktarmıştır.
Her 10 sayfasinda bir mogollara soven insanın kurduğu imparatorluğa Moğol imparatorluğu demek ancak ada maymunu ingiliz'lerin aklına gelebilecek bir oyundur.
Elime geçti tek ciltte. Okudum beğenmedim. Vaktime yazik. Neyse ki hızlı okurum.
beni çok etkileyen, her türk gencinin okuması gereken muhteşem kitap.
tarihe adını yazdırmış bir hükümdar size sadece 500 yıl öncesinden seslenmiyor, bunu öylesine insani ve içtenlikle yapıyor ki hayran kalıyorsunuz.
şahımızın çevrede görüp de kitapta anlatmadığı bir şey yok: amcaları, dayıları, onların eşleri, çocukları, komutanları, atları, eşekleri, tavukları... bunların nasıl kişiler oldukları, ahmağa ahmak, kötüye kötü diyecek kadar açık ve net olması, ahsi'nin lezzetli kavunu, endican'ın besili sülünleri, kabil'in sefalı çayırları, gazne'nin niye başkent seçildiği anlaşılmayacak kadar tırt olması, hindistan'ın kendine özgü bıldırcın cinsleri, muz ağaçlarının dalları, daha neler neler.
olur da yolum afganistan'a düşüp taliban'dan kaçayım diye ormana sığınırsam aç kalıp ölmem. çünkü babür şah kitabında afganların nasıl kuş ve balık avladığını bile adım adım anlatmış, teşekkürler benim canım şah'ım, gel öpem seni.
dikkat çeken bir başka olgu ise, babür şah'ın maiyetinde bulunan 'rûmi' lakaplı kimseler. yer yer anlattığına göre bu rûmilerden birisi kendisine rum tarzı hafif ve dayanıklı savaş arabaları yapıyor (bkz: tabur cengi) ve bunlarla taşınan darbzenler sağlıyor, bir tanesi ise hastalandığında bir karabiber ilacı yapıyor. bildiğiniz üzere rum diyarı denen yer aslında anadolu ile rumeli, öyleyse bu rûmiler de o zamanki osmanlı devletinden gelen kimseler. buradan anlıyoruz ki, babür şah osmanlılarla arasını iyi tutuyor, onlardaki teknolojik gelişmeleri takip ediyor. böylece de hem delhi sultanlığı'nın, hem de hind isyancıların ufacık ordularla canına okuyor.
gittiği yerdeki lale cinslerini saydıran,
güzel bir çayırdaki bir çeşmeyi kim yaptırdı diye tüm ahaliye soran,
karda kalan ordusuna yol kazmak için bizzat yardım eden,
isyan eden halkı korkutmak için havaya ok atayım derken oğlu humayun'un hikayecisini vuran (bkz: friendly fire),
yakaladığı isyancıların kellesinden minare yapan, ona zehir yedirenlerin içinden geçen, tüm bu şiddet eylemlerini de hiç çekinmeden anlatan,
oğluna 'yalnız olmak padişahlara göre değildir, kös kös oturma köşede, bir de yazını düzelt, hiçbir şey anlaşılmıyor' diye nasihat eden,
kafasına esince yeni bir alfabe icat eden (bkz: babür hattı)
'şu hindistan'da niye kavun yok ya?' diye dertlenen, elçilerin kabil'den getirdiği kavunu yiyince ağlamaklı olan, kendisi hindistan'a kavun ve üzüm ektirip, yetiştiğini duyunca çok sevinen,
yine oğlunun hastalığına dayanamayıp 'ona bir şey olmasın, olacaksa bana olsun' dedikten sonra gerçekten de oğlu düzelip, kendi hasta olup ölen babür şah ile keşke oturup konuşabilsem diyorum. tarihin en meraklı hükümdarı o olsa gerek.
kendisi artık benim için birlikte rakı içmek istenen kişilerden biridir. keza kendisi de rakı içmeyi severmiş.
ve son olarak, onun gibi konuş: babür şah:
yanlış..... bu adam namaz, oruç bilmez
doğru..... kafir gibi bir adamdır
yanlış..... cimri herifin tekidir
doğru..... tabiatında hasislik galiptir
yanlış..... yabancı ülke
doğru..... kafiristan
yanlış..... savaştan çekiniyor, ordusu yatıyor
doğru..... bir tavuğa karşı bile muharebe etmiyor
babür reyiz iyi ki bu eseri bırakmış, kendisini seviyor ve sayıyoruz.
edit: satırbaşı
tarihe adını yazdırmış bir hükümdar size sadece 500 yıl öncesinden seslenmiyor, bunu öylesine insani ve içtenlikle yapıyor ki hayran kalıyorsunuz.
şahımızın çevrede görüp de kitapta anlatmadığı bir şey yok: amcaları, dayıları, onların eşleri, çocukları, komutanları, atları, eşekleri, tavukları... bunların nasıl kişiler oldukları, ahmağa ahmak, kötüye kötü diyecek kadar açık ve net olması, ahsi'nin lezzetli kavunu, endican'ın besili sülünleri, kabil'in sefalı çayırları, gazne'nin niye başkent seçildiği anlaşılmayacak kadar tırt olması, hindistan'ın kendine özgü bıldırcın cinsleri, muz ağaçlarının dalları, daha neler neler.
olur da yolum afganistan'a düşüp taliban'dan kaçayım diye ormana sığınırsam aç kalıp ölmem. çünkü babür şah kitabında afganların nasıl kuş ve balık avladığını bile adım adım anlatmış, teşekkürler benim canım şah'ım, gel öpem seni.
dikkat çeken bir başka olgu ise, babür şah'ın maiyetinde bulunan 'rûmi' lakaplı kimseler. yer yer anlattığına göre bu rûmilerden birisi kendisine rum tarzı hafif ve dayanıklı savaş arabaları yapıyor (bkz: tabur cengi) ve bunlarla taşınan darbzenler sağlıyor, bir tanesi ise hastalandığında bir karabiber ilacı yapıyor. bildiğiniz üzere rum diyarı denen yer aslında anadolu ile rumeli, öyleyse bu rûmiler de o zamanki osmanlı devletinden gelen kimseler. buradan anlıyoruz ki, babür şah osmanlılarla arasını iyi tutuyor, onlardaki teknolojik gelişmeleri takip ediyor. böylece de hem delhi sultanlığı'nın, hem de hind isyancıların ufacık ordularla canına okuyor.
gittiği yerdeki lale cinslerini saydıran,
güzel bir çayırdaki bir çeşmeyi kim yaptırdı diye tüm ahaliye soran,
karda kalan ordusuna yol kazmak için bizzat yardım eden,
isyan eden halkı korkutmak için havaya ok atayım derken oğlu humayun'un hikayecisini vuran (bkz: friendly fire),
yakaladığı isyancıların kellesinden minare yapan, ona zehir yedirenlerin içinden geçen, tüm bu şiddet eylemlerini de hiç çekinmeden anlatan,
oğluna 'yalnız olmak padişahlara göre değildir, kös kös oturma köşede, bir de yazını düzelt, hiçbir şey anlaşılmıyor' diye nasihat eden,
kafasına esince yeni bir alfabe icat eden (bkz: babür hattı)
'şu hindistan'da niye kavun yok ya?' diye dertlenen, elçilerin kabil'den getirdiği kavunu yiyince ağlamaklı olan, kendisi hindistan'a kavun ve üzüm ektirip, yetiştiğini duyunca çok sevinen,
yine oğlunun hastalığına dayanamayıp 'ona bir şey olmasın, olacaksa bana olsun' dedikten sonra gerçekten de oğlu düzelip, kendi hasta olup ölen babür şah ile keşke oturup konuşabilsem diyorum. tarihin en meraklı hükümdarı o olsa gerek.
kendisi artık benim için birlikte rakı içmek istenen kişilerden biridir. keza kendisi de rakı içmeyi severmiş.
ve son olarak, onun gibi konuş: babür şah:
yanlış..... bu adam namaz, oruç bilmez
doğru..... kafir gibi bir adamdır
yanlış..... cimri herifin tekidir
doğru..... tabiatında hasislik galiptir
yanlış..... yabancı ülke
doğru..... kafiristan
yanlış..... savaştan çekiniyor, ordusu yatıyor
doğru..... bir tavuğa karşı bile muharebe etmiyor
babür reyiz iyi ki bu eseri bırakmış, kendisini seviyor ve sayıyoruz.
edit: satırbaşı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar