bugün
- alexander nübel6
- iyi menemenin sırrı17
- sözlüğün yeni tasarımı13
- sigara içmek8
- muslettin amca23
- gece gelen açlık5
- insanlık nasıl geliştirilebilir5
- fatma betül sayan kaya8
- yeraltı varlıkları7
- sözlüğe ne oldu5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- memeliler kaça ayrılır3
- mehmet şimşek5
- kendimi intihar edeceğim3
- pankek8
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- fransız arabaları2
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- aşk bir yemek olsaydı8
- gülden karaböcek2
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- michael myers3
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- üniversite yıllarını özlemek4
- hangi yemek nerede yenir4
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri8
- ucanpembekoala4
- anın görüntüsü25
- caligula'nın korkusu5
- 5 kasım 2026 mehmet şimşek açıklaması2
- dingiringi ringi ringi dingiringi ringi ringi3
- şaka maka 7 yıllık yazar olmak3
- gülşen in memeleri14
- kum dökmek4
- hayatın anlamı ne3
- karpuzcu libos panda2
- mısır ekmeği2
- recep tayyip erdoğan2
- paraya önem verip tutumluluk yapan kız4
- gece yolculuğu2
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi2
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
beni çok etkileyen, her türk gencinin okuması gereken muhteşem kitap.
tarihe adını yazdırmış bir hükümdar size sadece 500 yıl öncesinden seslenmiyor, bunu öylesine insani ve içtenlikle yapıyor ki hayran kalıyorsunuz.
şahımızın çevrede görüp de kitapta anlatmadığı bir şey yok: amcaları, dayıları, onların eşleri, çocukları, komutanları, atları, eşekleri, tavukları... bunların nasıl kişiler oldukları, ahmağa ahmak, kötüye kötü diyecek kadar açık ve net olması, ahsi'nin lezzetli kavunu, endican'ın besili sülünleri, kabil'in sefalı çayırları, gazne'nin niye başkent seçildiği anlaşılmayacak kadar tırt olması, hindistan'ın kendine özgü bıldırcın cinsleri, muz ağaçlarının dalları, daha neler neler.
olur da yolum afganistan'a düşüp taliban'dan kaçayım diye ormana sığınırsam aç kalıp ölmem. çünkü babür şah kitabında afganların nasıl kuş ve balık avladığını bile adım adım anlatmış, teşekkürler benim canım şah'ım, gel öpem seni.
dikkat çeken bir başka olgu ise, babür şah'ın maiyetinde bulunan 'rûmi' lakaplı kimseler. yer yer anlattığına göre bu rûmilerden birisi kendisine rum tarzı hafif ve dayanıklı savaş arabaları yapıyor (bkz: tabur cengi) ve bunlarla taşınan darbzenler sağlıyor, bir tanesi ise hastalandığında bir karabiber ilacı yapıyor. bildiğiniz üzere rum diyarı denen yer aslında anadolu ile rumeli, öyleyse bu rûmiler de o zamanki osmanlı devletinden gelen kimseler. buradan anlıyoruz ki, babür şah osmanlılarla arasını iyi tutuyor, onlardaki teknolojik gelişmeleri takip ediyor. böylece de hem delhi sultanlığı'nın, hem de hind isyancıların ufacık ordularla canına okuyor.
gittiği yerdeki lale cinslerini saydıran,
güzel bir çayırdaki bir çeşmeyi kim yaptırdı diye tüm ahaliye soran,
karda kalan ordusuna yol kazmak için bizzat yardım eden,
isyan eden halkı korkutmak için havaya ok atayım derken oğlu humayun'un hikayecisini vuran (bkz: friendly fire),
yakaladığı isyancıların kellesinden minare yapan, ona zehir yedirenlerin içinden geçen, tüm bu şiddet eylemlerini de hiç çekinmeden anlatan,
oğluna 'yalnız olmak padişahlara göre değildir, kös kös oturma köşede, bir de yazını düzelt, hiçbir şey anlaşılmıyor' diye nasihat eden,
kafasına esince yeni bir alfabe icat eden (bkz: babür hattı)
'şu hindistan'da niye kavun yok ya?' diye dertlenen, elçilerin kabil'den getirdiği kavunu yiyince ağlamaklı olan, kendisi hindistan'a kavun ve üzüm ektirip, yetiştiğini duyunca çok sevinen,
yine oğlunun hastalığına dayanamayıp 'ona bir şey olmasın, olacaksa bana olsun' dedikten sonra gerçekten de oğlu düzelip, kendi hasta olup ölen babür şah ile keşke oturup konuşabilsem diyorum. tarihin en meraklı hükümdarı o olsa gerek.
kendisi artık benim için birlikte rakı içmek istenen kişilerden biridir. keza kendisi de rakı içmeyi severmiş.
ve son olarak, onun gibi konuş: babür şah:
yanlış..... bu adam namaz, oruç bilmez
doğru..... kafir gibi bir adamdır
yanlış..... cimri herifin tekidir
doğru..... tabiatında hasislik galiptir
yanlış..... yabancı ülke
doğru..... kafiristan
yanlış..... savaştan çekiniyor, ordusu yatıyor
doğru..... bir tavuğa karşı bile muharebe etmiyor
babür reyiz iyi ki bu eseri bırakmış, kendisini seviyor ve sayıyoruz.
edit: satırbaşı
tarihe adını yazdırmış bir hükümdar size sadece 500 yıl öncesinden seslenmiyor, bunu öylesine insani ve içtenlikle yapıyor ki hayran kalıyorsunuz.
şahımızın çevrede görüp de kitapta anlatmadığı bir şey yok: amcaları, dayıları, onların eşleri, çocukları, komutanları, atları, eşekleri, tavukları... bunların nasıl kişiler oldukları, ahmağa ahmak, kötüye kötü diyecek kadar açık ve net olması, ahsi'nin lezzetli kavunu, endican'ın besili sülünleri, kabil'in sefalı çayırları, gazne'nin niye başkent seçildiği anlaşılmayacak kadar tırt olması, hindistan'ın kendine özgü bıldırcın cinsleri, muz ağaçlarının dalları, daha neler neler.
olur da yolum afganistan'a düşüp taliban'dan kaçayım diye ormana sığınırsam aç kalıp ölmem. çünkü babür şah kitabında afganların nasıl kuş ve balık avladığını bile adım adım anlatmış, teşekkürler benim canım şah'ım, gel öpem seni.
dikkat çeken bir başka olgu ise, babür şah'ın maiyetinde bulunan 'rûmi' lakaplı kimseler. yer yer anlattığına göre bu rûmilerden birisi kendisine rum tarzı hafif ve dayanıklı savaş arabaları yapıyor (bkz: tabur cengi) ve bunlarla taşınan darbzenler sağlıyor, bir tanesi ise hastalandığında bir karabiber ilacı yapıyor. bildiğiniz üzere rum diyarı denen yer aslında anadolu ile rumeli, öyleyse bu rûmiler de o zamanki osmanlı devletinden gelen kimseler. buradan anlıyoruz ki, babür şah osmanlılarla arasını iyi tutuyor, onlardaki teknolojik gelişmeleri takip ediyor. böylece de hem delhi sultanlığı'nın, hem de hind isyancıların ufacık ordularla canına okuyor.
gittiği yerdeki lale cinslerini saydıran,
güzel bir çayırdaki bir çeşmeyi kim yaptırdı diye tüm ahaliye soran,
karda kalan ordusuna yol kazmak için bizzat yardım eden,
isyan eden halkı korkutmak için havaya ok atayım derken oğlu humayun'un hikayecisini vuran (bkz: friendly fire),
yakaladığı isyancıların kellesinden minare yapan, ona zehir yedirenlerin içinden geçen, tüm bu şiddet eylemlerini de hiç çekinmeden anlatan,
oğluna 'yalnız olmak padişahlara göre değildir, kös kös oturma köşede, bir de yazını düzelt, hiçbir şey anlaşılmıyor' diye nasihat eden,
kafasına esince yeni bir alfabe icat eden (bkz: babür hattı)
'şu hindistan'da niye kavun yok ya?' diye dertlenen, elçilerin kabil'den getirdiği kavunu yiyince ağlamaklı olan, kendisi hindistan'a kavun ve üzüm ektirip, yetiştiğini duyunca çok sevinen,
yine oğlunun hastalığına dayanamayıp 'ona bir şey olmasın, olacaksa bana olsun' dedikten sonra gerçekten de oğlu düzelip, kendi hasta olup ölen babür şah ile keşke oturup konuşabilsem diyorum. tarihin en meraklı hükümdarı o olsa gerek.
kendisi artık benim için birlikte rakı içmek istenen kişilerden biridir. keza kendisi de rakı içmeyi severmiş.
ve son olarak, onun gibi konuş: babür şah:
yanlış..... bu adam namaz, oruç bilmez
doğru..... kafir gibi bir adamdır
yanlış..... cimri herifin tekidir
doğru..... tabiatında hasislik galiptir
yanlış..... yabancı ülke
doğru..... kafiristan
yanlış..... savaştan çekiniyor, ordusu yatıyor
doğru..... bir tavuğa karşı bile muharebe etmiyor
babür reyiz iyi ki bu eseri bırakmış, kendisini seviyor ve sayıyoruz.
edit: satırbaşı
Elime geçti tek ciltte. Okudum beğenmedim. Vaktime yazik. Neyse ki hızlı okurum.
Her 10 sayfasinda bir mogollara soven insanın kurduğu imparatorluğa Moğol imparatorluğu demek ancak ada maymunu ingiliz'lerin aklına gelebilecek bir oyundur.
Babür, hatıratında Şadi Şirazi'nin Gülistan ve Bostan isimli eserinden bir alıntı yaparak
'Yaralı gönüllerin derdinden sakın, çünkü gönlün yarası nihayet zuhur eder; elinden geldiği kadar bir gönlü incitme, çünkü bir ah bir dünyayı altüst eder.' sözünü paylaşmış, dünya görüşünü de bu söz içerisinde içtenlikle aktarmıştır.
'Yaralı gönüllerin derdinden sakın, çünkü gönlün yarası nihayet zuhur eder; elinden geldiği kadar bir gönlü incitme, çünkü bir ah bir dünyayı altüst eder.' sözünü paylaşmış, dünya görüşünü de bu söz içerisinde içtenlikle aktarmıştır.
bozkır kabile döneminde aynı soydan gelenlerin tahtsız sürgün dönemi anlamında kullanılan " kazaklık " teriminin, islam makro politikası sayesinde evrilip " mülkgirlik " kavramına dönüşümünün anlatıldığı eser. tıpkı, moğol daki kabileleri canlı ve olayın içinde tutabilmek için ödül - hizmet dinamiğini devreye sokan ataları gibi davranmasını öykülerine taşıyan emir babür, askeri yönden zafiyet göstermiş olan yöneticilere - hüseyin baykara gibi - bolca giydirmiş ve onların padişahane bir azim taşımadıklarını dile getirmiştir. ancak katı askeri tutumunu sergilerken, ali şir nevai, cami, sadi gibi sanat adamlarını da övmeyi ihmal etmemiştir.
muazzam bir kitaptır. babür tarafından türkçe yazılmıştır. kimi anekdotlar güldürür ve sultanların insan olduğunu bağıra bağıra açık eder. ilk kez bir kadının şarap içtiğini gördüğü gecedeki tavrı ilginçtir. kafatasından yaptırdığı kuleleri açık açık yazmıştır. okuması zevklidir vesellâm... Türk klasikleri listesinin başlarına konmalıdır.
bu eser, otobiyografi türünde dünya klasiklerinden sayılmaktadır.
babür şah'ın genç bir oğlana sevdalandığını ve onu görünce nasıl heyecanlandığını da kaleme aldığı söylenen eser.
(bkz: ntv tarih)
(bkz: ntv tarih)
babür şah tarafından otobiyografi tarzında kaleme alnımış eser.
ilk hatıra kitabı.
babur şah ın yaşamını aktardığı ender tarihi kaynaklardan olan 3 ciltlik kitaptır. hatıratın, bu ismi sonradan aldığı bilinmekte.
(bkz: babürname)
islam edebiyatında hatırat türünün ilk örneği.
(bkz: babürşah)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar