bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı69
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- sözlükte kim kimle sevgili27
- iyi memenin sırrı6
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- iyi menemenin sırrı4
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok5
- true esaretten kurtulacak4
- sabaha kadar uyumamak3
- ese dezze8
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- engineer288
- passatı olan erkek6
- fenerbahçeli yazarlar7
- giresunlu kızlar6
- sözlüğün en şık erkeği12
- kale3112 ifşa8
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- nervio43
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- futbol17
- fenerbahçe14
- uefa şampiyonlar ligi7
- tacettin libosoglu4
- gel münihe sözünü tut travel4
- ben jesus olsam4
- liverpool fc6
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- türkiye'nin haritada büyümesi2
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek3
- türkiye12
- kassız erkek neye benzer5
- avrupa3
- muhallebi yerken disi kirmak4
- ingiltere2
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- herif olmanın zorlukları4
- anto'nun kuyumcu olması3
- 5 kasım 2026 trabzonspor freiburg maçı2
- almanca bilmek2
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- acıbadem taksim hastanesi4
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- willst du mich heiraten2
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- sandra bullock3
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik3
beni çok etkileyen, her türk gencinin okuması gereken muhteşem kitap.
tarihe adını yazdırmış bir hükümdar size sadece 500 yıl öncesinden seslenmiyor, bunu öylesine insani ve içtenlikle yapıyor ki hayran kalıyorsunuz.
şahımızın çevrede görüp de kitapta anlatmadığı bir şey yok: amcaları, dayıları, onların eşleri, çocukları, komutanları, atları, eşekleri, tavukları... bunların nasıl kişiler oldukları, ahmağa ahmak, kötüye kötü diyecek kadar açık ve net olması, ahsi'nin lezzetli kavunu, endican'ın besili sülünleri, kabil'in sefalı çayırları, gazne'nin niye başkent seçildiği anlaşılmayacak kadar tırt olması, hindistan'ın kendine özgü bıldırcın cinsleri, muz ağaçlarının dalları, daha neler neler.
olur da yolum afganistan'a düşüp taliban'dan kaçayım diye ormana sığınırsam aç kalıp ölmem. çünkü babür şah kitabında afganların nasıl kuş ve balık avladığını bile adım adım anlatmış, teşekkürler benim canım şah'ım, gel öpem seni.
dikkat çeken bir başka olgu ise, babür şah'ın maiyetinde bulunan 'rûmi' lakaplı kimseler. yer yer anlattığına göre bu rûmilerden birisi kendisine rum tarzı hafif ve dayanıklı savaş arabaları yapıyor (bkz: tabur cengi) ve bunlarla taşınan darbzenler sağlıyor, bir tanesi ise hastalandığında bir karabiber ilacı yapıyor. bildiğiniz üzere rum diyarı denen yer aslında anadolu ile rumeli, öyleyse bu rûmiler de o zamanki osmanlı devletinden gelen kimseler. buradan anlıyoruz ki, babür şah osmanlılarla arasını iyi tutuyor, onlardaki teknolojik gelişmeleri takip ediyor. böylece de hem delhi sultanlığı'nın, hem de hind isyancıların ufacık ordularla canına okuyor.
gittiği yerdeki lale cinslerini saydıran,
güzel bir çayırdaki bir çeşmeyi kim yaptırdı diye tüm ahaliye soran,
karda kalan ordusuna yol kazmak için bizzat yardım eden,
isyan eden halkı korkutmak için havaya ok atayım derken oğlu humayun'un hikayecisini vuran (bkz: friendly fire),
yakaladığı isyancıların kellesinden minare yapan, ona zehir yedirenlerin içinden geçen, tüm bu şiddet eylemlerini de hiç çekinmeden anlatan,
oğluna 'yalnız olmak padişahlara göre değildir, kös kös oturma köşede, bir de yazını düzelt, hiçbir şey anlaşılmıyor' diye nasihat eden,
kafasına esince yeni bir alfabe icat eden (bkz: babür hattı)
'şu hindistan'da niye kavun yok ya?' diye dertlenen, elçilerin kabil'den getirdiği kavunu yiyince ağlamaklı olan, kendisi hindistan'a kavun ve üzüm ektirip, yetiştiğini duyunca çok sevinen,
yine oğlunun hastalığına dayanamayıp 'ona bir şey olmasın, olacaksa bana olsun' dedikten sonra gerçekten de oğlu düzelip, kendi hasta olup ölen babür şah ile keşke oturup konuşabilsem diyorum. tarihin en meraklı hükümdarı o olsa gerek.
kendisi artık benim için birlikte rakı içmek istenen kişilerden biridir. keza kendisi de rakı içmeyi severmiş.
ve son olarak, onun gibi konuş: babür şah:
yanlış..... bu adam namaz, oruç bilmez
doğru..... kafir gibi bir adamdır
yanlış..... cimri herifin tekidir
doğru..... tabiatında hasislik galiptir
yanlış..... yabancı ülke
doğru..... kafiristan
yanlış..... savaştan çekiniyor, ordusu yatıyor
doğru..... bir tavuğa karşı bile muharebe etmiyor
babür reyiz iyi ki bu eseri bırakmış, kendisini seviyor ve sayıyoruz.
edit: satırbaşı
tarihe adını yazdırmış bir hükümdar size sadece 500 yıl öncesinden seslenmiyor, bunu öylesine insani ve içtenlikle yapıyor ki hayran kalıyorsunuz.
şahımızın çevrede görüp de kitapta anlatmadığı bir şey yok: amcaları, dayıları, onların eşleri, çocukları, komutanları, atları, eşekleri, tavukları... bunların nasıl kişiler oldukları, ahmağa ahmak, kötüye kötü diyecek kadar açık ve net olması, ahsi'nin lezzetli kavunu, endican'ın besili sülünleri, kabil'in sefalı çayırları, gazne'nin niye başkent seçildiği anlaşılmayacak kadar tırt olması, hindistan'ın kendine özgü bıldırcın cinsleri, muz ağaçlarının dalları, daha neler neler.
olur da yolum afganistan'a düşüp taliban'dan kaçayım diye ormana sığınırsam aç kalıp ölmem. çünkü babür şah kitabında afganların nasıl kuş ve balık avladığını bile adım adım anlatmış, teşekkürler benim canım şah'ım, gel öpem seni.
dikkat çeken bir başka olgu ise, babür şah'ın maiyetinde bulunan 'rûmi' lakaplı kimseler. yer yer anlattığına göre bu rûmilerden birisi kendisine rum tarzı hafif ve dayanıklı savaş arabaları yapıyor (bkz: tabur cengi) ve bunlarla taşınan darbzenler sağlıyor, bir tanesi ise hastalandığında bir karabiber ilacı yapıyor. bildiğiniz üzere rum diyarı denen yer aslında anadolu ile rumeli, öyleyse bu rûmiler de o zamanki osmanlı devletinden gelen kimseler. buradan anlıyoruz ki, babür şah osmanlılarla arasını iyi tutuyor, onlardaki teknolojik gelişmeleri takip ediyor. böylece de hem delhi sultanlığı'nın, hem de hind isyancıların ufacık ordularla canına okuyor.
gittiği yerdeki lale cinslerini saydıran,
güzel bir çayırdaki bir çeşmeyi kim yaptırdı diye tüm ahaliye soran,
karda kalan ordusuna yol kazmak için bizzat yardım eden,
isyan eden halkı korkutmak için havaya ok atayım derken oğlu humayun'un hikayecisini vuran (bkz: friendly fire),
yakaladığı isyancıların kellesinden minare yapan, ona zehir yedirenlerin içinden geçen, tüm bu şiddet eylemlerini de hiç çekinmeden anlatan,
oğluna 'yalnız olmak padişahlara göre değildir, kös kös oturma köşede, bir de yazını düzelt, hiçbir şey anlaşılmıyor' diye nasihat eden,
kafasına esince yeni bir alfabe icat eden (bkz: babür hattı)
'şu hindistan'da niye kavun yok ya?' diye dertlenen, elçilerin kabil'den getirdiği kavunu yiyince ağlamaklı olan, kendisi hindistan'a kavun ve üzüm ektirip, yetiştiğini duyunca çok sevinen,
yine oğlunun hastalığına dayanamayıp 'ona bir şey olmasın, olacaksa bana olsun' dedikten sonra gerçekten de oğlu düzelip, kendi hasta olup ölen babür şah ile keşke oturup konuşabilsem diyorum. tarihin en meraklı hükümdarı o olsa gerek.
kendisi artık benim için birlikte rakı içmek istenen kişilerden biridir. keza kendisi de rakı içmeyi severmiş.
ve son olarak, onun gibi konuş: babür şah:
yanlış..... bu adam namaz, oruç bilmez
doğru..... kafir gibi bir adamdır
yanlış..... cimri herifin tekidir
doğru..... tabiatında hasislik galiptir
yanlış..... yabancı ülke
doğru..... kafiristan
yanlış..... savaştan çekiniyor, ordusu yatıyor
doğru..... bir tavuğa karşı bile muharebe etmiyor
babür reyiz iyi ki bu eseri bırakmış, kendisini seviyor ve sayıyoruz.
edit: satırbaşı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar