bugün
- bik bik 220
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor8
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- anın görüntüsü16
- teomancalmasur23
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek6
- herzevekil13
- eski eş ile yeni eşi yemeğe davet etmek5
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- msn kullanan efsane nesil4
- türk solu16
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği6
- mercedes benz tırlarn çamaşır makinesine benzemesi3
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- nervio13
- noodle6
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız15
- gay olduğunu saklayan erkek4
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- türkiyede evlenmeyenlerin sayısı 20 milyon olması4
- ismetin ciddi sıkıntıları olması8
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı6
- jeffrey epstein12
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak6
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik3
- deri tayt giyen kız osurunca hava nasıl çıkıyor4
- bir erkeğin en mutlu olduğu an5
- insan doğuştan iyi midir17
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- psikolog4
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı4
- olmaz olsun öyle yetkili4
- kadınların tayt ile toto gösterme çabası2
- tanga giyen kişi osurursa ıslık sesi mi çıkıyor4
- an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı2
- mi6'nın takibe aldığı sözlük yazarları3
- tipe boya paraya karaktere bakmayan kız2
- aşırı mutluluk veren sıradan olaylar2
- akademisyen egosu2
- simko38
- rafael leao6
- kadınların yok bir şey demesi2
- yaş ilerledikçe fark edilen şeyler2
- ak partiyi savunan dayılar9
- ekşi sözlük toplu alım bitti6
- ankara allah'ın belası bir yerdir4
- 2028 cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan5
sevgilinin aldığı çiçeklerle, dört duvar odanın "babil'in asma bahçeleri"ne dönüşmesi halidir.
o çiçekler yapma olsalar dahi, burnunuza misk kokuları gelir.
iki kişilikse mutluluktan sarhoş olunması işten bile değildir.
o çiçekler yapma olsalar dahi, burnunuza misk kokuları gelir.
iki kişilikse mutluluktan sarhoş olunması işten bile değildir.
genelde bahar aylarında insanın içini kıpır kıpır eden, içini sımsıcak saran, istemdışı olan bir duygu..
Elde edene kadar ona duyduğumuz histir. savaşlar veririz, kuşatmalar yaparız onun için. önümüzde dağlar olsa yıkmaya azmederiz.
sonra büyük gün gelir, onu gelinlikle / damatlıkla kendimize tapularız. sonra ne mi olur? masal biter... aşk da hayatın gerçekleriyle boğulup gider...
kim sanıyor ki, leyla ile mecnun evlenebilseydi mutlu olurdu?
sonra büyük gün gelir, onu gelinlikle / damatlıkla kendimize tapularız. sonra ne mi olur? masal biter... aşk da hayatın gerçekleriyle boğulup gider...
kim sanıyor ki, leyla ile mecnun evlenebilseydi mutlu olurdu?
insanların hayatlarında büyük bir yer kaplayan,hatta bazı insanların tüm hayatları bundan ibaret olan bir kelimedir.
3 harfli olduğuna bakmayın,kendinden çok büyüktür.insana olmadık şeyler yaptırır.dünyanın en güzel şeyidir.ama hep çok geç anlarsınız.çünkü yokluktayken aşk olur.elinizdeyken anlamazsınız.
artık herşey için geçtir,ama o aşktır..
3 harfli olduğuna bakmayın,kendinden çok büyüktür.insana olmadık şeyler yaptırır.dünyanın en güzel şeyidir.ama hep çok geç anlarsınız.çünkü yokluktayken aşk olur.elinizdeyken anlamazsınız.
artık herşey için geçtir,ama o aşktır..
Şeyh Sadi der ki: Aşk'a uçma kanatların yanar.
Mevlana der ki: Aşk'a uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar.
Yunus Emre de der ki: Aşk'a vardıktan sonra kanadı kim arar.
*
Mevlana der ki: Aşk'a uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar.
Yunus Emre de der ki: Aşk'a vardıktan sonra kanadı kim arar.
*
ortada bir kurt birde kuzu vardır. üzgünüm kuzusun.
hayatta kalabilmek için tutunmaya çalıştığımız masaldır .kavuşursan bağ kavuşmazsan dağ olur..
içtiğimiz zaman kudurduğumuz söylenen, (bkz: aşk bir sudur iç iç kudur)
içtiğimiz zaman kişnediğimizi belirten, (bkz: aşk bir vişne iç iç kişne)
bir durumdur.
içtiğimiz zaman kişnediğimizi belirten, (bkz: aşk bir vişne iç iç kişne)
bir durumdur.
elif şafak'ın enfes romanının ismidir.
alınmadır.
içinizdeki acının henüz etkisini göstermediğinde ona taktığınız isim.
"aşık olmayan bunu anlayamaz, olansa anlatamaz."
aşk...
yokken isyanlara sebep olur...
varken ağlatır, üzer, sevindirir, sorun yaratır...
ama işte aşk bu... ne onla ne onsuz oluyor...
yokken isyanlara sebep olur...
varken ağlatır, üzer, sevindirir, sorun yaratır...
ama işte aşk bu... ne onla ne onsuz oluyor...
Alışveriş merkezinin klozetinde,sıçarken sönen fotosel zulmü.
Hissetmediğin zamanda hissetmediklerini hissetmek AŞKTIR...
bir şarkı başlar. kızmışsınızdır hep bu zamana kadar kendilerine bir şarkı ithaf edenlere.
bu şarkı başkadır ama size bir anda yıllar öncesini hatırlatır.sevgisinden hiç emin olamamışsınızdır bir o kadarda inanmışsınızdır aşka onunla.arkada o şarkı çalarken yaptığınız bir telefon görüşmesi aklınıza gelir. özledin mi diye sorar, utangaçsınız dır ve saflığınıza küfredersiniz o ara. birden seni çok özledim diyemeyecek kadar korkaksınız dır dalgaya alırsınız. o ciddidir karşıda sesi biraz daha buğulu çıkar özledin mi der. özledim dersiniz fazlasıyla özledim. oda söyler hayatta duyduğunuz en dokunaklı ses tonuyla sonra telefonu kapatır. bir an bunları düşünürken gözlerinizin yaşardığını fark edersiniz.ve hala gözyaşlarından utananlardansınızdır.birden arkanızdan birinin geldiğini hissedersiniz size sesleniyordur. görmesin istersiniz hemen yalandan bir hapşırırsınız burnunuzu silersiniz. "biraz üşütmüşümde dersiniz . yine küfredersiniz bu halinize unutur gidersiniz sonra bilmem kaç zaman sonra aklınıza gelince yine gözleriniz yaşarır ve yine saklarsınız gözyaşlarınızı bu sefer derin bir esnemeyle..
bu şarkı başkadır ama size bir anda yıllar öncesini hatırlatır.sevgisinden hiç emin olamamışsınızdır bir o kadarda inanmışsınızdır aşka onunla.arkada o şarkı çalarken yaptığınız bir telefon görüşmesi aklınıza gelir. özledin mi diye sorar, utangaçsınız dır ve saflığınıza küfredersiniz o ara. birden seni çok özledim diyemeyecek kadar korkaksınız dır dalgaya alırsınız. o ciddidir karşıda sesi biraz daha buğulu çıkar özledin mi der. özledim dersiniz fazlasıyla özledim. oda söyler hayatta duyduğunuz en dokunaklı ses tonuyla sonra telefonu kapatır. bir an bunları düşünürken gözlerinizin yaşardığını fark edersiniz.ve hala gözyaşlarından utananlardansınızdır.birden arkanızdan birinin geldiğini hissedersiniz size sesleniyordur. görmesin istersiniz hemen yalandan bir hapşırırsınız burnunuzu silersiniz. "biraz üşütmüşümde dersiniz . yine küfredersiniz bu halinize unutur gidersiniz sonra bilmem kaç zaman sonra aklınıza gelince yine gözleriniz yaşarır ve yine saklarsınız gözyaşlarınızı bu sefer derin bir esnemeyle..
adamı mal eden sacma olduğu kadar da güzel olan önüne geçilemeyen duygu çeşidi.
ataol behramoğlu'na göre 2 kişiyle yaşanandır.
karşılıklı olanından yaşamadığımdan sadece tahmin edebiliyorum, eğer birini seversem ve o da beni severse, aramızda oluşacak enerjiden suyu yakmakta faydalanabileceğimi düşünmeme neden olan tuhaf bir duygu.
kapanmayan sinsi bir yaradır. zira yıllar geçse bile bir gün aniden karşınıza dikiliverir. sadistlik ve mazoşistliktir.
yapışkan bir gölgedir, kaçtıkça daha fazla takip eder.
acıtır, insanlığınızı alır.
geriye toplayacak parçanızı bile bulamayacak kadar, siler süpürür hayatınızı.
en önemlisi de asla elinizde olmayan bir duygudur.
size geleyim mi? diye sormayacak kadar da bencildir.
acıtır, insanlığınızı alır.
geriye toplayacak parçanızı bile bulamayacak kadar, siler süpürür hayatınızı.
en önemlisi de asla elinizde olmayan bir duygudur.
size geleyim mi? diye sormayacak kadar da bencildir.
açılmamış bir şarap şişesiydim
ki öyle kaldım
acımı köpürtmedim
içime sağdım
gözyaşlarımı göstermedim
ki sildim
özgürlüğüm beni tutsak düşürdü
başaramadım
içimde kara kara bulutlar sallandı
ki sallandılar
dışarı yağamadım
ve yenildim ve sustum.
(z)amansız yakalnamıştım çünkü...
ki öyle kaldım
acımı köpürtmedim
içime sağdım
gözyaşlarımı göstermedim
ki sildim
özgürlüğüm beni tutsak düşürdü
başaramadım
içimde kara kara bulutlar sallandı
ki sallandılar
dışarı yağamadım
ve yenildim ve sustum.
(z)amansız yakalnamıştım çünkü...
kendimi durduramadiğim şey. yani bu senenin başında üzülmeme neden olan da şimdilerde sevincimi katlayan da yine bu şerefsiz. bi de flörtöz olmam sebebi ile sürekli aşık modu, sürekli aşık etme modu. aşkı seviyorum ben bi de, değişik bi durum.
yalan olandır. gerçek olan sevgilinin yanında olması. gerisi bomboştur. ne hissedersen hisset...
Dirilmek yeniden
Yerin uyanması gibi kımıldaması gibi toprağın
Bulutları yarması gibi gün ışığının
Yağmurun ansızın boşanması
Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması
Erimesi gibi karların ve buzulların
Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların
Dirilmek yeniden
Yüzyıl süren bir berzahtan geçmişiz gibi
Kandan kinden öfkeden
Üstümüze bir sağnak boşanmış gibi
Sürekli lekelendiğimiz çözülmeye terkedildiğimiz
Bir bataktan çıkar gibi.
Yürürken otururken yatarken
Hep çürümek durumunda kalmış
Duyduklarımızdan dolayı kulaklarımız
Gördüklerimizden ötürü gözlerimiz
Dokunduklarımız için ellerimiz.
Belli bir bozgun yaşamışız
Her şeye ölüm dadanmış sanki
Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar
Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar
Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi
Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı sanki.
Aşkın son saltanatını yaşamak içinmi ey kalbim
Ruhun serüvenine bir kale olmak için mi?
Bu başkaldırma kanatlanma.
Durmadan geçiyordu o zamanlar
Üstümüzden tanklar toplar binler tonluk arabalar
Boğuk bir ses madeni bir böğürme
Bir metropol devinin içimiz titreten iniltisi
Ta uzaklarda şehirlerin üstünde kımıldayan
Bir korkunun yüreğimizde biriken tedirginliği
Bir sam yeli gibi bedenimizi yüzümüzü saçlarımızı
Yalayarak
Çekiyordu bizi ve herkesi.
Ama sen uzaklardaydın ey kalbim
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
Ayın ve yıldızların çağlayarak
Berrak şelaleler yaparak
Coşku içinde aktığı
Bir yerlerdeydi.
Hani bir gün bir çobana rastlamıştık
Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu
Adı ferhat mıydı neydi
Koyunların kurtların böceklerin ve çiçeklerin
Sadakatten mest oldukları
Her birinin gözlerinde
Kaybolur gibi kayar gibi
Dalıp gittiğimiz o saadet evreni
Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç
Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.
Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin güneş gibisin bazan.
Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik
Sen konuşuyordun
ipil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
Onlar ki konuklarımızdı
Adları Keremdi Yusuftu Kaystı
Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu.
Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım
Her gelişin bir taze haberdi unutmadım
Aşktı alıp verilen altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki
unutmadım
Can oynanırdı evlerde yollarda meydanlarda
Can alınıp can verilirdi hiç unutmadım
Sen uyurdun uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki unutmadım
Ah sevgili ! Hayat görünürdü kapından, bir çırpınış
yüreklerimizde
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde
unutmadım
Toprağa düşen tohum onda gizlenen renk şekil koku
Senin için biçimlenirdi renklenirdi kokardı senin için
unutmadım
Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
istemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah
unutmadım
O dirildi O dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı hiç unutmadım
Ey aşk ey dirilik soluğu ey evrenin hareket kaynağı
Nasıl unuturum nasıl unuturum hiç unutmadım.
Haydi gel sevgilim
Uzanalım toprağın altına
Çiçekler mayalansın göğsümüzde
Bu akıp giden bu kör gidip yol giden
Kalabalıkları bu insanları
Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan
Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine
Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları
Uyarmak için bir an durdurmak için
Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük
içimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız
Ama şimdi kendimizi zorlasak da
anımsayamadığımız tasarlayamadığımız o kırlangıçları
Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz ?
Uzansak yerin altına ve toprak olsak.
Haydi gel sevgilim
Bir daha deneyelim
Bir kere daha kesmek için yolunu kalabalıkların
Yüreğimizden gönlümüzün derinliğinden
Vermek hep vermek için
Çünkü dağıttıkça çoğalır bizim zenginliğimiz
Aşkın bir adı da berekettir
En iyi anlatandır o
Hirada bir mağarada
Gözden döküleni
Gönülden geçeni.
Ah hep o kelimeyi bulmak için bütün bu
Çabalarım
Seni çağıracak olan.
Nasıl da unuttuk
Oysa daha anar anmaz adını
Ansızın patlayan bahara bir pencere açmışız gibi
Kış ortasında çıkıveren güneş gibi
Birden sıyrılıverip bulutlardan
Üryan görülen can gibi
Doldururdun içimizi
Ve eviçlerimizi.
Ah oruçlu bir ağustos vaktinde
Bir kayanın dibinden kaynayan
Soğuk ve berrak sulara
Uzanıp kana kana
Avuç avuç alıp
Yüzümüzde içimizde
Duyduğumuz
Gibi
Aşk.
Ah bir yalnızlık vaktinde
Herkesle birlikte olduğumuz
Gene de yalnız olduğumuz
Bir parkta
Ta uzaklardan gelir gibi
Bir tamburdan bir ezginin
Bizi bizden ve herşeyden
Alıp götürdüğü gibi
Aşk.
Haydi gel sevgilim gene arayalım
Makam-ı ibrahimde rastlanan ayak izlerini
Dedesinin elinden tutup Kubays dağına götürdüğü
Yüzüsuyu hürmetine yağmur istediği
Yeryüzünün bereketlenip çiçeklerle bezendiği
Develerin coşarak çöllerde
Ayak sesleriyle şiirler bestelediği
O vakitleri.
Haydi gel bir daha bir daha
Arayalım
Herkesin ve herşeyin uykuya vardığı
Bir vakitte
Gürül gürül
Bardaktan boşanır gibi
Yeryüzünü ve gökyüzünü
Dünyanın bu yüzünü ve öbür yüzünü
Geceyi ve gündüzü
Dolduran
Yüreğimizi kuşatan
O kitaptan
Okunanı.
Yaşamak, avını gözleyen
Sessiz gergin
Soluk soluğa
Bir atmaca
Sağ elimin
Parmakları ucunda.
Ve ölüm
Bir güvercin
Beyaz
Süzülen masmavi gökten
Berrak sulara.
Bir yıldız kayıyor kayıyor kayıyor
Bir dal uzuyor uzuyor
Bir gül kanıyor bir seher vaktinde
Yanıyor bir ateş için için
içimde içimin de içinde
Bir ezgi dönüyor dönüyor dönüyor
Bir ney eriyor dudaklarımda
Aşkın bir adı da yorulmamaktır.
Yerin uyanması gibi kımıldaması gibi toprağın
Bulutları yarması gibi gün ışığının
Yağmurun ansızın boşanması
Binlerce kuşun bir anda parlaması havalanması
Erimesi gibi karların ve buzulların
Patlaması gibi dal uçlarında tomurcukların
Dirilmek yeniden
Yüzyıl süren bir berzahtan geçmişiz gibi
Kandan kinden öfkeden
Üstümüze bir sağnak boşanmış gibi
Sürekli lekelendiğimiz çözülmeye terkedildiğimiz
Bir bataktan çıkar gibi.
Yürürken otururken yatarken
Hep çürümek durumunda kalmış
Duyduklarımızdan dolayı kulaklarımız
Gördüklerimizden ötürü gözlerimiz
Dokunduklarımız için ellerimiz.
Belli bir bozgun yaşamışız
Her şeye ölüm dadanmış sanki
Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar
Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar
Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi
Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı sanki.
Aşkın son saltanatını yaşamak içinmi ey kalbim
Ruhun serüvenine bir kale olmak için mi?
Bu başkaldırma kanatlanma.
Durmadan geçiyordu o zamanlar
Üstümüzden tanklar toplar binler tonluk arabalar
Boğuk bir ses madeni bir böğürme
Bir metropol devinin içimiz titreten iniltisi
Ta uzaklarda şehirlerin üstünde kımıldayan
Bir korkunun yüreğimizde biriken tedirginliği
Bir sam yeli gibi bedenimizi yüzümüzü saçlarımızı
Yalayarak
Çekiyordu bizi ve herkesi.
Ama sen uzaklardaydın ey kalbim
Uzaklardaydın, sevdiğim uzaklardaydı
Ayın ve yıldızların çağlayarak
Berrak şelaleler yaparak
Coşku içinde aktığı
Bir yerlerdeydi.
Hani bir gün bir çobana rastlamıştık
Kavalıyla bir sümbülü emziriyordu
Adı ferhat mıydı neydi
Koyunların kurtların böceklerin ve çiçeklerin
Sadakatten mest oldukları
Her birinin gözlerinde
Kaybolur gibi kayar gibi
Dalıp gittiğimiz o saadet evreni
Kayaların yüzlerinden okuduğumuz o ebedi bilinç
Bizi çekip almıştı kılcal damarlarımızdan.
Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin güneş gibisin bazan.
Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik
Sen konuşuyordun
ipil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
Onlar ki konuklarımızdı
Adları Keremdi Yusuftu Kaystı
Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu.
Sen bir taze haber gibi gelmiştin unutmadım
Her gelişin bir taze haberdi unutmadım
Aşktı alıp verilen altın bir vakitti yaşadığımız
Bir muştuyu algılamanın sürekli gerilimiydi sanki
unutmadım
Can oynanırdı evlerde yollarda meydanlarda
Can alınıp can verilirdi hiç unutmadım
Sen uyurdun uykun bir tepeden seyredilen uçsuz bir vadi
Kıyısından seyredilen bir denizdi sanki unutmadım
Ah sevgili ! Hayat görünürdü kapından, bir çırpınış
yüreklerimizde
Sen evinden çıktığında güneşler doğardı içimizde
unutmadım
Toprağa düşen tohum onda gizlenen renk şekil koku
Senin için biçimlenirdi renklenirdi kokardı senin için
unutmadım
Ebedi masum çocuklar zamanın solmayan çiçekleri
istemişlerdi de ezan okumuştu Bilal bir sabah
unutmadım
O dirildi O dirildi diye birden çalkalanan sokaklar
Ölüm ki sonsuza açılan bir kapıydı hiç unutmadım
Ey aşk ey dirilik soluğu ey evrenin hareket kaynağı
Nasıl unuturum nasıl unuturum hiç unutmadım.
Haydi gel sevgilim
Uzanalım toprağın altına
Çiçekler mayalansın göğsümüzde
Bu akıp giden bu kör gidip yol giden
Kalabalıkları bu insanları
Ezen çiçekleri, bir kere bile farkına varmayan
Dökülen bu yıldızları yağmur birikintilerine
Çiğneyerek geçen bu adamları ve kadınları
Uyarmak için bir an durdurmak için
Bu bizi terkeden, bacaları öksüz ve boynu bükük
içimizde sonsuzluk kavislerinden izlerini taşıdığımız
Ama şimdi kendimizi zorlasak da
anımsayamadığımız tasarlayamadığımız o kırlangıçları
Ah tekrar dönülebilir mi? yaşayabilirmiyiz ?
Uzansak yerin altına ve toprak olsak.
Haydi gel sevgilim
Bir daha deneyelim
Bir kere daha kesmek için yolunu kalabalıkların
Yüreğimizden gönlümüzün derinliğinden
Vermek hep vermek için
Çünkü dağıttıkça çoğalır bizim zenginliğimiz
Aşkın bir adı da berekettir
En iyi anlatandır o
Hirada bir mağarada
Gözden döküleni
Gönülden geçeni.
Ah hep o kelimeyi bulmak için bütün bu
Çabalarım
Seni çağıracak olan.
Nasıl da unuttuk
Oysa daha anar anmaz adını
Ansızın patlayan bahara bir pencere açmışız gibi
Kış ortasında çıkıveren güneş gibi
Birden sıyrılıverip bulutlardan
Üryan görülen can gibi
Doldururdun içimizi
Ve eviçlerimizi.
Ah oruçlu bir ağustos vaktinde
Bir kayanın dibinden kaynayan
Soğuk ve berrak sulara
Uzanıp kana kana
Avuç avuç alıp
Yüzümüzde içimizde
Duyduğumuz
Gibi
Aşk.
Ah bir yalnızlık vaktinde
Herkesle birlikte olduğumuz
Gene de yalnız olduğumuz
Bir parkta
Ta uzaklardan gelir gibi
Bir tamburdan bir ezginin
Bizi bizden ve herşeyden
Alıp götürdüğü gibi
Aşk.
Haydi gel sevgilim gene arayalım
Makam-ı ibrahimde rastlanan ayak izlerini
Dedesinin elinden tutup Kubays dağına götürdüğü
Yüzüsuyu hürmetine yağmur istediği
Yeryüzünün bereketlenip çiçeklerle bezendiği
Develerin coşarak çöllerde
Ayak sesleriyle şiirler bestelediği
O vakitleri.
Haydi gel bir daha bir daha
Arayalım
Herkesin ve herşeyin uykuya vardığı
Bir vakitte
Gürül gürül
Bardaktan boşanır gibi
Yeryüzünü ve gökyüzünü
Dünyanın bu yüzünü ve öbür yüzünü
Geceyi ve gündüzü
Dolduran
Yüreğimizi kuşatan
O kitaptan
Okunanı.
Yaşamak, avını gözleyen
Sessiz gergin
Soluk soluğa
Bir atmaca
Sağ elimin
Parmakları ucunda.
Ve ölüm
Bir güvercin
Beyaz
Süzülen masmavi gökten
Berrak sulara.
Bir yıldız kayıyor kayıyor kayıyor
Bir dal uzuyor uzuyor
Bir gül kanıyor bir seher vaktinde
Yanıyor bir ateş için için
içimde içimin de içinde
Bir ezgi dönüyor dönüyor dönüyor
Bir ney eriyor dudaklarımda
Aşkın bir adı da yorulmamaktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar