bugün
- diamond bosphoruss denen yazar22
- çaylak edildim diye ağlayan troll8
- sedat pekmez25
- abdullah öcalan'ın kürt kadınlarına hakaret etmesi5
- birbirine sürtünen duyarlı et parçası3
- sessiz insanların çok gözlem yapması4
- sex asnasında beddua almak4
- çaylak ettiğiniz yazarın göz yaşlarıyla eğlenmek4
- aziz yıldırım'ın fetö ile mücadelesi7
- yine sözlük yazarlarının ağzından bal damlıyor4
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması8
- taze kekik2
- suca suruklenen cocuk true'nun fake hesabı5
- heyt bea6
- verilen yetkiyi kötüye kullanmak4
- ağız ishali olan yazarlar4
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler2
- ismet bin dawkins el sapiens'i entomologevi2
- heyecanlıyım sözlük4
- internetten önce ne yapılıyordu sorusu6
- hakkınızı helal edin arkadaşlar3
- faik öztrak7
- gammazlama aparatı2
- sarı tekerim deliğine girerim sen mahvederim3
- ne güzel sözlük2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz19
- ilk maaş4
- insanlardan nefret etmek9
- birine geç kalmak10
- uludağ sözlük discord grubu11
- penis boyutunun önemi4
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- katılım bankacılığı3
- true nun çaylak olması2
- entry girerken dizleri sızlayan yuzır2
- yer sofrası7
- kaskı miğfer sanan motorcu tip2
- ulan hepiniz oradaydınız2
- kemal kılıçdaroğlu20
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı9
- gammazlık müessesinin eski değerini yitirmesi2
- suda2
- özgürlük2
- bruce lee5
- özgür özel7
- beyazsemsiyeliyabanci48
- cayır cayır yanan kız13
- ödemi hiç gitmeyen insan2
- spor sonrası ayna karşısında pazu şişirmek2
entry'ler (70)
en güzel aşkı bulacaksın
bir akşamüstü onunla karşılanca
aşkı bulacaksın onunla
göz göze gelip yüzün kızarınca
tanju okan-aşkı bulacaksın
bir akşamüstü onunla karşılanca
aşkı bulacaksın onunla
göz göze gelip yüzün kızarınca
tanju okan-aşkı bulacaksın
"mağdurum çok mağdurum mağdurum da mağdurum" (bkz: yahşi cazibe)
yazar olmak, enfes güzellikte bir kadınla sevişip üstüne para almak gibi bir şey.
charles bukowski*
charles bukowski*
türkiye'de gündeme getirilmesi ve çözümlenmesi gereken önemli konulardan biridir***
işlek bir trafiğe sahne olan boğazımızda kılavuz kaptan bulundurmak zorunlu değildir ve buradan geçen gemilerden alınan ücretler değerinin çok çok altındadır.
yabancı ülkeler, Montrö Boğazlar sözleşmesinin 1. ve 2. maddesine dayanarak 'mutlak bir serbest geçiş' hakları olduğunu iddia etmektedirler ve siyasi nedenleri öne sürerek yapılmak istenen düzenlemelere karşı çıkmaktadırlar. (boğazlardan geçiş sayısının 1938'de yıllık 4500'den 1998'de 50.000'e yükseldiği görülmektedir.)
ayrıca Rusya'nın AB ile yaptığı "nükleer atıkların Rusya'da toplanması" ile ilgili antlaşma, boğazlarımızın güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye sokmaktadır. Nükleer atık taşıyan gemiler, petrol tankerleri, kontrolsüz olarak boğazlarımızdan geçmektedir. Nükleer atık taşıyan bir geminin kaza yaptığını düşünürsek; doğamız ve insanlarımız ciddi zararlar görecek, tarihi eserlerimiz yok olacaktır.
işlek bir trafiğe sahne olan boğazımızda kılavuz kaptan bulundurmak zorunlu değildir ve buradan geçen gemilerden alınan ücretler değerinin çok çok altındadır.
yabancı ülkeler, Montrö Boğazlar sözleşmesinin 1. ve 2. maddesine dayanarak 'mutlak bir serbest geçiş' hakları olduğunu iddia etmektedirler ve siyasi nedenleri öne sürerek yapılmak istenen düzenlemelere karşı çıkmaktadırlar. (boğazlardan geçiş sayısının 1938'de yıllık 4500'den 1998'de 50.000'e yükseldiği görülmektedir.)
ayrıca Rusya'nın AB ile yaptığı "nükleer atıkların Rusya'da toplanması" ile ilgili antlaşma, boğazlarımızın güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye sokmaktadır. Nükleer atık taşıyan gemiler, petrol tankerleri, kontrolsüz olarak boğazlarımızdan geçmektedir. Nükleer atık taşıyan bir geminin kaza yaptığını düşünürsek; doğamız ve insanlarımız ciddi zararlar görecek, tarihi eserlerimiz yok olacaktır.
2005 yılında 4 milyar 800 milyon net kazanç getiren kanaldır.
meb'in resmi sitesinde bu yönde bir açıklama yok ya da ben göremedim*
Önce sözlerine bakalım laf mı diye sonra söyleyenlere bakalım adam mı diye.. baktık ve gördük ki sözleri bizim kalitemizin altında, adamları adam değil.. o zaman onlarla ilgilenmek gereksiz.. düşürmeyelim sözlüğümüzün seviyesini.
frank abagnele adlı ünlü bir dolandırıcının hayatının anlatıldığı izlenilmesi gereken filmdir. en komik sahnelerinden biri dolandırıcının okumaya gittiği lisede vekil öğretmen olarak rol yaptığı bölümdür...
film aile hayatının önemine de dikkat çekerek takdirimi toplamıştır.
film aile hayatının önemine de dikkat çekerek takdirimi toplamıştır.
Atatürk ateist değildi. Tek tanrı inancına sahipti ancak islam dininin gereklerini tam anlamıyla yerine getiriyor muydu bunu biz değil ancak allah bilir. ayrıca bir kişinin inancını eleştirmek hiç bir dinde kabul görmez.
ve belirtmek gerekiyor ki: atatürk'ün ateist olduğu fikri, dini kendi çıkarları için kullananların ortaya attıkları bir iddiadır.* saçmadır.*
ve belirtmek gerekiyor ki: atatürk'ün ateist olduğu fikri, dini kendi çıkarları için kullananların ortaya attıkları bir iddiadır.* saçmadır.*
Yabancı ülkeden bir kız istediği derecede açık giyinebilir; Türk erkeği onlara büyük bir hayranlık duyarak onların özgür olduğunu ve onların değerli türk kızlarımızdan daha güzel olduklarını savunurlar ancak bir türk kızı dikkat çekecek derecede açık giyerse adı 'kıç baş açma merakı'olur. Giyen kızlarımız da suçsuz yere kötü sözlere ve çirkin lakaplara maruz kalır. bu durumdan yola çıkarsak Türk kızlarımız özgür değil mi? onlar neden istedikleri gibi giyinmesiler*
ayrıca açık yada kapalı giyinmenin modernlikle ilgisi yoktur** (islam kültürü gibi kapalı giyinmeyi öven kültürler geri kalmış kültürler değildir çıkarın artık bunu aklınızdan!)
ayrıca açık yada kapalı giyinmenin modernlikle ilgisi yoktur** (islam kültürü gibi kapalı giyinmeyi öven kültürler geri kalmış kültürler değildir çıkarın artık bunu aklınızdan!)
Halk şiirinin en sevilen ve en yaygın biçimidir.Sözlü edebiyattaki koşukların devamı niteliğindedir.Saz eşliğinde özel bir ezgiyle söylenir.6+5 yada 4+4+3 şeklinde duraklanır.Genellikle son dörtlükte şairin tabşırması geçer.iki şekilde incelenirler:
1)ezgilerine göre: acem,ankara,bayındır koşması...
2)yapılarına göre: düz koşma, karşılıklı konuşma şekline koşma, koşma-şarkı,tecnis,musammat koşma,ayaklı koşma,yedekli koşma,zincirleme koşma,zincirbent koşma
1)ezgilerine göre: acem,ankara,bayındır koşması...
2)yapılarına göre: düz koşma, karşılıklı konuşma şekline koşma, koşma-şarkı,tecnis,musammat koşma,ayaklı koşma,yedekli koşma,zincirleme koşma,zincirbent koşma
taklitçiliği nazirecilik haline getirmiştir.Örnek aldığı eserlerden daha güzellerini yazmıştır.
Uğurlu evim projesiyle dikkatleri çeken dershanedir.
"anlam" sesin önüne geçer. Bilmeceyi andıran karışık mazmunlar ve anlatımlar, hayal oyunları, güçlükle anlaşılan benzetmeler eseri zihinsel bir çalışma oyunu haline getirir.
16.yy'da ortaya çıkmıştır.
Tatavlalı Mahremî, Edirneli Nazmî, Aydınlı Visalî benimsemiştir. Devrin öenmli şairleri tarafından kabul görmediği için benimsenmemiştir.
Biçimde yeniliğe yönelmektir.
Arapça-Farsça sözcük ve tamlamaları kullanmamaktır.
Türkçe sözcüklerle şiir yazmak hedeflenmiştir.
Tatavlalı Mahremî, Edirneli Nazmî, Aydınlı Visalî benimsemiştir. Devrin öenmli şairleri tarafından kabul görmediği için benimsenmemiştir.
Biçimde yeniliğe yönelmektir.
Arapça-Farsça sözcük ve tamlamaları kullanmamaktır.
Türkçe sözcüklerle şiir yazmak hedeflenmiştir.
Yüce,yüksek ve ideal olana yönelik şiirdir.Bu sebeple soyut ögeler yoğunluktadır.Gerçek güzelden çok hayali güzellerin; günlük hayatın gerçeklerinden çok efsane, tarih ve dini ögelerin ağır basması söz konusudur.
Geleneği olan bir şiirdir. Bu yüzden kuralcı ve biçimcidir. Bu kuralcılık yapı,ahenk,tema bakımından yüzyıllarca devam etmiştir.Bu durum aslında şairler için bir zorluktur çünkü aynı yapı ve ahenk unsurlarını kullanarak bunların dışına çıkmadan özgün olanı yakalamak basit bir iş değildir.
Geleneği olan bir şiirdir. Bu yüzden kuralcı ve biçimcidir. Bu kuralcılık yapı,ahenk,tema bakımından yüzyıllarca devam etmiştir.Bu durum aslında şairler için bir zorluktur çünkü aynı yapı ve ahenk unsurlarını kullanarak bunların dışına çıkmadan özgün olanı yakalamak basit bir iş değildir.
13.yy'dan başlayarak 15.yy'dan itibaren yükseliş devrini yaşayan, 19.yy ortalarına -tanzimat dönemine- kadar devam eden,saray çevresinde gelişip toplumun belirli bir kesimine hitap eden edebiyat geleneğidir. Arap ve Fars edebiyatının estetik anlayışı temel alınmıştır. Medrese kültürüyle yetişen aydınlar tarafından saray ve konak çevresinde oluşturulan "yüksek zümre,seçkinler,havâs" edebiyatıdır.
Eskiden herkesin değil sadece ustasının anlayabildiği tasavvuf için; ayrıca ses güzelliğine çok önem veren önemli bir şiir dili olan farsça için kullanılan ifadedir.
Asıl adı Şeyh Ahmet Gülşehri'dir.
Eserlerini altı büyük tasavvuf şairinin yedincisi olmak arzusuyla yazmıştır.
Eserlerini altı büyük tasavvuf şairinin yedincisi olmak arzusuyla yazmıştır.
