bugün
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası20
- amigurumi2
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi3
- eve jobs2
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- gözlüğü çıkarınca superman olan clark kent2
- yeşilçam da zenginlerin sürekli viski içmesi2
- kale3112 ifşa5
- filmlerde bir yere girince kapıyı kapamamaları2
- yaşar ustanın olayları biraz fazla ajite etmesi2
- 20 ekim 2026 galatasaray strasbourg basketbol maçı2
- kim jong'un bir türlü ölmemesi4
- kolye140
- ihvan'ın türkiye de yeni vakıf kurması3
- sabahları nefret edilen şeyler4
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek8
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı19
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- kabataş yalanı3
- saçını topuz yapan erkek2
- ozan tufan'ın beşiktaş'a karşı gol geleneği2
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- sözlük yazarlarının salataları15
- güzellik göreceli değildir7
- bdsm ci kadın yazar12
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- üç sözlük kızına evlenme teklif etmek7
- tam her şey bitti derken hayatın yüzünüze gülmesi2
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar9
- coskuyla sabunlanan pipi8
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek7
- kadın poposunun müthiş hipnoz etkisi2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı14
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- fon vurgunu30
- türkiye nin en büyük sorunu12
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- usualsuspects'in ayağı15
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler70
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız6
- caminin tuvaletinde 31 çekmek5
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- yazarların hayattaki başarıları9
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- üşümek hiç ısınmamak4
- mandalinanın yanında ekmek yemek4
- bira şişeden mi kutudan mı içilir sorunsalı4
- salata bile yapamayan tip5
insanın, Çeşitliliği arttırıp dayanıklılık kazanmak için biyolojik olarak kendisine en uzak ve en farklı olanı arzulayıp yakın his duyması. herşey düşüncede bitiyor. Aşkı büyütmeye gerek yok.
Kutsaldır.
Öyle hormonlarla,güzellikle falan alakalı değil aşk,kendinden çok sevdiğini düşünmek aşkı aşk yapan, hayatının merkezine onu oturtmak ona göre hareket etmek,kendinden vazgeçmek aşk.
Herkesin haketmediğidir. Yaşamasını bilene.
ulaşılmazdır. göz ucuyla yakalayanlar şanslıdır. karşılık bulması ise, ne yazık ki çok zor.
"Kim ne derse desin, tek bir gerçeği vardır aşkın; Karşındakinin adam olup olmadığını, aşıkken değil ayrılırken anlarsın." - Ece Ayhan
olupta mutlu oldum diyene henüz rastlanmamıştır. çok uzak durulası hissiyattır.
Kalbinin bir mengene ile sıkıstırılma durumudur....Yada sen oyle sanarsin....Kuslar bocekler ucusan kelebekler filan yoktur...Yada ben oyle sanarim....nefes alimin durur...Kalbin gogus kafesinin icine dar gelir...Yani insan oyle sanar.....mide agrisidir...isigin gider...Solarsin...Ask kelimesinin "aseka"ismi verilen bir sarmasiktan geldigi soylenir...Her yeri kaplayarak" isigin "sana ulasmasini engelleyen bir sarmasik... bu yuzden"kacarsin"...Yada kactigini sanarsin....Asla yapmam dediklerini yaparsin...Kendine kizarsin...Kizarsin ...Kizarsin...Kendinle "baristigin"an "askin"bittigi zamandir....
Ya tam açacaksın yüreğini,
ya da hiç yeltenmeyeceksin!
Grisi yoktur aşkın;ya siyahi,ya beyazı
seçeceksin..
Şems-i Tebrizi
ya da hiç yeltenmeyeceksin!
Grisi yoktur aşkın;ya siyahi,ya beyazı
seçeceksin..
Şems-i Tebrizi
her birey kendi dünyasında kendi doğruları ile ve yanlışları ile yaşarken aşk ı da yanlışlarıyla yaşamaya başlaması durumudur.
bir söyleme bağlı değildir , aşk aşık olunan insandan da bağımsızdır. her ne kadar bağlıdır deseniz de kemikten Ruhtan kalpten size ...yine de yanlış yapmalı ve yaşayarak yanlışını öğrenmeli insan .
önceden gözünüzün önünde bir aşk acısı çekmiş bir insan deneyimine tanık olsanız da siz yaşarsınız acısını ne kadar deneyimli kendinden emin idealist vurdumduymaz olsanız dahi...
Çünkü aşkın Kimyası ayrıştırır birbirinizden benliğinizi.
bir söyleme , geçmiş bir deneyime takılmadan yaşamalı .
zaman geçiyor ve hiç kendinize mutlu olma fırsatı vermiyorsanız mutlu olmanızı yada sizi mutlu edecek insanları yanlışlar listesine koyuyorsanız yanlıştan da öte salağa yata yata salak olan insanlar gibi olursunuz.
kendi dünyamızda kendinize mutluluğunu oyun gibi oynarsınız.
kaybetmek aşkın daha da önemlisi doğanın kendisinde var.
bir söyleme bağlı değildir , aşk aşık olunan insandan da bağımsızdır. her ne kadar bağlıdır deseniz de kemikten Ruhtan kalpten size ...yine de yanlış yapmalı ve yaşayarak yanlışını öğrenmeli insan .
önceden gözünüzün önünde bir aşk acısı çekmiş bir insan deneyimine tanık olsanız da siz yaşarsınız acısını ne kadar deneyimli kendinden emin idealist vurdumduymaz olsanız dahi...
Çünkü aşkın Kimyası ayrıştırır birbirinizden benliğinizi.
bir söyleme , geçmiş bir deneyime takılmadan yaşamalı .
zaman geçiyor ve hiç kendinize mutlu olma fırsatı vermiyorsanız mutlu olmanızı yada sizi mutlu edecek insanları yanlışlar listesine koyuyorsanız yanlıştan da öte salağa yata yata salak olan insanlar gibi olursunuz.
kendi dünyamızda kendinize mutluluğunu oyun gibi oynarsınız.
kaybetmek aşkın daha da önemlisi doğanın kendisinde var.
Aşk anlatılmaz yaşanır tarifi yoktur.
Kedidir kedi.
Aşk, gözlerimin zehrine bulanan taze bahar. Aşk, kimsesiz sokaklarımın en kalabalık yalnızlığı...
aşk adeta bulutların üzerinde olmaktır.
en içten sevgi.
Yunanlı'sına "Eros", Romalı'sına "Amor" dediler, ikisini de tanrı yaptılar aşkın başına. Tanrı olmak basitti de hiç gerçek olamadılar, masal olmak da çok koydu gerçek olamayan tanrı kırıntılarına. Gün bitti, değişti zaman; Ne Roma kaldı geriye ne de eski Yunan. Eros'tan "biblo" yaptılar, Amor'dan "parfüm", tanrılıklarını satıp ekmeklerini kazandılar. Aslında aşk "ateist"ti, çok geç anladılar.
Aslında hayat ne garip. Uğruna ölebileceğimiz şeyin kimde olduğunu araştırırken birine toslarız ve ölünceye kadar başımız döner. Buna kısaca aşk diyoruz işte. Evet, aşk bir kısaltmadır; Ömrümüzü kısaltır. Zaten aşk, bir zamanlama tanımıdır. Er veya geç doğru insanı bulma değildir. Aşka bu sebepten fazla takılmamak gerekir.
Yunanlı'sına "Eros", Romalı'sına "Amor" dediler, ikisini de tanrı yaptılar aşkın başına. Tanrı olmak basitti de hiç gerçek olamadılar, masal olmak da çok koydu gerçek olamayan tanrı kırıntılarına. Gün bitti, değişti zaman; Ne Roma kaldı geriye ne de eski Yunan. Eros'tan "biblo" yaptılar, Amor'dan "parfüm", tanrılıklarını satıp ekmeklerini kazandılar. Aslında aşk "ateist"ti, çok geç anladılar.
Aslında hayat ne garip. Uğruna ölebileceğimiz şeyin kimde olduğunu araştırırken birine toslarız ve ölünceye kadar başımız döner. Buna kısaca aşk diyoruz işte. Evet, aşk bir kısaltmadır; Ömrümüzü kısaltır. Zaten aşk, bir zamanlama tanımıdır. Er veya geç doğru insanı bulma değildir. Aşka bu sebepten fazla takılmamak gerekir.
estetik duygusuyla gözlerde başlayıp taa en birincil ihtiyaçlara yerleştirdiğimiz hede.
bilirsiniz Maslow ihtiyaçlar Hiyerarşisinin en tepesindeki -kendini gerçekleştirmek- için tüm bu devinimlerimiz, debelenmelerimiz. elden ne gelir.*
efenim şimdi toparlayayım şöyle bir,
estetik duygusuyla önce gözümüze hitap eder ululaştıracağımız şahıs. öyle ki bakmalara doyamazsın, kıyamazsın nadidedir; ressamın ruhunu yansıtan fırça darbeleriyle örülü, aynısını bir daha resmedemediği, edemeyeceği anlardan kesit şahane soyut çizim tabloları gibi. önemli değildir ötesi, görmek yeter sana öyle ağzın açık bakarsın.* uzaktan uzaktan da olur kabul. kendine ait alanına almazsın daha ama sonra zamanla bi bak, almışsın onu kalbinin en pamuk köşesine yerleştirmişsin habarın yok * bakmak yetmez artık baksın istersin* daha bi temas daha bi paylaşım için debelenirsin. onun hakkında bildiklerine dahalarını katmak istediğini fark edersin. daha özelini dahasını.. dahasını...sonra bi bakmışsın hayatının merkezine oturtmuşsun biriciğini. en mutlu anlarda yanında o olsun, dibi boyladığında onun omzu olsun istiyorsun kafanı yasladığın. * hayırlı olsun nefesin olmuş gibi hissetmeye başladın mı? aferin. gülüşünde kendini gördün mü daha bir, onda kendini gördün mü? koydun kafanı yastığa döndün sağa aç gözlerini biri eksik di mi? hı? kokusunu içine çeke çeke uykuya dalacağın eksik, her anını mimiklerine kadar irdeleyip fotoğrafsı belleğine attığın yüz nerelerde oğlum kızım yavrım? gez göz arpacık çocuğum. göz gez arpacık gibi. arpacık eksik.* işin buralara geleceğini bilmiyordun di mi ne ara oldu? oha olacak iş değil nefesin mi kesiliyor ara ara. ( işte kimisine göre başından beri bu süreç 1 haftayı alırken kimisine 1 yıl, bilinmiyor artık. kimisi hoşlanmada kalıyor, kimisi birkaç sefer yapıyor aynı yollardan farklı kişilerde) öyle işte yoruldum ben anladınız siz. olursa nefesi nefesine, olursa baş tacı sen de taçlanıyorsun. çünki o artık sensin onunla tamamsın * artık her anında o olsun. inşallah tabii.
not: gelişim dersini çalışıyordum da ben öyle esti. bu üçgenin tepedeki gözün illimunatiyle alakası var bence. bi gece ders çalışma seansı sonrası da buradan ona bağlayayım *
bilirsiniz Maslow ihtiyaçlar Hiyerarşisinin en tepesindeki -kendini gerçekleştirmek- için tüm bu devinimlerimiz, debelenmelerimiz. elden ne gelir.*
efenim şimdi toparlayayım şöyle bir,
estetik duygusuyla önce gözümüze hitap eder ululaştıracağımız şahıs. öyle ki bakmalara doyamazsın, kıyamazsın nadidedir; ressamın ruhunu yansıtan fırça darbeleriyle örülü, aynısını bir daha resmedemediği, edemeyeceği anlardan kesit şahane soyut çizim tabloları gibi. önemli değildir ötesi, görmek yeter sana öyle ağzın açık bakarsın.* uzaktan uzaktan da olur kabul. kendine ait alanına almazsın daha ama sonra zamanla bi bak, almışsın onu kalbinin en pamuk köşesine yerleştirmişsin habarın yok * bakmak yetmez artık baksın istersin* daha bi temas daha bi paylaşım için debelenirsin. onun hakkında bildiklerine dahalarını katmak istediğini fark edersin. daha özelini dahasını.. dahasını...sonra bi bakmışsın hayatının merkezine oturtmuşsun biriciğini. en mutlu anlarda yanında o olsun, dibi boyladığında onun omzu olsun istiyorsun kafanı yasladığın. * hayırlı olsun nefesin olmuş gibi hissetmeye başladın mı? aferin. gülüşünde kendini gördün mü daha bir, onda kendini gördün mü? koydun kafanı yastığa döndün sağa aç gözlerini biri eksik di mi? hı? kokusunu içine çeke çeke uykuya dalacağın eksik, her anını mimiklerine kadar irdeleyip fotoğrafsı belleğine attığın yüz nerelerde oğlum kızım yavrım? gez göz arpacık çocuğum. göz gez arpacık gibi. arpacık eksik.* işin buralara geleceğini bilmiyordun di mi ne ara oldu? oha olacak iş değil nefesin mi kesiliyor ara ara. ( işte kimisine göre başından beri bu süreç 1 haftayı alırken kimisine 1 yıl, bilinmiyor artık. kimisi hoşlanmada kalıyor, kimisi birkaç sefer yapıyor aynı yollardan farklı kişilerde) öyle işte yoruldum ben anladınız siz. olursa nefesi nefesine, olursa baş tacı sen de taçlanıyorsun. çünki o artık sensin onunla tamamsın * artık her anında o olsun. inşallah tabii.
not: gelişim dersini çalışıyordum da ben öyle esti. bu üçgenin tepedeki gözün illimunatiyle alakası var bence. bi gece ders çalışma seansı sonrası da buradan ona bağlayayım *
Varligi bir dert, yoklugu bir yara...
23 yılda bir kez gördüğüm hede. Aşk haram lan.
çocukken çok film izlemiş olmalıyım ki 'bir ömre bir aşk' fikrine sahibim. e onu da geçtiğimiz 3 yılda kullandığıma göre artık ilahi aşka yürüyeyim diyorum yavaştan yavaştan.
hoş bir nev şarkısı.
"ben ki küskünüm en az bin yıldır
yılmışım, boş vermişim derken
ne ara çaldın kalbimi bilmem
üstelik bir davet bile etmeden geldim sana
ama gözlerin her şeyi anlatıyor
aşk... sen nelere kadirsin..."
"ben ki küskünüm en az bin yıldır
yılmışım, boş vermişim derken
ne ara çaldın kalbimi bilmem
üstelik bir davet bile etmeden geldim sana
ama gözlerin her şeyi anlatıyor
aşk... sen nelere kadirsin..."
hiçbir şeyin olmayan bir insanın, her şeyin olmasını istemektir.
(bkz: işte bunlar hep serotonin)
fazlaca çikaleta yemekle aynı kapıya çıkan eylem.
ARdı ardına beş bardak oralet içmek de aynı etkiyi yaratabilir. deneyin.
endorfin, serotonin filan bunlar, beşeri aldatır. kanmayın.
sevgiler.
fazlaca çikaleta yemekle aynı kapıya çıkan eylem.
ARdı ardına beş bardak oralet içmek de aynı etkiyi yaratabilir. deneyin.
endorfin, serotonin filan bunlar, beşeri aldatır. kanmayın.
sevgiler.
iskender palanın birkaç sözü ne de güzel anlatıyor aşkı;
"Galiba varlığın çekim alanına giren en ulvi acıydı aşk;ve maddeyi manaya veren en cömert sancıydı.Üzüm henüz yaratılmamışken insanları sarhoş eden o muydu acep?
insanı mutlu eden o ilk satır mıydı defalarca okunan, yoksa ilk satır arayışları mı tekrar be tekrarlanan?
Ve aşk... Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.
Devamlı artmayan bir duygunun aşk olması ne mümkün?
Bir şeyin aşk olabilmesi için tutkulu olması,patolojik olması, anormal olması gerekir zannımca.
iştahla yemek yerken hatırlayıp sevileni, yemek boğazda düğümleniyorsa; derin uykularda görülen rüyadan sonra bir daha uyku girmiyorsa gözlere; şen bir mecliste adı anıldığında onun, inziva engin bir boyut kazanıyorsa, hamasi bir söylevin tam ortasındaki bir kelime, bir cümle ne dediğini bilmezleştiriyorsa insanı; işte odur aşk.O ki göz kapakları kapandığında karanlıklar son bulmuyorsa, ne cür'et aşktan söz edile!?..
Aşk acıdır, hasrettir
Aşk ölümdür.
En sevdiğim satırları topladım,aşk derindir,olgunlaştırır, aşık olun..
"Galiba varlığın çekim alanına giren en ulvi acıydı aşk;ve maddeyi manaya veren en cömert sancıydı.Üzüm henüz yaratılmamışken insanları sarhoş eden o muydu acep?
insanı mutlu eden o ilk satır mıydı defalarca okunan, yoksa ilk satır arayışları mı tekrar be tekrarlanan?
Ve aşk... Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.
Devamlı artmayan bir duygunun aşk olması ne mümkün?
Bir şeyin aşk olabilmesi için tutkulu olması,patolojik olması, anormal olması gerekir zannımca.
iştahla yemek yerken hatırlayıp sevileni, yemek boğazda düğümleniyorsa; derin uykularda görülen rüyadan sonra bir daha uyku girmiyorsa gözlere; şen bir mecliste adı anıldığında onun, inziva engin bir boyut kazanıyorsa, hamasi bir söylevin tam ortasındaki bir kelime, bir cümle ne dediğini bilmezleştiriyorsa insanı; işte odur aşk.O ki göz kapakları kapandığında karanlıklar son bulmuyorsa, ne cür'et aşktan söz edile!?..
Aşk acıdır, hasrettir
Aşk ölümdür.
En sevdiğim satırları topladım,aşk derindir,olgunlaştırır, aşık olun..
Aşk kelimesi, Arapça âşekâdan gelir. Aşekâ, bir ağacı saran,besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren sarmaşığa denir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar