bugün
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- ekonomi8
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- kainattaki değişim2
- çerçeve yasa10
- sonradan olma2
- emekliler2
- emeklilik2
- yaşlandığının farkına varmak9
- ekşi sözlük referans17
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- müzik dinlemek5
- tarım3
- kartoncu birader vs erecto bey3
- apı uygulama programlama ara yüzü2
- dağ evi olmayan erkek5
- allah'ın doğurmamış ve doğmamış olması2
- sözlük yazarlarının kekleri5
- mekke anlaşması20
- asosyal ve çirkin olmak4
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- sözlüğün çok durgun olması6
- allah3
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
- yahudilere sallayan kitaplar3
- sıcak hava vs soğuk hava6
- clean girl akımı4
- sigara içmeyen erkek4
- almanya12
- namaz5
- evlenmeme nedenleri5
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- kedi3
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- merfulu11
- eva mendes2
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- 11 ağustos 20262
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk4
- ulu parti5
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- günlük tutan erkek19
- cansever19
- hesaplama3
- baliye balayına gitme ezikliği4
kaç yüz yıllık aşkın adını nelere bulaştırdılar, kendi doğrularında onu bile yanlış anladılar...
anlatmak da çaresiz kaldığım duygudur. Aşık olunca aşkımı ifade edebilmem aşk ın bana sunmuş olduğu bir meyvedir. yazarsın çizersin şair derler. yazamazsın mecnun derler. boşuna rumi o cevabı vermemiş sorulduğunda "ey mevlana aşk nedir?" diye!
(bkz: ben olda bil!)
(bkz: mevlana celaleddin i rumi)
(bkz: ben olda bil!)
(bkz: mevlana celaleddin i rumi)
iki kişiyle, tek kişilik yemek yeme sanatıdır.
saçma sapan bir şey olduğuna karar verdim sonunda. yaşımdan olsa gerek. hormonsal bir ihtiyaçtır. bu ihtiyacı karşılamayınca, vücut yerine konabilecek ikame adrenalin sağlayıcı aktiviteler bulur. misal cips, makarna, içki tüketmek yahut vücut tüketmek. hepsi ihtiyaç için. aslında ne de masum, değil mi? (hade oradan.)
Aslında gerçekte VAR olmayan insanların uydurduğu bir duygudur. Birini begeniriz mesela aşık oldum falan deriz ama sadece o insandan çok hoşlanmışızdır. Yani adı aşk değil hoşlantıdır. Veya biri ile birlikte oluruz o insanla ayrıldığımızda acı çekeriz bunu aşk acısı olarak tanımlarız ama sadece alışkanlıktır. Yani alışkanlıkların terk edilmesinden doğan bi acıdır. Aşk ekvator çizgisi gibi aslında olmayan ama insanların varsaydığı bir kurgudur. Aşk yoktur hoşlantı,sevmek ve alışkanlık vardır.
"o"dur. bir tanedir. değişilmezdir. enderdir, değerlidir.
ancak artık yanımda olmayandır. kokusunu özletendir. gözlerini aratandır. dokunuşlarıyla kendisine bağlayan, sıcaklığıyla her daim istenendir. özlenendir. ancak insanoğlunda öyle lanet bir inat vardır ki.. ne olursa olsun yenemez bu inadı. acı çekip kıvransan bile söz geçiremezsin.
sonunun kötü olacağından emin olsan dahi dönemezsin geri. ama yine de, çok özledim aşk seni..
neyse.
ancak artık yanımda olmayandır. kokusunu özletendir. gözlerini aratandır. dokunuşlarıyla kendisine bağlayan, sıcaklığıyla her daim istenendir. özlenendir. ancak insanoğlunda öyle lanet bir inat vardır ki.. ne olursa olsun yenemez bu inadı. acı çekip kıvransan bile söz geçiremezsin.
sonunun kötü olacağından emin olsan dahi dönemezsin geri. ama yine de, çok özledim aşk seni..
neyse.
en masum, en tatlı, en güzel, en yüce duygu.
en büyük saçmalık.
bu yüzden kimse ne olduğunu anlayamıyor garip acılar çekiyor.
sadece insan ırkında görülen bir tür hata.
bu yüzden kimse ne olduğunu anlayamıyor garip acılar çekiyor.
sadece insan ırkında görülen bir tür hata.
kimisinin saçmalık kimisinin sexten ibaret dediği kavramdır.oranlıyıcak olursak aşkın,50'si sex
%50'si saçmalıktır.bana söylermisiniz aramızda saçmalamayı sevmeyen var mıdır?
%50'si saçmalıktır.bana söylermisiniz aramızda saçmalamayı sevmeyen var mıdır?
türk kızlarının italyan erkek yavşaklığına uydurdukları kalıp.
Gece olduğunda karanlığa gözlerinin alışmasıdır 'aşk'; kabullenmektir, yarının umuduyla her şeyi...
"bir nevi ilm-i simyadır ki alimi yoktur.
tecrübe edildikçe biriktirilen cahilliktir."
A. Galip
tecrübe edildikçe biriktirilen cahilliktir."
A. Galip
herşeyi bölüşme ,bölüşürken bir olma durumu.
aşk di mi ya.. ah o cazibesi o naif tadı olmasa.. dakka katlanır mıydık lan? gider ilahi aşkı en dibine kadar yaşardık. cin gibiydik güya, ama aşka gelince ne safları en kalbi kırıkları oynadık bile bile. aslında içini açsan bizi kandıran yine bizdik ya, kader işte.. hah, her seferinde de böyle dedik. kader. doğru yaa, kaderdi dimi. kaderdi lan. bizi üzen bunları yaşatan, hepsi kaderdi.. her şey kaderdi.. amma o kaderin kapılarını biz açmadık mı? açtık da, girmemek için direndik, adına aşk acısı dedik. direndik, ama ne zaman yolumuz o kapının dışına doğru meyletse, hemen o kaçınılmaz sonumuza doğru yol aldık tıpış tıpış.. ah şu biz yok muyuz, ah şu aşk yok mu..
* *
* *
aşk,
yüksek yerlere kaldırılmalı
ve üzerine şu not yazılmalı: alçak'ların uzanamayacağı yerde saklayın..!
yüksek yerlere kaldırılmalı
ve üzerine şu not yazılmalı: alçak'ların uzanamayacağı yerde saklayın..!
hakkında bu kadar entry girilince bahar geldi sandığımdır.*
aşık olunca ayar kaçar.. eğer fabrika ayarlarına geri dönemezseniz gerçekten durumlar sarpa sarar...
(bkz: yine mi bamya!) cümlesini kurmaya sebebiyet veren bir histir.
korku veren, sakinleşmeye mecal bulamadan kalbini yerinde tutma çabasıdır da aynı zamanda.
(bkz: imdat imdat naralarıyla)
(bkz: saçmalamak zorunda kalmak)
korku veren, sakinleşmeye mecal bulamadan kalbini yerinde tutma çabasıdır da aynı zamanda.
(bkz: imdat imdat naralarıyla)
(bkz: saçmalamak zorunda kalmak)
tedaviyi reddeden bağımlılar gibi, insana zarar vermesine rağmen vazgeçilemeyen, vazgeçmek istenmeyen saplantıdır aşk. gitgide kendinden uzaklaşmak, gitgide ona yakınlaşmak ve aynı şekilde onun kendisinden uzaklaşıp sana dokunmasıdır. sonunda "ondaki sen" ve "sendeki o" olmaktır aşk. başka bir bedende, başka bir ruhta, başka bir boyutta kendinle karşılaşmaktır. en gerçek seni gösteren aynaya bakmaktır aşk. bir koldan serum bağlayıp, diğer kolun bileğini kesmek gibidir. can vermesine verir ama bir yandan da acıtır.
nefretin kardeşidir aşk. aynı soydan gelirler. ve birbirlerinden ne kadar ayrı gözükseler de aslında ikizdirler.
ve bıçak sırtında yürümektir hayat. ya nefrete kapılır gidersin ya aşka düşersin.
göz açıp kapamak gibidir aşk. gözlerini yumduğunda bir daha açabileceğin kesin değildir ya; işte aşkı öptüğünüzde de bir daha başka bir aşk öpebilirmisiniz belli olmaz. hiç bir şeyin belirgin olmadığı, solgun, gri bir tablodaki kırmızı leke gibidir; biraz da soyut... bakış açına ve görüşüne göre değişir. ama nasıl görürsen gör, hep kırmızıdır hep kan rengidir, kandır, her zaman tutkudur aşk.
o kadar çok öpmek istemektir ki, öpmenin ne kadar saçma birşey olduğunu düşünmeye başlarsın bir süre sonra. bir insan dudaklarını başka tenlere değdirmekten neden hoşlanır ki? sevgilinin saçının telidir aşk, sevgilinin acısıdır ölüm. sevgilinin kokusudur aşk, sevgilinin kokusundan mahrum bırakması ölüm.
dokunmaktır aşk, hissetmektir. ama hiç bir zaman doyamamaktır o'na...
hayal etmek ve hayalleri gerçekleştirmektir, artık yanında olmasada...
nefretin kardeşidir aşk. aynı soydan gelirler. ve birbirlerinden ne kadar ayrı gözükseler de aslında ikizdirler.
ve bıçak sırtında yürümektir hayat. ya nefrete kapılır gidersin ya aşka düşersin.
göz açıp kapamak gibidir aşk. gözlerini yumduğunda bir daha açabileceğin kesin değildir ya; işte aşkı öptüğünüzde de bir daha başka bir aşk öpebilirmisiniz belli olmaz. hiç bir şeyin belirgin olmadığı, solgun, gri bir tablodaki kırmızı leke gibidir; biraz da soyut... bakış açına ve görüşüne göre değişir. ama nasıl görürsen gör, hep kırmızıdır hep kan rengidir, kandır, her zaman tutkudur aşk.
o kadar çok öpmek istemektir ki, öpmenin ne kadar saçma birşey olduğunu düşünmeye başlarsın bir süre sonra. bir insan dudaklarını başka tenlere değdirmekten neden hoşlanır ki? sevgilinin saçının telidir aşk, sevgilinin acısıdır ölüm. sevgilinin kokusudur aşk, sevgilinin kokusundan mahrum bırakması ölüm.
dokunmaktır aşk, hissetmektir. ama hiç bir zaman doyamamaktır o'na...
hayal etmek ve hayalleri gerçekleştirmektir, artık yanında olmasada...
aşk: "lavinya"dır.
sizin için aşkın tanımı neyse, aşk yaşadığınızı sandığınız kişi için de aşkın tanımının aynı olması lazım. aksi taktirde yaşadığınız şeyin adı aşk değildir.
bir can'ın bir diğer can'ı kendi can'ından öte bilmesidir "aşk"...
hayat yolunda yürürken önümüze çıkan uçurumlardır aşk.
kimi sığdır... atlarsın, düşersin... fazla yanmaz canın. bir süre sonra kalkar düşersin gene yola.
kimi derindir... ama atlarsın yine de... düşersin... elin, kolun, bacağın, kalbin, her yerin kırılır. kalkamazsın uzun zaman. yatar kalırsın yerin dibindeki o karanlık kuyuda, aç, susuz. sesin çıkmaz, duymaz kimse seni, yardım edemez. artık umudu kesersin, öldüm sanırsın, nefes alırsın fakat yaşadığını hissetmezsin. taa ki bir gün, bir ışık, gülümseyen bir çift göz belirinceye kadar yanıbaşında.
kimisi de öyle derindir ki; dibini bile göremezsin. bilirsin ki düşersen kurtuluşun yoktur. kesin bir ölüm bekler seni bilirsin. ama nafile... bir kara delik gibi çeker seni içine... hiçbir güç durduramaz seni, bütün korkularından arınıverirsin bir anda ve atlarsın. yere çakılana kadar geçen o süre, o kısacık zaman diliminde yaşadığın o uçma hissi "olsun, değer" dedirtir sana. zira zemin gitgide daha görünür olmaya başlar. son yaklaşmaktadır, anlarsın. son bir umut açarsın elini, tutsun çeksin, seni kurtarsın diye... ama tutmaz. ve kaçınılmaz son. öyle bir çarparsın ki yere, tek bir sağlam parçan kalmaz, darmadağın olur ölürsün.
eğer o son ve en derin uçurumdan atladığında, son sürat çakılırken yere, son anda o gelip tutarsa elinden, göze alırsa seninle ölmeyi ya da çeker çıkarırsa seni yukarı... bil ki işte o gerçek aşktır.
kimi sığdır... atlarsın, düşersin... fazla yanmaz canın. bir süre sonra kalkar düşersin gene yola.
kimi derindir... ama atlarsın yine de... düşersin... elin, kolun, bacağın, kalbin, her yerin kırılır. kalkamazsın uzun zaman. yatar kalırsın yerin dibindeki o karanlık kuyuda, aç, susuz. sesin çıkmaz, duymaz kimse seni, yardım edemez. artık umudu kesersin, öldüm sanırsın, nefes alırsın fakat yaşadığını hissetmezsin. taa ki bir gün, bir ışık, gülümseyen bir çift göz belirinceye kadar yanıbaşında.
kimisi de öyle derindir ki; dibini bile göremezsin. bilirsin ki düşersen kurtuluşun yoktur. kesin bir ölüm bekler seni bilirsin. ama nafile... bir kara delik gibi çeker seni içine... hiçbir güç durduramaz seni, bütün korkularından arınıverirsin bir anda ve atlarsın. yere çakılana kadar geçen o süre, o kısacık zaman diliminde yaşadığın o uçma hissi "olsun, değer" dedirtir sana. zira zemin gitgide daha görünür olmaya başlar. son yaklaşmaktadır, anlarsın. son bir umut açarsın elini, tutsun çeksin, seni kurtarsın diye... ama tutmaz. ve kaçınılmaz son. öyle bir çarparsın ki yere, tek bir sağlam parçan kalmaz, darmadağın olur ölürsün.
eğer o son ve en derin uçurumdan atladığında, son sürat çakılırken yere, son anda o gelip tutarsa elinden, göze alırsa seninle ölmeyi ya da çeker çıkarırsa seni yukarı... bil ki işte o gerçek aşktır.
Hatirlamak istendiginde o'nun fotografina bakilan
her baktiginda hala icini acitan, duydugun her seste her yüzde o'nu aratan
gittigini bildigin ve dönmesini istemedigin
ama yaptigi her seye ragmen hala özleyebildigin,
kücücük zamanda kocaman sevdigin
ve hatta kücücük insani gözünde kocaman yapabilen
kolay kolay gelmeyen
ama gelirse de ömrünce kalbinden gitmeyen...
her baktiginda hala icini acitan, duydugun her seste her yüzde o'nu aratan
gittigini bildigin ve dönmesini istemedigin
ama yaptigi her seye ragmen hala özleyebildigin,
kücücük zamanda kocaman sevdigin
ve hatta kücücük insani gözünde kocaman yapabilen
kolay kolay gelmeyen
ama gelirse de ömrünce kalbinden gitmeyen...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar