bugün

aşk

tedaviyi reddeden bağımlılar gibi, insana zarar vermesine rağmen vazgeçilemeyen, vazgeçmek istenmeyen saplantıdır aşk. gitgide kendinden uzaklaşmak, gitgide ona yakınlaşmak ve aynı şekilde onun kendisinden uzaklaşıp sana dokunmasıdır. sonunda "ondaki sen" ve "sendeki o" olmaktır aşk. başka bir bedende, başka bir ruhta, başka bir boyutta kendinle karşılaşmaktır. en gerçek seni gösteren aynaya bakmaktır aşk. bir koldan serum bağlayıp, diğer kolun bileğini kesmek gibidir. can vermesine verir ama bir yandan da acıtır.

nefretin kardeşidir aşk. aynı soydan gelirler. ve birbirlerinden ne kadar ayrı gözükseler de aslında ikizdirler.
ve bıçak sırtında yürümektir hayat. ya nefrete kapılır gidersin ya aşka düşersin.

göz açıp kapamak gibidir aşk. gözlerini yumduğunda bir daha açabileceğin kesin değildir ya; işte aşkı öptüğünüzde de bir daha başka bir aşk öpebilirmisiniz belli olmaz. hiç bir şeyin belirgin olmadığı, solgun, gri bir tablodaki kırmızı leke gibidir; biraz da soyut... bakış açına ve görüşüne göre değişir. ama nasıl görürsen gör, hep kırmızıdır hep kan rengidir, kandır, her zaman tutkudur aşk.

o kadar çok öpmek istemektir ki, öpmenin ne kadar saçma birşey olduğunu düşünmeye başlarsın bir süre sonra. bir insan dudaklarını başka tenlere değdirmekten neden hoşlanır ki? sevgilinin saçının telidir aşk, sevgilinin acısıdır ölüm. sevgilinin kokusudur aşk, sevgilinin kokusundan mahrum bırakması ölüm.

dokunmaktır aşk, hissetmektir. ama hiç bir zaman doyamamaktır o'na...

hayal etmek ve hayalleri gerçekleştirmektir, artık yanında olmasada...
© copyright 2005 - 2026