bugün

aşk

hayat yolunda yürürken önümüze çıkan uçurumlardır aşk.

kimi sığdır... atlarsın, düşersin... fazla yanmaz canın. bir süre sonra kalkar düşersin gene yola.

kimi derindir... ama atlarsın yine de... düşersin... elin, kolun, bacağın, kalbin, her yerin kırılır. kalkamazsın uzun zaman. yatar kalırsın yerin dibindeki o karanlık kuyuda, aç, susuz. sesin çıkmaz, duymaz kimse seni, yardım edemez. artık umudu kesersin, öldüm sanırsın, nefes alırsın fakat yaşadığını hissetmezsin. taa ki bir gün, bir ışık, gülümseyen bir çift göz belirinceye kadar yanıbaşında.

kimisi de öyle derindir ki; dibini bile göremezsin. bilirsin ki düşersen kurtuluşun yoktur. kesin bir ölüm bekler seni bilirsin. ama nafile... bir kara delik gibi çeker seni içine... hiçbir güç durduramaz seni, bütün korkularından arınıverirsin bir anda ve atlarsın. yere çakılana kadar geçen o süre, o kısacık zaman diliminde yaşadığın o uçma hissi "olsun, değer" dedirtir sana. zira zemin gitgide daha görünür olmaya başlar. son yaklaşmaktadır, anlarsın. son bir umut açarsın elini, tutsun çeksin, seni kurtarsın diye... ama tutmaz. ve kaçınılmaz son. öyle bir çarparsın ki yere, tek bir sağlam parçan kalmaz, darmadağın olur ölürsün.

eğer o son ve en derin uçurumdan atladığında, son sürat çakılırken yere, son anda o gelip tutarsa elinden, göze alırsa seninle ölmeyi ya da çeker çıkarırsa seni yukarı... bil ki işte o gerçek aşktır.
© copyright 2005 - 2026