bugün
- mikroplastik kirliliği2
- gocu beyin günü aydın olsun2
- farklı alemlere yolculuk2
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yaşlandığının farkına varmak9
- ekşi sözlük referans17
- türkiye10
- ekonomi8
- recep tayyip erdoğan7
- mekke anlaşması20
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- müzik dinlemek5
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- dağ evi olmayan erkek5
- kainattaki değişim2
- sözlük yazarlarının kekleri5
- sonradan olma2
- sözlüğün çok durgun olması6
- asosyal ve çirkin olmak4
- tarım3
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- kartoncu birader vs erecto bey3
- sıcak hava vs soğuk hava6
- merfulu11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- evlenmeme nedenleri5
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- clean girl akımı4
- sigara içmeyen erkek4
- günlük tutan erkek19
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
- yahudilere sallayan kitaplar3
- emekliler2
- emeklilik2
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- cansever19
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- apı uygulama programlama ara yüzü2
- çerçeve yasa10
- allah'ın doğurmamış ve doğmamış olması2
- yanlışlıkla gey olmak9
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- yazarların para ödediği yapay zekalar7
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
bana hep tek kişilik olanı denk düşmüştür ne acı ki. oysa ki ne demişti şair: ölümdür yaşanan tek başına aşk iki kişiliktir.
sonradan üretilmiş beyinleri çokça meşgul eden hümanizm malzemesidir.
istemsiz kas hareketi.
geceleri göz yaşlarının arşa ulaşmasıdır.
aşk, birdenbire ortaya çıkan sen istedesen de son veremeyeceğin bir şeydir. kendini aşık olduğun kişiye adarsın. ondan başka bir şey düşünemez olursun. rüyalarına girer, hayalini süsler. aşk o yanındayken bile ona en uzak olmaktır..
üreyelim diye yaratılmış, doğanın bir ürünüdür aşk. bir yanılsama. yavaş yavaş da yok oluyor. çünkü aşksız da cinsellik yaşayabilenler oldukça fazla. onları tüm kalbimle tebrik ediyorum. hangi kafayla o seviyeye ulaşabildiler acaba. nitekim aşk beni sardığı anda o adamdan başka hiçbir şey girmiyor aklıma. onun haricinde başka kimseyle de düşünemiyorum kendimi.
kendini adamaktır bence aşk. her doğan güne onunla uyanıyorsan, o mutlu olsun ancak seninle olsun diyorsan aşk çoktan girmiştir bünyene.
lakin öyle boktan bir çağdayız ki bir yanda fuckbuddyler bir yanda one night standler; ağzına sıçtınız lan duyguların en güzelinin. yok efendim ilişki onun için uygun değilmiş, önemli olan ihtiyaçlarmış; onlar giderildikten sonra gerisi sorun değilmiş. iğrenç tek kelimeyle.
insanı insan yapan niteliklerden en önemlisi olan aşkı kaybediyoruz kanımca. kadınlar da erkekler de kolaya kaçıyor. modern zamanlar içine sıçıyor her şeyin. aşk da bunun son kurbanı.
ne bok yerseniz yiyin de ben platonik olarak aşık olduğum ve sadece bir kere göz göze geldim diye mutlu olduğum adamı anlatıyorum diye benimle dalga geçmeyin. hepinizden masum hepinizden içten yaşıyorum ben o olayı.
tanım: tüketim toplumunun yok etmekten büyük haz aldığı yegane insani duygudur aşk.
kendini adamaktır bence aşk. her doğan güne onunla uyanıyorsan, o mutlu olsun ancak seninle olsun diyorsan aşk çoktan girmiştir bünyene.
lakin öyle boktan bir çağdayız ki bir yanda fuckbuddyler bir yanda one night standler; ağzına sıçtınız lan duyguların en güzelinin. yok efendim ilişki onun için uygun değilmiş, önemli olan ihtiyaçlarmış; onlar giderildikten sonra gerisi sorun değilmiş. iğrenç tek kelimeyle.
insanı insan yapan niteliklerden en önemlisi olan aşkı kaybediyoruz kanımca. kadınlar da erkekler de kolaya kaçıyor. modern zamanlar içine sıçıyor her şeyin. aşk da bunun son kurbanı.
ne bok yerseniz yiyin de ben platonik olarak aşık olduğum ve sadece bir kere göz göze geldim diye mutlu olduğum adamı anlatıyorum diye benimle dalga geçmeyin. hepinizden masum hepinizden içten yaşıyorum ben o olayı.
tanım: tüketim toplumunun yok etmekten büyük haz aldığı yegane insani duygudur aşk.
bir varmış bir yokmuş arasında kalan vardan yok yoktan var olma durumu.
"aşk en uç noktadaki kanun kaçağı. herhangi bir kurala bağlı kalması imkansız. herhangi birimizin en fazla yapabileceği, onun suç ortağı olmak. saygı ve itaat yeminleri etmek yerine, yardım ve yataklık edeceğimiz sözünü vermeliyiz belki. demek ki güvenlik söz konusu değil.
"kalıcı" ve "kılmak" sözleri uygun değil. sana olan aşkım herşeyden bağımsız. ben seni karşılıksız seviyorum."
tom robbins - ağaçkakan
bundan güzel, bundan dürüst bir aşk tanımı var mıdır?
"kalıcı" ve "kılmak" sözleri uygun değil. sana olan aşkım herşeyden bağımsız. ben seni karşılıksız seviyorum."
tom robbins - ağaçkakan
bundan güzel, bundan dürüst bir aşk tanımı var mıdır?
(bkz: ey aşk nerdesin)
sevgilinin yüzü mü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır.
Aşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap.
Göz... Savaşı başlatan haberci.
Bakış... Elde olmayan kader; ilahi kaza.
ve aşk... kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.
Aşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap.
Göz... Savaşı başlatan haberci.
Bakış... Elde olmayan kader; ilahi kaza.
ve aşk... kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.
ben misafiri olunca beni almayan,başkası misafirim olunca da kapıyı gösterdiğim illet.
halen tanışamadık millet.
halen tanışamadık millet.
Aldığım öğütler doğrultusunda evlilikten en fazla 2 yıl sonra kendisinden eser kalmayan duygu.
pamuklara sarıp sarmaladığın sevgilinin, bir gün seni öldürüp o pamukları kıçına tıkayarak gitmesi durumu.
begenilen bedene dusuncelerin yuklendigi koca bir yalandır.
"... aşk,
karşılıklı geçip birbirinin gözüne bakmak değil, elele verip ilerde aynı noktaya bakmak ve gene elele o noktaya doğru ilerlemektir." *
karşılıklı geçip birbirinin gözüne bakmak değil, elele verip ilerde aynı noktaya bakmak ve gene elele o noktaya doğru ilerlemektir." *
aklınız tatile gittiğinde, duygularınızın yaptığı yaramazlıklardır.
diye tanımlamıştı bir hocam.
diye tanımlamıştı bir hocam.
aşk; dön ölümden geç tenimden gel gir dünyama...
(bkz: başka)
yarin işin gücün yokmuş gibi gecenin bir vakti onu umarsızca onu düşünmektir.gelecekteki günlerin hayalini kurmaktır. kainattaki tüm güzel şeyleri ona benzetmektir. herşeydir ya.
yok öyle bir dünya. yalan yanlış yok
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım.
zamanın değirmeninin zat'ına olan inancı öğüttüğü his.
ilk seni seviyorum lafını duyana kadar olan heyecan ve arzuların tamamı...
aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
i̇çinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
i̇çinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
halil cibran
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
i̇çinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
i̇çinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
halil cibran
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar