bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak2
- aklını yitirmek4
- 1 saatte 10 bira içmek19
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- tembel ve çalışmayan insan16
- 50 tl ile rolling yapmak6
- sözlük kızlarının kombinleri20
- matbaanın gecikmesine sebep5
- ona bir şey söyle9
- velvet vs nervio19
- manifest grubu3
- horoz hayası çorbası5
- acıktım ben3
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sevgiliyle karşılıklı bira içmek2
- sevgiliyle karşılıklı cik cik diye ötüşmek2
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- yarın iş olduğu gerçeği3
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- velvet13
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- kadim kültürler4
- ilginç rüyalar2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- bira cips6
- işini kaybetmek2
- parayla dert dinlenir2
- marc cucurella6
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- nothing more never less2
- slavko vincic15
- laptop5
- gocusuz sözlük4
- gemici düğümü2
- nervio11
- ispanya20
- aga be şarkılar5
- insan olmaya ceyrek kala13
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
hayatı size sevdiren dünyada ki en güzel duygulardan biridir.
bu başlığa edebiyat yapıp uzun uzun entry giren bir insanın mal olması kadar bile gerçek değildir aşk.
tuvalette rahat rahat sıçarken birdenbire deprem olması durumu.
kendini kandırma sanatı.
3 harfli.
olum çok kötü lan çok çok çok kötü lan
acısını çekmemiş kişi ne kadar düşünse de anlayamaz bunun nasıl bişey olduğunu.
çok zor amk çok zor
eski günleri hatırlamak falan offfff hiç o konulara girmiycem zaten
ama boktan bişey olduğunu bilin.
acısını çekmemiş kişi ne kadar düşünse de anlayamaz bunun nasıl bişey olduğunu.
çok zor amk çok zor
eski günleri hatırlamak falan offfff hiç o konulara girmiycem zaten
ama boktan bişey olduğunu bilin.
--spoiler--
2006 yılının eylül ayıydı, dersaneye başlamıştım. daha önce hiç aşık olmamıştım, 17 yaşındayım, herkes gibiydim işte.. 17 yaşında bir liseli ergen nasıl olursa ben de öyleydim.. ta ki onu görene kadar. lan kızı gördüğümde dizlerim nasıl zangır zangır titredi bilemezsiniz...
dersanenin ilk haftaları yemek yedim sınıfa girdim ki sınıfta sadece o var. gözgöze geldik, yemyeşil gözleri vardı onun, insanın içini ısıtan, rüyalarını süsleyen gözlerdi bunlar.. allah'ın varlığına kanıttı adeta.. arka sıraya oturdum, tam da ayrıntıları hatırlamıyorum ya.. nasıl oldu bilmiyorum ama gittim arkasındaki sıraya oturdum, bana döndü gülümsedi, kulaklığından müzik dinliyordu.. nokia kırmızı tuşlu bir cep telefonu.. radyo özelliği vardı o telefonun.. bana doğru döndü kulaklığın birini bana verdi ama benim müzik falan dinlediğim yoktu.. cesurca gözlerinin içine bakıyordum onun.. saçma sapan sorular da soruyordum.. nerelisiniz dedim, ankara diye cevap verdiğinde aslen nerelisiniz diye sormak gibi mesela.. ama olsun benim cümlelerim ne kadar saçma olursa olsun o an o kadar güzel ve paha biçilmezdi ki... saçların ne kadar güzel dedim ona, kumral up uzun beline kadar gelen saçları vardı... bu kadar uzun olmasına rağmen hiç kırık yok diye devam ettim..
o hafta boyunca başımı yastığa koyduğum her gecem onu düşünerek geçti.. hatta sırf sarılıp uyumak için bir yastık aldım.. işte deli cesareti gittim arkadaşlarından birinden numarasını aldım ve o akşam kıza mesaj attım. amacım kızı bir cafeye çağırıp hislerimi onunla paylaşmaktı. kız yarın işim var deyince gurur yaptım sadece senden hoşlandığımı söylemek istemiştim, işin olduğunu düşünmğüyorum hoşçakal yazdım.. kızda cevap yazdı arkadaş olarak gördüğünü söyledi..
salağın tekiydim lan işte, maldım, öküzdüm, kızlarla nasıl iletişim kurmam gerektiğini bilmiyordum. ama aşıktım, duygularımda samimiydim asla yalan dolan yoktu içimde...
gel zaman git zaman reddedilmenin de etkisiyle daha fazla bağlandım ona... aşıktım sırılsıklam ara sıra mesajlar atıyordum ama her defasında tersliyordu beni..
sonra bunun altında daha fazla kalamayacağımı hissettim.. herkesin taşak konusu olmuştum.. sürekli ağlıyordum, dersane zaten piç çocukların mekanıydı. hele bir ororspu çocuğu vardı benim o kıza yazdığımı bile bile sırf beni gıcık etmek için kıza yazardı. o orospu çocuğunun maymun suratını ölene kadar unutmayacağım..
zaman geçti bunun arkadaşlarından biriyle kanki olmaya çalıştım.. amacım bu yöntemle kızı ayarlamaktı ama gene beceriksiz oldum.. artık bu yükü kaldıramadığımdan 1 ay kadar zaman bıraktım kıza yazmayı.. başka birisiyle çıktığım imajını uyandırdım.. salaklık bu ya buna karşı tepkisini merak ediyordum.. artık dayanamıyordum..
bir gece hiç unutmam 2 tane birayı kafama dikip buna mesaj attım. seni çok seviyorum falan yazdım heralde ne yazdığımı hatırlamıyorum ama cevabı çok net hatırlıyorum. onun için mi başkalarıyla çıkıyorsun ? diye yazmıştı. lan böyle cevabı sikeyim. demekki başkalarıyla çıktığım fikri onu sinirlendirmişti de yalan yaptım da denmezdi ki amk. seni unutmak için yaptım diye salladım.
gel zaman git zaman 2007 yılbaşısı yaklaştı dedim ben buna bir hediye alayım.. lan param da yok haftalar öncesinden para biriktirmeye başladım.. o zaman modaydı iç içe geçen kalp kolyelerden aldım ona.. hediyeyi de verdim, aldı gitti.. birkaç gün sonra bana onu ayarlasın diye kanki olduğum kızdan öğrendim hediyeyi geri vermek istediğini.. bir gün beni cafeye çağırdı hediyeyi de bana iade etti..
şubat ayı gelmişti sanırım arda 1 veya 2 haftalık bir tatil oldu dersanede.. ben tatili bitirdim dersaneye de gitmemeye başladım. siktir ettim her bi siki. lan hayatımın en önemli yılıydı ama ben bana amının kılı kadar değer vermeyen bir kızın peşinden giderek hayatımı sikip atmıştım. o aralar bi dersaneye gittim.. onun askere uğurladığı bir sevgili yaptığını öğrendim.. lan kahroldum.. hayatım boyunca aralıksız bir şekilde bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum.. çok sonra duydum oğlan 21 yaşındaymış.. apaçinin teki falan dediler de belki ben üzülmeyim diye öyle dediler bilmiyorum..
martta dersanemi değiştirdim. sınava girmeye 3.5 ay kalmış ben dersane değiştiriyorum düşünsenize.. ama gittiğim yerde de onun kankilerinden biri vardı. kız bana gıcıklık olsun diye midir nedir sürekli ondan bahsediyor,, ağzından düşürmüyordu.. derken bir gün telefon çaldı onun sevgilisi kıza olan saplantımı öğrenmiş beni sikmeye gelecekmiş.. lan tırstım aq ister istemez ben çocuk karşımdaki 21 lik adam.. beni o civarda bi yere çağırdılar bi güzel zılgıt attılar.. iyi de ben kızı uzun zamandır görmüyordum bile, yılbaşında hediye aldığımı her bi siki anlatmış kız.. dedim senin aq ben ağlaya ağlaya yaşamaya devam ettim.. bir gün msnden bir ileti geldi bi baktım bu.. onları ben göndermedim falan filan yazmış.. o kadar gururum incinmişti ki cevap yazmadım..
sene 2009 oldu kızı ne gördüm ne duydum ama hiç aklımdan çıkmadı o yeşil gözler.. lan ne güzel kızdı öyle.. bir gün msnden bana yazdı selam diye biraz sohbet ettik ama o kadar ben de ona ara sıra yazıyordum falan derken yine beni terslemeye başladı. geçmişte yaşadıklarım 1 yılıma mal olmuştu. şimdi ise üniversite hayatımda aynı şeyleri yaşamak istemediğimden dedim siktir et amına koyum.. bana neler yaptığını bi ben bilirim. bunla uğraşılmaz.. hem ben öyle kız milletini idare edecek yapıda bir adam değilim. fazla iyi niyetliyim ben öyle cinlik falan bilem..
sene 2010 facebook a kaydolduğuu farkettim. yıl boyunca adını yazıp profil fotosuna baktım. os1 çektim, ağladım, düşündüm, aşkın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha tecrğbe ettim. ve bir gün yine profil fotosunun üzerinde ayzan fotoğrafçı adından modellik yapmaya başladığını öğrendim..
sene 2011 halen profil fotosuna bakmaya devam ediyorum, sürekli rüyama giriyor...
ben aşığım ey sözlük bana yardım et !
--spoiler--
2006 yılının eylül ayıydı, dersaneye başlamıştım. daha önce hiç aşık olmamıştım, 17 yaşındayım, herkes gibiydim işte.. 17 yaşında bir liseli ergen nasıl olursa ben de öyleydim.. ta ki onu görene kadar. lan kızı gördüğümde dizlerim nasıl zangır zangır titredi bilemezsiniz...
dersanenin ilk haftaları yemek yedim sınıfa girdim ki sınıfta sadece o var. gözgöze geldik, yemyeşil gözleri vardı onun, insanın içini ısıtan, rüyalarını süsleyen gözlerdi bunlar.. allah'ın varlığına kanıttı adeta.. arka sıraya oturdum, tam da ayrıntıları hatırlamıyorum ya.. nasıl oldu bilmiyorum ama gittim arkasındaki sıraya oturdum, bana döndü gülümsedi, kulaklığından müzik dinliyordu.. nokia kırmızı tuşlu bir cep telefonu.. radyo özelliği vardı o telefonun.. bana doğru döndü kulaklığın birini bana verdi ama benim müzik falan dinlediğim yoktu.. cesurca gözlerinin içine bakıyordum onun.. saçma sapan sorular da soruyordum.. nerelisiniz dedim, ankara diye cevap verdiğinde aslen nerelisiniz diye sormak gibi mesela.. ama olsun benim cümlelerim ne kadar saçma olursa olsun o an o kadar güzel ve paha biçilmezdi ki... saçların ne kadar güzel dedim ona, kumral up uzun beline kadar gelen saçları vardı... bu kadar uzun olmasına rağmen hiç kırık yok diye devam ettim..
o hafta boyunca başımı yastığa koyduğum her gecem onu düşünerek geçti.. hatta sırf sarılıp uyumak için bir yastık aldım.. işte deli cesareti gittim arkadaşlarından birinden numarasını aldım ve o akşam kıza mesaj attım. amacım kızı bir cafeye çağırıp hislerimi onunla paylaşmaktı. kız yarın işim var deyince gurur yaptım sadece senden hoşlandığımı söylemek istemiştim, işin olduğunu düşünmğüyorum hoşçakal yazdım.. kızda cevap yazdı arkadaş olarak gördüğünü söyledi..
salağın tekiydim lan işte, maldım, öküzdüm, kızlarla nasıl iletişim kurmam gerektiğini bilmiyordum. ama aşıktım, duygularımda samimiydim asla yalan dolan yoktu içimde...
gel zaman git zaman reddedilmenin de etkisiyle daha fazla bağlandım ona... aşıktım sırılsıklam ara sıra mesajlar atıyordum ama her defasında tersliyordu beni..
sonra bunun altında daha fazla kalamayacağımı hissettim.. herkesin taşak konusu olmuştum.. sürekli ağlıyordum, dersane zaten piç çocukların mekanıydı. hele bir ororspu çocuğu vardı benim o kıza yazdığımı bile bile sırf beni gıcık etmek için kıza yazardı. o orospu çocuğunun maymun suratını ölene kadar unutmayacağım..
zaman geçti bunun arkadaşlarından biriyle kanki olmaya çalıştım.. amacım bu yöntemle kızı ayarlamaktı ama gene beceriksiz oldum.. artık bu yükü kaldıramadığımdan 1 ay kadar zaman bıraktım kıza yazmayı.. başka birisiyle çıktığım imajını uyandırdım.. salaklık bu ya buna karşı tepkisini merak ediyordum.. artık dayanamıyordum..
bir gece hiç unutmam 2 tane birayı kafama dikip buna mesaj attım. seni çok seviyorum falan yazdım heralde ne yazdığımı hatırlamıyorum ama cevabı çok net hatırlıyorum. onun için mi başkalarıyla çıkıyorsun ? diye yazmıştı. lan böyle cevabı sikeyim. demekki başkalarıyla çıktığım fikri onu sinirlendirmişti de yalan yaptım da denmezdi ki amk. seni unutmak için yaptım diye salladım.
gel zaman git zaman 2007 yılbaşısı yaklaştı dedim ben buna bir hediye alayım.. lan param da yok haftalar öncesinden para biriktirmeye başladım.. o zaman modaydı iç içe geçen kalp kolyelerden aldım ona.. hediyeyi de verdim, aldı gitti.. birkaç gün sonra bana onu ayarlasın diye kanki olduğum kızdan öğrendim hediyeyi geri vermek istediğini.. bir gün beni cafeye çağırdı hediyeyi de bana iade etti..
şubat ayı gelmişti sanırım arda 1 veya 2 haftalık bir tatil oldu dersanede.. ben tatili bitirdim dersaneye de gitmemeye başladım. siktir ettim her bi siki. lan hayatımın en önemli yılıydı ama ben bana amının kılı kadar değer vermeyen bir kızın peşinden giderek hayatımı sikip atmıştım. o aralar bi dersaneye gittim.. onun askere uğurladığı bir sevgili yaptığını öğrendim.. lan kahroldum.. hayatım boyunca aralıksız bir şekilde bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum.. çok sonra duydum oğlan 21 yaşındaymış.. apaçinin teki falan dediler de belki ben üzülmeyim diye öyle dediler bilmiyorum..
martta dersanemi değiştirdim. sınava girmeye 3.5 ay kalmış ben dersane değiştiriyorum düşünsenize.. ama gittiğim yerde de onun kankilerinden biri vardı. kız bana gıcıklık olsun diye midir nedir sürekli ondan bahsediyor,, ağzından düşürmüyordu.. derken bir gün telefon çaldı onun sevgilisi kıza olan saplantımı öğrenmiş beni sikmeye gelecekmiş.. lan tırstım aq ister istemez ben çocuk karşımdaki 21 lik adam.. beni o civarda bi yere çağırdılar bi güzel zılgıt attılar.. iyi de ben kızı uzun zamandır görmüyordum bile, yılbaşında hediye aldığımı her bi siki anlatmış kız.. dedim senin aq ben ağlaya ağlaya yaşamaya devam ettim.. bir gün msnden bir ileti geldi bi baktım bu.. onları ben göndermedim falan filan yazmış.. o kadar gururum incinmişti ki cevap yazmadım..
sene 2009 oldu kızı ne gördüm ne duydum ama hiç aklımdan çıkmadı o yeşil gözler.. lan ne güzel kızdı öyle.. bir gün msnden bana yazdı selam diye biraz sohbet ettik ama o kadar ben de ona ara sıra yazıyordum falan derken yine beni terslemeye başladı. geçmişte yaşadıklarım 1 yılıma mal olmuştu. şimdi ise üniversite hayatımda aynı şeyleri yaşamak istemediğimden dedim siktir et amına koyum.. bana neler yaptığını bi ben bilirim. bunla uğraşılmaz.. hem ben öyle kız milletini idare edecek yapıda bir adam değilim. fazla iyi niyetliyim ben öyle cinlik falan bilem..
sene 2010 facebook a kaydolduğuu farkettim. yıl boyunca adını yazıp profil fotosuna baktım. os1 çektim, ağladım, düşündüm, aşkın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha tecrğbe ettim. ve bir gün yine profil fotosunun üzerinde ayzan fotoğrafçı adından modellik yapmaya başladığını öğrendim..
sene 2011 halen profil fotosuna bakmaya devam ediyorum, sürekli rüyama giriyor...
ben aşığım ey sözlük bana yardım et !
--spoiler--
Ey Gönül!
Şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür?
Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?
Şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür?
Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?
hep beni teyit gecen hede.
eski bir sarki, saklanmis masallara.
kadınlar için pek bir bağlayıcılığı olmamakla birlikte, zihin kontrolü yöntemlerinden biri olarak kullanılabilir üzerinde çalışılmalıdır zira kadınların eğer isterse rahatlıkla bir bilim dalı olarak insanlığa armağanı olabilir.
oyle cok ask tanimi olmasina ragmen, henuz bir tanesini bile kendisine yakistirmayan ve asik olup olmadigini devamli sorgulayan birini taniyorum.sevmis ama aci cekmemis, sanki ask aci cekmeyi gerektirirmis gibi bir toplum baskisi yuzunden hala ''ben hic asik oldum mu ki?'' diye kendinden suphe eden biri... sorunlu kafalarin, problemli insanlarin yasadigi asklari yasamadim diye asik olmadin sen diyemezsin bi insana. ben kendi askimi yasadim. ben sevdim ve asik oldum. sonra o, ben sevdigim icin guzel oldu. sonra ben guzel oldum. ve mutlu oldum. ama ask gun gelir biter. bu asik olunmadigini da gostermez. ne guzel demis sair diyemeyecegim. hepsi guzel demis, ama bana dememis... ask herkese farkli, herkesle farkli...
"beni sevemeyişini pabuçlarınla birlikte çıkarıp girsen hayatıma, yalınayak."
bana bu ve türevi şeyleri yazdırmışlığı vardır bu meretin.
bana bu ve türevi şeyleri yazdırmışlığı vardır bu meretin.
topuklu ayakkabi gibidir. vurup canı acıtsa da bir süre sonra alışkanlık yapar.
bir insana hayatını mahvetme imkanı verip, mahvetmeyeceğine inanmaya çalışmaktır.
aşk 3 harhli bir kelimedir. ama insanın ağzına sıçan olgudur. hani aşka inanmayan ben vardı ya onunda ağzına sıçmışlar.köpek gibi aşık olmuşum farkına varmadan. aşka inanda gel derdin. aşka inandım ama gelemem. aşk acıymış. can yakarmış. sen bana bunları hiç söylemedin. beni kimse uyarmadı. ben körü körüne aşık oldum. öylece teslim ettim kendimi. yenilgiyi hazmedemeyişimdendir belki aşka bok atmam ama elimde değil ben neyleyim aşkı tek başıma. aşk iki vücutta güzeldir tek vücutken çekilmez. sen başka vücutlarla mutluyken ben bir başıma bunlarla nasıl yaşayım. yine saçmalama aşamasındayım ama biradan bunlar hep. bira bana dokunuyo arkadaşım. bunu en iyi sen bilirsin. yine ahmet kayadan başım beladayı dinliyoruz arkadaşımla. yine dertliyim. yine aşığım sana. ilk günden beri ve daima.
edit: fak
edit: fak
sivrisinek ısırığına benzer. ısırılma anında acı hissetmezsiniz. fark etmezsiniz bile. sonra tatlı tatlı kaşınır. kaşınma süreci uzayınca hep kaşımak ister, deriye tecavüz edersiniz tırnaklarla. sonra o tatlılık acıya bırakır yerini. sızlar, kanar ardından. kaşımaya devam ederseniz, daha da irileşir yayılır tene. kaşımaktan vazgeçtiğinizde kabuk bağlar yara. yavaş yavaş iyileşir. kaşıma şeklinize ve süresine göre iz bırakır yahut yok olur gider.
tarih boyunca insanoğlunun uğraşı olurken, kesin bir tanımlayıcı cümle elde edilememiştir. bir değeri sonsuzluğa götürürken söylenebilecek tek şey tanımsızlığıdır; yani tanımsızdır aşk. aşk denilen olgu ruhanidir ve görülemediklerinden fotoğrafları çekilememiştir. bu yüzden aşk için yazılabilecek her tanım kişiden kişiye değişecek kadar subjektif olup, yetersizdir.
evvela, şunu söylemek gerekir ki aşkta bir âşık, seven ve maşuk, sevilen vardır ki buradan çıkarılacak sonuç şudur; aşk platoniktir. hiç bir zaman kavuşamamaktır. âşık, maşuğa kavuşmak için deliler gibi çaba sarfeder, bu yolda yorulur, yıpranır ve acı çeker ve bu acıyı çekerken içten içe zevk alır. bir nevi mazoşistliktir. bilinenin aksine insan hazza yönelik değildir ve onun fıtratı gereği acının bıraktığı haz ile ruhsal olgunluğa ve mutluluğa ulaşabilmek için, büyük ustâd sokratesin öğretisi olan 'herşey zıtlıktan türer' felsefesinde de görülebileceği gibi, acı çekmesi ilk kuraldır. bu yüzden ki tasavvuf ve diğer uzak doğu felsefeleri ruhsal doyuma ulaşmanın ilk adımı acı çekmektir. ne kadar acı çekilirse o kadar hızlı ve mutlu sona ulaşılır. buradan çıkarılacak sonuç aşk mutluluk değildir. amacı acı çekme isteğidir.
saniyen, âşık mazoşisttir. delidir. âşıkta, toplumun hiç kabul edemeyeceği davranışları kendisinin hiç bir sıkıntı yaşamdan gerçekleştirmesi gözlenir. kalıpların dışına çıkar ve herşeyden vazgeçmiş veya vazgeçmeye hazır bir şekilde olan gayrimantık çerçevesinde kalır. ancak aşkın sonucunda bu delilik görülür.
salisen, kadınlar zor aşık olur ve aşk durumu genelde erkekler bireylerde yaşanmaktadır. nedeni ise, kadınlarda afrodit tanrısının verdiği cazibe ile erkeklerin duyguları alt üst edebilecek ve aşkı tetikleyebilecek etkenler bulunurken, erkeklerde ise kadınları etkileyebilecek cinsel etkenler ve çekicilik bulunmaz. bu sonuç bize neden erkeklerin kadınlara sık sık âşık olduğunu ve kadınların ise ancak tanıdığı erkeklere aşık olduğunu gösterir.
diğer yandan aşk kişinin içinde biriktirdiği cinsel istek ve enerjisini bir kimseye yükletme işlemidir. yani cinsel çekimdir ve bu olmadan insan aşık olamaz. ancak aşkın amacı cinsel ilişkiye girmek değildir. cinsel ilişki oluştuğu durumda, aşkın isteği olan uzun vadeye yönelik acıya dayalı mutluluğun verdiği haz, bir anlık cinsel haz ve enerjisi ile sönümlenecektir. aşk ulaşamamaktır. gerçek âşık, cinsel ilişkiye girdiği anda bütün bütün büyüsünü kaybeder ve bunun için bu neden sonuç ilişkisinden uzak durmaya çalışır. bu bize erkeklerin neden cinsel ilişkiye girdikten sonra kadından soğuduğunu ve aşk duygusunu kaybettiğini açıklar. erkekler tabiat gereği kadının sahibi olma güdüsündeler ve buna ulaştıkları anda aşkı yok ederler. hedef ulaşılmıştır ve aşk bitmiştir. kadınlarda durum tam tersidir. kadınlar doğal olarak kendisine sahip olabilecek erkeğin peşinde olurlar ve ancak cinsel ilişkiye girdikleri erkeğe aşık olurlar. (bkz: 4s kuralı)
bir başka olarak, aşk durumu narsistik bir durumdur. kişi benliğindeki ego ile kendini yüceltme eğilimindedir. ancak çevrenin ve toplumun getirdiği baskı ile bu durum gerçekleşemez ve kişi bütün enerji ve kibirliğini başkasına yükletir. yani aşkı kendisi istemiştir ve bireye yükletir. onu yüceltir. onu yüceltirken kendisini doğal olarak aşağılamaktadır. aşağılandığı için ruhsal olarak acı çeker ve aşkı büyür. (bkz: ferhat ve şirin) âşık maşuk karşısında kendini değersizleştirir ve nihai hedef olan acıyı tadar ve zevk alır.
evvela, şunu söylemek gerekir ki aşkta bir âşık, seven ve maşuk, sevilen vardır ki buradan çıkarılacak sonuç şudur; aşk platoniktir. hiç bir zaman kavuşamamaktır. âşık, maşuğa kavuşmak için deliler gibi çaba sarfeder, bu yolda yorulur, yıpranır ve acı çeker ve bu acıyı çekerken içten içe zevk alır. bir nevi mazoşistliktir. bilinenin aksine insan hazza yönelik değildir ve onun fıtratı gereği acının bıraktığı haz ile ruhsal olgunluğa ve mutluluğa ulaşabilmek için, büyük ustâd sokratesin öğretisi olan 'herşey zıtlıktan türer' felsefesinde de görülebileceği gibi, acı çekmesi ilk kuraldır. bu yüzden ki tasavvuf ve diğer uzak doğu felsefeleri ruhsal doyuma ulaşmanın ilk adımı acı çekmektir. ne kadar acı çekilirse o kadar hızlı ve mutlu sona ulaşılır. buradan çıkarılacak sonuç aşk mutluluk değildir. amacı acı çekme isteğidir.
saniyen, âşık mazoşisttir. delidir. âşıkta, toplumun hiç kabul edemeyeceği davranışları kendisinin hiç bir sıkıntı yaşamdan gerçekleştirmesi gözlenir. kalıpların dışına çıkar ve herşeyden vazgeçmiş veya vazgeçmeye hazır bir şekilde olan gayrimantık çerçevesinde kalır. ancak aşkın sonucunda bu delilik görülür.
salisen, kadınlar zor aşık olur ve aşk durumu genelde erkekler bireylerde yaşanmaktadır. nedeni ise, kadınlarda afrodit tanrısının verdiği cazibe ile erkeklerin duyguları alt üst edebilecek ve aşkı tetikleyebilecek etkenler bulunurken, erkeklerde ise kadınları etkileyebilecek cinsel etkenler ve çekicilik bulunmaz. bu sonuç bize neden erkeklerin kadınlara sık sık âşık olduğunu ve kadınların ise ancak tanıdığı erkeklere aşık olduğunu gösterir.
diğer yandan aşk kişinin içinde biriktirdiği cinsel istek ve enerjisini bir kimseye yükletme işlemidir. yani cinsel çekimdir ve bu olmadan insan aşık olamaz. ancak aşkın amacı cinsel ilişkiye girmek değildir. cinsel ilişki oluştuğu durumda, aşkın isteği olan uzun vadeye yönelik acıya dayalı mutluluğun verdiği haz, bir anlık cinsel haz ve enerjisi ile sönümlenecektir. aşk ulaşamamaktır. gerçek âşık, cinsel ilişkiye girdiği anda bütün bütün büyüsünü kaybeder ve bunun için bu neden sonuç ilişkisinden uzak durmaya çalışır. bu bize erkeklerin neden cinsel ilişkiye girdikten sonra kadından soğuduğunu ve aşk duygusunu kaybettiğini açıklar. erkekler tabiat gereği kadının sahibi olma güdüsündeler ve buna ulaştıkları anda aşkı yok ederler. hedef ulaşılmıştır ve aşk bitmiştir. kadınlarda durum tam tersidir. kadınlar doğal olarak kendisine sahip olabilecek erkeğin peşinde olurlar ve ancak cinsel ilişkiye girdikleri erkeğe aşık olurlar. (bkz: 4s kuralı)
bir başka olarak, aşk durumu narsistik bir durumdur. kişi benliğindeki ego ile kendini yüceltme eğilimindedir. ancak çevrenin ve toplumun getirdiği baskı ile bu durum gerçekleşemez ve kişi bütün enerji ve kibirliğini başkasına yükletir. yani aşkı kendisi istemiştir ve bireye yükletir. onu yüceltir. onu yüceltirken kendisini doğal olarak aşağılamaktadır. aşağılandığı için ruhsal olarak acı çeker ve aşkı büyür. (bkz: ferhat ve şirin) âşık maşuk karşısında kendini değersizleştirir ve nihai hedef olan acıyı tadar ve zevk alır.
zengininden fakirine, yakışıklısında tipsizine, güzelinden çirkinine her daim yamuk yapıp ortada bırakır. aşk sadece kendini mutlu edecek olan en kısa kelimedir. başka da bir manası yoktur.
rahatlama anından sonraki sarılmadır. eğer rahatlama anından sonra kıçını dönüp ''acaba ne zaman gidecek'' diye karşı duvara bön bön bakıyorsan bu aşk değildir. sadece hayvani güdülerini tatmin etme amacına yönelik bir kaç maymunsu hareketten ibaret bir egzersizdir.
uzun zamandır yaşanmayan ama bir o kadar da özlenendir.
Hayatında aşk yoksa hiçbir şey tat vermez. "When love goes wrong, nothing goes right" diyerek açıklamış bunu eloğlu. Adam haklı .
çok şiddetli ama çabuk bitendir.
planlanmadan yapılmış en mükemmel intihardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar