bugün

/636
anlam veremediğim eylem.
niye o varken hiç bir kötülük görülmüyor da, o gidince tsunami dalgaları geri çekilmiş sahiller gibi her şey çirkince görünüyor?
neden onun varlığına ihtiyaç duyuluyor?
ya da onu bulduğunu düşündüğünde neden ellerinden kayıp gidiyor?
sadece bir duygu değil bir hastalıktır.
yalan olan en büyük gerçekliktir.
midende kelebeklerin uçuşmasıdır. kafanı her yastığa koyduğunda ve uyandığında o kişiyi düşünmektir.
Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır.
Sevmeyenin aklı, gerçekten sevenin kalbi kazanır bu savaşı...

Nazım Hikmet
aşk diye birşey yoktur. sadece bir heyecandır sönüp gider.
Tabi ya, kiminin acısı kalıyor.
Bir mezar taşı kadar soğuk, aciz, bitmeyen bir acı...
Ve elle gösterilecek bir ahmaklık.
Sap gibi bırakılmak, evet tam da adı bu...
O yüzden;
Aşık olmayacaksın yetmiyorsa yüreğin,
Ya da ben aşk için yaratılmışım demeyeceksin.
Götün başın oynuyorsa talip olmayacaksın öyle saatlere,
Günlere, haftalara, yıllara...
Gideceksin kendin gibi bir ibnenin kollarına,
Yatacaksın, unutacaksın!
Tekrar yatacaksın, tekrar unutacaksın!
Oyalamayacaksın aşk'ı...
hayallerimde başka bir güzelliği var aşkın. belki de yaşanmamışlığın mutluluğudur, belki de en mükemmel aşk yaşanmamış olandır. ya, aşkların en güzeli seni uzaktan sevmekse?
aşkın tanımı var mıdır?
aşk... çilek reçelidir...tadı, kokusu, rengi her seferinde başka...aklına birkere düştümü uykularını kaçırır...
hormonların insandaki duygusal boşluklardan faydalanması olayı.

ona sahip değilken bok atılan, sahipken dünyadaki en iyi şey olduğunu düşündürten varlığı bir dert yokluğu yara.
üreme içgüdüsünün aldatmacasıdır, der arthur schopenhauer. haksız da sayılmaz. çünkü bir ilişkide ten uyumu kadar önemli bir etken yoktur.
Evlendikten sonra biten zayıflık duygusudur.
ruhların sevgisi.
semptomları:

- kalbin yavaşlaması
- dizlerin titremesi
- gözlerin kapanmaması
- ağzın yana doğru eğilmesi
- belli bir müddet sonra derin bir nefes alınıp heaaaaee denmesi

reçetesi git konuş.
aşk... anlatılmaz yaşanır denilebilecek bir duygudur... yaşamayan bilemez bu duyguyu. tabi bir de karşılıklı olması gerekir.
üzerinden günler aylar seneler geçer acısıda bununla birlikte katlana katlana girer ohm pardon yani üzer sizi ya hatta ağzınıza sıçar pardon pardon pardon...
şu an yazamayacağımı düşündüğüm. sanki ayrı bir zaman ayırmalıymışım hemen yazılmazmış gibi gelen.

her yerde kolaylıkla söylenebilen ama bunu yaşayan kişiye söylenen ''aşık'' sözcüğüne uzun zamandır ''-ım'' ekini getiremeyip ''k'' sesini yumuşatamadığım olaydır, durumdur, kavramdır.
öğrenilemeyen şeydir. herkesin anlatığı aSk diğerine hikaye gelir.
iki kişi görünüp aslında tek kişi olmaktır. Karşınızdaki kişinin derdine ondan daha fazla üzülüp, sevincine ortak olmaktır.
Aşk, o kişinin sevgiliniz olması değil; öteki sen olmasıdır.
''sevdiğimiz zaman aşk, o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlangıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyütmesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını fark etmeyişimizdir.'' * *
bir kadını, bir kediyi, bir takımı sevmektir.

bazen de iç organlarında dibine kadar hissedeceğin delicesine bir ağrı, bu büyük aşkı gölgeleyebilir.

biz buna ossuruk gazı birikmesi diyoruz.
önceden bana göre aşk; geçici bir hevesti. lakin şimdi öyle değil. aşk: mucizedir, özlemdir, tabuları yıkmaktır, sadakattir, güvendir kısacası aşk : sen eşittir ben demektir.
özlemektir. aynı şehirde olup kapısını çalamamaktır. arayamamak sesini duymak isterken deli gibi. beklemektir gelmesini.
görsel
(bkz: üç harfli)
© copyright 2005 - 2026