entry'ler (27)

yatakta iyiyim diyen kızın yatakta direkt uyuması

hangi konuda iyi olduğunu ayrıntılamadığı için garipsenmemesi gereken bir haldir. sonuçta bende yatakta iyi uyurum, ne var bunda.

gkhnvural

INDEREX kişisi tarafından çaylaklıkla tehdit edilip sonunda da çaylak yapılan yazar. iyi arkadaştır kendisi. umarım kısa sürede yeniden yazmaya başlar.

inderex

birçok yazar tarafından 'ispiyoncu pezevengin teki' olarak tanımlanan ve yine birçok yazarın 'katıksız orospu çocuğudur' dediği ancak hakkında fikir geliştiremediğim yazardır. sanıyorum sözlüğü devlet dairesi kendisini de müdür zannediyor. ya da sözlüğe üye olmanın çok zor olduğunu düşünüyor. illa bir sıfat gerekiyorsa, kendisinin iyi bir kavas olduğu kanaatindeyim.

çin seddinin türkler için yapıldığını sanan insan

moğol akınları için yapılmış olan yapı hakkında fikir beyan etme ortamı. evet moğollar o coğrafyadaki akıncı topluluktu. ancak moğollar, çeşitli kabilelerden oluşmuş bir halktır. ve bu kabileler içinde, türkler hatırı sayılır bir güçtür. yanlış hatırlamıyorsam eğer, moğol hanları içinde en bilindik ikinci isim olan aksak timur(timur-leng) türktü. tamam tarihi hep hamaset üzerine kuruyoruz ama yine de türkler, tarihte önemli bir yer tutar. aşağılamaya gerek yok. ayrıca bu uğraş turcofobia gibi faşist bir noktaya götürür insanı. tarihteki birçok güzel insan bu hataya düşmüştür. mesela martin luther. güzel bir insanken turcofobia saplantısına tutulmuş ve baskıcı egemene direnen bir devrimci iken, bir ırktan(türkler) nefret eden bir ırkçıya dönüşmüştür. ki kendisi aynı zamanda bir islamofobiktir. belki de türklere olan nefreti yaratmıştır bu durumu.

atatürk ü lider sanmak

gördüğü her sakallıyı dedesi sanıp, el etek öpenlerin yapamadığı bir şeydir. hayır, iki arapça cümle kuran herkesin önünde secde edenler nasıl bu eleştiriyi getirirler anlamıyorum. tutarlı olmak bu kadar mı zor.

unutulmaz öğretmen sözleri

-arkadaşın aşağı atlasa sen de mi atlayacaksın!

bu soruya evet demeyi ne kadar çok isterdim. o anki yüz ifadesini görmek için sözü söyleyenin. ama geçti işte.

babalar ve evlatlar

anlatım bozukluğu içeren karşılaştırma.

bildiğim kadarıyla arapça olan evlat kelimesi, veled kelimesinin çoğul halidir. veled çocuk, evlat ise çocuklar anlamına gelir. arapçanın türkçe gibi sondan eklemeli bir dil olmaması sebebiyle kelimeyi çoğul yaparken kök aynı kalmaz.

başlıkta geçen-evlatlar- kelimesi, zaten çoğul olan bir kelimeye -lar- çoğul eki getirilmesi sebebiyle anlatım bozukluğu içermektedir.

9uncu nesilden doğru dürüst yazar çıkmamış olması

kastlaşmanın ülkenin her yanına sıçradığının belirtisi olan mesnetsiz itham. abim anlatırdı, askerde devrecilik filan diye. 3-5 gün önce gelen asker, sonra geleni eziyor, derdi çok aptalca gelmişti bana. aynı bu başlığı okuduğum andaki gibi.

android telefon kullanan komünist

ramazan ayında iftarda coca cola içen bizim gibi müslümanların olduğu ülkede normal olan insandır. zaten bildiğim kadarıyla komünistler herkesin fakir olmasını filan isteyen insanlar değiller. aksine herkes zengin olsun, rahat olsun, her şeyin en iyisini alsın en iyisini kullansın istiyorlar. yani benim çevremdekiler öyle. benim de amma çok ateist ve komünist tanıdığım varmış çevremde. ama bu güzel. en azından önyargılı cümleler kullanmamı engelliyor bu tanışıklık. yoksa maazallah saçmasapan şeyler yazıyor olurdum şimdi.

türkiye de kriz olacak diyenlerin yine yanılması

krizle yaşamaya öylesine aalışmışız ki farkına bile varamıyoruz, dense yeridir.

satranç turnuvasında birinci olmak

zor olan bir şeyi başarmaktır. bilinen en eski oyun olan satranç, gerçekten çok güçlü bir olasılık hesabına dayanır. zaten bol ihtimalli bir oyundur. bildiğim kadarıyla 3. hamleler sonunda milyonlarla ifade ediliyor tahtadaki olasılık sayısı. sadece sicilya savunmasına ait onlarca devam yolu mevcut. ve sicilya savunması, satranç açılışlarından sadece biri.

ama satranç oyununda asıl önemli olan kazanmak değil, iyi bir oyuna aracılık yapmaktır. kurnazlık yaparak kazanmak değildir ayrıca kazanmak. rakibiniz her şeyi yapacak ama yine de size engel olamayacaktır. işte asıl kazanma budur. yine de aslolan kazanmak değil oynamak, güzel bir oyunun tarafı olabilmektir. kaybedince, kazandığı için tebrik edilir rakip, kazanınca, güzel bir oyunun ortağı olduğu için.

allah tan korkuyorum diyen salak insan modeli

salak olarak tanımlanması tasvip edilmeyen modeldir. çünkü bu korkuyla büyümüştür. en ufak yaramazlığında cehennem hatırlatılmıştır. en küçük yalanında yakacağı söylenmiştir. güçlü kuvvetli bir erkek modeli kazanmıştır bu insanın bilinçaltına. istediği an istediğini yapabilecek gücü vardır çünkü onun.

ne vardı, çocukluğumuz, allahtan korkutularak geçmeseydi? ne vardı onu, güçlü kuvvetli bir erkek olarak değil de şefkatli ve sevgi dolu bir kadın, bir anne olarak düşleyebilseydik? her insan babasının otoritesi karşısında korkar. çünkü o karar verendir. çünkü o ceza verendir. çünkü o izin alınması gerekendir. ama anne öyle mi! o sıcacıktır. ağlamak için her zaman boşta bir omzu vardır. üzülmemesi gerekendir anne. güveninin boşa çıkarılmaması gerekendir. sevendir. açıkları kapatandır. bağışlayandır. yani aslında allaha ait olduğu söylenen vasıfların bir kısmı anne ve babada mevcuttur.
insan annesinden de korkar. ama bu korkunun ana besini sevgidir. insan onu üzmekten korkar. keşke her çocuğa böyle bir allah anlatılsaydı. keşke hep erkekliğe mal edilen sert yanı değil de biraz da kadın yüzü anlatılsaydı allahın.
bilmiyorum düşüncelerimde kitaplarda günah olarak tanımlanan şeyler var mı. ama ben böyle sevmek, böyle bilmek istiyorum onu. bana huzur veriyor bu. cenneti de cehennemi de umursamıyorum. annemi üzmemeye çalıştığım gibi onu da üzecek bir şey yapmamaya çalışıyorum. ve aynı annemde olduğu gibi herhangi bir ödül beklemiyorum bunun için. beni sevsin yeter. bu da ona kalmış bir şey. sevmesini isterim ama bunu beklemem. yaptıklarımı bu beklentiyle yapmam. hani ateistlerin çok sevdiğim bir yanı var. ne kadar tanıdığım ateist varsa iyi insanlardı. kimseye zararları olmazdı. ve hiç ödül beklemezlerdi. o kadar güzel ki bu. ben ateist değilim belki. bir yaratıcıya inanıyorum. ama yaşamı ateistler gibi düşlüyorum. ne cezadan korkuyorum ne de ödül bekliyorum. sadece iyi olmaya çalışıyorum. en güzeli de bu.

mahir çayan

hakkında bir şeyler söyleyebilmek için en azından ilkokulun bitirilmesi gereken politik şahsiyet.
ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilinmez ama, inandığı doğrular için fiziksel varlığını feda etmekten çekinmeyen birisi için saygısızca cümleler kurulduğunu görünce üzülüyor insan. her şeyi bir kenara bıraksak bile, bu insan ölmüş. hayatta değil. ölen birinin arkasından bilip bilmeden konuşmak hiç güzel bir davranış olmasa gerek. üstelik yaptıklarının ve düşündüklerinin ne olduğu hakkında fikrimiz bile yokken, fikir edinmek için çaba bile harcamamışken.

ertuğrul kürkçü

kendisinden çok şey beklenilen ancak hiçbir şey alınamayan ve büyük hayal kırıklığı yaratan eski bir devrimcidir.

kendisine oy vermiş birisi olarak, neden heslerden bahsetmez, neden tutuklu öğrencilerle ilgili soruna yeterince ilgi göstermez, neden mobbinge maruz kalan devlet memurları hakkında tek cümle kurmaz gibi sorular var kafamda. bu ülkedeki tek sorun faşist devlet baskısından muzdarip kürt sorunu mudur? bu ülkede çözüm üretilmesi gereken tek sorun yine kürt sorunu mudur? bu ülkede kendine devrimci diyenlerin konuşması gereken tek sorun yine kürt sorunu mudur? ulusalcılar bile tekel işçilerinin eylemine kendisinden daha çok destek vermişlerdir. o beğenmediğimiz, solun yüz karası dediğimiz ve hatta sol olarak bile kabul etmediğimiz ulusalcılar hem de. sanırım kendisi, 2013 seçimlerinde adaylığını garanti altına almak adına tüm gücünü kürt sorununa harcıyor. ancak bilmelidir ki bir çok sınıf bilincine sahip devrimci, bir daha ona oy vermeyecek hatta sandığa bile gitmeyecektir.

sözlük yazarlarının hatırladığı en eski görüntü

soğuk bir kış günü, bir yerden bir başka yere doğru hareket eden küçük bir grup, önde mahşeri bir kalabalık, karmaşa, elinde telefon birine ulaşmaya çalışan bir kız,byerde yatan bir adam, altındaki deliğin hemen farkedildiği bir ayakkabı, telefonu elinden düşüren az önceki kız, olarak betimlenebilen görüntüdür. o günün öncesini hatırlayamıyorum. belleğimdeki en eski görüntü bu. sonrasını da hatırlamak istemiyorum. çünkü insanlığımdan utanıyorum. güpegündüz bir insan öldürüldü. sırf türk olmadığı için öldürüldü. öldürenin tek vasfıysa türk olmaktı. hâlâ olayın sorumluları dışarda. günah keçisi yaptıkları bir çocuk ve iki azmettirici hariç hepsi elini kolunu sallaya sallaya geziyor. ve hatta birçoğu üst düzey makamlarda bu ülkenin değerlerini tüketiyor. o babasına telefonla ulaşmaya çalışan ancak yerdeki ölü bedenine ulaşabilen kızı da yerde yatan adamın tabanı delik ayakkabısını da hiç ama hiç unutmayacak bu küçücük beynim.

polisin koruduğu eşini kadın kıyafetiyle öldürdü

analitik düşünme becerisi yüksek birinin gerçekleştirdiği insanlık dışı hareket. ama zaten, bugüne kadar polis hangi şiddet mağduru kadını koruyabilmiş ki? polisin uzmanlık alanı elindeki tek silah defter ve kitap olan öğrencileri döverek, onların hain(!) emellerinden yüce devleti korumaktır. bu da azımsanacak bir iş değil. bugün yaşadığımız demokrasiyi(!) ve huzuru(!)
onlara borçluyuz.

öte dünyada cayır cayır yanasın inşallah

yaşadığı dünyada yapılan haksızlıklara boyun eğip sesini çıkarmayan insanın bedduasıdır. ya tamam allah tüm adaleti dengeleyecek eğer anlatılanlar gerçekse, ama her şeyi allahın üzerine atmak haksızlık değil mi? bu bir korkaklığın dışavurumu mu yoksa? bir de, insan bunu söylerken biraz da olsa korkuyor ama, ya öte dünya diye bir yer yoksa? ya allahın çalışma sistemi farklıysa?

dersim

devletin tunç eli yakıp yıkmadan önce, içinde bugünkü resmi adı tunceli olan ilimizin de bulunduğu eyaletin ismi. tunceli halkı kentlerini hâlâ bu isimle tanımlar.

kadınların istekleri

çeşitlilik arz eden isteklerdir. ama bir kadının ilk isteği karşısındakinin homo sapiens sapiens olmasıdır. sanırım buralarda pek sık rastlanmıyor.

aşık olunan kızın kaşar çıkması

kaşar peyniri kadın zanneden erkek kişisinin üzüntü ifadesi. umarım aşk dışında başka bir faaliyeti olmamıştır kaşar peynirle. düşüncesi bile iğrenç.
© copyright 2005 - 2026