/636
Aşk bir boktur yemeyen yoktur.
"annesinden dayak yediği halde, yine anne diye ağlayan bir çocuktur aşk."

cemal süreya

- hmm; birileri fena halde aşk acısı çekiyor olmalı. (-) oy'unu anlıyorum kardeşim. sabırlar diliyorum.
erkek arkadaş grubuyla yürürken içlerinden biri seni dürtüp: " Olum şuna bak lan ilik gibi hatun " dediğinde "Allah sahibine bağışlasın" demektir.
gel deyince gelmeyendir aşk.
sözlük hayatımda 2. defa aşık olmak üzereyim, inanamıyorum.
Dalak gibidir;kostunmu siser,durdunmu diner ve adrenalin yoksa varligi aklina bile gelmez
en acı yalandır, aşk.
Iki turludur.

birincisinde birisine cok fazla anlam yuklersin. Yukledigin anlamlari bulamadiginda, ki genelde bulunmaz, sonucu husran olur.

ikincisinde birisinde cok fazla anlam bulursun. Hic bir yerde bulamadigin anlamlari.
peki bu durumda mutlu olur musun? sevgi mutlulugun garantisi degildir.
yanlış öğrendik sanırım temelden. hani klasik bir örnek vardır ya temeli bozuk bina yıkılır diye. onun için en baştan temeli sağlam atmak gerekirdi.

aşkı öğrenmeye leyla ile mecnun yerine başka mutlu bir aşk hikayesinden başlasak daha farklı olur muydu acaba diyorum. düşünsenize size dünyadaki en güzel olgudur diye öğretilen aşk içine hep acılar gizlenmiş halde. mecnun kavuştu ve öldü veya kerem. hatta aşkı en güzel cümlelerle anlatan shakespeare'in romeo ve juliet'i kimi yerde yarımdı. böyle mi olmalıydı peki?

ilk gözümü açtığımda aşkta. yanlış giden bir şeyler vardı. aşk dediğin şey din, dil, ırk seçecek kadar faşizan bir olguydu. küçük bir nüanstan kaybedişimle başlamıştı her şey işte o zaman. o gün bitti denildiğinde ağzımı açıp tek kelime edemeyişim vardı ya aslında. neden dememiştim ama nedeni belliydi. o alevi ben ise sünniydim, olamazdı gidemezdik bir yere. her horoz kendi çöplüğünde öter aşkta bile vardı belli ki. ergen beynimle demiştim önce aşk yok sanırım diye, kendi yolumda gitmiştim ufak detaylar hariç.

ertesinde ise tam olarak başka bir trajediye dönüşüyordu olay. bu kez seven o, aşkı unutup sevmeye cesaret edemeyen ben. çabaladım, çabaladıkça battım ve acı bir yük gibi omzumda kalan yükle bileti kesip daldım yine kendime. hiç acıtmamıştı, yakmamıştı bu kez. bir vicdan muhasebesiydi her şey. olmuyordu, olmuyorsa zorlamanın alemi yoktu.

son trajediye geliyordum bu kez. bir bayram sabahıydı uyandığımda. her şeyin tam bir bayram olacağını bilmiyordum. akşama doğru bayramı bayram yapmalıyım diye geçip ben seni seviyorum diye söylenmiştim bu kez o'na. karşılığı olduğunun farkındaydım. sadece o sihirli kelimenin ne zaman çıkacağı kalmıştı geriye. bir bayram gününeymiş kısmet. işte o gün bu kez son diyebilmiştim kendime. yeniden seviyordum aşık değildim belki ama kim demişti olamayız diye. uzaktık, yakın olduğumuz gün sayısı azdı belki, ama hep yanımda hissettiğim bir olguydu bu kez. umutluydum, bu konuda da gülümsüyordum ya artık ne demeliydi ki bana. ayaklarım yerden kesilmişti ilk kez.

ilk dokunuşumda yanmıştı canım. ilk öpücükte sabaha kadar gözüm açık seyrettiğim tavanlar vardı. uzun uzun bakmıştım, elimi uzattığımda sarılacak mesafedeydim. ilk kez doyamıyordum bir şeylere. ilk kez hiç bitmesin diyordum veya, olmasın ki sabah daha çok sarılayım, öpeyim doya bildiğim kadar doyayım. biliyordum çünkü yarın yolculuk vaktiydi uzun bir zaman ve mesafe olacakti aramızda. işte o ilk öptüğüm gece, uzun uzun seyrettiğim gözleri, ilk kez dokunduğum o, ilk kez saçlarını doya doya kokladığım gece. karnım ağrıyordu sanki, uyku tutmuyordu gözüm. karnımda garip bir sancıyla sabahı ediyordum tavanı seyrederek.

sanırım bu sondu diyordum o zamanlar. son olabilmeliydi çünkü. sonrasında bir bayram sabahı başlayan bayramım, en güzel gecemim ilk saatlerinde unutulmaz kılacağını kim bilirdi ki. son olmayacaktı yine veya son işte anasını satayım. yok o günden sonra dönüp seni seviyorum demeye cesaretim yok artık kimseye. ne zaman bitecek ki bu son artık? neyse la dönüyorum tekrar.

aşk işte yanlışı temelde kapmışız. hikayeler yanlış düzen üzerine kurulmuş zaten. o gece sondu sanırım. son olduğunu düşündüğümden aklım pespaye bir haldeydi. ne yaptığımı ne ettiğimi bilmez bir halde. saçmaladım, hırçınlaştım ve sonuna kadar getirdim kendimi.

ama aşk acı olmayacak kadar güzel değil miydi? ya da acıda olsa o güzel anıları hatırladığımda buruk da olsa bir mutluluk kaplıyor ya insanın içini acaba bu aşkın mantığı bu mu diyorum şimdi. aşk yaşanacak en kıymetli duygulardan sonunu acı bir şekilde yazsan da. hem yitip giderken öğreniyorsun çoğu şeyi. bir daha ne giden gittiği gibi kalıyor ne kalan eskisi gibi kalabiliyor. değişiyor her şey bir kez daha.

alakasız dip not: bazen sadece öpmek veya birlikte olmak (veya sevişmek, yiyişmek artık ne şekilde kabul ediyorsanız siz) değildir sadece onu öpmüş olmak ve onunla olmaktır.

dilerim hepiniz o'nu bulursunuz.
önceleri midenizde kelebek uçurur sonra ise o kelebekleri götünüze sokmayı becerir.
Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır, ya canın acıya acıya adım atacaksın ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. her iki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak!

alıntı.
Aşk bir havai fişek gibidir. Önce parlar (mutlu ve kör eder ) sonra söndüğü zamanda insanı ( karanlıklar ve mutsuzluklar içinde bırakır...)
eski bir koray candemir şarkısı. aşkı ne de güzel özetlemiş.

http://www.youtube.com/watch?v=t-EolkqFmM0
boktan birşey arkadaş. ne zaman nasıl gelecegi belli olmuyo; hayatınızın içine ediyo. yasadıgınız kac ask mutlu bitiyo ki?
hayatı pic eden bi realite.
lahmacunun ta kendisidir. *
Yet again
I'm missing you
King size bed
(in a) hotel someplace
I hear your name
I see your face
I see your face

http://www.youtube.com/watch?v=4fsbIbAt_mo
Hz. aişe buyurdular ki;
"O'nunla baş başa yemek yerken, efendimiz kendi eliyle ağzıma lokma tutardı. Ben bardağın neresinden su içersem O da oradan içerdi."

Sevgi ne boğazda, ne mum ışığında yemek yemek. Ne de pahalı bir pırlanta demek.
Sevgi; bir bardağın kenarında ayni noktada iki dudak izi.
Bir lokmada iki mutlu insan demek.
aşk bir cennet meyvesidir,
cehennemini görmeyesin.

maşuk kalbi göz olur,
dalıp gitmeyesin.

aklın firar eder,
beden titretesi.

ey ahmak aşk için,
ölüp gitmeyesin.

tefekkürle aşk için,
yoğrul ki bitmeyesin

Allah aşkı olmadan ,
ölüp gitmeyesin...
Hiç bi şeyi -bilememe durumu.
Anlatmakla olmaz yaşanması lazım . yalnız tek bir kere , Fazlası aşk olmuyor .
https://www.youtube.com/watch?v=EoRUmy6UIrs

böyle anlayınca yatıştıran mefhum.
güven problemim yüzünden başıma gelmeyen,gelmesini istemediğim şeydir.
Birine gercekten asik olduktan ve ondan ayrildiktan sonra, asla baskasina baglanamayacagini, yalniz olecegini dusunduren aptal his.
yaşamadan öğrenilmez. . bi insandan hem nefret edip hem o insanı sevmektir. ben hep dalga geçerdim öyle şey mi olur diye, yazılarını süslemek için saçmalıyorlar derdim. öyle değilmiş. can yücel kafasıdır.ben hep dalga geçerdim. kıçımla gülerdim o tribe girenlere. giriliyormuş. kusmak istemektir aşk. kusabiliyorsan biraz yırttın, kusamıyorsan hep içinde kalır. ben hep dalga geçerdim, aşık olunca kusulur mu lan, üşütmüşsündür olum ehuehu derdim, üşütmeye gerek yokmuş. ağlamak istemektir. hüngür hüngür. bunla da dalga geçerdim, ağlamak istenir mi lan, ağlayacaksan ağlarsın olm derdim. ağlanamıyormuş. sevgilisi var mıymış diye soramamaktır. hep dalga geçerdim sor işte lan varsa ayırırız döveriz filan keh keh keh diye sorulamıyormuş.

iğrenç bir duygudur aşk.
© copyright 2005 - 2026