bugün
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri37
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- terhis oluyorum sözlük19
- kız kankanın ehonomi çoh eyi demesi7
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir9
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi10
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı6
- akıllı telefon kullanan erkek7
- victor osimhen9
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi12
- kale 3112'nin profil resmindeki kişi4
- kombiler açıldı mı arkadaşlar2
- hesabını gizliye alan yazar5
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından2
- ünlüler bim a101 şok'a gidiyor mu sorunsalı7
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi2
- trafikte korna çalmanın işlevi4
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım9
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- deniz altında nasıl nefes alınır5
- harman olmak2
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- fatma betülüm yapmaz13
- karnımdaki bebeğin babası kim bilmiyorum2
- eşcinsel olduğunu belli etme yolları2
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi10
- şu anda dinlenen şarkı3
- sevgilim başkasıyla birlikte olmamdan hoşlanıyor2
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı4
- 1 2 saat önce kaza yapmış olmam5
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- seri katilin özellikleri4
- fatma betül sayan kaya27
- almanyaya işçi yazılmak5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- arif sefa özdemir4
- sözlük yazarlarının olası meslekleri6
- kokoreç2
- kalorifer borusundan gelen takirtilar2
- orhan gencebay'ın hayatının film olması2
- münafık9
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- ab'nin stratejik uyum talebi ve türkiye2
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz8
- balık hazır herkese afiyet olsun5
- bir şeyler söyle7
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- kaç gammaz var9
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum6
- trafik kurallarına uymayan trafik polisi2
biyopsikososyal varlıkların yaşayabileceği, beynin bir kısmının körelmesine sebep olan, nedeni bilinmeyen, yoğun duygusal durum. ayrıca, aşkın gözü kördür, deyimi bu durumu desteklemektedir.
bi insan kaç kere aşık olabilir sorusunu sordurur bazen insana.
insan dogasının parcası olan duygu.
korkulası şey *
sevgi...
Yalandır arkadaşım sizi kandırıyorlar,siz siz olun böyle ütopik şeylere -hele ki günümüzde- inanmalıyın, en azından çok inanıp bel bağlamayın. Aşk dediğimiz şey şairlerin,düşünürlerin,ağlayanların,sızlananların,düşenlerin,kalkanların günah keçisi olarak ortaya çıkmış bir kavramdır.O yüzden boşverin. Hadi ben yanılıyorum aşk denilen olgu var diyelim, o zamanda sizi bulmaz zaten, siz kötü insanlarsınız, sizi bulmaz, yine boşverin.
evlilik, çocuk, beraber yaşama söz konusuysa sadece tek başına yeterli olmayandır.
herkesin yaşamasını istediğim bir olay. Müthiş bir duygu kısaca anlatılmaz yaşanır...
"Kulum beni kesir zikreder zatıma aşık olur. Öyle hal olur ki ben de kuluma aşık olurum." Hz.Allah
Tasavvuf aşk yolu, gönül yoludur. ALLAH insana âşık olur. Sonra kul ALLAHa âşık olur.
(pir-i galibi)
(pir-i galibi)
Dizlerini titretecek kişiyi bulunca yaşadığın histir.
sarıldığında anne kokusunu alıyorsan o kızda o aşktır.
gerçek bir aşk ütopya gibidir gerçek olamayacak kadar mükemmel.
Aşk bir boktur yemeyen yoktur.
"annesinden dayak yediği halde, yine anne diye ağlayan bir çocuktur aşk."
cemal süreya
- hmm; birileri fena halde aşk acısı çekiyor olmalı. (-) oy'unu anlıyorum kardeşim. sabırlar diliyorum.
cemal süreya
- hmm; birileri fena halde aşk acısı çekiyor olmalı. (-) oy'unu anlıyorum kardeşim. sabırlar diliyorum.
erkek arkadaş grubuyla yürürken içlerinden biri seni dürtüp: " Olum şuna bak lan ilik gibi hatun " dediğinde "Allah sahibine bağışlasın" demektir.
gel deyince gelmeyendir aşk.
sözlük hayatımda 2. defa aşık olmak üzereyim, inanamıyorum.
Dalak gibidir;kostunmu siser,durdunmu diner ve adrenalin yoksa varligi aklina bile gelmez
en acı yalandır, aşk.
Iki turludur.
birincisinde birisine cok fazla anlam yuklersin. Yukledigin anlamlari bulamadiginda, ki genelde bulunmaz, sonucu husran olur.
ikincisinde birisinde cok fazla anlam bulursun. Hic bir yerde bulamadigin anlamlari.
peki bu durumda mutlu olur musun? sevgi mutlulugun garantisi degildir.
birincisinde birisine cok fazla anlam yuklersin. Yukledigin anlamlari bulamadiginda, ki genelde bulunmaz, sonucu husran olur.
ikincisinde birisinde cok fazla anlam bulursun. Hic bir yerde bulamadigin anlamlari.
peki bu durumda mutlu olur musun? sevgi mutlulugun garantisi degildir.
yanlış öğrendik sanırım temelden. hani klasik bir örnek vardır ya temeli bozuk bina yıkılır diye. onun için en baştan temeli sağlam atmak gerekirdi.
aşkı öğrenmeye leyla ile mecnun yerine başka mutlu bir aşk hikayesinden başlasak daha farklı olur muydu acaba diyorum. düşünsenize size dünyadaki en güzel olgudur diye öğretilen aşk içine hep acılar gizlenmiş halde. mecnun kavuştu ve öldü veya kerem. hatta aşkı en güzel cümlelerle anlatan shakespeare'in romeo ve juliet'i kimi yerde yarımdı. böyle mi olmalıydı peki?
ilk gözümü açtığımda aşkta. yanlış giden bir şeyler vardı. aşk dediğin şey din, dil, ırk seçecek kadar faşizan bir olguydu. küçük bir nüanstan kaybedişimle başlamıştı her şey işte o zaman. o gün bitti denildiğinde ağzımı açıp tek kelime edemeyişim vardı ya aslında. neden dememiştim ama nedeni belliydi. o alevi ben ise sünniydim, olamazdı gidemezdik bir yere. her horoz kendi çöplüğünde öter aşkta bile vardı belli ki. ergen beynimle demiştim önce aşk yok sanırım diye, kendi yolumda gitmiştim ufak detaylar hariç.
ertesinde ise tam olarak başka bir trajediye dönüşüyordu olay. bu kez seven o, aşkı unutup sevmeye cesaret edemeyen ben. çabaladım, çabaladıkça battım ve acı bir yük gibi omzumda kalan yükle bileti kesip daldım yine kendime. hiç acıtmamıştı, yakmamıştı bu kez. bir vicdan muhasebesiydi her şey. olmuyordu, olmuyorsa zorlamanın alemi yoktu.
son trajediye geliyordum bu kez. bir bayram sabahıydı uyandığımda. her şeyin tam bir bayram olacağını bilmiyordum. akşama doğru bayramı bayram yapmalıyım diye geçip ben seni seviyorum diye söylenmiştim bu kez o'na. karşılığı olduğunun farkındaydım. sadece o sihirli kelimenin ne zaman çıkacağı kalmıştı geriye. bir bayram gününeymiş kısmet. işte o gün bu kez son diyebilmiştim kendime. yeniden seviyordum aşık değildim belki ama kim demişti olamayız diye. uzaktık, yakın olduğumuz gün sayısı azdı belki, ama hep yanımda hissettiğim bir olguydu bu kez. umutluydum, bu konuda da gülümsüyordum ya artık ne demeliydi ki bana. ayaklarım yerden kesilmişti ilk kez.
ilk dokunuşumda yanmıştı canım. ilk öpücükte sabaha kadar gözüm açık seyrettiğim tavanlar vardı. uzun uzun bakmıştım, elimi uzattığımda sarılacak mesafedeydim. ilk kez doyamıyordum bir şeylere. ilk kez hiç bitmesin diyordum veya, olmasın ki sabah daha çok sarılayım, öpeyim doya bildiğim kadar doyayım. biliyordum çünkü yarın yolculuk vaktiydi uzun bir zaman ve mesafe olacakti aramızda. işte o ilk öptüğüm gece, uzun uzun seyrettiğim gözleri, ilk kez dokunduğum o, ilk kez saçlarını doya doya kokladığım gece. karnım ağrıyordu sanki, uyku tutmuyordu gözüm. karnımda garip bir sancıyla sabahı ediyordum tavanı seyrederek.
sanırım bu sondu diyordum o zamanlar. son olabilmeliydi çünkü. sonrasında bir bayram sabahı başlayan bayramım, en güzel gecemim ilk saatlerinde unutulmaz kılacağını kim bilirdi ki. son olmayacaktı yine veya son işte anasını satayım. yok o günden sonra dönüp seni seviyorum demeye cesaretim yok artık kimseye. ne zaman bitecek ki bu son artık? neyse la dönüyorum tekrar.
aşk işte yanlışı temelde kapmışız. hikayeler yanlış düzen üzerine kurulmuş zaten. o gece sondu sanırım. son olduğunu düşündüğümden aklım pespaye bir haldeydi. ne yaptığımı ne ettiğimi bilmez bir halde. saçmaladım, hırçınlaştım ve sonuna kadar getirdim kendimi.
ama aşk acı olmayacak kadar güzel değil miydi? ya da acıda olsa o güzel anıları hatırladığımda buruk da olsa bir mutluluk kaplıyor ya insanın içini acaba bu aşkın mantığı bu mu diyorum şimdi. aşk yaşanacak en kıymetli duygulardan sonunu acı bir şekilde yazsan da. hem yitip giderken öğreniyorsun çoğu şeyi. bir daha ne giden gittiği gibi kalıyor ne kalan eskisi gibi kalabiliyor. değişiyor her şey bir kez daha.
alakasız dip not: bazen sadece öpmek veya birlikte olmak (veya sevişmek, yiyişmek artık ne şekilde kabul ediyorsanız siz) değildir sadece onu öpmüş olmak ve onunla olmaktır.
dilerim hepiniz o'nu bulursunuz.
aşkı öğrenmeye leyla ile mecnun yerine başka mutlu bir aşk hikayesinden başlasak daha farklı olur muydu acaba diyorum. düşünsenize size dünyadaki en güzel olgudur diye öğretilen aşk içine hep acılar gizlenmiş halde. mecnun kavuştu ve öldü veya kerem. hatta aşkı en güzel cümlelerle anlatan shakespeare'in romeo ve juliet'i kimi yerde yarımdı. böyle mi olmalıydı peki?
ilk gözümü açtığımda aşkta. yanlış giden bir şeyler vardı. aşk dediğin şey din, dil, ırk seçecek kadar faşizan bir olguydu. küçük bir nüanstan kaybedişimle başlamıştı her şey işte o zaman. o gün bitti denildiğinde ağzımı açıp tek kelime edemeyişim vardı ya aslında. neden dememiştim ama nedeni belliydi. o alevi ben ise sünniydim, olamazdı gidemezdik bir yere. her horoz kendi çöplüğünde öter aşkta bile vardı belli ki. ergen beynimle demiştim önce aşk yok sanırım diye, kendi yolumda gitmiştim ufak detaylar hariç.
ertesinde ise tam olarak başka bir trajediye dönüşüyordu olay. bu kez seven o, aşkı unutup sevmeye cesaret edemeyen ben. çabaladım, çabaladıkça battım ve acı bir yük gibi omzumda kalan yükle bileti kesip daldım yine kendime. hiç acıtmamıştı, yakmamıştı bu kez. bir vicdan muhasebesiydi her şey. olmuyordu, olmuyorsa zorlamanın alemi yoktu.
son trajediye geliyordum bu kez. bir bayram sabahıydı uyandığımda. her şeyin tam bir bayram olacağını bilmiyordum. akşama doğru bayramı bayram yapmalıyım diye geçip ben seni seviyorum diye söylenmiştim bu kez o'na. karşılığı olduğunun farkındaydım. sadece o sihirli kelimenin ne zaman çıkacağı kalmıştı geriye. bir bayram gününeymiş kısmet. işte o gün bu kez son diyebilmiştim kendime. yeniden seviyordum aşık değildim belki ama kim demişti olamayız diye. uzaktık, yakın olduğumuz gün sayısı azdı belki, ama hep yanımda hissettiğim bir olguydu bu kez. umutluydum, bu konuda da gülümsüyordum ya artık ne demeliydi ki bana. ayaklarım yerden kesilmişti ilk kez.
ilk dokunuşumda yanmıştı canım. ilk öpücükte sabaha kadar gözüm açık seyrettiğim tavanlar vardı. uzun uzun bakmıştım, elimi uzattığımda sarılacak mesafedeydim. ilk kez doyamıyordum bir şeylere. ilk kez hiç bitmesin diyordum veya, olmasın ki sabah daha çok sarılayım, öpeyim doya bildiğim kadar doyayım. biliyordum çünkü yarın yolculuk vaktiydi uzun bir zaman ve mesafe olacakti aramızda. işte o ilk öptüğüm gece, uzun uzun seyrettiğim gözleri, ilk kez dokunduğum o, ilk kez saçlarını doya doya kokladığım gece. karnım ağrıyordu sanki, uyku tutmuyordu gözüm. karnımda garip bir sancıyla sabahı ediyordum tavanı seyrederek.
sanırım bu sondu diyordum o zamanlar. son olabilmeliydi çünkü. sonrasında bir bayram sabahı başlayan bayramım, en güzel gecemim ilk saatlerinde unutulmaz kılacağını kim bilirdi ki. son olmayacaktı yine veya son işte anasını satayım. yok o günden sonra dönüp seni seviyorum demeye cesaretim yok artık kimseye. ne zaman bitecek ki bu son artık? neyse la dönüyorum tekrar.
aşk işte yanlışı temelde kapmışız. hikayeler yanlış düzen üzerine kurulmuş zaten. o gece sondu sanırım. son olduğunu düşündüğümden aklım pespaye bir haldeydi. ne yaptığımı ne ettiğimi bilmez bir halde. saçmaladım, hırçınlaştım ve sonuna kadar getirdim kendimi.
ama aşk acı olmayacak kadar güzel değil miydi? ya da acıda olsa o güzel anıları hatırladığımda buruk da olsa bir mutluluk kaplıyor ya insanın içini acaba bu aşkın mantığı bu mu diyorum şimdi. aşk yaşanacak en kıymetli duygulardan sonunu acı bir şekilde yazsan da. hem yitip giderken öğreniyorsun çoğu şeyi. bir daha ne giden gittiği gibi kalıyor ne kalan eskisi gibi kalabiliyor. değişiyor her şey bir kez daha.
alakasız dip not: bazen sadece öpmek veya birlikte olmak (veya sevişmek, yiyişmek artık ne şekilde kabul ediyorsanız siz) değildir sadece onu öpmüş olmak ve onunla olmaktır.
dilerim hepiniz o'nu bulursunuz.
önceleri midenizde kelebek uçurur sonra ise o kelebekleri götünüze sokmayı becerir.
Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır, ya canın acıya acıya adım atacaksın ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. her iki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak!
alıntı.
alıntı.
Aşk bir havai fişek gibidir. Önce parlar (mutlu ve kör eder ) sonra söndüğü zamanda insanı ( karanlıklar ve mutsuzluklar içinde bırakır...)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com