/636
Mumun ateşine atabilmektir kendini aşk.

(bkz: askname)
aşk bazen pervane misali ateşe atlamaktır.
şu aralar özlemini çektiğim duygu. aşık olsam da her günüm bahar gibi geçse karnımda kelebekler uçsa ya..
olası bir şeydir. bir kızı sevip ondan ayrılınca gidip küçüklerine ''bağanlmayın sakın'' diye öğütler verdirten duygudur.
iyice tanımak gerekir. hep yüzeysel hep dış görünüş.
"tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak. evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu farkedeceksin. sokağa fırlayacaksın. sokaklar da dar gelecek. tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi. ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü. kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin. birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan. "önemli olan sağlık." "yaşamak güzel." "boş ver, her şey unutulur."sen hiçbirini duymayacaksın. göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin. ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin.

hep ondan bahsetmek isteyeceksin. "ölüme çare bulundu" ya da "yarın kıyamet kopacakmış" deselerbaşını kaldırıp ne dedin?" diye sormayacaksın. yalnız kalmak isteyeceksin. hem de kalabalıkların arasında kaybolmak. ikisi de yetmeyecek.

geçmişi düşüneceksin. neredeyse dakika dakika. ama kötüleri atlayarak. onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin. gittiğin yerlere gitmek. bu sana hiç iyi gelmeyecek. ama bile bile yapacaksın. biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın. aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin. hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin. aksini iddia edenlerden nefret edeceksin. herkesi ona benzetip kimseyi onun yerine koyamayacaksın. hiçbir şey oyalamayacak seni. ilaçlara sığınacaksın... birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren.
bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek. boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin. uyumak zor, uyanmak kolay olacak. sabahı iple çekeceksin. bazen de "hiç güneş doğmasa" diyeceksin. ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler. ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.nafile... düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek. rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin. her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin... telefonun çalmasını bekleyeceksin... aramayacağını bile bile...her çaldığında yüreğin ağzına gelecek. ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla. yüreğin burkulacak,canın yanacak. bir daha sevmemeye yemin edeceksin. hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden. onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...

defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin. yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin. onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek. ama bir umut...onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...bu umut seni gitmekten alıkoyacak. gel gitler içinde yaşayacaksın. buna yaşamak denirse...

razı mısın bütün bunlara? hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye? o halde aşık olabilirsin ..."

charles bukowski
aşk bugün vardır yarınsa yoktur.
http://www.youtube.com/wa...2hg&feature=endscreen
yıllardır eskimeyen tartışmaların başını çeken, ergenlerin baş felsefe konusu.
meşk, sevmek, sevilmek, adamışlık ve sevişmek.
daha önemli olanın sevgilinin değil, duygunun kendisi olduğunu hatırlatan hissediş. sevgili sevmeye bilir. aşk sever. siz sevdikçe o daha çok sever sizi.gitmez sizden. aşk ile bütünleşip deli olursunuz.
kavuşulmayasıcadır.
"iki tebessüm bir aşk ediyor da
binlerce gözyaşı bir gideni döndürmüyor...
galiba insan bu yüzden hep aynı gözleri anımsıyor..."
Aklıma aşk denince önce elif şafak'ın şu malum kitabı geliyor ki sevmem kendisini.

daha sonra şu saçma sapan aşktan bahseden türkçe pop şarkıları geliyor ki illaki bir yerde dinlemek zorunda kalmış daha doğrusu katlanmak zorunda kalmış ve nefret ettiğim şarkılardır ki bu da ben de iyi çağrışım yapmıyor.

beyin biraz ısınınca önceki yaşanmışlıklar geliyor ki bunlar da pek iyi bir şey değil.

tüm bu çağrışımlardan sonra tanım: kötü bir şey.
sevgilisiyle kaçacağını anladığın karının, ayakkabılarının içine -parasızlık çekmesin diye- para koymaktır.
aslında yenilmeye tahammül edemediğiniz tavlada, sürekli o'nun gözlerini, yüzünü, ellerini izlerken, o'nu dinlerken avare avare oynayıp 6-0 yenilmenin en keyifli oyununuz olduğunu görmek.
bir şeyi isteyip elde edemeyince hissedilen duygu. o şeyi elde edince aşk biter.
seni , yüreğimin alevinde ısıtsam
çözülür taşların ağaçların dili
geceler boyu bütün yaratıklar
seni söylemeli....
k.aydın erdem.

galba aşk böyle birşey....
aşk; dünyada cennete gittiğini sanıp cehenneme yürümek gibi bir şeydir.
yüz yıllardır kendisi hakkında bir şey yazılan ama anlaşılamayan tek şeydir.
tanımı yapılamaz durumdur. ama illa yapıcam diyen varsa da böyle bir şey ortaya çıkar.
!^yç?+%y5:ğxt+^4t.^ty.35yx1ğ=!^+.13240.13x40ğ:^!+ cğ0ç^%!yğ0^%y.o.y0y)’:^!+ cğ0ç^%!yğ0^%y.o.y0y’^+?%!^ğ=.
en son tanidigimin pismanligini yasadigim duygudur. harbi derinmis yahu.
okul çantasında unutulan tost.
"aşk"'a uçarsan kanatların yanar. (sadi şirazi)
"aşk"'a uçmazsan kanat neye yarar? (mevlana)
"aşk"'a varınca kanadı kim arar? (yunus emre)
size uzun bir yolda şarkı söylemesidir.
© copyright 2005 - 2026